Kırgızistan’da Daavatçılar (Tebliğ Cemaati Mensupları) Hareketi

Giriş

Kırgızistan Cumhuriyeti’nin din alanında stratejisini belirleyecek yaklaşımı yoktur; devleti, toplumu ve din alanını çeşitli tarikat ve dışarıdan gelen ideolojik etkilerden korumak için net belirlenmiş yasal temeller de mevcut değildir.[1] Bu durum, radikal dini cemaatlere/hareketlere Kırgızistan’da faaliyetlerini kontrolsüz bir şekilde yürütmelerine imkan vermektedir. Kırgızistan, bağımsızlığını kazandığı son 22 yıl içinde dinî hareketlerin fidanlığı haline gelmiştir. Neticede, bu süre içinde Hizb-ut-Tahrir, Ekremîler, Selefîler gibi dinî grupların ülkede çeşitli yöntemlerle aşırı dinci görüşlerini ve ideolojilerini yayma çalışmaları ile karşılaşılmaktadır. Ancak sorun sadece radikal İslamcı grupların faaliyetleri de değildir. Kırgızistan aynı zamanda misyonerlik faaliyetlerinin de hedefinde olan bir ülkedir.

Kırgızistan’da dini gruplar, geleneksel İslamcı ve radikal İslamcı gruplar olarak ikiye ayrılmaktadır. Geleneksel İslamcı cemaatler, müftülük ve din işleri idaresine bağlı, kayıtlara geçmiş kurumlar ve camilerdir. Din İşleri Devlet Komitesi müdürü Abdilatif Cumabaev “Günümüzde Kırgızistan’da 67 kayıtlı dinî kurum vardır. Kayıtlara geçmemiş cemaatlere Tebliğ Cemaati, Süleymancılar, Selefîler, Nurcular, Ekremîler, Müslüman Kardeşler girer” bilgisini vermiştir.[2] Kırgızistan Cumhuriyeti Güney Bölgesi Din İşleri Komitesi Başkanı Kurbanalı Uzakov’un paylaştığı bilgiye göre (19.12.2011) Kırgızistan’ın güneyinde Pakistan ve İran menşeli 14 dinî kurum yasadışı olarak faaliyet yürütmektedir. Uzakov, durumun önemini “Batken ili Kadamcay ilçesine bağlı Üç Korgon köyünde bir kadın açıkça Hizb-ut-Tahrir’i propaganda ediyordu. Aynı olay Kara Suu şehrinde oldu. Bu kurumlar iyi finanse edilirler. Az gelirli aileler ve işsiz gençler en hassas kesidir.Son yıllarda ülkede din ve mezhep değiştiren gençlerin sayısı 20 bini geçti.Mesela, Oş, Kızıl-Kıya, Calalabad’da çok sayıda Kırgız Hıristiyan olmuş ve baptist olarak kaydedilmiştir. Dinî ve mezhebî akımların misyonerlik ve tebliğ metotları her sene gelişmektedir. Eskiden bunlar, kağıt ve broşür ise günümüzde CD, flash card ve internet siteleridir”şeklinde vurgulamıştır.[3]

Kırgızistan Müslümanlar Kongresi başkanı Bakıt Nurdinov “[Ülkede] Din alanındaki tartışmalar cemaatlerden kaynaklanır. Her cemaatin müftülükte, Ulemâlar Meclisinde, camilerde temsilcileri var. Onlar, yüksek mevki sahiplerini aralarına çekmeye çalışırlar. Onlar, kendi aralarında temsilcilerinin yönettiği cami sayılarına göre rekabet ederler. Yerli geleneksel din anlayışıyla uyuşmayan akımları yasaklamak gerek. Eğer cemaatler kontrol altına alınmazsa din alanında kavgalar kaçınılmazdır”, demektedir.[4]

Bu yazının konusu yukarıda adı geçen cemaatlerden biri olan Tebliğ Cemaati’dir. Yazının amacı Tebliğ Cemaati hakkında temel tanıtıcı bilgi sunmaktır. Çalışmada yazılı kaynakların yanı sıra, bir Kırgız Tebliğ Cemaati mensubu ile söyleşiden bilgi aktarılmıştır.

Tebliğ Cemaati

Hindistan menşeli bir cemaat olan ve 1927’de İlyas Kandehlavi tarafından kurulan Tebliğ Cemaati’nin gayesi, İslam’ı“kapıdan kapıya” sloganıyla yaymak olan Tebliğ Cemaati, Kırgızistan’daki çalışmaları ile dikkat çekmektedir.Gezerek insanları İslam’a davet edenler, Kırgızistan’da daavatçı, dünyada ise “Tebliğ Cemaati”  olarak bilinmektedir. Tebliğ Cemaati’nin amacı “Kan dökmeden ikna cihadı”dır.

Orta Asya Amerikan Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. Mukaram Toktogulova ve Ruslan Rahimov’un, Kırgızistan’ın Issık Göl, Narın, Oş ve Calalabad illerinde daavatçıların faaliyetleriyle ilgili yaptıkları araştırmaya göre Kırgızistan’da ilk dâvatçılar 1990’ların başında ortaya çıkmıştır. Kırgızistan Müftülüğünün verdiği bilgiye göre 2012 Ocak-Temmuz arasında 600den fazla grup (6000den fazla kişi) 40 günlük daavata çıkmıştır.[5]

Tebliğ Cemaatinin bir üyesi çalışmaları ile ilgili olarak şu bilgileri vermektedir: “Dâvat, İslam’a dâvettir. Dâvat, İslam için malını, canını ve vaktini feda etmektir. Peygamberimizin s.a.v. hayatı, dâvattır. Kırgızistan’a Hindistan ve Pakistan’dan geldi. Biz maneviyata susadığımız zaman geldi, çünkü bizde dinî ilim alan yoktu, dinin esaslarını bilmiyorduk, anne-babalarımız öğretemezdi, çünkü kendileri bilmiyorlardı. Bu açıdan faydası çok.  Bizi yönlendiren kimse olmadığı bir dönemde Tebliğ Cemaati geldi. Amaçları, İslam’ı öğretmek. İnsanları bir araya getirdi, bilenler bilmeyenlere anlattı. Biz, İslam’ın esaslarını medresede değil, dâvatta öğrendik. Kırgızistan’da içki içenler, kumar oynayanlar çok, az da olsa onları doğru yola koyan varsa, bu da dâvatın faydasıdır.”

Daavatçı, cemaatin iç sistemi ile ilgili olarak ise şu tespitleri yapmaktadır: “Dâvatın temeli disiplindir. 20 şart ve 6 sıfatı vardır. 20 şart kendi içinde 4 şeyi azaltmak, 4 şeyden sakınmak, 4 şeye karışmamak gibi gruplara ayrılır. Mesela, 4 şeyi azaltmak: dâvattayken uykuyu, yemeği, dünyalık sözü,…*; 4 şeyden sakınmak: gıybet, başkasından bir şey istemek, …; 4 şeye karışmamak: konaklanan cami ve mescitlerin işlerine, ümmetin eksiklerine, siyasete, mezheplere. Sohbetlerin konusunu 6 sıfat -iman, namaz, oruç, zekat, zikir, ihlas- teşkil eder. Bunların dışına çıkılmaz. Özetle, temel kural herşeyi düzene göre yapmaktır.

Dâvata öncelikle İslam’ı öğrenmek için çıkıyoruz. Bir grubun içinde bilen olur, bilmeyenler olur. Dâvat öncesinde ve sonrasında uyulması gereken kurallar anlatılır. Bilenler, her gün tâlim (ders) verirler: sohbet esnasında din esaslarını anlatırlar, tecvid dersi verilir, sünnetler ve hadisler okutulur. Bilmeyene abdest, namaz öğretilir. Bilmeyen, bilene sorarak öğrenir. Bilen, sorulara âyet ve hadislerle cevap verir. Gittiğimiz camilerde kalıyoruz, orada uyuyup, orada yemek yiyoruz. Bir grup dâvatçının içinde bir-iki kişi hizmetçi olarak atanır. Onlar yemek yapar, sofra kurar, sofrayı toplar v.s.

Dâvat, her birey için eğitim kurumudur. İnsan, bu süreçte nefsini yenmeyi, hoşgörülü ve sabırlı olmayı öğrenir. Grup içinde bir âmir seçilir. Hadis var “Aranızda amir olmazsa, oraya şeytan âmir olur” diye. Amir, grup içinde görevleri paylaştırır ve grup üyeleri, disiplin gereği, her işte ondan izin alırlar. Amir, sembolik konumdur, çünkü her işi müşavere ederler (maşvara).

Sabah namazından yatsı namazına kadar her dakika boşa gitmez. Her gün sabah namazından sonra maşvara yapılır, hizmetçi, tâlimci belirlenir. 10.30-13.00 arası tâlim saatidir. Öğle namazından sonra hadisi okuyacak olan belirlenir (bir hadisi iki kere tekrarlamak). Öğle yemeği. Yemekten sonra muzakkara (tekrar). Muzakkara konuları yenilere din esaslarını (abdest nasıl alınır? Namaz nasıl kılınır? Hangi dualar okunur? v.s.) pekiştirmek amaçlı yapılır. İkindi namazı. Gaş (dolanma): sokakları kapı kapı dolaşarak evin erkek fertlerini camiye namaza davet etmek. Akşam namazından sonra dâvatçıdan biri camideki cemaate bayan (beyan) - Allah’ın tekliği ve gücü – kılar. Bu, dâvat süresince her gün tekrarlanır. 3 gün, 40 gün, 4 ay. “Dâvat, aslında bir süre değil, ömür boyu yapılması gereken ibadettir. Ama kim yapabilir ki?!”. 3 gün nereden çıktı? Vaktinin 1/10’ni tebliğe ayırmak, bir ayda 30 gün varsa, 1/10’i 3 güne tekabül eder. 3 gün İslam’ı öğrenmek ve öğretmek için. Kalan 27 gün diğer sorumluluklar (aile, iş, okul v.s.) için ayrılır. 40 gün ise kaba hesapla 365 günün 1/10’dur. 40 gün bir devredir. Mesela, cenin, 40 günde bir gelişim aşamasını tamamlar. 4 ay, insanın hayatında önemli bir dönüm devresidir. 4 ayda insan tamamen nefsini kırar. Nefs, insanı iyi yere götürmez”.

Tebliğ Cemaatinin mali kaynakları konusunda da bir çok iddia mevcuttur. Tebliğçiler bu konuda şu açıklamayı yapmaktadırlar:Dâvata herkes kendi parasıyla çıkar. Dâvata, genelde, Cuma namazından sonra çıkılır. Evvelki günlerde maşvara (müşavere)yapılır, dâvata çıkacak olanlar tespit edilir, dâvatın maksatı ve şartları anlatır. Eskiden dâvatı bir “kaçış” –borçlardan, aileden v.s.- olarak kullananlar olmuştur. Bu, halk arasında dâvat algısını zedelemiştir. Bunu önlemek için denetleme uygulanır. Mesela, dâvata çıkacak olan evli ise, eşinden “Ben…., eşim….’in 40 günlük dâvata çıkmasına karşı değilim” şeklinde yazılı izin getirmesi gerekir. Dâvata gidecek olan insandan eve ne kadar erzak, para bıraktığı, işinde sorumlulukları yerine getirip getirmediği sorulur. Eğer ev ihtiyaçlarının giderilmesinde eksiklik varsa, hazırlıkları tamamlayana kadar aday geri gönderilir.Cuma namazından sonra görevli, dâvata çıkacak olanları tecrübe ve maddî olanaklarına göre gruplara ayırır, gidecekleri yeri belirler. Görevli, daha önce dâvata çıkmış biridir. Kırgızistan’ın çeşitli bölgelerinden –Narın, Issık Göl, Çüy, Talas, Batken, Oş, Calalabad- “Bize Cemaat gönderin” talebinde bulunan yerler olur.

J: -Dâvat için yurtdışına çıkma hakkında bilgi verebilir misiniz?

B: -Ülke içinde dâvatta tecrübe kazananlar yurtdışına çıkabilir. Yol masrafı, vize işlemleri dâvatçının kendi sorumluluğundadır. Tebliğ Cemaati faaliyetlerine izin verilen ve verilmeyen ülkeler var. Mesela, eskiden Tacikistan ve Özbekistan’a ruhsat vardı, şimdi yok. Dâvat Fransa, İngiltere, Belçika, Hollanda, Hindistan, Bangladeş’te yeterli derecede etkindir. Türkiye’de birkaç yıldan beri dâvat yapılabilmektedir. Dâvat Rusya (özellikle Sibirya’da) ve Moğolistan’da resmî olarak yasaktır, fakat ülkedeki Müslümanlar arasında dâvat mevcuttur.

Hindistan’da New Delhi’de Nizameddin, Bangladeş’te Dakka’da Kakrayil, Pakistan’da Rayvant adında bir merkez var. Malasya’da da olduğunu söylerler. Oraya bütün dünyadan gönüllü olarak hizmet etmek için dâvatçılar gelir. Yatakhane, yeme-içme orada ücretsizdir. 2-3 gün çevreye uyum sağladıktan sonra yerli bir amirin önderliğinde ülkenin başka bölgelerine yollarlar. Bölgede camilere gidilir, cami görevlilerine haber verilir, hemen maşvara (müşavere) yapılır, grup içi görevler belirlenir, ikişer veya üçer gün kalarak yerli halka tebliğ yapılır.

J: -Dil sorunu?

B: -Yurtdışından gelen dâvatçılar grubuna bir tercüman tahsis edilir.

J: -Tebliğ Cemaatinde kıyafet, sakal bırakma konusunda standart var mı?

B: - İslam’da hiçbir konuda zorlama yoktur. Dâvatçı, mahremi örtmek şartıyla giyinme tarzında serbesttir; genelde gidilen bölgenin iklimine ve kullanım rahatlığına göre giyinir. Sakalı, isteyenler bırakır.

J: -Kadın dâvatçılar ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

B: -Kadın dâvatçılar, genelde, dâvatçı erkeklerin yakınları -annesi, eşi, ablası veya kız – kardeşi olur. Kadın ile erkek dâvatçılar bir bölgeye giderler. Kadınlar evde, erkekler camide kalır. Dâvat süresinde sadece bir şeye ihtiyaç olup olmadığını öğrenmek için kısa süreliğine görüşürler.

J: -Suriye’ye giden Kırgızistanlı gençler ile dâvatçılar arasında bağlantı var mı?

B: -Suriye’ye Kırgızistan’dan gidenler ile Tebliğ Cemaati mensupları arasında hiçbir bağlantı yoktur. Suriye’ye Selefî akımına girenleri cihad için ikna edip gönderiyorlar. Gideneler sayısı 14 veya 28 diye duydum. Onlar kalabalık grup toplamazlar, 5-6 kişilik küçük gruplarla gönderirler. Suriye’deki Selefiler “Biz zor durumdayız” dediklerinde bizimkiler “Bizden size yardım” diye adam gönderirler. Psikolojik hazırlık yapıp.

J: -Onların Suriye’ye gidiş maksatı nedir?

B: -Onlar ölüme gittiklerini bilirler. Selefiler arasında mücahid statüsüne yükselmek ve başkalarına örnek olmak için giderler.

J: -Suriye’de kimi destekliyorlar?

B: -Savaş, siyasettir. Biz siyasete karışmayız.

Kırgızistan’da Tebliğ Cemaati İle İlgili Görüşler

Kırgız toplumda dâvatçılar (dâvatçıların dış görünüşü, giyim tarzı v.b.) ve faaliyetleri (İslam’a davet ve tebliğ şekilleri v.b.) hakkında olumlu ve olumsuz görüşler vardır. Bazı çevreler, “Onların hiç kimseye zararı yok. Onlar Allah’a gönülden bağlanarak İslam’ı anlatıyorlar” görüşünde olanlar dâvatçıların, özellikle gençler başta olmak üzere, toplumda olumlu etki (mesela, gençleri içkiden uzaklaştırmaya çalışmak v.s.) yarattığını savunmaktadırlar. Bişkek şehri merkez cami imamı  Maksat Toktomuşev ve müftü Çubak Acı [Hacı] Calilov“Tebliğ Cemaati, İslam’ı yaymaya çalışan dâvatçı kardeşlerimizdir” görüşündedir.[6]

Olumsuz görüşlerin dayandığı en önemli gerekçe dâvatçıların ailelerine karşı sorumsuzluğudur. Kurala göre dâvatçı, dâvata çıkmadan önce ailesinin 40 günlük veya 4 aylık maddî ihtiyaçlarını kapatmalıdır. Gerçekte ise dâvatçılar arasında, ailelerine karşı maddî ve diğer sorumlulukları yerine getirmeyenler vardır. Dâvatçılar, sahip olduğu maddî kaynakları dâvat için kullanırlar. “Tebliğ Cemaati” kurumunun temsilcisi Kamçıbek Omurzakov dâvatçılara yönelik tenkitleri “Eğer bir insan dâvatın şartlarına uymadıysa ve hata yaptıysa bunu tüm “Tebliğ Cemaati”e mal etmemek gerek.” şeklinde reddetmektedir.[7]

Din İşleri Devlet Komisyonu müdürü Abdilatif Cumabaev fikrini “Ülkede etkin olan dinî Cemaatler içinde sadece “Adep Başatı” vakfı yerlidir. Mezkur vakfın faaliyetleri –kitaplar, eğitim seminerleri- yerli halkın benimsediği geleneksel İslam çerçevesindedir.Diğer kurumlar ise büyük İslam Cemaatlerinin Kırgızistanlı yandaşları tarafından kurulmuştur. Kırgızistan’da Süleyman Efendi, Aziz Mahmud’un talebeleri çoğaldı. Kötü niyet taşımasa da İslam akımları, kendi medeniyetini yayma ve yerli halkın kültüründen üstün koyma eğiliminde olduğu için Kırgız medeniyeti için tehlikelidir. Mesela, Tebliğ Cemaati mensuplarının giydiği kıyafet Hindistan ve Pakistan’a özgü uzun elbise ve pantolondur. Bu tarz kıyafet İslam’ı değil, bir bölgenin kültürünü yansıtır. Dâvatçıların katılımıyla bazı camilerde tartışma çıkmaktadır. Onlar bazı camilerde “İmam, üç günlüğüne dâvata çıkmadıysa onun arkasında namaz kılmayın, bir aylığına dâvata çıkmadıysa imam sayılmaz” demektedirler. Bu, Müslümanlar arasında tezat yaratmaktadır” şeklinde ifade etmiştir.

Sonuç 

“Din, afyondur” yaklaşımıyla vatandaşı dinden uzak tutan SSCB’nin çökmesiyle post-Sovyet ülkelerin (belli bir süre) mânevî boşluğa düşmesi doğal bir süreçti. “Görünen maksatları” bu boşluğu doldurmak olan birçok dinî grup 22 yıl içinde Kırgızistan’da at koşturdu ve koşturmaya devam etmektedir. Tebliğ Cemaati bunlardan biridir.

Kanaatimizce, Tebliğ Cemaati Kırgızistan’da “halk din okulu” oluşturmuştur. Daavatçıların faaliyetleri, “Biz siyasete karışmayız” ilkesinin samimî olması şartıyla, örgün eğitim sisteminde din dersleri almamış halk kesimlerine İslam’ı anlatmak açısından yararlıdır. Toplumda haram-helal kavramlarının hatırlatılması alkol, kumar, rüşvet, zina gibi istenmeyen davranışlar ile mücadelede gereklidir. Ancak bunu yaparken ülkenin tarihsel ve kültürel altyapısını dikkate almak gerekir.

1991’den beri Kırgızistan’da çalışmalarını sürdüren Tebliğ Cemaatinin Kırgızlar tarafından tam olarak benimsendiği söylenemez, halihazırda ülkede cemaat ve mensupları hakkında zıt görüşler mevcuttur. Tartışmaların başında İslam’ı tebliğ etmenin yanısıra yabancı kültürleri yerli kültürden üstün koyma meselesi vardır. Mesela, Kırgızistan sokaklarında Pakistan ve Hindistan kıyafetleri ile dolaşan daavatçılar, halkın tepkisini toplaya gelmişlerdir. Küreselleşmenin etkisiyle toplumsal değişimin hızlanması söz konusudur, yine de Kırgız toplumunda Kırgızçılık kavramı güçlüdür. Kırgızçılık, atalar ruhuna ve Kırgız gelenek-göreneklerine saygıya dayanan bir davranış türüdür ve Kırgız varlığının belkemiğidir. Kültürlerin etkileşime açık olduğu günümüzde “öz” olanı “yabancının” etkisinden korumak, bilinçli bireylerin sorumluluğundadır. Vatan mefhumu İslam’da önemlidir. Bu bağlamda Kırgız daavatçılar, eğer hizmetlerinde samimi iseler,  kendilerine “Bugün ülkem için ne yapabilirim?” sorusunu sorabilirler ve daavatlarında din sevgisi ile birlikte vatan sevgisinı de anlatabilirler, anlatmalılar.

Eğer var ise, Tebliğ Cemaati faaliyetlerinin “perde arkası”(Kırgızistan’a siyasî tesiri) başka bir araştırma konusudur. Biz burada, Kolektif Güvenlik Anlaşması ÖrgütününAralık 2009’da daavatçıları kara listeye aldığını belirtmekle iktifa edeceğiz. Kırgızistan’da Tebliğ Cemaati üyelerinin sayısı belli değildir, ancak her sonbaharda Pakistan’da düzenlenen uluslararası Cemaat toplantısına katılanların sayısı birkaç bini geçmektedir.[8]Uzmanlar, din alanında devlet stratejisini henüz oluşturamamış Kırgızistan’ın “Dinî İnanç Özgürlüğü” yasasını, uluslararası hukuk normları çerçevesinden uzaklaşmadan, katılaştırmak gerektiği görüşündedirler.  

 


* Söyleşi sırasında kaynak kişinin hatırlayamadığı kısımlar “…” olarak belirtilmiştir.

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Ergun Mengi   - 29-10-2020

Türkçemizin Bozulması En Önemli Güvenlik Endişesidir

Türk dili lisanların en eskillerinden birisidir. Kaşgarlı Mahmud tarafından 1077 yılında yayımlanan Dîvâni Lugati’t-Türk, Türk dilinin lehçelerine ve dilbilgisi kurallarına ait bilgilerin yanı sıra Türk kültürüne dair önemli bilgileri de içerir. Avrupa’daki Roma Egemenliğindeki resmi dil olan Latinc...