TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİ GERİLİYOR

Yazan  17 Şubat 2009
Davos sonrası “İsrail’in Türkiye’ye daha çok ihtiyacı var” diyerek ilişkilerin bu süreçten fazla etkilenmeyeceğini iddia edenler yanılmaktadır.

Gelişmeler, İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkilerin giderek gerildiğini ve olumsuz bir sürece girildiğini göstermektedir. Nitekim İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı, İsrail'i suçlayan Türkiye'nin uzun yıllar önce Ermenilere dünyanın en büyük katliamlarından birini yaptığını öne sürerek, aynı politikanın bugün de Kürtler üzerinde sürdürüldüğünü iddia etti. İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı, İsrail'i Filistin topraklarını işgal etmekle suçlayan Başbakan Erdoğan'ın ülkesinin Kıbrıs'ın kuzeyini on yıllardır işgal ettiğini iddia etti.

Generalin, konuşmasını uluslararası temsilcilerin bulunduğu bir ortamı özellikle seçerek yapması da ilginçtir. Türkiye bu küstah suçlamaları "kabul edilemez" olarak nitelendirerek, İsrail'e nota verdi. Genelkurmay Başkanlığı da İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı'nın yaptığı konuşmaya ilişkin basında yer alan bazı sözlerin "Gerçekleri saptıran, maksadını aşan, talihsiz, hiçbir şekilde kabul edilemez, bulunduğu görevin yetki ve sorumluluklarıyla bağdaşmayan ve en önemlisi de iki ülke arasındaki milli menfaatlere zarar verebilecek boyutta ifadeler olduğunun değerlendirildiğini" bildirdi.

İsrail: Üstümüze gelmeyin!

İsrail basını 'Erdoğan, Peres'i azarladığında bile Türk Büyükelçi'yi çağırmadık' dedi. İsrail Dışişleri, İsrail Büyükelçisi'nin Dışişleri'ne çağrılmasını "Bu tavrı not ettik" diye cevaplamıştır.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada ise 'generalin iddiaları onun şahsi görüşü' olarak nitelendirilmiştir. İsrail ordusunun biz "kurumsal olarak bu görüşte değiliz" demesi diplomatik bir manevradır. Bu tür çıkışlar durup dururken yapılmaz, onlara bu tür konuşmalar yaptırılır. İsrail, Türkiye'ye karşı birileri bunları söylemelidir diye düşünmüştür. Bu kapsamda da görev bu generale verilmiş olabilir. İsrail "Gelmeyin üstümüze, geliriz üstünüze" demiş olmaktadır.

Davos'ta yaşananların ardından Yediot Ahronot gazetesinde; İsrail'in Türkiye'ye zarar verme imkânlarından bahseden bir makale kaleme alınmıştır. Bu yazıda İsrail'in Türkiye'ye zarar verme yetenekleri irdelenerek şunlar yazılmıştı: "Günümüzde Kürtler, Ermeniler, Rumlar, ABD ve Avrupa var. Sizin dükkân bizimkine nazaran kırılıp dökülecek daha fazla eşya ile dolu." İsrailli generalin konuşmasını bu bağlamda görmek gerekir.

Stratejik uyuşmazlık!

İsrail, bölgede Türkiye ile stratejik uyuşmazlık koduna girdiğini düşünmeye başlamış olabilir. Ülkeler birbirleriyle stratejik uyuşmazlık koduna girdiklerini anladıklarında birbirlerinin çıkarlarına zarar vermek için her yolu denerler. Ancak bunu görünür yöntemlerle yapmaz ve uyguladıkları stratejilerde de bunu açıkça ifade etmezler. Bu tür karşıt stratejiler iki ağzı keskin bıçak gibidir, bu bıçağın görünen taraflarından daha çok görünmeyen tarafları keser. Bu durum, dost olarak kabul edilen bir hasma karşı dolaylı ve örtülü taktikler uygulamayı zorunlu kılar.

Bu bağlamda düşünüldüğünde İsrail'den Türkiye'ye yönelik tehdit ve şantaj içeren yarı resmi çıkışların boyut ve yöntem değiştirerek önümüzdeki günlerde de devam edeceği düşünülmelidir. Bu bağlamda İsrail'in, Türkiye'deki istikrarsızlığı kışkırtmak için eline geçen her imkânı değerlendireceği hesaba katılmalıdır. Yapılacak iş yeni İsrail sürprizlerine hazırlıklı olmaktır.

Özcan Yeniçeri

1954 yılında Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde doğdu. İlk ve orta tahsilini Gümüşhane'de, yüksek tahsilini Ankara'da tamamladı. 1987 yılında Uludağ üniversitesi Sosyal Bilimler Ensti-tüsü'nde Yüksek Lisansını tamamladı. 1991 yılında ise Erciyes üni-versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Yönetim Organizasyon dalında “örgütlerde çatışma ve Yabancılaşmanın önlenmesinde Yönetime Katılmanın Rolü” adlı tezinin kabul edilmesiyle de doktor unvanını aldı.

1998 yılında doçent, 2004 yılında da profesör oldu.

Prof.Dr. özcan Yeniçeri, Niğde üniversitesi'nde çeşitli aralıklarla Kamu Yönetimi Bölüm Başkanlığı, Meslek Yüksek Okulu Mü-dürlüğü, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü yaptı.

1999 yılında Kazakistan'daki Ahmet Yesevi üniversitesi'nde görev aldı. Bu üniversitede “Uluslararası İlişkiler Bölümü”nü kurdu ve bir yıl süreyle de başkanlığını yaptı. 2004 yılında AYSAM (Ahmet Yesevi Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanlığına getirildi. İki yıl bu görevi yapmış olup halen Niğde üniversitesi'ndeki görevine de-vam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri'nin yazdığı eserlerden bazıları şunlardır: Yeniden Türkleşmek, örgütsel Değişmenin Yönetimi, Küre-selleşme Karşısında Milliyetçilik ve Kimlik, Küresel Kıskaç ve Türkçülük, Bilgi Yönetim Stratejileri ve Girişimcilik, Dokunanlar, İtirazlar, Bugünden Yarına Türk Dünyasına Stratejik Bakış, Yönetimde Yeni Yaklaşımlar. ölüler Nefes Almaz (Roman), örgütlerde çatışma ve Yabancılaşma Yönetimi

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 2003 yılı “Prof. Dr. Osman Turan Kültür Araştırmaları” ödülünü almıştır.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, Ortadoğu, Ayyıldız, Millet, Hergün ve Siyaset Ekseni gazetelerinde çeşitli aralıklarla köşe yazarlığı yapmıştır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri ile Milliyetçi Hareket Partisi Ankara milletvekili olmuştur. Ankara Milletvekili Yeniçeri aynı zamanda TBMM Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesidir.
21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Bojidar Çipof   - 14-07-2020

Helenizm için Ayasofya

Son birkaç haftadır gündemin baş sıralarında bulunan Ayasofya ile ilgili yüzlerce yazı yazıldı ancak bazı hususlar hiç irdelenmedi. Bu makalemizde üzerinde çokça makaleler yazdığımız Ayasofya konusunu Helenizm ayağından ele alarak sunuyoruz.