DÜNDEN BUGÜNE LÜBNAN-SURİYE İLİŞKİSİ


DÜNDEN BUGÜNE LÜBNAN-SURİYE İLİŞKİSİ

Yazan  19 Nisan 2010
Lübnan’ın uluslararası ilişkileri hemen hemen tümüyle Suriye tarafından yürütülmekteydi.

İki ülke arasındaki anlaşma , dış politikaların koordinasyonunu da içermektedir . Dolayısı ile Lübnan'ın bütün dış politika kararlarında Suriye'nin büyük ölçüde etkisi bulunmaktadır . Bu etki özellikle bölgesel politikalar söz konusu olduğunda daha etkin bir şekilde ortaya çıkmaktadır.[1]Tarihinde ilk kez, mandater Fransa'nın izlediği 'böl ve yönet' siyaseti çerçevesinde birbirinden ayrılan Suriye ve Lübnan , bağımsızlıklarının ardından dahi iktisadi ve siyasi birlikteliklerini sürdürmeye çalışmışlardır .[2]

Suriye'nin "Büyük Suriye" stratejisi içinde Lübnan önemli bir yer tutmaktadır. İki ülkenin kuruluşlarını takiben Suriyeli yöneticilerinin düşüncesinde bölgenin politik ve askeri açıdan nispeten güçsüz konumda olan ülkesi Lübnan kontrol altına alınmaz ve Suriye'nin bölgesel stratejik çıkarlarına hizmet etmesi sağlanmazsa özellikle İsrail tarafından rahatlıkla etki altına alınabilecek bir ülke olarak görülmüştür.[3] Lübnan en çok İsrail'e karşı yürütülen askeri stratejik mücadele anlamında büyük önem taşımıştır. Beka Vadisi, İsrail ordusu açısından Şam'a ve merkez Suriye'ye ulaşmak açısından koridor konumundadır. Bunun dışında Güney Lübnan'dan İsrail'in kuzeyine gerçekleştirilen saldırılar açısından da stratejik bir konumdadır.

Suriye , Osmanlı dönemi boyunca bir parçası ve devamı olan Lübnan'ın bağımsızlığını ilan etmesini hiçbir zaman kabullenmemiş hatta ilk yıllarda diplomatik ilişkilerden bile kaçınmıştı.İç savaş dönemine kadar ayrı bir ülke olarak göremediği Lübnan'a , İç savaştan faydalanarak kontrol altına alabileceğini düşünen Suriye bu dönemde askeri müdahalesiyle ortaya çıktı. 1950 ve 60'larda kendi iç meseleleriyle uğraşan Suriye'nin Lübnan'a müdahalesi alt düzeyde seyrederken , iç savaş ile bu müdahale süreklilik kazanmıştır .Suriye iç savaşa kadar başından itibaren diplomatik ve askeri olarak müdahil olan tek dış aktördür . Cemaatlerle kurduğu geçici ittifaklar sayesinde bir grubun diğerleri üzerinde üstünlük sağlamasına müsaade etmeyerek statükoyu korumaya çalışmıştır . Zira statükonun bozulması , bu ülkede büyük çıkarları olan Suriye'ye yönelik bir tehditti .1989 Taif Anlaşması ve daha da önemlisi 1991'de imzalanan Dostluk ve İşbirliği Anlaşması ile Savunma ve Güvenlik Paktı , iki ülkeyi , başta İsrail'e karşı güvenlikleri olmak üzere , her alanda birbirine bağlayacak kurumsal düzenlemelerin temelini teşkil etmiştir . Böylece Lübnan'daki Suriye hegemonyası resmileşmiştir . Lübnan bürokratik atamalar , meclis ve cumhurbaşkanı seçimi dahil içişlerinde ve dış siyasetinde Suriye'nin onayını aramıştır .

Birçok Lübnanlı , Suriye işgalinin uzamasından rahatsızdı . Suriye'yi Hariri suikastına bulaşmakla (sağlam kanıt olmaksızın) suçlayan ve bu ülkenin askerlerini çekmesini talep eden Sünni, her mezhepten Hıristiyan ve Dürzi kitleler protesto gösterileri düzenledirler. Bugün Şii Müslümanlar Lübnan'ın en kalabalık dini grubunu oluşturur . Hizbullah'ın önderlik ettiği Şiiler , Suriye varlığının dengeleyici etkisi olduğunu savunarak bir karşı gösteri yaptılar . Lübnan'ın içinden ve dışından gelen baskılar altında Suriye hükümeti Arap Birliği üyelerine danışarak, Mayıs 2005'teki Lübnan Ulusal meclisi seçimlerinden önce askerlerini geri çekmeye karar verdi.

Lübnan , Suriye işgaline rağmen (veya bunun yüzünden) uzun süren iç savaşın ardından ekonomik olarak toparlandı , parlamenter demokrasisini restore etti . Ancak 2004'te , geniş çevrelerce Suriye yanlısı olarak görülen Emile Lahud'un başkanlık süresinin uzatılmasına yönelik anayasa değişikliği tartışmaları yaşandı . Lübnan hükümeti güçlendikçe , iç savaşta doğup büyüyen özel milisler silikleşti . Bunların istisnası Şii Hizbullah örgütüdür .[4]

Suriye Lübnan'daki varlığını askerlerini geri çekmesiyle sona erdirmemiş varlığının devamını Hizbullah ile sağlamaya çalışmıştır. Ne Hizbullah tarafı ne de Suriye bunun aksini iddia edecek bir açıklamada bulunmamış hatta İsrail'in saldırılarında 'ortak düşman' ifadeleri kullanılıp yapılan saldırıların aslında İran ve Suriye hedefli olduğunu belirtmişlerdir.Oğul Hariri dönemiyle Suriye ile gergin ilişkilerin olması beklenen Lübnan'da 2009'da kurulan yeni kabine ile beklentilerinin aksi seyri olmuş artık Suriye gizli düşman değil , Lübnan için en önemli müttefik haline gelmiştir.

Son dönemlerde Esad'ın açıklamalarında Lübnan'a olası saldırıların –Hizbullah dahil- kendilerine yönelik bir saldırı olarak kabul edeceklerini belirtmesi , Lübnan hükümetinin ve muhalefetinin ardı ardına düzenlenen Suriye ziyaretlerinde bulunması Hariri suikastından bu yana değişen ilişkilerin en önemli belirtisi olarak karşımıza çıkmaktadır.Geçtiğimiz hafta Başbakan Saad Hariri ve Lübnan İlerici Sosyalist Partisi Dürzi Lider Velid Canpolat Beşar Esad ile ziyaretlerde bulunmuş , gündemlerinde her iki ülke ile ilgili olarak siyasi ve ekonomik işbirliklerinin yanı sıra her türlü tehditlere karşı birlikte meydan okumaya hazır oldukları vurgulanmıştı.Temaslar bunlarla sınırları kalmayıp gizli olmayıp medyaya açık olarak Hizbullah lideri Nasrallah ile de görüşmelerine devam eden Esad, Lübnan'da Hizbullah ile Lübnan Hükümeti arasındaki işbirliğine gidilmesinde etkili rol oynadığını belirtmemiz çokta yanlış olmayacaktır.



[1] Çakıroğlu,Deniz,Lübnan,İsrail,Ürdün,İGEME,Ankara,1995,s.4.

[2] Kor,Z.Tuba,Lübnan,İstanbul,20006,s.70.

[3] Orhan,Oytun,Suriye'nin Lübnan'daki Varlığı Sona mı Eriyor?,2004.

[4] Goldschmıdt ,Arthur,Davıdson,Lawrence,Kısa Ortadoğu Tarihi,20008,sf.557.

Aygül Muran

 2007 yılında Sakarya üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olmuştur. 2010'da Beykent üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. 

Akademik Çalışmaları:

 Hüseyin Fadlallah'ın Ardından Hizbullah ve Lübnan Şiileri , 21.Yüzyıl Dergisi

3rd  International Strategy and Security Studies Symposium-The Energy Security / Reporter

Humeyni ve Ahmedinejad Dönemi İran Dış Politikasının Karşılaştırmalı Analizi,BÜSAM Stratejik Araştırmalar Dergisi 

Siyaset ve Devlet Yönetimi Sertifikası - 2009

2nd International Strategy and Security Studies Symposium-The National Defense in the 21st Century / (Türkiye’nin Ulusal Güvenlik Kaygıları ve Alınacak Önlemler-Irak 2025) Konuşmacı (2009)

12.Sosyoloji Öğrencileri Kongresi/Antalya – ( Türkiye’de Tarikat ve Cemaatler) Konuşmacı

İnternet Sitesi yazıları :

Hizbullah 2009 Seçimini Gerçekten Kaybetti Mi? - BÜSAM

 

21.yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nde yayınlanan yazılar;

 

   Türkiye’nin Olası Arabuluculuk Rolünün Düşündürdükleri

   Suriye-Ürdün İlişkilerinde Mecburi İttifak

   İran Askeri Güç Şovuyla İsrail Sessizliğiyle Korkutuyor

   İsrail-Hizbullah Gerginliğinin Ortasında Hariri Suikasti

   İsrail Lübnan’da İntikam Peşinde Mi?

   Ortadoğu’da Lübnan Zirvesi

   ABD Ve İsrail İle Hizbullah Arasında Füze Karmaşası

   Lübnan’da İki Farklı Diplomasi

   Mişel Süleyman’dan Brezilya Ziyareti

   Dünden Bugüne Lübnan-Suriye İlişkisi

   2009 Sonrasında Toparlanan Lübnan

   Hizbullaha Ödetilen Bedel : Hariri Suikasti

   Hamas Ve Hizbullah

   Lübnan’da Yeni Bir İşgale Doğru

   ABD’nin Lübnan’da Anlaşmazlığı

   Mossad Suikastleri Hizbullah’ın Tedbirleri Arttırmasına Neden Oldu

   Lübnan Diplomasisinde Revizyon

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Dr. Aslan Yaman   - 29-09-2020

Karadeniz’deki Doğalgaz Keşfi Türkiye’nin Bölgesel Politikalarında Kaldıraç Olarak Kullanılabilir mi?

Özet Türkiye’nin Karadenizdeki doğalgaz keşfi ve bunu kendi imkanları ile gerçekleştirmesi münhasır ekonomik bölgelere sahip olan ancak arama ve çıkarma faaliyetleri için dünya enerji devlerine ihtiyaç duyan ülkeler için heyecan yaratan bir gelişme olarak değerlendirilmiştir. ...