Abraham Anlaşmalarının Orta Doğu’ya Vaadi

Yazan  20 Ekim 2020

Abraham Anlaşmaları (Abraham Accords) başlangıçta İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) tarafından yapılan bir açıklama olarak Ağustos ayında dünya gündemine düştüğünde çok taraflı bir anlaşmanın müjdecisi olmasına pek ihtimal vermek mümkün değildi.

Ama bir tarafta yeni ittifak arayışında İsrail, diğer tarafta İran korkusu ile her rüyası kâbus olan BAE ortak bir paydada buluştu. Açıklama İsrail-BAE normalleşme anlaşması olarak şekillenince Ürdün ve Mısır’dan sonra İsrail ile resmi ilişki kuran üçüncü ülke BAE oldu. Bu anlaşmaya yüzyılın anlaşması demek için zaman çok erken. Ama bugüne kadar hiçbir bölgesel veya küresel gücün beceremediğini Trump mı becerdi, koşullar mı elverdi, ömrü ne olur, kapsamı nasıl genişler? Bunları biraz irdelemek ABD seçimlerine yaklaşırken fena olmaz.

Neden Şimdi? Neden Abraham

Bu soruyu sorduğum bazı yabancı diplomatlar, damat Kushner’in  “cahil kayınpeder” ini ikna etmek için bulduğu bir kurnazlık olarak açıklama sığlığına düştü. Ama Amerika Dışişleri Bakanlığı resmi sayfasında, ABD nin zemin hazırlayıp, bir tür garantör olduğu anlaşmanın asıl amacının, üç semavi dinin özünde bulunan Abraham ruhu ile bölgeye barış getirme, insan onuruna saygıyı, bir arada özgürce yaşamayı dinlerin ortak paydalarında arama olduğu yazıyor. Açıkçası sanki Abraham Anlaşmaları dinler ve kültürler arası bir diyalog manzumesi. ABD tarafı zorlukları aşmak için barışı güvence altına almanın önemine değiniyor. Bunun yolunun dostça ilişkiler geliştirmekten geçeceği, eğer bu vizyon ticaret, yatırım, teknolojik ve bilimsel işbirliği ile pekiştirilirse bölgesel barışın kalıcı olacağı vurgulanıyor. Çatışmaya varan nefretin önüne geçmenin radikalleşmeyi engelleyeceği ve bunun çocukların geleceğine hizmet edeceği vurgusu yapılıyor. Barış, güvenlik ve refah Abraham anlaşmalarının bölgeye vaadi olarak takdim ediliyor. İran tehlikeli ve Türkiye dış kapının dışında. Yalnız Arap ve İsrail, bir de ABD var. Ya Filistin? O hepsi için ayrıntı.

Bir Filistinlinin Dilinden Abraham ve Abraham Mabedi

Uzun yıllar önce bir Filistin ziyaretim sırasında El Halil şehrine de gittim. Birbirinden tel örgüyle ayrılmış sokaklar ve semtler arasından geçip kendimi ortasından ikiye bölünmüş Abraham Mabedi önünde buldum. Yarısı camii, yarısı sinagog olanbinanın iki ayrı merdiveninden, aynı tanrıya yakarmak için insan kalabalıkları birbirine nefretle bakarak tırmanıyordu. O duaların ne kadar makbul olduğunun muhasebesini yaparken, yaşlı bir adam yanıma yaklaşıp, “buraya gelmişsin ama Abraham ne demektir bilir misin?” acaba dedi. Gök mavisi gözleri ve akıcı bir İngilizcesi vardı. Bilmediğimi söyleyince, gökyüzüne kaldırdığı işaret parmağını izleyen semavi gözleriyle “Tanrının dostu” dedi. Meraklı bakışlarımdan istifade sorgulamayı sürdürdü. “Ya İzak (Isaac)” ne demekti? Beklemedi bile “(Abraham ve Sara’yı) güldüren, yüzüne gülümseme getiren” diye kendisi cevapladı.” Ya İsmail?” sıra yine ondaydı. Abraham’ın Tanrıya yakarışını canlandırırcasına sağ elini yanağına dayadı; Bu defa hafif yaşaran mavi gözlerini yine gökyüzüne çevirip, “duy beni” demek dedi. İşte bu yaşlı Filistinlinin bana o gün öğrettiği ve gerisini bana bıraktığı düşüncelerle gezdim Abraham camiini. Abraham’ın (belki temsili) sandukası, sanki Müslümanmış gibi camii tarafındaydı. Karısı Sara orada değildi.Ama Hacer(Hagar) yanı başındaydı.“Tanrının dostu”işte oracıkta yatıyordu. O Tanrıyı duymuş oğlunu katletmemişti. Ama ya o tanrıdan barış istememişti veya tanrı onu duymamıştı. Çünkü o topraklara barış Trump’a kadar pek uğramadı. Ya çöllerde susuz ve bitap kaldı veya dağlarda kayboldu.

 Bunları söylediğim o emekli büyükelçiye, Tanrının Abraham’a Moria dağını(Kudüs) vaat ettiğini, şimdi anlaşmalara Abraham adı verilmesinin bununla alakası olup olmadığını sordum. O zaman da Jared bunları bilir mi acaba dedi. Bunu bilmemesine imkân yok herhalde. Ama Abraham’ın kabri El Halil’de cami tarafında olduğuna göre, Kudüs’ün önce iki, sonra üç semavi din arasında ortak bir barış abidesi olarak korunacağı, Filistinlilere Abraham anlaşmasının belki tek zımni vaadi.Yoksa bu anlaşmalarda Filistin’in adı yok.

Gelelim Abraham Anlaşmalarının Kapsam ve İçeriğine

Abraham Barış Anlaşmaları, dini referansları kullanan dünyevi bir barış anlaşması. Şimdi tam adı, “Barış, Diplomatik İlişkiler ve Tam Normalleşme Anlaşması”. 15 Eylül 2020 de sadece İsrail ve BAEyi değil, İsrail-Bahreyn ilişkilerini de kapsayacak şekilde tasarlandı. Tek şahit ABD, izleyici ise salgınla boğuşan dünyaydı. Trump, Abraham’ın bile yapamadığını, onun yüce adını kullanarak yaptığı için Nobel Barış ödülüne talip olduysa da umduğunu bulamadı. Açıkçası tüm yıldızlar aynı hizaya geldiği için bir barış ve normalleşme akdi yapılmış olsa bile herkesin kafasında ya bir yıldız kayarsa endişesi var. Trump ile de var. Trump’sız da olacak. Ama İsrail’in hem BAE, hem de Bahreyn’e verebileceği o kadar çok şey var ki, Suudi Arabistan da hemen kolları sıvadı ve İsrail ile ilişkileri normalleştirme evresine girdi. Umman zaten geçmişte İsrail ile ilişkileri hep ılımlı tutmuş, bu ülkeden teknoloji öğrenmiş bir sultanlık olduğu için, Suudi-Katar düşmanlığı dolayısı ile param parça olan Körfez İşbirliği Konseyi(GCC) nin fiilen yeller esen yerini, şimdi İsrail’den esen barış rüzgârı doldurmakta. Aslında 1990 lı yılların ortalarında Katar da İsrail ile fevkalade akılcı ilişkiler kurmuş, kumlu toprakta kavun, karpuz ve su istemeyen domates yetiştirmek için İsrail’in üstün tarım teknolojilerine başvurmuştu.

Şimdi sanırım ABD, Katar ve Sudan’ı da bu nihai barış katarına katma çabasında. Geride bir Kuveyt kalacak. Ama GCC nin tüm liman, serbest bölge ve varlık fonu imkânları, İsrail’in bilgi, tarım, tıp ve savunma teknolojileri ile buluşacak. Ürdün ve Mısır zaten hemen Abraham anlaşmalarının bitişiğinde. Açıkçası yan basmazlarsa, rafa kalkmış bazı projeleri birlikte gerçekleştirebilirler. Bunlar ne mi? Bir barış haritası çizmek için vaktiyle önerilen ama hayata geçirilemeyen sektörel işbirliği projeleri var. Ghor çukuruna su getirme veya diğer adıyla Red-Dead boru hattı projesi; Katar bir şekilde eklemlenirse Arap Gazboru hattı projesi bu projelerin en eskilerinden. Yenilenecek nice desalinasyon ve sulama projesi; Halen başlamış olan Lusail, Masdar ve Neom City gibi Akıllı Şehir(Smart Cities) projeleri; Denetimli nükleer santral ve yenilebilir enerji projeleri; Sağlık merkezleri gündemdeki yeni projelerden bazıları. İsrail hasis davranmaz ve yeni yerleşim yerleri için ülke içinde inşaat faaliyetlerini devam ettirme hatasına düşmezse geniş bir bölgesel etkinlik alanı genişlemesi deneyimi yaşayacak. Bu suretle gizli gizli yürütülen bazı ilişkiler de meşru anlaşma kapsamında yürümeye devam edecek. Filistin, Abraham anlaşmasını protesto etmek için Arap Birliği Başkanlığından çekildi. Beyhude tepki.

Onlara Barış Yolları, Türkiye’ye Kurşunlar

Bazenbir taraftan İran tehdidi, diğer taraftan gergin ve Doğu Akdeniz gaz alanları nedeni ile iyice gerilen Türkiye-İsrail ilişkileri olmasaydı, İsrail ve Arap ülkelerinin yıldızı hiç barışmazdı diye düşünüyor, barış havarisi olmaya soyunup, ideolojik saplantılarla tarafsızlığını yitiren Türkiye’nin bu sürece olumlu katkısı olduğunu düşünüyorum. Arap Birliği başta olmak üzere tüm Mağrip ve Maşrık Arap’ları bir bir Türkiye’yi Suriye ve Libya nedeniyle kınıyor. Suudi Arabistan yaptırımları Türkiye’yi 3 milyar dolarlık bir piyasadan edeceğe benzer. Fas da aynı şekilde. Bu durumda Katar ve Sudan da Abraham anlaşmalarına taraf olurlarsa, Türkiye’ye dirsek çevirebilirler. Eğer seçimleri Trump kazanmazsa, Biden –Harris yönetimi, Abraham anlaşmalarını gereğince desteklemez endişesi var. Bunun olacağını sanmıyorum. Ama Biden- Harris yönetimi Türkiye’ye karşı Trump’ın şantaj aracı olarak kullandığı CAATSA(Countering America's Adversaries Through Sanctions Act/Amerika’nın düşmanı olan ülkelere yaptırım) veya OFAC(Office of Foreign Asset Control/Yabancı Varlıkları denetleme Bürosu) yaptırımlarını S400 ler başta olmak üzere bilinen birçok nedenle uygulamaktan çekinmeyeceğini düşünüyorum. İşte Türkiye’ye 2021 yaklaşırken bunlar kalacağa benzer.

 

 

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Misafir Yazar

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Gözde Kılıç Yaşın   - 03-12-2020

Kıbrıs Meselesinde Kritik Dönem

Kıbrıs meselesi önemli bir dönüm noktasında; adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm üretilebilir.