YUKARI KARABAĞ DA “DEMOKRATİK ÖZERKLİK”TEN BAŞLAMIŞTI...


YUKARI KARABAĞ DA “DEMOKRATİK ÖZERKLİK”TEN BAŞLAMIŞTI...

Yazan  30 Ağustos 2010
Türkiye gündeminde yer alan “demokratik özerklik” tartışılırken, bunun örneklerine dikkat edilmektedir. BDP yetkilileri konuşmalarında İspanya’da Katalonya modeline sıkça atıfta bulunmaktadırlar.

1978 yılında İspanya Anayasasının kabulü ile özerkliğe kavuşan Katalonya bugün daha radikal talepler ileri sürmektedir. Katalonya'nın ekonomik açıdan İspanya'nın en gelişmiş bölgesi olmasına rağmen, Katalan milliyetçiler daha fazlasını iddia etmektedirler. Onlar bağımsızlık yolunda daha çok mesafe kat edecekleri görüşündedirler. Katalan parlamentosunun özerklik sözleşmesi üzerindeki bazı radikal değişiklikleri, Madrid parlamentosu yumuşatsa da, bölgenin yürütme organlarına tam yetki vermiş, Katalonya'nın "millet" statüsünü kabul etmiştir. Ancak milliyetçi Katalanların talepleri sınır tanımamaktadır.

 

Yukarı Karabağ'ın Ermeni ayrımcıları da öncesinde yola "demokratik özerklik" adı ile çıkmışlardır.

 

Rusya, İran'da yaşayan Ermenilerin bir kısmını yaklaşık 200 yıl önce, Yukarı Karabağ hanlığına getirerek, "parçala ve yönet" politikasını başlatmıştır. Ermeniler, Karabağ'da bir süre Azerbaycan Türkleri ile omuz omuza yaşadıktan sonra gizli tuttukları hedeflerini gerçekleştirmeğe başlamışlardır. Türklerin eskiden yaşadığı köy olan Hankendi'yi ayrımcı yuvasına dönüştüren milliyetçi Ermeniler, köyleri yakmış, insanları öldürmüşlerdir. 1918 yılında Azerbaycan'a ayak basan Türk Kafkas İslam Ordusu Karabağ'daki katliamlara son vermiştir. Daha sonra Azerbaycan, Rus Bolşevik ordusu tarafından işgal edilmiştir.

 

7 Haziran 1923 yılında Yukarı Karabağ'a muhtariyet (otonomi) verilmiştir. Aynı yılın Eylül ayında Hankendi'nin ismi, Bakü'de Bolşevik-Taşnaklara liderlik yapmış Stepan Şaumyan'ın adı göz önüne alınarak Stepanakert şeklinde değiştirilmiştir. 1989 yılında Yukarı Karabağ'da 139 bini (73.5 oranı) Ermeni, 48 bini (25.3 oranı) Türk olmak üzere 189 bin kişi yaşamıştır.

 

Sovyetler Birliği'nin 1936 ve 1977 Anayasalarına göre Yukarı Karabağ'ın statüsü Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti terkibinde belirlenmiştir. Bu statü Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Ali Şurasının (Meclisinin) 1981 yılında kabul ettiği "Yukarı Karabağ Muhtar Vilayeti" kanunu ile belirlenmiştir. Bu kanuna göre, Yukarı Karabağ geniş hukuklara sahip olmuştur. Yukarı Karabağ'ın kendi Parlamentosu ve hükümeti faaliyet göstermiştir. Yukarı Karabağ'ın statüsü gereği bölge Parlamentosunun 5 milletvekili Sovyetler Birliği Parlamentosunda, 12 milletvekili ise Azerbaycan Ali Şurasında temsil olunmuştur.

 

Yukarı Karabağ'ın idarelerinde, mahkemelerinde Ermeni dili serbestçe kullanılmıştır. Yukarı Karabağ Ermeni kent ve köylerinde Ermenice eğitim verilmiş; yerel televizyon ve radyolar Ermenice yayın yapmışlardır.

 

Yukarı Karabağ'ın ekonomisi Azerbaycan'ın diğer bölgelerinin ekonomisinden daha fazla gelişmiştir. Örneğin 1980 yılların başında Azerbaycan'da kişi başına ev inşaatı 3.64 kvadrat metre iken, Yukarı Karabağ'da bu rakam 4.76 olmuştur. Yukarı Karabağ'da 10 bin kişi için hastahanede yatak sayısı, Azerbaycan'la mukayesede 15 oranda yüksek idi. Yukarı Karabağın sanayisi, tarım sektorü, sosyal durumu da Azerbaycan'ın tüm bölgelerinden ileridedir.

 

Böylece, Azerbaycan Yukarı Karabağ Ermenilerinin tüm ihtiyaçlarını karşılamıştır. Geniş imkanlara sahip olan Yukarı Karabağ'ın ekonomisi gelişmeye başlamıştır, kendilerini istedikleri gibi idare edebilmişlerdir. Ayrıca, bölge Ermenileri serbestçe Ermenistan'a gitmiş, komşu ülke ile sıkı irtibat kurabilmişlerdir.

 

Şimdi bunları hatırlamakta amacımız, Ermenilerin Yukarı Karabağ'da iyi şartlar altında yaşamalarına rağmen, bölge milliyetçilerinin fitili daima ellerinde tuttuklarını, göstermektir. Ermenistan'dan desteklenen bölge milliyetçileri Sovyet yıllarında bile gizli faaliyetlerine ara vermemişlerdir. Sovyetler Birliği'nin lideri Mihail Gorbaçov'un "perestroyka" siyasetine başlamasıyla Yukarı Karabağ Ermenileri de eylemlerine başlamışlardır. Gösterilere mitinglerle başlayan Ermeni milliyetçileri daha sonra silahlanarak Türklere saldırmış ve savaş başlatılmıştır. 30 bin insan hayatını kaybetmiş, gerisi bilinmemektedir. "Yola" "demokratik özerklikle" başlayan milliyetçi Ermeniler bugün Yukarı Karabağ için "bağımsızlıktan" farklı çözüm görememektedirler.

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR