BM Yaptırımları İran’ın Enerji Sektörünü Durduramıyor

Yazan  08 Eylül 2011
BM yaptırımları İran’ın enerji sektörünü etkileyememekte. Tahran'ın Yeni Kalkınma Planı, İran için 100 milyar Dolar’dan fazla bir rakamda gelir büyümesi öngörmektedir.

Tahran'ın açıkladığı Yeni Kalkınma Planı, İran için enerji alanında 5 yıllık bir süreçte 100 milyar Dolar'dan fazla gelir büyümesi öngörmektedir. 2010 Haziran'ında ABD baskısıyla BM Güvenlik Konseyi'nde Türkiye ve Brezilya'nın "Hayır", Lübnan'ın "Çekimser" oyuna karşılık 12 oyla alınan kararlar doğrultusunda öncelikli olarak nükleer programını durdurmak amacıyla İran'ın enerji sektörünü hedef alan yaptırım uygulamalarına başlandı. Bu nedenle BM, İran'ın üst düzey bürokratların seyahatlerini kısıtlamaktan, banka ve şirket hareketlerine kadar kısıtlamalar getirdi. Uzun yıllardır zaten izolasyon altında siyasi yaşamını devam ettirmeye alışık olan İran'ın geçtiğimiz bir yıl içerisinde enerji sektöründeki rakamları aşağıya inmek bir yana az da olsa yükselmektedir.

İran'ın Yeni 5 Yıllık Kalkınma Planı ve Doğalgaz

BM Güvenlik Konseyi'nde alınan yaptırımlardan kısa bir süre önce ABD Senatosu'nda İran enerji sektörünü özellikle yeni gelişmekte olan gaz pazarını durdurmak amacıyla kabul edilen yaptırım tasarısı zaten gelmekte olan uluslararası ABD baskısının son sinyallerini vermiştir. İran'da rafineri sektörünün gelişmemiş olması nedeniyle toplam benzin ihtiyacının %30-40 arası bir miktar ithal edilmektedir. Tahran yönetimi ise hem bu bağımlılığını daha da azaltmak hem de ülkenin gelir kaynağını arttırmak amacıyla doğalgaz sahalarına yatırım yapmayı amaçlamaktadır. Dünyanın en büyük ikinci doğalgaz rezervlerine sahip İran'ın rezervinin toplam 29,61 Tcm olduğu tahmin edilmektedir. Bu rakamın ise günümüz doğalgaz fiyat değerleri üzerinden 4 trilyon Dolar ettiği düşünülmektedir. İran Petrol Bakan Yardımcısı Khajasteh'in Temmuz'da yaptığı açıklamaya göre İran'ın geçtiğimiz yıl petrol ve gaz üretiminden elde ettiği gelir 217 milyar Dolar'a ulaştı. Bunun dışında ise 2010'da İran günde 4.2 m/bbl petrol ve 600 mcm gaz üretti. Ülkenin 2011-2016 5 Yıllık Kalkınma Planına göre günlük petrol üretimi 4.4 m/bbl ve gaz üretimi de 1.47 bcm'e ulaşacak. Dolayısıyla Tahran, 2015'de petrol ve gaz üretiminden 350 milyar dolar gelir elde etmeyi hedefliyor. Yeni Kalkınma Planı'na göre İran, 2011'in sonuna doğru Güney Pars projesi içerisindeki doğalgaz alanlarına 15.8 milyar Dolar, ortak petrol alanlarına 4.8 milyar Dolar, kendi petrol alanlarına 3.8 milyar Dolar ve kendi gaz alanlarına da 6.5 milyar Dolar yatırım yapmayı planlıyor.

İran Ulusal Gaz Şirketi (NIGC) Başkanı Cevad Oji'ye göre Güney Pars projesinin doğal gaz alanlarındaki 24 fazının tamamlanması durumunda İran'ın doğalgaz üretiminin günde 1.2 bcm'e günlük ihracatı da 600 mcm'e ulaşabilecek. İran ise bugün sadece 600 mcm gaz üretme kapasitesine sahip olup bunun 37 mcm'ini ihraç edebilmektedir. Temmuz'da ise İran, Irak ve Suriye, Güney Par projesinin gazını Avrupa'ya ulaştıracak "İslami Gaz Boru hattı" anlaşmazını imzaladılar. Anlaşmanın imzalanması için ABD ve İsrail tarafından sürekli nükleer bomba yapma aşamasında kullanıldığı iddia edilen Busehr nükleer tesislerinin bulunduğu Busehr bölgesinin seçilmesi ise oldukça manidardır. 5.600 km uzunluğunda ve günlük 110 mcm kapasiteye sahip olması planlanan boru hattının İran üzerinden geçtikten sonra Irak ve Suriye toprakları üzerinden Lübnan'ın Akdeniz kıyılarına ulaşması planlanmaktadır. Bir diğer önemli gelişme de daha önce 1997'de Korpeje-Kordkuy (8 bcm kapasite) boru hattının dışında 2010 içerisinde İran ve Türkmenistan arasında inşası tamamlanan ikinci boru hattı sayesinde Türkmenistan İran'a 20 bcm gaz ihraç etme kapasitesine sahip olmuştur. İki ülke arasında gerçekleştirilen boru hattı gerek ekonomik gerek jeostratejik açıdan önem arz etmektedir. Böylelikle Türkmenistan, Rusya ve Çin dışında doğalgazı için üçüncü bir koridor oluşturabildiği gibi, ekonomik yaptırımlar altındaki İran'ın enerji sektörü açısından da itici bir güç olmuştur.

İran'ın 2010 Yılı Petrol ve Gaz Rakamları

Uzun yıllardır izolasyon altında olan ve son bir yıldır da nükleer programı nedeniyle sıkı ekonomik yaptırımlar nedeniyle enerji sektörünün küçülmesi ve böylece kendisine Batı tarafından önerilecek şartları kabul etmesi beklenen İran'ın son bir yıllık petrol ve gaz performansına baktığımızda ise 2009 petrol üretimi 201,5 m/t iken 2010'da 203,2 m/t'a, tüketimi ise 2009'da 85,1 m/t'dan 2010'da 86 m/t'a yükselmiştir. Dolayısıyla 2009'da gerçekleşen petrol ihracat rakamı 116,2 m/t2dan 2010'da 117,2 m/t'a yükselmiştir. Doğalgaz rakamlarına baktığımızda ise 2009 yılı üretim rakamının 131,2 bcm'den 2010'da 138,5 bcm'e yükseldiğini, 2009 yılı tüketim miktarının da 131,4 bcm'den 2010'da 136,9 bcm'e yükseldiğini görmekteyiz. Bununla birlikte İran 2009'da Azerbaycan ve Türkmenistan'dan toplam 6,17 bcm gaz ithal etmiş ve toplamda 5,67 bcm gaz ihraç etmiş, 2010 içerisinde ise toplam 6,85 bcm gaz ithal etmiş ve 8,42 bcm gaz ihraç etmiştir.

Sonuç

ABD merkezli Batı yaptırımlarının en öncelikli hedefi İran'ın olası nükleer silah teknolojisine sahip olmasını engellemek olduğu kadar enerji alanında bağımsız ve Batı çıkarlarına aykırı hareket etmesini engellemektir. Bu nedenle BM Güvenlik Konseyi'nin İran enerji sektörünün gelişmesine yönelik uyguladığı ticari kısıtlamalar neticesinde İran'ın bu durumdan etkilendiği muhakkaktır. Fakat bölgesindeki jeopolitik realitelerini doğru kullanan ve elindeki kaynakları petrol ve doğalgaz üretim miktarını arttırmakta kullanan İran'ın mevcut sektörel rakamlarının çok fazla bir artış göstermese de, gerileme sürecinde de olmadığı gözükmektedir. Dünyanın Rusya'dan sonra en büyük ikinci doğalgaz rezervlerine sahip olan İran, henüz hatırı sayılır bir miktarda doğalgaz ihracatına başlamamış durumdadır. Tahran tarafından açıklanan yeni Kalkınma Planı'na göre ise İran için enerji alanında 5 yıllık bir süreçte 100 milyar Dolar'dan fazla bir rakamda gelir büyümesi öngörülmektedir. Ekonomik anlamda kısa sürede böyle bir büyüme gerçekleştirmiş İran'ın ABD ve İsrail tarafından bölgede istenmeyeceği de ayrı bir gerçektir. Sonuç olarak son BM yaptırımlarının İran'ın enerji sektöründeki beklenen gerilemeyi sağlamaya yetmediği görülmektedir.

Dr. Tuğçe Varol

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Amerika Araştırmaları Merkezi Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 22-08-2019

Kıbrıs'ta Türk kimliğini silme operasyonu

2007 sonrasında başlayan açılım politikalarının Türkiye'yi getirdiği nokta, Ocak 2013'te başlayan sözde çözüm süreci gerçekte büyük bir yıkım süreci olan PKK terör örgütüyle müzakereler olmuştu.