Mehmet Anıl Korkmaz -TÜRK MİLLİ SORUNLARINA GENEL BAKIŞ
×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 116



Mehmet Anıl Korkmaz -TÜRK MİLLİ SORUNLARINA GENEL BAKIŞ

Yazan  21 Mayıs 2009

Bayraksızlar bayraksızlar
Yere düşse bayrak sızlar
Nerden bilsin kıymetini
Soysuz sopsuz bayraksızlar

Bayrak yere düşerken
Alkışlayan piçleri
Kahredecek Türk milleti
Destek veren güçleri

Susmayın ey milletim
Bayraksızda ar olmaz
Susar ise yiğitler
Vatan bize yar olmaz

Türk milleti vatan ve bayrak için neler yapmadı ki! En son yapılabilecek işi, ölmeyi en evvel denedi. Türk töresinde vatan, millet ve bayrak sevgisi her sevginin önünde gelir. Bunun içindir ki, Türk insanı vatan için ölmeyi bir vazife bilmekte, oğlunu şehit veren anne ve baba acısını yüreğine gömerek "Vatan sağ olsun" diyebilmektedir. Bu M.Ö 200 yılından 2009 yılına kadar bir bozkır yasası olarak işledi; bundan sonraki bin yılda da Türk Töresinin değişmez yasası olarak kalacaktır. Ne demişti şair: ''Bayrakları bayrak yapan üstündeki kan'dır
Toprak; eğer uğrunda ölen varsa Vatan'dır''

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu tarihten itibaren Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK'ün en büyük eseri olan Türk Milleti kavramı doğrultusunda birlik beraberlik içinde yaşamıştır. Her ne kadar bir takım belirli yahut belirsiz güçler huzur ortamını bozmaya çalışmışlarsa da bunu becerememişlerdir. Türk Milleti kavramı ATATÜRK'ün ''Ne mutlu Türküm diyene'' sözündeki Türk kelimesinin anlamını içermektedir. Bu söz bir kafatasçı zihniyeti ifade etmez. Bazıları bu sözün ırkçı bir zihniyetin ifadesi olduğunu söylerken bazıları aksini savunacakları yere sessiz kalmayı yeğlemektedir. Türk Milleti; kürdüyle, lazıyla, çerkeziyle bir bütün oluşturabilmiş, milletlerin üstünde bir millet kavramıdır.

Osmanlı imparatorluğunun sınırlar içinde bugün 45 devlet kurulmuştur. Osmanlı tebaaları devletten sadece savaşlar neticesinde ayrılmadı. Daha da önemli olan fitne merkezli hareketler sayesinden isyanlar neticesinde ayrılmışlardır. Osmanlı İmparatorluğunun devamı niteliğinde olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti üzerinde de birden çok millete mensup insan yaşamaktadır. Geçenlerde İTÜ'nün yaptığı araştırma sonuçlarını aynen aktarmakta fayda var: anadil kontrolüyle sağlanan dolaylı bilgininde katılmasıyla ortaya çıkan tabloda Türkiye'de yetişkinlerin (18 yaş ve üstündekilerin) etnik kimliklerin dağılımı, yüzde 78,1 Türk, yüzde 13,4 kürt, yüzde 1,5 "laz" ve "Türkmen" gibi yerel kimlikler, yüzde 0.1 Asya Türkü, yüzde 0.3 Kafkas kökenli, yüzde 0.2 balkan kökenli, yüzde 0.4 göçmen, yüzde 0.9 Müslüman Türk, yüzde 0.2 alevi, yüzde 0.3 "Türkiyeliyim, dünyalıyım" vs. diyenleri ifade eden genel tanımlayan, yüzde 0.7 arap, yüzde 0.1 gayrimüslim, yüzde 0.03 roman, yüzde 0.05 diğer ülkelerden ve yüzde 3.8 TC vatandaşı şeklindedir. Aslolan Türkiye Cumhuriyetinin bekasıdır.

Türkiye Cumhuriyetinin bölünmesi için kimlik vurgusu yapmaya başlayanlar amaçlarına ulaşmak üzeredir. İktidarı elinde bulunduran ve neye hizmet ettiği belirsiz kimliksizler ise bu oyuna sessiz kalmalarından ziyade bu oyunun bir parçası haline gelmişlerdir. Birkaç somut örnekle durumun vahametini gözler önüne serelim:

1- Diyarbakır ve Mardin'e kürdoloji enstitüleri açılıp dil geliştirilecek.

2- Kürtçe seçmeli dil dersi adıyla tüm okullara girecek

3- Çocuk ya da yer adı olarak Kürtçe isimler rahatça kullanılacak

4- Hapishanelerde Türkçe dışında dil konuşulabilecek

5- Güneydoğuda günde on iki saat kürtçe yayın yapan yerel televizyon kanallarına ve radyolara saat kısıtlaması kaldırılacak

Bu örnekleri şu anki en büyük sorun olarak lanse edilmesinden dolayı verdik. Gerçekten de bu mesele Türkiye Cumhuriyetinin sırtına saplanmış bir bıçak gibidir. Bakınız MGK toplantılarına katılan üst düzey bir yetkili: ''Çok yakında bazı açılımlar olacak. Bunlar, avrupadaki Türkler için biz ne istiyorsak onları kapsıyor. Mesela oradaki Türkler kendi çocuklarına istedikleri ismi koyabiliyor, istediği dili öğrenmesini sağlıyor, kendi kültürlerini yaşıyorlar. Almanya'daki, Avusturya'daki Türklerin haklarını artık biz de kürt kökenli vatandaşlarımıza sağlamalıyız'' diyebiliyor. Yazıklar olsun bunu söyletenlere.

''Bugün içinden geçtiğimiz krizi daha da ağır hale getiren, iktidarda ben Türküm diyemeyen bir başbakanın olmasıdır. Bu başbakan bir kimlik krizi içerisindedir.'' Tespitini uzunca bir zaman önce söyleyen yaşayan en büyük Türk Milliyetçisinin haklı olduğunu zaman gösterdi. Zaman ne gösterecek bunu Yaradan bilir ama artık Türk Milliyetçilerinin sabrı taşmıştır. Kardeşkanı akıyor ve buna sessiz kalınıyor. İktidar üzerine düşen akan kanı durdurmaktır. Ya bu kanı durdurun ya Millet durduracak!!!

''TANRI TÜRK'Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN''

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Dr. Aslan Yaman   - 29-09-2020

Karadeniz’deki Doğalgaz Keşfi Türkiye’nin Bölgesel Politikalarında Kaldıraç Olarak Kullanılabilir mi?

Özet Türkiye’nin Karadenizdeki doğalgaz keşfi ve bunu kendi imkanları ile gerçekleştirmesi münhasır ekonomik bölgelere sahip olan ancak arama ve çıkarma faaliyetleri için dünya enerji devlerine ihtiyaç duyan ülkeler için heyecan yaratan bir gelişme olarak değerlendirilmiştir. ...