< < TÜRK KONSEYİ


TÜRK KONSEYİ

Yazan  17 Eylül 2010
Türkçe konuşan ülkeler arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkiler, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra 1991 yılında başlamıştır. Türkçe konuşan ülkeler arasındaki ilişkileri en üst düzeyde geliştirmeyi amaçlayan zirvelerin ilki, 30–31 Ekim 1992 ta

1992 yılında yapılan ilk zirveye, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Askar Akayev, Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov ve Türkmenistan Cumhurbaşkanı Saparmurat Niyazov katılmıştır.

6 ülke arasındaki ilişkileri ve işbirliğini ele alacak olmaları nedeniyle büyük beklentilerle başlayan zirve, kültür bakanlıkları arasında bazı kararların imzalanmasıyla (TÜRKSOY'un kurulması "Türk Kültür ve Sanatlar Ortak Yönetimi") sınırlı kaldı. Türk Dünyasının bilim ve kültür alanında tanınmış isimlerinin ortak anılması kararı, ilk zirve toplantısının somut sonucu olarak ortaya çıktı.

Türkçe konuşan ülkeler arasındaki ilişkilerinin gelişmeye yatkınlığı ve daha sonra kaydedilen gelişmeler, zıt yöndeki bazı etkileri de harekete geçirdi. Bakü'de yapılması planlanan ikinci zirve, BDT zirvesinin aynı günlerde yapılması nedeniyle daha sonra İstanbul'da yapılabildi.18–19 Ekim 1994'de İstanbul'da yapılan ikinci zirvede de liderler, "zirvenin bir başka ülkeye karşı olmadığını" dile getirdiler.

İstanbul zirvesinden sonra İzmir'de yapılması kararlaştırılan Türk Dünyası Kurultayı'na katılması beklenen Türkçe konuşan ülkelerinin liderleri, kurultay ile aynı tarihlerde düzenlenen BDT zirvesine katılmak zorunda kaldığından zirveden sonra düzenlenen kurultaya katılamadılar.

Üçüncüsü 28 Ağustos 1995'de Bişkek'te ve dördüncüsü 21 Ekim 1996'da Taşkent'te yapılan zirvelerin, Kırgızların Manas Destanı'nı, Özbeklerin Emir Timur'u kutlamalarının yıldönümüne getirilmesi de "zirvenin geri plana itildiği" gibi yorumlara yol açtı. Zirvenin beşincisi 9Haziran 1998'de Astana'da ve altıncısı 8–9 Nisan 2000'de Bakü'de yapıldı.

Taşkent'te dördüncüsü yapılan ve dördüncü zirveye kadar "Türk Zirvesi" olarak adlandırılan toplantıların adı önce "Türk Cumhuriyetleri Devlet Başkanları Zirvesi" iken, beşinci zirveden sonra da "Türkçe Konuşan (Türk dili konuşan) Ülkeler Devlet Başkanları Zirvesi"ne dönüştürüldü.

Altı zirvede ele alınan konular, ayrı ayrı zirvenin yapıldığı başkentlerin adlarıyla anılan, Türkçe ve Rusça olarak iki nüsha hazırlanan bildirilerle duyurulmuştur. Zirvenin adı Türkçe Konuşan Ülkelerin Devlet Başkanları toplantısı olmasına ve bu yıl onuncusu yapılmasına rağmen zirvede hala ortak dil maalesef Türkçe olabilmiş değil.

Bildiriler genelde temennilerden ibaret kalmıştır. Ağırlıklı olarak bölge ülkelerindeki petrol ve doğalgazın dünya pazarına taşınmasıyla ilgili çalışmalardan duyulan memnuniyet, ilişkilerin güçlendirilmesi, ticari ve ekonomik işbirliğinin gerekliliği, terörizm ve uyuşturucu trafiğine karşı ortak mücadele, bölgesel sorunlarda BM ve AGİK ilkelerinin önemi üzerinde durulmuştur.

Altıncı zirveden sonra, zirvede kırılmalar ve tıkanmalar yaşanmaya başlamıştır. Özbekistan ve Türkmenistan bu tarihlerden sonra zirveye karşı soğuk tutum göstermişlerdir.

2000 yılına kadarki tüm zirvelerde 6 ülkeden de devlet başkanları düzeyinde katılım gerçekleşmiştir. 2000 yılında Bakü'de düzenlenen altıncı zirveye, Türkiye, Kazakistan ve Kırgızistan dışında devlet başkanları nezdinde katılımın gerçekleşmemesi tıkanmayı göstermektedir.

Nisan 2001'de İstanbul'da gerçekleşen zirveye Özbekistan devlet başkanı düzeyinde katılmamıştır. Özbekistan Türkiye'ye uzak durmakta ve Türkiye ile resmi ilişkilerini de en asgari seviyede tutmaktadır. Ayrıca Türkçe konuşan ülkelerle de sınır sorunları nedeniyle ilişkilerini düşük seviyede tutmaktadır.

2001'de İstanbul'da gerçekleşen yedinci zirvenin ardından önceki dönemlerde en geç iki yılda bir yapılan toplantıların Kasım 2006'ya kadar beş yılı aşkın bir süre yapılamaması Türk zirvesi fikrinin beklemeye alındığı yolunda yorumlara neden olmuştur.

 

Beş yıl sonra 2006'da Antalya'da düzenlenen sekizinci zirvede, Kazakistan, Kırgızistan, Azerbaycan ve Türkiye devlet başkanı düzeyinde temsil edilirken, Türkmenistan büyükelçi düzeyinde zirveye katılmış, Özbekistan ise zirveye katılmamıştır.

Ekim 2009 başlarında Nahçıvan'da düzenlenen zirvede Özbekistan hiçbir düzeyde yer almamış, Türkmenistan ise temsilcilik düzeyini devlet başkanı yardımcısı düzeyine çıkarmıştır. Dokuzuncu zirvenin Türkiye- Ermenistan ilişkilerinde yeni bir dönemin başlamasının yarattığı kaygıları gizlemeyen Azerbaycan'a bağlı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nde yapılması gündemin büyük kısmının bu tartışmalara ayrılmasına neden olmuştur.

Nahçıvan'daki dokuzuncu zirve Azerbaycan'ın kaygılarının bir ifadesi olmakla birlikte alınan kararlar açısından çok önemlidir. 3 Ekim 2009 Nahçıvan Anlaşması ile Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi kurumsallaşarak "Türk Konseyi"ne dönüşmüştür.

Ayrıca Kazakistan, Kırgızistan, Azerbaycan ve Türkiye diğer Türkçe konuşan ülkeler katılmasa bile 4'lü olarak zirvelerin devam edeceğini belirtmiştir. Buna bağlı olarak dört ülke TÜRKPA adı altında yeni bir oluşum içine de girmiştir.

Rusya Federasyonu, bu zirvelere bünyesindeki Türk halklarını temsilen gözlemci olarak katılmak istemektedir.2006 yılında Antalya'da yapılan zirveye katılma talebi Türkiye tarafından reddedilmiştir. Ancak Rusya Federasyonu zirveye katılan bütün ülkelerle iyi ilişkiler içinde olduğu için bir rahatsızlık duymamıştır

15–16 Eylül 2010'da İstanbul'da onuncusu yapılan zirvede Türkiye ve Azerbaycan dışında katılan Türk Cumhuriyetleri aralarında Rusça konuşmayı tercih etmişlerdir. Özbekistan ise bütün çabalara rağmen toplantıya da katılmamıştır. Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhammedov'un imza koymadığı sonuç bildirgesi de diplomatik kaynakların Türkçenin lehçeleri diye tabir ettikleri, Kırgızca, Kazakça, Azerice ve Türkçenin yanı sıra İngilizce ve Rusça hazırlanmıştır.

Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları onuncu zirvesinde, Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan'ın imzaladığı sonuç bildirisine göre, merkezi İstanbul'da olacak Konseyin Genel Sekreterliği'ne Türkiye'nin adayı Büyükelçi Halil Akıncı atandı. Bildiride öne çıkan maddeler şöyle:

-Nahçıvan Anlaşması'nın imzalandığı 3 Ekim, Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Günü olarak kutlanacak.

—Dünya medeniyetlerinin gelişimine önemli katkılar sağlayan zengin Türk kültür mirasının muhafazası ve Türk kültürünün desteklenmesi amacıyla Bakü'de özel bir vakıf kurulacak.

—Astana'daki Türk Akademisinin çalışmalarını desteklemek amacıyla üniversiteler arası bir birlik kurulması ve işbirliği modelleri geliştirilmesi kararlaştırıldı.

—2011 yılında Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan'ın bağımsızlıklarını kazanmalarının 20. yıl dönümünü ortak etkinliklerle kutlamayı kararlaştıran liderler, 2011 yılında Aşkabat'ta Türk Dilini Konuşan Ülkeler Kültür Festivali düzenlenmesine karar verdi.

Bildiride, Kırgızistan'da 27 Haziranda yapılan referandumun başarıyla gerçekleştirilmesinden duydukları memnuniyeti dile getiren liderler, 10 Ekimde yapılacak parlamento seçimlerinin bölgesel barış ve istikrar açısından taşıdığı önemi vurguladı.

Kazakistan tarafından Almatı'da düzenlenecek Kırgızistan'a yardım için Uluslararası Donörler Konferansı için uluslararası topluma çağrıda bulunuldu.

Irak'ta ve Afganistan'da istikrarın sağlanmasına verilen desteğin yinelendiği bildiride, İsrail'in 31 Mayısta Gazze'ye insani yardım götüren konvoya düzenlediği ve 9 sivilin hayatını kaybettiği saldırı nedeniyle duyulan üzüntü dile getirildi.

Liderler ayrıca İran'ın nükleer programına dair anlaşmazlığa, diyalog ve diplomasi yoluyla çözüm bulunmasının bölgesel ve küresel barış ve istikrar açısından taşıdığı önemi vurguladı.

Ekonomik işbirliğini geliştirmek amacıyla Türk Dili Konuşan Ülkeler İş Konseyi kurulmasını onaylayan liderler, ''Özel sektöre yeni fırsatlar yaratılması ve petrol dışı sektörlerde kalkınmanın desteklenmesi amacıyla İstanbul'da Türk Dili Konuşan Ülkeler Kalkınma Bankası ve ortak bir sigorta şirketi kurulması imkânını araştırmayı'' kararlaştırdı.

Bildiride, ilişkilerin geliştirilmesi doğrultusunda güvenlik, ekonomi, kültür, eğitim, bilim, mahalli idareler, sivil toplum kuruluşları dâhil olmak üzere her alanda karşılıklı ziyaretlerin gerçekleştirilmesine, tecrübe değişimine ve işbirliğinin gelişimine katkı sağlanacağı vurgulandı.

Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi'nin birinci zirvesi 2011'de Kazakistan'da, ikincisi zirvesi 2012'de Kırgızistan'da düzenlenecek.

Bildiri de yer alan konuların hepsi idealde çok güzel konular ancak 1991 yılından beri alınan kararlar ve imzalanan yüzlerce anlaşma düşünüldüğü zaman önemli olanın hayata geçirmek olduğunu düşünmeden edemiyoruz. Dileğimiz Türk Konseyi'nin BM gibi yaptırım gücüne sahip olması, kangren haline gelen Karabağ gibi hayati sorunlara çözüm bulabilmesi.

 

Doç. Dr. Meşküre Yılmaz

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Suinbay Suyundikov   - 25-09-2020

Rusya’nın Libya Politikası

Rusya başat bir aktör olarak Orta Doğu sahnesine geri dönmüştür. Bu çalışmada, Rusya’nın Orta Doğu’daki tarihsel varlığı kısaca ortaya konulacak, Arap Baharı sonrası dönemde Rusya’nın bu bölgede Libya’ya yönelik izlediği politikanın değerlendirilecek, hedeflerin ve çıkarları tespit edilecektir. ...