Suriye Krizi’nde Gelinen Son Nokta: Rusya-ABD-Türkiye

Yazan  23 Mayıs 2013

 

Rusya Dış İşleri Bakanı Sergey Lavrov ve ABD Dış İşleri Bakanı John Kerry İsveç’te bir araya geldi. Bu görüşme tarafların Suriye Krizi bağlamında iki tarafın bir araya geldiği Berlin, Londra ve Brüksel’den sonra dördüncü görüşmedir.[1] Son dönemde artan Suriye görüşmeleri Rusya’nın 2011’den bu yana değişmeyen Suriye politikasını tavizsiz devam ettirdiğini ve ABD’nin ise uzlaşma yolları aramakta olduğunu göstermektedir. 7 Mayıs’ta Moskova’da bir araya gelen Lavrov ve Kerry, Rusya ve ABD'nin Suriye konusunda uluslararası bir konferans düzenleyeceğini açıklamışlardı. Lavrov konferans ile ilgili olarak Suriye muhalefetinin daha önce yaptığı açıklamalarında Beşar Esad rejimi ile aynı masaya oturmayacaklarını sözlerini hatırlatarak, muhaliflerden görüşme ile ilgili olarak bir yanıt gelmediğini belirtmiştir. Diğer taraftan planlanan bu konferansın 2012’de gerçekleştirilen Cenevre Konferansının devamı niteliğinde olması beklenmektedir. Öte yandan Kremlin danışmanı Dmitri Peskov, konferansın düzeyine bağlı olarak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de görüşmelerde yer alabileceğini açıklaması da önemlidir. [2]

Türkiye’nin Suriye Kıskançlığı Mı?

Rusya-ABD arasındaki  “Suriye Krizi”  görüşmelerinin yanı sıra bölgede Türkiye-Suriye ilişkilerinde gerginliğe neden olan önemli bir gelişme yaşanmıştır. Türkiye’nin 11 Eylül’ü olarak değerlendirilen Reyhanlı Saldırıları sonrasında Rusya’nın tutumu dikkat çekicidir. Reyhanlı saldırılarında olduğu gibi daha önce de Rusya, Suriye-Türkiye arasında yaşanan gerginliklerde ihtiyatlı yaklaşmıştır. Reyhanlı’da saldırılarının ardından Rusya Parlamentosu Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Aleksey Pushkov, bazı uluslararası oyuncuların Reyhanlı'daki terör saldırılardan Suriye makamlarını sorumlu göstererek Suriye’deki krizi çözmek için barış konferansını bozmak istediğini düşündüğünü açıklamıştır. Rus uzmanlar ise bölgede PKK faktörüne dikkat çekmişlerdir.[3] Nitekim bu yorum ve açıklamaların ardından Rusya Dışişleri Bakanlığı Reyhanlı’daki terör saldırılarını kınayarak Türkiye’ye başsağlığı dilemiştir. Diğer yandan Rusya 22 Haziran 2012’de Türk jetinin Suriye tarafından düşürülmesinden sonra Rusya Dışişleri Bakanı Yardımcısı Aleksandr Gruşko olumsuz senaryoların gerçekleşmesine neden olacak herhangi bir adım atılmamasını beklediklerini açıklayarak Suriye’nin yanında bir tavır sergilemiştir. [4]Görüldüğü gibi Rusya her iki olayda da sert açıklamalardan çekinmiştir.

Buna ilave olarak bazı uzmanlar Türkiye’nin Suriye konusunda sert bir tutum takınamaması Rusya’dan çekinmesine bağlarken, bazıları da Rusya ve ABD’nin Suriye konusunda görüşmelerinin Ankara tarafından kuşku ile karşılandığına dikkat çekmektedir. Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nde Uzman Soner Cagaptay Türkiye’nin  Rusya ile köklü geçmişine dikkat çekerek  bugün Türkiye’nin Rusya karşısında çekinmesinin nedeni olarak tarihi olayları referans göstermektedir.[5] Çağaptay konu ile ilgili olarak da bir anekdota yer vermiştir. 2012’de Ankara’da görüştüğü üst düzey bir yöneticinin Türkiye’nin Suriye Politikasının “Moskova” endişesi ekseninde geliştiği ifadesini aktarmaktadır.[6]  Hakan Aksay ise  Türkiye’nin süreçten dışlanacağı endişesi ile Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun açıklamalarında, Suriye'de Esad'ın kimyasal silah kullandığından dolayı cezalandırılması, muhalefetin kendi içinde son derece parçalanmış hatta yer yer tehlikeli ögelerle dolu olduğunun göz ardı edilmesi, Sünnilik unsurunun belirgin tercih olarak öne çıkarılması ve şimdi elbette "Reyhanlı dosyası" önemli[7]yer tuttuğuna dikkat çekmiştir.

            16 Mayıs’ta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ABD’ye bir ziyaret gerçekleştirmiş ziyaretin odağında ise Suriye Meselesi yer almıştır. Erdoğan’ın ABD ziyareti Suriye müdahalesi için ABD desteği olarak yorumlanmıştır. BBC bu görüşme ile ilgili olarak Erdoğan’ın geziye başlamadan önce ‘ABD önderliğinde uçuşa yasak bölgeyi destekleriz’ ve ‘Cenevre bir oyalama taktiğidir’[8] çıkışları ile ilgili beklentileri yükseltme yolunu seçtiğine dikkat çekmiştir. Bu nedenle de uzmanlar tarafından görüşmenin Türkiye açısından beklenen sonucu vermediğine dikkat çekilmektedir. Nitekim ABD Başkanı Obama’nın “Esad rejimine baskıyı daha da artırmak ve Suriye muhalefeti ile çalışmak niyetindeyiz. Türkiye Başbakanı ana amacı Suriye’nin Başar Esad’sız bir şekilde demokrasiye geçmesi olan uluslararası bir hareketin başında bulunuyor. Türkiye bundan sonra da kilit rol oynamaya devam edecek, özellikle de rejim temsilcileri ve muhalefeti yakın bir zaman içinde görüşme masasına oturtabildiğimiz zaman”[9] açıklaması bu anlamda önemlidir.

            Kommersant Gazetesi, Erdoğan’ın ABD ziyaretini değerlendirmiş ve Erdoğan, Suriye’de yaşanan iç savaşın hemen başlangıcında Esad karşıtı bölgesel koalisyonun liderlik rolünü üstlenerek, dış politikada ilk defa “sıfır sorun” politikasından geri adım atmış olduğuna dikkat çekmiştir. Gazetede yer alan yazıdaki ilginç bir iddia ise İslami Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) lideri Erdoğan, Basra Körfezi’nde yer alan Sünni monarşiler ile birlikte bölgede Şii hilalini oluşturan güçleri (Tahran, Lübnanlı Hizbullah Grubu ve Şam) yok etmek istiyor[10]ibaresidir.

Rusya ve ABD’nin Suriye Çıkmazı

Erdoğan –Obama görüşmelerinin yanı sıra Putin’de Suriye Meselesi ile ilgili görüşmelerine hız vermiştir. 16 Mayıs’ta Güney Afrika Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile bir araya gelen Putin’in gündeminde Suriye sorunu öne çıkmıştır.17 Mayıs’ta Başkan Putin, önce Soçi’de BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ile görüşmüş ardından İngiltere Başbakanı David Cameron ile  yaptığı telefon görüşmesi ile Suriye konusunu ele almıştır.[11]Öte yandan Rusya Suriye Krizinde Çin ve İran ile aynı tarafta yer almaktadır. Bu bağlamda Lavrov’da Cenevre-2 görüşmesinin hazırlıkları devam ederken Suriye’nin yanında yer alan İran’ın da gerek coğrafi önceliği gerekse de Suriye’de iç oyunculara olan etkisi nedeni ile uluslararası konferansa katılması gerektiğini açıklamıştır. Bununla birlikte bu açıklama sonrasında ise Fransalı yetkililer Suriye Krizi kapsamına nükleer konular ile gündemi karıştıran İran’ın süreçte yer almaması gerektiğini belirtmiştir.[12]

Diğer taraftan Rusya ve ABD’nin Suriye Krizi üzerinden yakınlaşmaları dikkat çekicidir.  Özellikle Obama yönetiminin Rusya ile iyi ilişkiler kurma politikası düşünülür ise bu görüşmeler bir anlamda tarafların arasındaki sorunlarında görüşülmesi açısından önemlidir. Nitekim tarafların Suriye politikaları bağlamında dikkat çeken en önemli nokta ise her ülkenin de uzlaşma sağlanabilecek tarafları olmasıdır. Şöyle ki yaklaşık 2 yıldan uzun bir süredir Suriye politikasında taviz vermeyen Rusya nerede ise her fırsatta Esad’ı savunmadığını açıklamakta ve bu açıklamaları Rusya’nın Suriye politikasında Esad’ın gözden çıkarılabilecek bir karakter olduğunu göstermektedir.[13]Obama yönetimi ise Suriye Krizi’nin başladığı günden bu yana ülkeye doğrudan bir müdahale gerçekleştirme adına bir adım atmamıştır. Diğer taraftan Suriye Krizi sürecinin başından buyana ülkeye silah satışına devam eden Rusya’nın son olarak Wall Street Journal’da yer alan iddialara göre Rusya ile Suriye arasında S-300 füze savunma sistemlerinin satışıyla ilgili anlaşmaya dikkat çekmektedir. Bu anlaşma ile ilgili olarak Esad rejiminin 900 milyon dolarlık anlaşma kapsamında ödemelerine başladığı ve 4 füze bataryasından ilkinin gelecek 3 ay içinde Şam’a teslim edilmesi beklenmektedir. Bu iddiaların ardından ABD Dış İşleri Bakanı Kerry, Rusya’yı Suriye’ye bu sistemleri satmaması konusunda uyarmıştır.[14] Bu açıdan Lavrov-Kerry görüşmelerinde  silah ve füze sistemi satışı konusu da Rusya açısından önemli bir kozdur. Kısacası ABD ve Rusya bu noktalarda anlaşabilirler ise sadece Suriye konusu değil ikili ilişkilerde de önemli bir gelişme sağlanabilir.

Suriye Krizi Rusya’nın ABD karşısındaki küresel aktör konumunu güçlendirdiği ve  dünyaya Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının travmasının geride bırakıldığını gösterme açısından önemli bir sınavdır. Nitekim Rusya iki yıldan uzun bir süredir takip etmekte olduğu tavizsiz Suriye politikası ile bunu ortaya koymaktadır. Diğer taraftan Rusya-Türkiye ve Rusya-ABD ilişkileri açısından da Suriye Krizi önem arz etmektedir. Hergeçen yıl artan ticari ilişkilerin ve ticari hacmin yanı sıra Rusya ve Türkiye Suriye Meselesi bağlamında farklı politikalar takip ediyorlar ise de keskin bir ayrım ile karşı karşıya gelmemektelerdir. Diğer taraftan Rusya- ABD ilişkileri açısından da olumlu gelişmeler yaşanmaktadır. Sonuç olarak Moskova’nın, Suriye Krizini “kazan-kazan” politikası üzerine kurduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Çünkü Esad gitsin ya da gitmesin Rusya Libya örneğinde olduğu gibi kendi kontrolü dışında oluşturulan düzeni Suriye’de görmek istemektedir.

 


[1]Lavrov ve Kerry, Rusya ile ABD arasında işbirliğini görüşüyor, http://turkish.ruvr.ru/2013_05_07/Lavrov-ve-Kerry-Rusya-ile-ABD-arasinda-ishbirligini-gorushuyor/,7.05.2013

[4]“Rusya'dan NATO'ya uyarı!”,http://www.haberturk.com/dunya/haber/753817-rusyadan-natoya-uyari,25.06.2012,"Olay Önceden Planlanmadı", http://www.hurriyet.com.tr/planet/20854155.asp,27.06.2012

[5]Bu noktada yazar 1568’dan başlayan bir tarihi süreçte Türk-Rus çatışmalarına ve  özellikle de Soğuk Savaş Döneminde yaşanan tehditkar tutuma dikkat çekmiştir.

[7]Türkiye, ABD ve Rusya'nın öncülük ettiği 'Suriye süreci'ne karşı, http://t24.com.tr/yazi/turkiye-abd-ve-rusyanin-onculuk-ettigi-suriye-surecine-karsi/6690

[8]'Türkiye, Suriye konusunda duymak istediklerini Obama'dan işitemedi, http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/05/130520_erdogan_washington.shtml,20.05.2013

[9]Obama ve Erdoğan Suriye’deki durumu ele aldılar,http://turkish.ruvr.ru/2013_05_17/Obama-ve-Erdogan/,17.05.2013

[10]Kommersant gazetesi Erdoğan’ın ABD gezisini yorumladı, http://rusyaanaliz.com/kommersant-gazetesi-erdoganin-abd-gezisini-yorumladi/?fb_source=pubv1,20.05.2013

[11]“Cenevre-2” konferansının hızlandırılması, http://turkish.ruvr.ru/2013_05_19/Cenevre-2-konferansinin-hizlandirilmasi/

[14]U.S. Is WarnedRussiaPlansSyriaArmsSale, http://online.wsj.com/article/SB10001424127887324059704578471453006383248.html, Suriye'den korkutan adım , http://dunya.milliyet.com.tr/suriye-den-korkutan-adim/dunya/detay/1706448/default.htm,10.05.2013

Dr. Merve Suna Özel Özcan

 
 
E mail:                                   mervesuna@yahoo.com
 
Eğitim Durumu
 
2010 -                                      Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
 Siyaset ve Sosyal Bilimler (Yüksek Lisans)
 
2008 - 2011                            Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Tarih (Çift Anadal programı)
 
Bölüm Bitirme Tezi: Soğuk Savaş Döneminde Türkiye-ABD İlişkileri Kırılma Dönemleri (1960-1965)
 
2006 - 2010                            Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Uluslararası İlişkiler (Lisans)
 
 
2002-2006                              Fethiye Yabacı Dil Ağırlıklı Lise
 
 
 
Yabancı Diller                                 İngilizce                                            
Rusça (Başlangıç)
Osmanlıca (Orta )
 
 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 29-11-2020

Türkiye’nin Afrika ve Libya Politikası

Türkiye’nin Afrika politikasını, daha çok Sahra Altı ülkeler ile ilişkiler açısından, Kuzey Afrika’yı ise, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) politikası olarak değerlendirmek bazı açılardan daha isabetli olabilir.