Rusya- Japonya Arası Asırlık Çatışma Bölgesi: Kuril

Yazan  24 Haziran 2020

Dünya, Covid-19 tahdidi ile karşı karşıya geçirdiği bu küresel kriz dönemini daha atlatamadan Asya-Pasifik bölgesinde yeni çatışmalar ve sorunlar ortaya çıkmakta.

Küresel sistemin pandemi ve salgınlar gibi doğal afet olarak adlandırabileceğimiz sorunlar karşısında ne derece kırılgan bir yapıda olduğu esasında dünya tarih içinde görüldüğü gibi bir kez daha görülmüş oldu.Ancak bu küresel salgının tam anlamı ile atlatılmadan, uluslararası alanda aktörler, Asya Pasifik bölgesinde sınır sorunları ve Çin’in ve Kuzey Kore’nin bir anlamda gövde gösterileri ile karşı karşıya kalmış durumda. Çin’in Hindistan ile yaşadığı sınır sorunu ve Kuzey Kore’nin, Güney Kore’ya karşı gerçekleştirdiği saldırılar yaşanan en son bölgesel gelişmeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu gelişmeler bize bölgede var olan ve uzun yıllardır soğumayan çatışma alanları ve sınır sorunlarını akıllara getirmektedir. Bunlardan biri de şüphesiz Kuril Adaları sorunudur. Rusya’nın dış politikasında 2000 yılı sonrasında aktif dış politika izleme hedefi kapsamında Orta Doğu bölgesi özellikle 2010 yılı sonrasında sürekli olarak gündemde. Ancak Asya Pasifik bölgesi de bu açıdan yakından takip edilmesi gereken bölgelerden biri olarak görülmelidir. Bu noktada da dikkatleri 19. Yüzyıldan bu yana belli aralıklar ile gündeme gelen Kuril Adaları sorunu çekmektedir. Esasında süreç bir aşırından fazla tarihsel geçmişe sahiptir. Ancak uluslararası alanda yaşanan gelimler düşünüldüğünde bölgenin tarihsel geçmişine paralel olarak bugün yarattığı sorunların daha derin olduğu görülecektir.

Rusya ve Japonya arasında jeopolitik ve stratejik bir sorun olarak çatışma alanı yaratan bu adalar Rusya’nın Kamcatka ile Japonya’nın Hokkaido bölgelerinin merkezindedir. Haritada görüleceği gibi bahsettiğimiz bölge 56 adadan müteşekkil ve Rusya-Japonya arasında uzanan geniş bir hattı ifade etmektedir. Adaları stratejik konumu Rusya ve Japonya’nın bölgesel çıkarlarının çatışmasının ana kaynağı olarak karşımıza çıkmalar birlikte, esasında tarihsel süreç içinde bu devletlerin bölgede var olan çıkarları ve emperyal yayılım politikaları noktasında da taviz verilemez bir alan haline gelmiştir denebilir.

Harita : Kuril Adalarına İlişkin Veriler

” Kuril Adaları Sorununun Tarihçesi” Sputnik,

(Erişim: https://tr.sputniknews.com/infografik/201902071037532365-kuril-adalari-rusya-japonya/)

 

Tarihsel Arka Plan

Adaların esasen sorun haline gelmesi 19. Yüzyılın büyük güç mücadelesinde saklı denebilir. Bu dönemde Rus ve Japon kâşiflerin Kuril Adalarına ulaşması sonrasında adaların durumu ilişki uzlaşı sağlanamamış ve 7 Şubat 1855’te sınır belirlemeye yönelik anlaşma iki ülke arasında imzalanmıştır. Buna göre imzalanan bu Şimoda Anlaşması ile Kuril Takımadaları Urup Adaları’ndan ayrılarak kuzeyi Rusya’ya, güneyi de Japonya’ya verilmiştir (Akçadağ& Elnur, 2016: 97) Ancak süreç burada sona ermemiş ve II. Dünya Savaşı sonrasında yeniden ortaya çıkmıştır.Bu dönemde “Berlin-Roma-Tokyo Mihveri”nin yenilgisinin akabinde SSCB adalar konusunu ilk aşamada doğrudan olmasa da Japonya karşısında gündeme getirme hamleleri yapıştır.  Bu kapsamda Potsdam Deklarasyonunda, 1943 Kahire Bildirgesi'nin şartlarının yerine getirilmesi vurgulanarak, Japon egemenliğinin Honshu, Hokkaido adalarıyla sınırlı olması istenmiştir (Japan's Northern Territories For A Relationship of Genuine Trust, 2008). Diğer taraftan SSCB, 9 Ağustos 1945'te Mançurya ve Sahalin'deki Japon kuvvetlerine saldırmasının ardından,Kızıl Ordu, Kuril Adaları'na girmiştir (Trenin & Weber, 2012).Böylece sorun 20. Yüzyılda da dondurulmuş bir şekilde bölgesel bir sorun olarak çatışma alanı yaratan ihtilaflı konulardan biri olmuştur.

Putin Dönemi Kuril Adaları Konusu

İki kutupluluğun uluslararası alanda sona ermesi ile birlikte uluslararası sistem yeni bir düzen yaratımına giderken, SSCB’nin yerini alan Rusya Federasyonu 1991 yılından 2000 yılına kadar geçen süreçte dış politikasında çok aktif bir dönem geçirmemiştir denebilir. Yeltsin döneminde Kuril Adaları soruna baktığımızda 1991 ve 1993 yıllarında konunun gündeme geldiği görülmektedir.Ancak bu sorunun çözümüne ilişkin net adımların atıldığı da söylenemez. Esas değişim ise 2000 yılı sonrasında yaşanmış ve 2019 yılına kadar Rusya ve Japonya arasında gerçekleşen görüşmelerde konu zaman zaman gündeme alınmıştır(Özel Özcan, 2020).

2000 yılı sonrası Putin iktidarı ile Moskova, geçmişe ilişkin nostaljilerin yeniden canlandırıldığı ve sürekli olarak “büyük güç” söylemlerinin öne çıkarılmaya başladığı bir dönem yaratımı ile dış politikasını da bu eksen de milliyetçi bir şekildeşekillendirmeye başlamıştır. Japonya’nın Moskova’ya 2000’lerin başındaki resmi ziyaretini 2003 yılında Başbakan Junichiro Kouzmo tarafından gerçekleştirilmiştir. Adalara ilişkin net bir konunun görüşülmemesinin yanı sıra esas önemli olay 2009 yılında yaşanmıştır. Japon parlamentosu, güney Kuril Adaları'nın Rusya tarafından yasadışı olarak işgal edilen Japon bölgesi olduğuna ilişkin yasa kabul etmiştir(Gorenburg, 2012, s. 2). Akabinde de iki ülke arasındaki ilişkiler iyice gerilmiştir. Bu gergin dönem 2012 yılına kadar sürmüştür. Aralık 2012’de iktidara gelen Shinzo Abe seçimlerini kazandıktan sonra, Rusya ve Japonya arasındaki ihtilafların çözümü için çaba harcayacaklarını açıklamış ve Putin ile Abe Moskova’da Nisan ayında bir araya gelmiştir.

Adalar sorununa karşın, ilişkilerin bir anlamda yenide şekillenmesinde enerji konusu da önemlidir. İlginçtir ki Japon diplomat Kazuhiko Togo Rusya ile ikili ilişkilerin gelişmesi ile ilgili olarak Japonya’nın Rusya ile müzakerelerinde ilerleme kaydedebilmesi için önünde iki yıl olduğuna dikkat çekerek,  özellikle bölge konusunda ve ekonomik anlaşmalar konusunda hızlı davranması gerektiğini belirtmiştir (Bkz:“Putin-Abe Zirvesi ve Rus-Japon İlişkileri”, 2013).  Togo’nun bu zaman tahmini esasında bizi 2014 yılında yaşanan Ukrayna Krizi’ne götürmektedir. Çünkü Rusya ve Japonya arasında çözümlenmesi planlanan (ya da umulan) sorunlar Ukrayna’da yaşanan gelişmeler neticesinde askıya alınmıştır. Rusya’nın Ukrayna müdahalesi sonrasında süreç gerçek anlamda tıkanmıştır denebilir. Bu süreç ancak 2016 yılına gelindiğinde yeniden gündeme gelmiştir. Abe, 2016'da Putin ile resmi olmayan bir toplantı ile Sochi’de bir araya gelmiştir. Ancak burada da somut adımlar görememekteyiz. 2019 yılı ise bölgede gerçek anlamda karşılıklı olarak net tavırların ortaya konduğu bir süreç yaşanmıştır.2019 yılının Ocak ayında düzenlenen G20 Zirvesinde Abe ve Putin, barış antlaşması müzakerelerini devam ettirme niyetini açıklamış ancak süreç, Japonya’nın Osaka kentinde yapılan G20 Zirvesi’nin internet sitesinde, Kuril Takımadasından Kunaşir, Şikotan, İturup ve Habomai adaları Japonya toprağı olarak gösterilmesi ile yeniden sonlanmıştır. (Moskova’dan Tokyo'ya protesto notası: Güney Kuril Adaları Japonya toprağı olarak gösterildi, 2019).

 Ancak bölgenin uzun yıllardır Ruslar açısından Ohotsk Denizine açılan bir kapı olması ve burada jeopolitik üstünlük arayışı Putin dönemi açısından en önemli konudur. Çünkü Rus dış politikasının emperyal yayılım ve stratejik üstünlük yaratım hedefi burada Rus varlığını elzem hale getirmektedir. Nitekim 2019 yılında yalanan gelişme karşısında Rusya’nın tepkisi milliyetçi bağlar ve nostaljik çağrışımlar le yüklü bir atıf ile gerçekleşmiştir. Putin bölgenin tarihsel olarak kendilerine ait olduğunu belirterek II. Dünya Savaşı sonucu Kuril Adalarının Sovyetler Birliği’ne geçtiğine dikkat çekerek esasında tarihsel olarak bölgenin kendilerine ait olduğu imasında bulunmuştur. Konuya ilişkin olarak twitter da yer alan Russia Today paylaşımı bu açıdan önemlidir. (Putin'den Kuril Adaları cevabı: Babacık (Stalin) her şeyi aldı, bu iş bitmiştir, 2019).

Son noktada Adalar konusunun Rusya ve Japonya arasında sürekli olarak gündeme gelen çözümsüz sorun yumağı haline geldiği görülmektedir. Bu noktada Çin ve Kuzey Kore’nin bölgesel olarak görülse de esasında küresel sorunlar yaratan adımları bölgedeki tarihsel çatıma alanlarını da tetikleyebilir.  Bölgede yaşanan gelişmeler düşünüldüğünde konunun yakın zamanda yeniden gündeme gelmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Çünkü tarihsel kökenleri bir yana jeopolitik bir soru ve çıkar alanı olan bu adaların konjonktürel değişim ve gelişmeler karşısında hassas olduğu unutulmamalıdır. 2014 yılında yaşanan Ukrayna Sorunu gibi uluslararası alanda yaşanan konjonktürel gelişmeler iki ülke arasındaki ilişki ve dolayısı ile de sınır sorununu önemi derece etkilemiştir. Bu açıdan önümüzdeki sürecin bu gibi ihtilaflı bölgelerde yaratacağı etki yakından takip edilmelidir.

Kaynakça:

 

Akçadağ, Emine ve Elnur İsmayilov,(2016) “Ukrayna Krizinin Rusya ve Japonya Arasındaki     Kuril Adaları Sorununa Etkisi”, Uluslararası İlişkiler, Cilt 12, Sayı 48, s. 95-115.

Gorenburg, D. (2012). The Southern Kuril Islands Dispute. PONARS Eurasia Policy Memo No. 226.

(2008). Japan's Northern Territories For A Relationship of Genuine Trust. 05 02, 2020 tarihinde https://www.mofa.go.jp/region/europe/russia/territory/pamphlet.pdf adresinden alındı

Moskova’dan Tokyo'ya protesto notası: Güney Kuril Adaları Japonya toprağı olarak gösterildi. (2019, 04 07). Sputnik: https://tr.sputniknews.com/rusya/201907041039564232-moskovadan-tokyoya-protesto-notasi-guney-kuril-adalari-japonya-topragi-olarak-gosterildi/ adresinden alındı

Özel Özcan, M. S. (2020). Rus-Japon İlişkilerinde Jeopolitik Düello: Kuril Adaları Sorunu. Congress on Scientific Researches and Recent Trends-6, 2, s. 398-402. Azerbaycan. https://f749d2de-b9db-4cec-b6d0-ee07a424fefb.filesusr.com/ugd/614b1f_1c944511308e4a67ae3538fb4d96a14f.pdf adresinden alındı

“Putin'den Kuril Adaları cevabı: Babacık (Stalin) her şeyi aldı, bu iş bitmiştir”. (2019, 07 09). Sputnik: https://tr.sputniknews.com/rusya/201909071040112288-putinden-kuril-adalari-cevabi-babacik-stalin-her-seyi-aldi-bu-is-bitmistir/ adresinden alındı

Trenin, D., & Weber, Y. (2012). Russia's PAsific Future: Solving the South Kuril Islands Dispute. Carnegie. 2020 tarihinde https://carnegieendowment.org/files/russia_pacific_future_upd.pdf adresinden alındı

 

 

 

Dr. Merve Suna Özel Özcan

 
 
E mail:                                   mervesuna@yahoo.com
 
Eğitim Durumu
 
2010 -                                      Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
 Siyaset ve Sosyal Bilimler (Yüksek Lisans)
 
2008 - 2011                            Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Tarih (Çift Anadal programı)
 
Bölüm Bitirme Tezi: Soğuk Savaş Döneminde Türkiye-ABD İlişkileri Kırılma Dönemleri (1960-1965)
 
2006 - 2010                            Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Uluslararası İlişkiler (Lisans)
 
 
2002-2006                              Fethiye Yabacı Dil Ağırlıklı Lise
 
 
 
Yabancı Diller                                 İngilizce                                            
Rusça (Başlangıç)
Osmanlıca (Orta )
 
 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 20-10-2020

Abraham Anlaşmalarının Orta Doğu’ya Vaadi

Abraham Anlaşmaları (Abraham Accords) başlangıçta İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) tarafından yapılan bir açıklama olarak Ağustos ayında dünya gündemine düştüğünde çok taraflı bir anlaşmanın müjdecisi olmasına pek ihtimal vermek mümkün değildi.