< < BÜYÜYEN İRAN-RUSYA KAVGASI AZERBAYCAN`A DA DOKUNUYOR


BÜYÜYEN İRAN-RUSYA KAVGASI AZERBAYCAN`A DA DOKUNUYOR

Yazan  27 Mayıs 2010
İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmadinejat hafta içinde iki kez Rusya`yı eleştirdi.

O, 24 Mayıs`ta yaptığı ilk konuşmada, "Rusya yönetiminin yerinde olsaydım, daha ihtiyatlı davranırdım" derken, iki gün sonra Kirman kentinde düzenlenen gösteride eleştirinin dozunu şu sözlerle artırdı: "Rusya öyle davranmasın ki, İran halkı onu ebedi düşmanların listesine dahil etsin".

Moskova`nın yanıtı gecikmedi. Rusya Cumhurbaşkanı Dmitri Medvedev İranlı meslektaşına Basın Danışmanı Sergey Prihodko dolayısıyla yanıt verdi. Prihodko gazetecilere yaptığı açıklamada, Ahmadinejat'ın Rusya aleyhine konuşmasını siyasi populizm ve demagoji gibi nitelendirdi.

Doğrusu, Sovyetler Birliği dağıttıktan sonra Rusya-İran ilişkilerinde ilk kez havada uçuşan böylesine sert açıklamalar duyuyorum. Aslında Moskova Washington`un anti-İran planlarında yer almağa başlayanda Tahran`ın er veya gec Kremlin`in yeni politikasına sert tepki vereceği bekleniliyordu.

Neden Pekin de Washington`la İran aleyhine ambargoyu görüşürken, Mahmud Ahmadinejat yalnızca Kremlin`i hedef götürüyor?

Nedeni basit. Washington İran konusunda Moskova ile daha çok mutabakat içinde. Ona göre de Tahran Pekin`le sert diyaloga geçmekte acele etmiyor. Örnek vermek gerekiyorsa; Tahran`da İran-Türkiye-Brezilya takas anlaşması imzalandıkta Rusya ve Çin'den gelen tepkilere bakalım. Rusya Cumhurbaşkanı Medvedev "Tahran anlaşmasını beğeniyoruz, ancak bazı sorular da yanıtını bekliyor" derken, Çin Dışişleri Bakanı farkı bir beyanatta bulundu: "Ümit ediyoruz ki, Tahran anlaşması İran'ın nükleer çalışması konusunu barış yoluyla çözümüne yol açar. Diyalog ve görüşmeler en doğru yoldur".

Medvedev de zamanında İran`la ilgili "diyalog ve görüşmeler en doğru yoldur" derdi. Ancak zaman geçtikçe ve Kremlin`in Beyaz Saray`la görüşmeleri yoğunlaştıkça, Medvedev sözkonusu cümleye böyle bir ilave yapmağı da gerekli buldu: "Görüşmeler sonuç vermezse ambargo da kullanılabilir".

Kremlin`in yaklaşımının değişmesi Washington`la alışverişin sonucu idi. Beyaz Saray Rusya`nın İran`a tavrını sertleştirmesi karşılığında Kremlin`in önemli isteklerini hayata geçirmeğe başladı. Barak Obama Bush`un Polonya ve Çek Cumhuriyeti`nde yerleştirmeği planladığı füzelerden savunma sisteminden imtina etti, NATO'nun genişlenmesini arka plana aldı, Kremlin ayrılıkçı Abhazya ve Güney Osetya`nın "bağımsızlıklarını" tanırken, silahlı kuvvetlerini bu bölgelerde yerleştirirken, Gürcistan`ın toprak bütünlüğünü gerekli ölçüde desteklemedi. Tüm bunlar İran'dan dolayı idi.

Barak Obama devamını da getirmeğe hazır. Yeter ki Moskova İran politikasından geri adım atmasın. Beyaz Saray sahibi Rusya ile barış amaçlı nükleer işbirliği anlaşmasını yeniden gündeme getirmiş. Kremlin`in Washington`dan iki isteği daha var: ABD Rusya`nın Dünya Ticaret Örgütü üyeliğini engellemesin ve Kongre`de zamanında Sovyetler Birliği`ne karşı kabul edilen daha sonra Rusya`ya uygulanan ve ticari ilişkileri kısıtlayan Jackson-Vanik düzelişi ortadan kaldırılsın.

Rusya`nın iştahı büyük. Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili'nin "Rusya`nın isteklerini ne kadar fazla karşılarsın, o daha fazlasını ister" tespiti doğru.

Kremlin Washington`un yaptıkları ve yapacaklarına göre, İran'a karşı tutumunu sertleştirmiş. Buna göre de Tahran anlaşması Kremlin`in çıkarlarına uygun değil. Çünkü, anlaşma dolayısıyla İran`ın nükleer konusu gündemden düşürse, sorun kendi-kendine çözüm aşamasına girer ve onda ABD`nin Rusya desteğine ihtiyacı kalmayacak. Bu ise o anlama geliyor ki, Washington Rusya`nın beğenmediği ve yarım kalan projelerini yeniden gerçekleştirmek için düğmeye basa bilir.

Tahran anlaşmasına rağmen, Washington`un İran`dan kolayca el çekmek planı yoktur. Odur ki, ABD`nin bir müddet Rusya desteğine ihtiyacı olacak. Kremlin Washington`a desteğini artırınca da, Tahranla ilişkilerini zor sokacak. ABD ile oranda Kremlin için İran itkisi büyük gözükmüyor.

İran ABD-Rusya ortak projeleri içinde Azerbaycan`la bağlı maddenin varlığından da endişeli. Bu madde Azerbaycan`da Rusya`ya bağlı Gabele füze kontrol üssü ile ilgilidir. Birkaç yıl önce Kremlin bu üssü ABD ile ortak çalıştırmağı Washington`a teklif etmişti. O zaman ABD Başkanı Bush bu teklife soğuk yaklaştı. Çünkü kendisi Polonya ve Çek Cumhuriyeti`nde kurmağı planladığı sistemi Rusya ile ortak ilişkiye kurban vermek istemiyordu. Ancak Obama Cumhurbaşkanı olduktan sonra zaten Polonya ve Çek Cumhuriyeti konuları gündemden çıktı. Şimdi Tahran`ı korkutan ABD ile Rusya arasında artan işbirliği kapsamında Gabele üssünün ortak çalıştırılması teklifinin bir daha gündeme gelebilmesidir.

Ona göre de, Tahran bu konuda baskıyı Moskova değil, Bakü`ye artırmış. Azerbaycan yönetimi önceki açıklamasında Gabelede ABD-Rusya ortak çalışmasına karşı olmadığını belirtmişti. Şimdi Tahran Bakü`den bu tutumunu değiştirmesini ve Gabele`deki üssün ortak çalıştırılmasına izin vermemesini istiyor. Anlaşmaya göre Bakü`nün böyle talepte bulunma hukuku var. Zaten Rusya`nın Gabele üssündeki kira müddeti iki yıl sonra tamamlanıyor. Birkaç gün önce Bakü`ye gelen Rusya Savunma Bakanı Analoti Serdyukov da Gabele üssü konusunda fikir alışverişinde bulunmuş. Azerbaycan Savunma Bakanı Sefer Abiyev de 27 Mayısta Moskova gitti. Gündemde yine ayni konu. Böylece Moskova Bakü`den "kira müddetini artır" isteğinde bulunuyor, Tahran ise aksini talep ediyor.

Böylece, İran`ın nükleer meselesi ile buna karşı oluşan uluslararası grubun Azerbaycan`la bir ilgisinin olmadığını söyleyenler şimdi konunun Azerbaycan`a da dokunduğunu algılamak zorunda.

 

 

Elhan Şahinoğlu, "Atlas" Araştırmalar Merkezi Başkanı (Azerbaycan)

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Suinbay Suyundikov   - 25-09-2020

Rusya’nın Libya Politikası

Rusya başat bir aktör olarak Orta Doğu sahnesine geri dönmüştür. Bu çalışmada, Rusya’nın Orta Doğu’daki tarihsel varlığı kısaca ortaya konulacak, Arap Baharı sonrası dönemde Rusya’nın bu bölgede Libya’ya yönelik izlediği politikanın değerlendirilecek, hedeflerin ve çıkarları tespit edilecektir. ...