Yemen’den Yükselen Ağıt; Unutulan Savaş

Yazan  05 Kasım 2018

Tunus’ta 2010 yılı sonunda bir seyyar satıcının kendisini yakmasıyla başlayan ve “Arap Baharı” adı verilen süreçte Yemen halkı, 11 Şubat 2011’de 33 yıllık Ali Abdullah Salih yönetiminin son bulması için sokaklara döküldü.

Başkent Sana’dan başlayan ve kısa sürede tüm ülkeye yayılan ayaklanmalar, Salih’in Aralık 2011’de yetkilerini yardımcısı Abdurabbu Mansur Hadi’ye devretmesiyle sonuçlandı.

Şubat 2012’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi ve kurulan Ulusal Geçiş Konseyi hükümetiyle uzun ve sancılı bir diyalog süreci başladı. Birleşmiş Milletler (BM) ile Körfez İşbirliği Konseyinin (KİK) girişimiyle 18 Mart 2013’te Cumhurbaşkanı Hadi başkanlığında Ulusal Diyalog Konferansı toplantıları yapıldı ve siyasi parti temsilcilerinden 22 üyeli bir kurul oluşturuldu. Kurul, 2 Şubat 2014’te ülkenin 6 federal bölgeye ayrılmasına karar verdi.

Diyalog sürecini Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Kuveyt ve Umman’ın yanı sıra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) daimi temsilcileri de destekledi. Bu sürecin ardından İran destekli Husiler tarafından düzenlenen gösterilerde, Cumhurbaşkanı Hadi’ye hükümeti feshetmesi ve yerine Ulusal Birlik Hükümeti kurulması yönünde baskı uygulandı. Husiler, Cumhurbaşkanı Hadi yönetimine karşı sürdürdükleri gösterilerin ardından 21 Eylül 2014’te başkent Sana’yı ele geçirdi.

Husiler, 20 Ocak 2015’te taleplerini yerine getirmeyen Cumhurbaşkanı Hadi’nin konutu ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı kuşattıktan sonra Hadi’ye taleplerinin yerine getirmesi için 24 saat süre vererek ev hapsi altında tuttular. Ancak Hadi, 22 Ocak’ta hükümetin istifasından birkaç saat sonra Husilerin taleplerini yerine getirmeyerek, Cumhurbaşkanlığı görevinden istifa ettiğini açıkladı.

Yemen Hükümeti ve Hadi’nin istifasının ardından Husiler, 6 Şubat 2015’te ülkedeki siyasi geçiş sürecini belirleyecek, “Anayasa Manifestosu” adıyla bir bildiri yayımladı. Mevcut Anayasanın yürürlükte kalacağı belirtilen manifestoda, 5 üyeli “Başkanlık Konseyi” ve 551 sandalyeli “Ulusal Geçiş Meclisinin” kurulması kararlaştırıldı.

Husilerin evinde gözetim altında tuttuğu Hadi, 21 Şubat 2015’te Aden’e gitti ve burada “Cumhurbaşkanı” sıfatını kullanarak yaptığı açıklamada, “Husilerin Sana’da kontrolü ele geçirdiği 21 Eylül 2014 tarihinden itibaren alınan kararların geçerli olmadığını” ifade etti. Hadi yanlısı silahlı Halk Komiteleri Güçleri ile Husiler ve Husiler’e destek veren eski Cumhurbaşkanı Salih yanlısı güçler arasında 1 Mart 2015’te çatışmalar yaşanmaya başladı.

Husiler, 21 Mart 2015’te ülkenin orta kesiminde yer alan Taiz kentini kuşattıktan sonra bölgedeki uluslararası havalimanını çatışmadan ele geçirdi. Husiler ve Salih yanlısı güçler, 25 Mart 2015’te Lahic kentindeki stratejik öneme sahip El-Aned Hava Üssü’nü ele geçirdikten sonra Cumhurbaşkanı Hadi’nin bulunduğu Aden vilayetine doğru ilerlemeye başladılar.

Husilerin Aden’e ilerleyişi üzerine bu kentteki konutundan ayrılarak önce Umman’a oradan da Suudi Arabistan’a giden Yemen Cumhurbaşkanı Hadi, hem BMGK hem de Arap ülkelerine mektup göndererek, Husilerin ilerleyişinin engellenmesi için askeri müdahale dâhil her türlü önlemi almalarını istedi.

Hadi’nin çağrısı üzerine 26 Mart 2015’te Suudi Arabistan öncülüğünde kurulan koalisyon, “Kararlılık Fırtınası” adı altında Husiler ve Salih yanlısı güçlere karşı hava harekâtı başlattığını duyurdu. Koalisyon güçleri, 27 Mart 2015’te Yemen hava sahası ve uluslararası kara sularında kontrolü sağladığını bildirdi. Husilerin ilerleyişinin önüne geçmek ve meşru hükümete destek vermek üzere 17 Nisan 2015’te oluşturulan Halk Direniş Güçleri (HDG) ise Husiler ve Salih yanlısı güçlere karşı mücadeleye başladı.

BMGK, 14 Nisan 2015’te Husilerin şartsız bir şekilde tüm şehirlerden çekilmesini de kapsayan 2216 sayılı kararı kabul etti. Koalisyon güçleri ise “Kararlılık Fırtınası” adlı hava harekâtının 21 Nisan 2015’te sona erdiğini ve Yemen halkı için artık “Umuda Dönüş” operasyonunun başladığını duyurdu. Yemen hükümeti, 17 Mayıs 2015’te HDG birliklerinin koalisyon güçlerinin de desteğiyle Aden kentinin tamamında kontrolü sağladığını belirtti.

Yemen krizine çözüm amacıyla 16 Haziran 2015’te BM gözetiminde Cenevre-1 görüşmeleri başladı. 3 gün süren müzakere çabalarına rağmen Husilerin “Savaşı Suudi Arabistan yürütüyor. Hadi ve hükümeti yerine Suudi Arabistan ile görüşmek istiyoruz” şeklindeki dayatması nedeniyle herhangi bir karar alınamadan görüşmeler sona erdi.

 BM ara buluculuğunda Kuveyt’te 21 Nisan ile 6 Ağustos 2016 arasında 90 gün süren Yemen müzakereleri de yeniden sonuçsuz kaldı. Söz konusu müzakerelerin ardından krize çözüm için yeni bir yol haritasını belirleme çalışmaları kapsamında bölgesel ve uluslararası birçok ziyaret gerçekleştiren BM Yemen Özel Temsilcisi İsmail Vild Şeyh Ahmed’in girişimleri de sonuç vermedi.

2014’ten itibaren meşru yönetim güçlerine karşı ortak silahlı eylemler düzenleyen Husiler ile Salih yanlıları arasında bir süre yaşanan anlaşmazlıklar, 2017 yılı kasım ayı sonunda taraflar arasında şiddetli çatışmalara dönüştü. Eski Yemen Cumhurbaşkanı Salih 4 Aralık 2017’de Sana’dan güneydeki Senhan ilçesine giderken Husiler tarafından pusuya düşürülerek öldürüldü. Salih’in daha önce başkanlık ettiği Genel Halk Kongresi (GHK), çok sayıda yönetici ve mensubunun bu süreçte Husiler tarafından alıkonulduğunu bildirdi.

BM Yemen Özel Temsilcisi Şeyh Ahmed 2018 yılı şubat ayından sonra görevine devam etmek istemediğini açıkladı. BM Genel Sekreteri Guterres, Nisan 2015’ten beri bu görevi yürüten Şeyh Ahmed’in yerine İngiliz diplomat Martin Griffiths’i Özel Temsilci olarak atadı.[i] Haziran 2018’de Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon Yemen’de Hudeyde vilayetini ele geçirmek için geniş çaplı operasyon başlattı. Savaş gemilerinin de destek verdiği operasyonda, çatışmalar Husilerin kontrolündeki Hudeyde limanı ve çevresinde yoğunlaştı. BM, limanı hedef alan çatışmaların ülkedeki insani dramı derinleştireceği uyarısında bulundu.[ii]

Üç yılı aşkın bir süre devam eden askerî operasyonların ardından Suudi Arabistan önderliğinde bir araya gelen koalisyon ülkeleri ve yerel silahlı gruplar ile hükümet güçleri, ülkenin en stratejik mevkilerinden biri olan Hudeyde Limanı’nı ele geçirmek için 2018 bahar aylarında harekete geçti.[iii] BM’nin çözüm çabaları kapsamında Husiler’in katılımının sağlanamadığı İsviçre’nin Cenevre kentinde 6 Eylül 2018’de başlayan Yemen konulu istişare toplantıları da başarısızlıkla sonuçlandı.[iv]

 

Yemen Vekâlet Savaşında Aktörler

Husiler

Husiler ülkenin kuzeyinde merkezi olarak Saada bölgesinde yaşayan Yemen kabilelerinden bir grup. Zeydi’liğe mensup bir kabile olan Husiler, 1962 yılında son Zeydi İmamı Bedr’e verdikleri destekle kendilerinden söz ettirmeye başladılar. Husilerin siyasallaşması, İran İslam Devriminden sonra, İran’ın Körfez’deki Şiilerle yakınlaşması, özellikle de Husilerin İran ve diğer Şii teolojik merkezlerinde eğitim görmeye başlamalarıyla bağlantılı. Husiler siyasal olarak merkezi otorite tarafından ayrımcılığa uğratıldıklarına inanmaktalar. Adil ve eşit olarak temsil edilmedikleri düşüncesinden ötürü de zaman zaman isyan etmişler. Husilerin Yemen ile ilgili projelerinin tam olarak ne olduğunu söylemek zor olsa da Husi temsilcilerden bazıları adil bir temsiliyet talep ederken bazıları da bir tür özerklik talep etmiştir.

Ensarullah, Husilerin silahlı kanadı. Husilerin askerî anlamda en klasik örgütlenme tipi halk komiteleri ile olmuş. Ensarullah güçleri 2004 yılında Bedreddin el-Husi ve oğlu Hüseyin tarafından kurulmuş. İkisinin ölümünden sonra Bedreddin Husi’nin diğer oğlu Abdulmelik el-Husi grubun başına geçmiş. Grup İran’dan aldığı destekle devlete karşı mücadelede büyük bir ivme yakalamıştır.

Yemen’in kuzeyinde hâkim olan Ensarullah, birçok kabile milisi, silahlı grup ve eski devlet ordusu üyelerinden oluşmaktadır. Ensarullah güçlerinin daha da güçlenmesine yol açan ise, İran’ın sağladığı askerî yardım ve eğitimlerdir. İran, Husilere çeşitli yollardan silah tedarik etmektedir. Aynı zamanda İranlı subaylar ve Ortadoğu’da savaşan İran yanlısı çeşitli milis güçleri de Ensarullah üyelerine askerî eğitim vermektedir.

Husilerin savaşçı sayısıyla ilgili bilgi vermek oldukça zor. Devlet ordusundan eski askerler, müttefik aşiretlerin silahlı milisleri, Husi Halk Komiteleri, Cumhuriyet Muhafızları’ndan bazı komutanlar ve Hüseyni Tugayları gibi oluşumlar bu yapı içinde yer almakta. Silahlı bu kişilerin 2011 ve 2012 yıllarda Lübnan ve İran’da eğitim aldıkları, daha sonra da kuzeydeki Saada vilayetinde kamplara alındıkları yönünde iddialar var. Husilerin merkezi olan Saada’da 10.000 kadar silahlı adamı olduğu, diğer bölgelerle birlikte toplam savaşçı sayısının 50.000-70.000’e yaklaştığı tahmin edilmektedir.[v]

Suudi Arabistan

Kararlılık Fırtınası Operasyonunu 26 Mart 2015’te başlatan Suudi Arabistan, koalisyona en çok mühimmat ve asker desteği veren ülke konumunda bulunuyor. Aynı zamanda, Yemen Cumhurbaşkanı Hadi, yardımcısı ve Başbakan Halid Bahhah ile hükümet üyeleri ve Ensarullah Hareketi karşıtı aşiret liderlerini ağırlayan Suudi Arabistan, 100 savaş uçağıyla operasyona katılıyor. Bunun yanı sıra 150 bin Suudi Arabistan askerinin Yemen sınırına konuşlandırıldığı biliniyor. Suudi Arabistan temmuz ayında Aden’e ve Marib’e kara kuvvetleri ve büyük miktarda askeri ekipman gönderdiği gibi Yemen’de bulunan özel kuvvetler için de Aden’de bir karargah inşa etti. Suudi Arabistan tarafından bu karargahın başına getirilen Albay Abdullah bin Sahban, Aden ve Babul-Mendeb’in kurtarılması için yürütülen operasyonları ve Taiz ile Marib’deki HDG’ye verilen desteği kontrol etti.

Suudi Arabistan'ın, koalisyonun liderliğini üstlenerek büyük kazanımlar elde ettiğini ifade ediliyor. Bu sayede Suudi Arabistan’ın uçaklarını ve pilotlarını test etme imkânı bulduğu, artık en büyük Arap donanmasına sahip olan ülkenin deniz kuvvetlerini güçlendirdiği belirtiliyor. Ülkenin Yemen operasyonu nedeniyle milyarlarca dolar harcadığı, 84 askerini kaybettiği, 2’sinin Husilerin elinde esir, 4’ünün ise kayıp olduğu bilgileri yer alıyor.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)

BAE, koalisyonda yer alan ikinci büyük güç konumunda bulunuyor. BAE basınına göre Yemen’deki operasyona 30 savaş uçağıyla destek veren ülke, Aden ve Marib’i kurtarmak için düzenlenen kara operasyonuna da katıldı. BAE’nin Aden’de ve Marib’de konuşlanan askerleri için komutanlıkları bulunuyor. Her ne kadar koalisyon, Husi Ensarullah Hareketi ve devrik Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih taraftarlarına karşı mücadele etse de Yemen’in Abu Dabi Büyükelçisi olan ve hükümet tarafından görevinden alınan Ali Abdullah Salih’in oğlu Ahmed Ali Abdullah Salih BAE’de yaşıyor. Yemen’de 63 BAE askeri hayatını kaybetti.

Bahreyn

Bahreyn, Marib’de konuşlanan kara birliklerinin yanı sıra koalisyonda 15 savaş uçağıyla yer alıyor. Marib'in Safir bölgesindeki askeri karargâha Tochka tipi balistik füze atılması sonucu 5 Bahreyn askeri hayatını kaybetmişti. Bahreyn’in de Suudi Arabistan’ın 2011 yılında ülkedeki yönetim karşıtı gösterileri bastırılması için askeri birlik gönderme suretiyle yaptığı yardımın karşılığını vermeye çalıştığı yorumu yapılıyor.[vi]

El Kaide

Arap Yarımadası el-Kaidesi 24 Ocak 2009’da yayınlanan bir videoda, el-Kaide’nin Suudi Arabistan ve Yemen’deki yapılanmalarının birleşmesi sonrasında kurulduğu duyurulan terör örgütüdür. Kurulduğu dönemde oluşumun lideri olan Nasır el-Vuheyşi’nin, Haziran 2015’te öldürülmesinin ardından örgüt liderliği, yapılanmada ikinci sırada yer alan Kasım er-Rimi’ye geçti. Arap Yarımadası el-Kaidesi Charlie Hebdo saldırısının ve USS Cole bombalamasının da arkasındaki grup olarak gösteriliyor.[vii]  Arap Yarımadası El-Kaidesi’nin Yemen kolu günümüzde; BAE, Husiler, IŞİD ve Yemen güçleri ile aynı anda farklı bölgelerde çatışıyor.[viii] Yemen El-Kaidesi’nin iddiasına göre Yemen’de 6.000-8.000 arası silahlı gücü bulunuyor.[ix] Çeşitli kaynaklar ise bu rakamın 4.000 civarında olduğunu belirtiyor.

Yemen’de iç savaştan faydalanmasını bilen El-Kaide Güney Yemen’de Hadramawt vilayetinin başkenti Mukalla’yı 2015 yılında ele geçirdi. Bir yıl kadar bir süre bu bölgeyi yöneten El-Kaide halk üzerinde baskıcı bir yönetim şekli yerine daha ılımlı bir tarz ortaya koyarak halkı kazanmaya çalıştı. Bu süre içerisinde ABD Silahlı İnsansız Hava Araçları ile Kaide’ye yönelik birçok operasyon düzenledi.[x]

IŞİD

IŞİD terör örgütü 29 Haziran 2014’de Yemen’de Ebu Bekir El Bağdadi liderliğine bağlılığını ve kuruluşunu ilan etti. 2015 yılı Mart ayından itibaren Yemen’de eylemlerini artıran IŞİ4D terör örgütü yaklaşık 7 ayrı bölgede varlığını devam ettirmeye çalışmaktadır.[xi]  Özellikle 2016 yılı ortalarından itibaren alan kaybeden IŞİD, Yemen halkına yönelik acımasız taktikleri nedeniyle Yemen aşiretleri içerisinde de büyük bir kabul görmemiştir. Yemen’deki silahlı IŞİD gücü hakkında pek bilgi olmamasına rağmen IŞİD’in El-Kaide terör örgütü mensuplarını maaş karşılığında kendisine bağlamaya çalıştığı bilinmektedir. Günümüzde Yemen’deki terör eylemi sayılarında ciddi bir azalma görülen IŞİD zaman zaman Husiler, El-Kaide ve Yemen güvenlik güçlerine yönelik eylem düzenlemeye devam etmektedir.[xii] Gücünü kaybetme endişesinden olsa gerek, IŞİD’in dünyanın diğer bölgelerinde yaşayan destekçilerine 2018 yılı Mayıs ayı içerinde Yemen’e “göç” etme çağrısında bulunduğu da bilinmektedir.[xiii]

Yemen’de İnsani Krizi Giderek Derinleşiyor

İç savaşın patlak verdiği 2014 sonundan önce dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Yemen’de, son iki yılda binlerce sivil yaşamını yitirdi. Yaklaşık 3 milyon kişi ülke içinde yerinden edilirken, iç savaş ülke altyapısı, kara yolu güzergâhları ve havalimanları üzerinde yıkıcı etki yaptı. BM tahminlerine göre ülkedeki çatışmalarda yaklaşık 16 bin insan hayatını kaybetti.[xiv] Hayatını kaybedenlerin 6.475’inin siviller olduğu, sivillerin hayatını kaybetmesinin en önemli nedeninin son 3 yıl içerisinde Suudi Arabistan tarafından düzenlenen yaklaşık 18.000 hava saldırısı olduğu belirtiliyor.[xv]

Bununla birlikte sivil toplum örgütlerinin açıklamaları Yemen’de yaşanan çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısının BM verilerinin çok üzerinde olduğunu belirtiyor. Yapılan bir çalışmaya göre 2016 yılı başlarından günümüze dek 56.000 insanın hayatını kaybettiğini, Hudeyde Limanına yönelik başlatılan operasyonun ardından aylık yaklaşık 2.000’den fazla insanın öldüğünü, belirtilen rakamlara kolera gibi hastalıklar ve açlıktan ölenlerin dâhil edilmediği belirtiliyor.[xvi] Kolera vakalarıyla ilgili olarak BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, BM İnsani İşler Koordinatörlüğü (OCHA) verilerine göre, Yemen’de kolera vakalarının arttığını Nisan 2017'den bu yana 1,1 milyondan fazla kolera vakasına rastlandığını, 2 bin 300 kişinin de salgında hayatını kaybettiğini dile getirmişti.[xvii]

Yemen’de 2015'ten bu yana süren şiddetli çatışmalarda ne hükümet güçleri ne de Husiler ve onlara destek veren Salih yanlıları toplam kayıplarıyla ilgili bilgi veriyor. Ordu birlikleri ve HDG saflarında savaşanlardan şu ana kadar 5 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği tahmin edilirken, her ay yaklaşık 500 kayıp veren Husiler ile destekçilerinin safında ise öldürülenlerin 15 binin üzerinde olduğu iddia ediliyor.[xviii]

BM’nin Ocak 2018’de yaptığı acil çağrıda insani kriz yaşayan Yemen’de yardımların temini için 3 milyar dolara ihtiyaç olduğunu duyurdu. Yemen'deki 27,6 milyonluk nüfusun yüzde 75’i hayatlarını devam ettirebilmek için insani yardıma ihtiyaç duyuyor.[xix] Bu insanların gıda başta olmak üzere sağlık ve temizlik gibi temel ihtiyaçlarını dahi karşılanamamaktadır. Yardıma muhtaç insanların yarıdan fazlasını, yani 11,3 milyonunu çocuklar oluşturmaktadır. Yemen’de 16 milyon kişinin temiz suya ve sanitasyona erişimi bulunmamaktadır.[xx]

Uluslararası yardım örgütü Save the Children ise, Yemen’de bir milyon çocuğun daha açlık tehdidi altında olduğunu açıkladı. Yükselen gıda fiyatları, ülkenin para biriminin değer kaybı ve yaşanan iç savaş çok daha fazla aile, gerekli gıdayı tedarik etmekte zorlanıyor. Yardım kuruluşunun verilerine göre ülkede 5,2 milyon çocuk açlık tehdidi altında bulunuyor. Save The Children’ın açıkladığı rapora göre, 2018 sonuna dek ülkede 36 binden fazla çocuk hayatını kaybedebilir.[xxi]

 

Sonuç Yerine

Dünya ülkeleri ve uluslararası toplumun gözleri Suriye’de iken Yemen’de büyük bir insani kriz yaşanıyor. Dikkatler Yemen üzerinden başka bölgelere kaydırılıp, Yemen’deki olaylar unutturulurken yaklaşık yedi yıldır ülke birçok aktörün rol aldığı vekaleten bir savaşla çalkalanıyor. İç savaşın etkilerinden faydalanan terör grupları Yemen iç savaşı sahnesinde güç mücadelesine devam ederken Yemen halkı batılı ülkelerin ismini dahi unuttuğu kolera gibi hastalıklarla yüzleşiyor. Başkent Sana’yı ve Kızıldeniz’in anahtarı konumundaki Hudeyde Limanını Husilerin elde bulundurması, Hudeyde bölgesinde çatışmaların devam etmesi ve abluka Yemen’e insani yardımı imkansız hale getiriyor. Tıpkı Suriye’de olduğu üzere BM çabaları Yemen’deki çatışmaları sonlandırmakta yetersiz kalıyor.

Arap Koalisyonunun Yemen operasyonları devam ederken Arap Yarımadası el-Kaidesi adıyla Yemen’de faaliyet gösteren terör örgütü hapishaneleri boşaltıyor, askeri birliklerden silah ve teçhizat ele geçiriyor ve belki daha önemlisi merkez bankasına baskınlar düzenleyerek yüklü miktarda finansman sağlıyor. Bulunduğu bölgelerde yaşayan insanlara yönelik yumuşak bir tutum sergileme stratejisi güden Kaide bu bölgelerde halkın gönüllerini de kazanmaya çalışıyor. Suudi Arabistan’ın ülkenin batısında uyguladığı ablukadan dahi faydalanmasını bilen El-Kaidenin ülkenin doğusunda günlük 2 milyon ABD doları ithalat geliri elde ettiği söyleniyor. El Kaide ayrıca Husilere yönelik düzenlediği eylemlerden de gönülleri fethetmeyi amaçlıyor.  Benzer bir şekilde Arap Koalisyonu hava harekâtlarında sivillerin hayatını kaybetmesinden de faydalanarak lehine gelişmeler yaratmaya çalışıyor. El Kaide ile başa çıkamayan IŞİD terör örgütü ise bölge halkını yanında bulundurmayı başaramıyor. Ancak buna rağmen bölgede tutunmaya çalışıyor.

Yemen’i kontrol etmeyi amaçlayan ülkeler hem kendi güçlerini sahaya sürerken hem de bazı gruplara vekalet veriyorlar. Tabi olarak Arap Koalisyonun ve özellikle koalisyonda başı çeken Suudi Arabistan’ın Yemen’de çatışmaları sonlandırmak, bölgeye istikrar ve huzur getirmek amacında olduğunu söylemek de mümkün değil. Açıkça görülüyor ki asıl savaş Riyad ve Tahran arasında yaşanırken, Yemen bu savaşa bir sahne olarak kullanılıyor. İran’a yönelik ambargonun 2015 yılında kaldırılması ile Suudi Arabistan’ın Yemen’e müdahalesinin aynı döneme denk gelmesi de tesadüflerle açıklamak akla uygun gelmiyor. ABD’nin 4 Kasım 2018 itibarıyla yeniden başlayan İran ambargosu, Yemen’deki Arap Koalisyonuna verdiği destek durumu daha da karmaşık hale getiriyor.

Ekonomik gücün ve siyasi nüfuzun artırılması maksadıyla Yemen sahasındaki aktörlerin birbirleriyle kapıştığı rahatça anlaşılabiliyor. 400 yıllık Osmanlı Vilayeti Yemen’e bağlı Aden körfezinden dünya petrollerinin yaklaşık %5’inin geçtiği, Çin tarafından başlatılan yeni İpek Yolu projesinin Yemen’i önemli bir durak haline getirirken BAE’ye bağlı Dubai’yi de kademeli olarak önemsizleştireceği fikri Yemen iç savaşını daha iyi anlamak için ipuçları veriyor.

Özellikle Kaşıkçı cinayetinin ardından Yemen’de sivillerin ölümüne neden olan Suudi Arabistan’a yönelik kamuoyu algısının olumsuz yönde şekillendiği ancak ticari çıkarları nedeniyle başta ABD olmak üzere batılı ülkelerin Suudi Arabistan’dan vazgeçemediği de görülüyor. Kamuoylarının Suudi rejimine yönelik olumsuz algısı uluslararası baskıya çevrilebilirse Yemen’de insani krizin hafifletilmesinin ve çözüme yönelik adımların artırılmasının da önünün açılabileceği görülüyor.

Nisan 2019’a dek İslam İşbirliği Teşkilatı dönem başkanlığını yürüten ülkemizin bu teşkilatında gücünden de faydalanıp Yemen konusunda inisiyatif alarak Yemen’e insani yardımın ulaştırılması, bu maksatla bir hava koridoru kurulması, Hudeyde limanından insani yardımların dağıtımının sağlanması, kolera başta olmak üzere bulaşıcı hastalıklarla mücadele konularında diğer ülkelere öncülük yapacak bir işbirliğini başlatması ve bu faaliyetlere öncülük etmesi Yemen krizini tamamen sona erdirmese de krizin insani yönünü hafifletebilecek en uygun adım gibi duruyor. 

 

Ah o Yemen’dir gülü çimendir…

Giden gelmiyor acep nedendir…

 

 

 

[i]  https://www.aa.com.tr/tr/dunya/devrimden-ic-savasa-yemende-yasananlar/1075207

[ii] https://tr.euronews.com/2018/06/13/suudi-arabistan-yemen-de-genis-capli-operasyon-baslatti

[iii]https://www.dw.com/tr/suudi-koalisyonu-yemende-büyük-harekat-başlattı/a-44203105

[iv]https://www.ntv.com.tr/dunya/yemen-konulu-cenevre-istisare-toplantilari-basarisizlikla-sonuclandi,x8G0CUFeKEa1prVtvajz_A

[v] http://insamer.com/tr/yemen-raporu-coken-devletin-enkazinda-barisi-arayan-bir-halk_1717.html

[vi] https://www.timeturk.com/grafikli-suudi-arabistan-liderligindeki-koalisyon-gucleri/haber-87122

[vii] https://www.timeturk.com/arap-yarimadasi-el-kaidesi-nedir/haber-791914

[viii] https://www.acleddata.com/2018/08/09/al-qaeda-in-the-arabian-peninsula-aqap-in-yemen-a-continued-threat/

[ix]https://www.aljazeera.com/news/2018/08/report-saudi-uae-coalition-cut-deals-al-qaeda-yemen-180806074659521.html

[x] https://www.foxnews.com/world/a-look-at-al-qaidas-most-lethal-branch-yemens-aqap

[xi] https://www.criticalthreats.org/analysis/exploring-isis-in-yemen

[xii] https://jamestown.org/program/clashes-between-islamic-state-and-aqap-emblematic-of-broader-competition/

[xiii] https://www.thenational.ae/opinion/comment/isis-has-stepped-up-its-campaigns-in-yemen-egypt-and-afghanistan-the-coalition-fighting-it-should-be-worried-1.733239

[xiv] http://www.hurriyet.com.tr/dunya/yemende-14-milyon-kisi-olum-riskiyle-karsi-karsiya-40992836

[xv] https://www.nytimes.com/2018/08/28/world/middleeast/un-yemen-war-crimes.html

[xvi] https://www.independent.co.uk/voices/yemen-war-death-toll-saudi-arabia-allies-how-many-killed-responsibility-a8603326.html

[xvii] https://www.cnnturk.com/dunya/bmden-yemende-yeni-kolera-salgini-uyarisi

[xviii] Şennur Sezgin  ve Selami Sezgin, (2018), Optimum Ekonomi ve Yönetim Bilimleri Dergisi, sf.228

[xix] https://www.aksam.com.tr/dunya/yemende-insani-krize-cozum-arayislari/haber-700770

[xx] https://news.un.org/en/story/2017/12/640802-after-1000-days-conflict-yemen-sliding-deepening-catastrophe-un-agencies-warn

[xxi] http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yemende-52-milyon-cocuk-aclik-tehdidi-altinda-205763h.htm

Son Düzenlenme Pazartesi, 05 Kasım 2018 13:00
Erol Başaran Bural

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi Başkanı

Yorum yapmak için oturum açın

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Füsun Sarp Nebil   - 18-11-2018

Türk Bilişim Sektörünün Ülkeye Katkısı Nedir?

Çocukluğumda henüz kovboy filmlerinin modası geçmemişti. Bu filmlerde genellikle zavallı Amerikalıların, canavar Kızılderililere karşı savaşını izlerdik! Amerikalıları kovalayan Kızılderililer çok zalimdi, kafa derisi yüzüyor ya da bir direğe bağlayıp işkence filan yapıyo...