×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 116



Yezidi Katliamı ve Nemalanma Girişimleri

Yazan  14 Ekim 2007
SABAHATTİN TALU - "Geçtiğimiz 14 Ağustos gününün gece saatlerinde, Irak’ın kuzeyinde bulunan Yezidi Kürtlerin yaşadığı iki kasabada bomba yüklü 5 kamyonun eş zamanlı olarak patlatılması sonucu, yaklaşık 500 Yezidi Kürdü hayatını kaybederken, 400 civa

Musul'un 120 km batısında bulunan Kahtaniye ve Adnaniye kasabalarında yaşayan Yezidi azınlığın hedef alındığı suikast, Irak savaşının başlangıcı olan 1998 yılından bu yana, Irak'ta gerçekleşen en kanlı terör eylemi olarak kayıtlara geçerken, dünya kamuoyunun da gündemine oturdu.

Yezidi Kürtleri ve Yezidilikle ilgili kısaca bir bilgi vermek gerekirse;

Büyük bölümü Irak'ın Musul kentinde yaşayan ve Kürtçe'nin farklı bir lehçesi olan Kırmançi dilini konuşan Yezidi Kürtlerinin, Suriye, Türkiye, İran, Gürcistan ve Ermenistan'da da cemaatleri bulunuyor. Irak'ta 100 bin olmak üzere, bugünkü toplam nüfusları 500 bin civarında olduğu tahmin edilen Yezidiler, başta Almanya ve İsveç olmak üzere Avrupa ülkelerinde göçmen olarak yaşamlarını sürdürüyorlar.

Ortadoğu kökenli bir din olan Yezidilikte, Allah tarafından görevlendirildiğine inanılan "Melek Tavus" kutsal görülüyor. İslam dinindeki "Şeytan"a karşılık gelen Melek Tavus, Yezidi inancına göre, kötü bir melek olmayıp, aksine Allah'ın en değerli meleği olarak görülür. Günümüzde, oldukça kapalı ve geleneklerine bağlı olarak kültürlerini devam ettiren Yezidiler, günde üç defa güneşe dönerek ibadet ederler. Yezidilerin, "Siyah Kitap" anlamına gelen "Meshaf Reş" ve "Tanrısal İzahatlar" anlamına gelen "Kitab el Celve" olmak üzere iki kutsal kitabı vardır. Cennet-cehenneme inanmayan Yezidiler, şeytan konusundaki inançları ve güneşe tapma ayinleri nedeniyle yaşadıkları bölgelerdeki Müslüman ve Hıristiyan çevrelerce "dinsiz" olarak görülmüşlerdir.[1]

Gelelim konumuza ve 2 ton patlayıcı kullanılarak Yezidilerin hedef alındığı intihar saldırıları ile sonrasında ilgili çevrelerce yapılan açıklama ve konuya ilişkin gelişmelere.

Kürt kökenli Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, "Teröristlerin ve aşırı dincilerin Irak halkına karşı başlattığı soykırım savaşında bu kez Kürt Yezidilerin hedef alındığını" söyledi. "Aşırı Dinci"den kasıt, muhtemelen İran'ın desteğini aldığı iddia edilen "El Kaide" örgütü idi ve hedef gösteriliyordu.

Irak Bölgesel Kürt Yönetimi lideri Mesut Barzani de, saldırılardan, "Dış Güçler" dediği, yabancı istihbarat servislerini sorumlu tutarak, kendisine bağlı internet sitelerine yaptığı açıklamada, "Çeşitli ülkelerin istihbaratlarının Kürt kentleri olan Musul, Kerkük ve Diyala gibi yerlerde yaşayan Kürt vatandaşların bu kentleri terk etmeleri için saldırılarda bulunduğunu" öne sürdü. Musul ve Kerkük'ün Kürt kenti olduğu mesajı, altı çizilerek verilen açıklamada hedef bu sefer, kuvvetle muhtemel Türkiye idi. Çünkü Türkiye, Musul ve Kerkük'ün Türkmenlere ait olduğunu, son dönemdeki planlı Kürt göçü ve Türkmen sürgünü nedeniyle Kerkük'ün Kürtleştirilmeye çalışıldığını belirten, tartışmaya muhatap ve müdahil, taraf ülkeydi.

Dokuz yıldır bölgede olan ABD'de bir açıklama yapmalıydı. İlk açıklama, ABD'nin Irak'taki askeri sözcüsü Tümgeneral Kevin Bergner tarafından; "Bu tür bombalı kamyonları El Kaide kullanıyor. Bu nedenle saldırıyı, El Kaide'nin düzenlediğini tahmin ediyoruz" şeklinde idi. Daha sonraki açıklamalar hiç gecikmedi ve "Yezidi köylerine yönelik intihar saldırılarını planlayan Ebu Muhammed el Afri adlı El Kaide militanının, ABD tarafından Musul'un güneybatısında düzenlenen bir hava saldırısında öldürüldüğü" bildirildi. Amerikan ordu sözcüsü Tuğamiral Mark Fox, "Korkunç saldırının sorumlusu olan teröristin, 3 Eylülde düzenlenen bir hava saldırısında öldürüldüğünü" dünyaya duyurarak, saldırıda başka ölen ya da yaralanan olup olmadığı konusunda bilgi vermiyordu!!! Yani ABD, saldırının sorumlusunu hemen tespit etmiş ve bombaları uçaklarla teröristin üzerine yağdırmıştı!!!

İşin komik ve ilginç tarafı; ABD, sorumluyu bulduğunu ve gereğini yaptığını duyurmuşken, Barzani başta olmak üzere, bazı Kürtçü çevreler ve özellikle terör örgütü PKK ve yandaşları, açık açık ve direkt olmasa bile, Türkiye'ye yönelik baştan beri bilinen suçlamalarına saman altından ve sinsice devam ediyor, Yezidi katliamı üzerinden nemalanmaya çalışarak, Türkiye'yi özellikle hedefe koymaya gayret sarf ediyordu. Yani, aslında onların dertleri başkaydı!

Türkiye'deki bilinen ayrılıkçı Kürt grupları ve oluşumları, yaptıkları açıklamalarda, "Yezidi Kürtlerine yönelik suikastın, Kürdistan'ı hazmedemeyen belli güçler tarafından gerçekleştirildiğini" belirterek, çevre ülkelerini ve özellikle Türkiye'yi ima etmeye çalışan açıklamalarda bulundular. Terör örgütü PKK, özellikle Avrupa'daki yandaşlarının sinsi çalışmaları vasıtasıyla Avrupa'nın dikkatini Türkiye'ye çevirmeye çaba sarf ediyordu. Yezidi Kürtleri ile birlikteymiş gibi görüntü veren PKK, Avrupa'da yaşayan Yezidilerin çeşitli protesto gösterilerinde ön plana çıkmaya çalışıyor, çeşitli ortamlardaki söylemleriyle de "Kraldan çok Kralcı" anlamında, Yezidi katliamı üzerinden bir nevi nemalanmaya çalışıyordu.

Oysa, Yezidiler yaşadıkları bölgelerde, PKK tarafından hiç de rahat bırakılmamışlardı. İnançları ve dünya görüşleri gereği silah ve savaştan uzak duran Yezidi Kürtleri, PKK tarafından, kendilerinin yanında yer almaları doğrultusunda sürekli zorlanmış, kabul görülmediğinde zor kullanılarak darp edilmiş ve hatta kimi zaman da öldürülmüşlerdi.

Geçtiğimiz aylarda, PKK'lı 2 teröristin, haraç vermedikleri gerekçesiyle, K. Irak Dohuk kentinin Seyhan ilçesindeki bir Yezidi Kürt kızını kaçırarak öldürmesi, gelişen olaylar sonrasında Yezidi Kürtlerine ait ev, işyeri ve derneklerin basılarak yakılıp yıkılması henüz unutulmamıştı. Yine, geçtiğimiz yıl Belçika'daki "Mala Ezidiyan Li Belçika" adlı Yezidi derneğinin, PKK'lılar tarafından basılarak haraç istenmesi, çıkan tartışmada Yezidilerin darp edilmeleri, eşyalarının kullanılamaz hale getirilmesi, paralarına el konulması ve derneğin PKK'ya devredilmesi yönünde ölüm tehdidinde bulunulması olayları bardağı taşıran son damla olmuş, Yezidiler tarafından, uluslararası kamuoyunun dikkatine sunulmak üzere, "PKK Vahşetine Karşı Acil Yardım Çağrısı" adı altında bir basın açıklaması yapılmıştı.[2]

İsterseniz sıcak bir örneği de, K. Irak'taki Kürtlerin, Yezidi Kürtleri ile olan ilişkilerinden verelim. Geçtiğimiz Nisan ayı içerisinde genç bir Yezidi Kürt kızı, Sünni bir Kürt gencine âşık olup İslamiyet'i seçtiği için aşiretince recmedilmiş, yani cezalandırılmıştı. Sünni Kürtler, buna çok kızmış olacaklar ki, intikam almak adına 23 Yezidi Kürt'ünü, gözlerini kırpmadan silah kullanarak hunharca öldürmüş, bölgede uzun bir süredir Sünni Kürtler ile Yezidi Kürtleri arasındaki var olan gerginlik de giderek yükselmişti.

Bütün bu gelişmelerin ışığında, vahşice işlenmiş bu Yezidi katliamını ve olay ile ilgili iddiaları kısaca gözden geçirerek, gelin bir de biz irdeleyelim.

Olayın geçtiği bölge, K. Irak olarak adlandırılan ve bugünkü Irak Bölgesel Kürt Yönetimi lideri Mesut Barzani'nin sorumluluğundaki, Irak'ın diğer tüm bölgelerine nazaran çok daha güvenli bilinen bir Kürt bölgesi. Peşmergelerden oluşturulan bir ordu ve ABD'li askerler tarafından koruma altında tutulan bu bölge, ABD Başkanı George W. Bush tarafından da "örnek" olarak gösterilmişti.

Bütün bu güvenliğe rağmen, 2 ton patlayıcı yüklü 5 kamyonun, aynı anda Yezidi yerleşim bölgelerine sokularak patlatılması sonucunda, 500'ü geçkin insan hayatını kaybetti, bir o kadarı da yaralandı. Olayın hemen sonrasında ABD ve Talabani, El Kaide örgütünü sorumlu gösterirken, Barzani ve PKK ise "dış güçler" olarak kastetmeye çalıştıkları başta Türkiye olmak üzere, İran ve Suriye'yi hedef gösteriyordu.

Eğer, iddia edildiği gibi, sorumlu El Kaide ise, hemen insanın aklına; El Kaide'nin böylesine bir gücü var mı? Var ise; en büyük ve tek öncelikli hedefi ABD olduğuna göre, ABD'li askerler dururken, neden kendi halindeki ve kendisiyle geçmişten veya bugünden kaynaklı herhangi bir husumeti bulunmayan Yezidi Kürtler seçilmiş olabilir ki? soruları geliyor. Üstelik El Kaide gibi terör örgütleri, gerçekleştirmiş oldukları eylemlerin hemen sonrasında özellikle eylemi üstlenerek, ünlerine ün katmayı, mensuplarına ve taraftarlarına moral vermeyi görev bilmişler, görevden öte fırsat kollamışlardır. Hatta bu amaç uğruna, yapmadıkları eylemleri dahi üstlenmek için birbirleriyle çoğu zaman yarışmışlardır. Ancak buna rağmen, böylesi büyük çaplı, organize ve sansasyon yaratabilecek bu tarz bir eylem, El Kaide gibi bir terör örgütü tarafından neden fırsat bilinerek üstlenilmemiş, tersine, itham edilen iddialar yalanlanarak tüm dünyaya duyurulmuştur!!!

Peki, Barzani ve PKK'nın, "Kürdistan'ı hazmedemeyen dış güçler" olarak adlandırdıkları ve üstü kapalı da olsa hedef göstermeye çalıştıkları gibi eylem, başta Türkiye olmak üzere, İran ve Suriye tarafından gerçekleştirilmiş olabilir mi? Neymiş efendim gerekçe; "Kürdistan'ı hazmedemeyen güçler". Eğer, gerçekten de bu güçler Kürdistan'ı hazmedemiyorlar ise; kendi hallerindeki mazlum Yezidi Kürtlerinin bunda ne suçu olabilir ki? Bahsedilen sözde Kürdistan'ı, yaklaşık 100 bin kadar nüfuslu, zavallı, mağdur ve son derece zor ekonomik şartlar altında yaşamlarını sürdürmeye çalışan yoksul Yezidiler mi kurmaya çalışıyor!!! Kürdistan hayalini, kapalı ve küçük bir toplum olan bu Yezidi toplumu mu kuruyor!!! Dolayısıyla, gündemleştirilmeye çalışılan bu iddia, akla ve mantığa uymayan son derece saçma ve bir o kadar da komik bir iddia olmaktan öteye gitmiyor.

Sonuç olarak, olayın faillerinin kim ya da kimler olduğu ve ne amaçla böylesi bir katliamın gerçekleştirildiği, bu aşamada henüz bilinmiyor. Ancak, yaşanan olaylardan da anlaşılacağı üzere, net olarak bilinen o ki; Yezidi Kürtlerinin Irak'taki diğer Sünni Kürtler ve bulundukları ülkelerdeki PKK'lı terörist gruplarla aralarının ezelden beri pek de iyi olmadığı, aralarında giderek artan gerginliğin zaman zaman kanlı çatışmalara dönüştüğü ve bazen, insanlık dışı bu katliamda da olduğu gibi ölümler ile sonuçlandığı.

Global Yorum İnternet Dergisi



[1] 9 Nisan tarihli "İşlerine Geldiğinde Kürt, Gelmediğinde Yezidi" başlıklı yazıda ayrıntılı bilgi mevcuttur.

[2] 9 Nisan tarihli "İşlerine Geldiğinde Kürt, Gelmediğinde Yezidi" başlıklı yazıda ayrıntılı bilgi verilmiştir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Suinbay Suyundikov   - 25-09-2020

Rusya’nın Libya Politikası

Rusya başat bir aktör olarak Orta Doğu sahnesine geri dönmüştür. Bu çalışmada, Rusya’nın Orta Doğu’daki tarihsel varlığı kısaca ortaya konulacak, Arap Baharı sonrası dönemde Rusya’nın bu bölgede Libya’ya yönelik izlediği politikanın değerlendirilecek, hedeflerin ve çıkarları tespit edilecektir. ...