IRAK GENEL SEÇİMİ SONRASI KÜRT UNSURLARIN KONUMU

Iraklı Kürt unsurlar 7 Mart 2010 tarihinde gerçekleştirilen Irak Genel Seçimi'ne farklı siyasi oluşumlar altında dahil olmuşlardır.

Irak Kürtleri arasında başat rolde bulunan Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) öncülüğünde içinde kimi Türkmen oluşumların da yer aldığı toplam 13 farklı siyasi gruptan müteşekkil Kürdistan İttifakı Listesi seçimdeki en büyük Kürt oluşum olarak karşımıza çıkmaktadır. Kürdistan İttifakı Listesi içerisinde özellikle bazı Türkmen unsurların bulunması Kürt ve Türk siyaset yapıcıları bakımından üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir husus olarak gözükmektedir. Nitekim Kerkük ve benzeri meseleler üzerinde ihtilaf içinde bulunulmasına rağmen bazı Türkmen oluşumlarının Kürtlerle bir sorun yaşamadan birliktelik kurabilmeleri bir bütün olarak görülmeye çalışılan Türkmen unsurların da bölünmüşlüğünü bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Seçime dahil olan bir diğer büyük Kürt oluşumu ise Goran (Değişim) Hareketidir. KYB'nin önde gelen isimlerinden olan Novşirvan Mustafa'nın önderliğinde kurulan Goran Hareketi 25 Temmuz 2009'da gerçekleştirilen Bölgesel Kürt Yönetimi Meclis ve Başkanlık seçimlerinde yüksek bir başarı oranı yakalamıştır. Bunun ardından Kürt siyasi sahnesindeki konumunu sağlamlaştırmaya çalışan Goran hareketi özellikle yolsuzluk ve demokrasi temalı söylemleri ile 7 Mart genel seçiminde seçmenlerin karşısına çıkmıştır. Bu noktada ABD başkanlık seçimlerinin ardından tüm dünya üzerinde yankı bulan 'değişim' rüzgarının Goran (Değişim) Hareketi ile Irak'ın kuzeyine de ulaştığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Seçime dahil olup küçük çapta başarı elde edebilen diğer Kürt siyasi oluşumlar da Selahhattin Bahattin liderliğindeki Kürdistan İslami Birliği ve Ali Bapir liderliğindeki Kürdistan İslami Grubu olmuştur. Her iki oluşum da çok dar bir kesim üzerinde etkinlik kurabilmekte ve bundan daha ileri düzeyde bölgesel çapta bir etkiye mazhar olamamaktadır.

26 Mart Cuma günü açıklanan seçim sonuçlarını dikkate aldığımızda KDP-KYB ittifakının diğer Kürt unsurlara nazaran önde olduğu görülmektedir. Nitekim Kürdistan İttifakı Listesi Irak Genel Meclisi'nde 43 milletvekili, Goran Hareketi 8 milletvekili, Kürdistan İslami Birliği 4 ve Kürdistan İslami Grubu da 2 milletvekili ile temsil edilecektir. Özellikle Bölgesel Kürt Yönetimini oluşturan Süleymaniye, Erbil ve Duhok vilayetlerinde Kürdistan İttifakı Listesi ilk sırada bulunmaktadır. Duhok ve Erbil'de açık ara bir üstünlük söz konusu iken KYB'nin etkin olduğu Süleymaniye'de Goran hareketi, 8 milletvekili elde eden Kürdistan Listesi'nin ardından 6 milletvekili ile ikinci sırada yer almıştır. Diğer taraftan Goran hareketinin sadece Süleymaniye ve Erbil'de milletvekili çıkarabildiği, Kürdistan İttifakı Listesi haricinde hiçbir Kürt siyasi oluşumun Süleymaniye, Erbil ve Duhok vilayetleri haricinde bir başka vilayetten milletvekili çıkaramadığı aynı zamanda başka herhangi bir Iraklı siyasi unsurun bu bahsi geçen vilayetlerden milletvekili çıkaramadığı görülmektedir. Bu durum Irak toprakları üzerinde belirli bir coğrafyada etnik bir çember oluşturmaya çalışan Kürt unsurların siyasi manada da kendi aralarında bölünmüş bir yapıya sahip olduklarını göstermektedir.

Kerkük vilayetindeki seçim sonuçlarına baktığımızda ise milletvekilliklerinin El-Irakiye ile Kürdistan İttifakı Listesi arasında 6-6 şeklinde paylaşıldığı görülmektedir. Bu durum ise 2003 yılındaki ABD işgalinden bu yana yasal olmayan yollardan Kerkük'e gerçekleştirilen Kürt nüfus akışına rağmen Kürtlerin Kerkük ile ilgili iddialarına dayanak teşkil edecek bir üstünlük kuramadıklarını göstermektedir. Musul vilayetinde de El-Irakiye'nin 20 milletvekiline karşı Kürdistan İttifakı Listesi'nin 8 milletvekili çıkarabilmiş olması Kürt unsurların hak iddia ettikleri topraklar üzerindeki konumlarını zayıflatıcı etkenler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Genel seçimin gerçekleşmesinden bu yana devam eden hükümet kurma çalışmalarında Kürt unsurlar sahip oldukları konumlarını muhafaza edebilme gayreti içine girmişlerdir. Daha önceki 275 sandalyeli mecliste toplam 58 sandalye ile %21 oranında bir temsil gücüne sahipken 325 sandalyeli yeni mecliste 57 sandalye ile %17'lik bir temsil gücüne sahip olacak Kürt unsurlar bu azalmış temsil kapasitelerine rağmen 70 milletvekiline sahip Irak Ulusal İttifakı ile birlikte hükümet kurma çalışmalarının en kilit unsurları olarak ön plana çıkmaktadırlar. Nitekim bu durumun farkına varan Kürt unsurlar Mesut Barzani liderliğinde toplanarak ortak hareket edecekleri bir oluşum meydana getirmişlerdir. Bu oluşumun Iraklı diğer siyasi gruplarla hükümet kurma çalışmalarında müzakereleri yürütmesi kararının alınmış olması Kürtlerin işgalden bu yana elde etmeye çalıştıkları kazanımlarını kaybetme korkusu ile karşı karşıya olduklarını ve hareket kabiliyetlerini artırma gayretleri içine girdiğini göstermektedir. Diğer taraftan Musul vilayetinde Kürt oluşumlar ile büyük sorun yaşayan El-Irakiye oluşumu üyesi El-Hadba grubu ile Kürt unsurlar arasında Musul çerçevesinde müzakerelerin yürütülüyor olması dolaylı yoldan El-Irakiye ile Kürtlerin hükümet kurma çalışmalarında mesafe kaydettikleri şeklinde yorumlanmaktadır. Bunun yanında El-Irakiye ile Irak Ulusal İttifakı arasında görüşmelerin sıklaşması neticesinde mesafe kat edildiği şeklinde haberlerin gelmesi ile birlikte El-Irakiye-Kürdistan İttifakı Listesi-Irak Ulusal İttifakı şeklinde Irak'ın tüm etnik ve dini unsurlarını içeren (Sünni-Şii-Kürt-Türkmen ) bir hükümet kurulması ihtimali de belirmiştir. Muhakkak ki El-Irakiye oluşumu içindeki Sünni unsurların Kürtlere karşı bakış açılarının özellikle Cumhurbaşkanlığı ve Kerkük konuları üzerinde olumlu olmadığı ve özellikle Sadr grubunun da Sünni kesim ile arasının iyi olmadığı biliniyorsa da ülkenin yönetiminde söz sahibi olabilme gayreti ve dış etkenler her üç oluşumu da taviz verme yönünde etkileyebilecektir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü   - 18-10-2019

ABD-Türkiye’nin Kuzeydoğu Suriye Mutabakatı Nedir, Ne Değildir?

ABD ve Türk yetkililerin açıklamalarında anlaşmaya varılmıştır denilse de kamuoyuna sunulan metnin başlığı ortak açıklama olarak geçmektedir. Bu haliyle metni bir anlaşmadan ziyade mutabakat metni olarak görmek gerekir.