×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 116



Yeni Kurtarıcı Meleğimiz; Hüseyin Ağabey

Yazan  09 Nisan 2009
Abdülkadir Taşdelen-Obama’nın Türkiye’ye ziyareti öncesi ve gelişiyle en çok duymaya başladığımız “Türk Amerikan ilişkilerinde yeni dönem” söylemine iyice alıştırıldık.

Yeni başkan, ikinci dünya savaşından sonra ABD nin giydiği dünya siyasetine yön verirken salt çıkara dayalı, acımasız emperyalist elbisesini bir anda çıkardı ve karşımıza kurtarıcı bir melek olarak çıkıverdi. Ve işte kahramanımızı bulduk. Hatta başbakan RTE bile "Obama'dan ne bekliyorsunuz?" sorusuna "Kimsesizlerin kimsesizi olmasını bekliyorum" diyecek kadar dünya siyasetinden bi haber, reklamlara inanan sade vatandaş gibi konuşarak nasıl bir zihniyet tarafından yönetildiğimizin belirtilerini açığa verdi bir defa daha.

Obama'nın başkan seçilmesinden sonra özellikle de Türkiye ziyaretinden sonra bir anda hafıza kaybı başladı bizlerde ve bir anda yakın geçmişte yaşanan tüm olayları unutmaya başladık.sonunda da unutuverdik.

Halbuki gelişmeler sonucunda ABD siyasetinde ne gibi değişikler oldu sorusunun cevabını alt alta yazıp ne olduğunu anlamaya çalışsak durumun hiç de iç açıcı olmadığını kolaylıkla görebilirdik.

İşte safdilliklerimiz ve unutuverdiklerimiz,

ABD başkanlarının seçimle gelmediğini unuttuk.

Seçilecek başkan profilinin ABD Elit devleti tarafından (bizdeki kullanılan adıyla derin devleti) ABD'nin gelecek dönemdeki dünya siyasetine uygun bir profil olarak çok öncelerden hazırlandığını ve belirlendiğini unuttuk.

Genel olarak ABD başkanlık seçimlerinde iki dönem cumhuriyetçilerin "yıkarak", iki dönem de demokratların, cumhuriyetçilerin yıkıntılarından "hasılat toplayarak" geçinip gittiklerini unuttuk.

Baba Bush döneminde Saddam'a Kuveyt'i işgal ettirip sonra da Saddam'ı satarak Kuveyt'e yerleştiğini, 36. Paralelde uçuş yasağı ve sonrasında kuzeyde otorite boşluğu yaratarak PKK terörünün gelişmesini sağladığını unuttuk.

Bu dönemden sonra özellikle Clinton döneminde PKK terörünün nasıl tırmandığını ve çocuklarımızı teröre kurban verdiğimizi unuttuk.

Terör her gün evlatlarımızı yok ederken , Clinton'un Türkiye'ye ziyaretinde eline tutuşturulan çocuk sevme komedisini, ve ardından gelen işgalleri unuttuk.

Artık maalesef haber değeri bile taşımayan Irakta her gün meydana gelen onlarca kişinin ölümüyle sonuçlanan bombalı saldırıları unuttuk

ABD nin Irak'ı işgalinden sonra Adana büyüklüğünde bir şehrin işgalden sonra yok edildiğini, yani yaklaşık bir buçuk milyon Iraklı Müslüman'ın yok edildiğini unuttuk

Türkmen kenti Kerkük'ün Kürtleştirilmeye çalışıldığını, ve şehre bu amaçla göç ettirilen altı yüz bin peşmergenin varlığını unuttuk. En önemlisi ABD'nin Irak'a getirdiği demokrasiyi unuttuk.

Telafer'in, işgalden sonra ABD ve Peşmerge güçlerince 6 defa Irak'ın hiçbir şehrine uygulanmadığı kadar büyük saldırı yapıldığını ve şehrin duvarlarla çevrilerek girişlerin yasaklandığını, şehirden yetmiş bin Türkmen'in şehri terk etmek zorunda kaldığını, ve Telafer'in ikinci dünya savaşı Berlin'in yıkılmış resimlerine benzediğini unuttuk,

Peşmergeleri silahlandırarak PKK terörünün işgalden sonra iyice azdığını, her gün birkaç canımızı teröre kurban verdiğimizi unuttuk.

ABD nin PKK terörüyle mücadelede büyük destek olarak bizlere lütfettiği "istihbarat paylaşımı" yardımından sonra Çukurca'da 15 mehmetçiğimizi şehit verdiğimizi unuttuk.

Türkiye'nin başına bela olan PKK terörünün mimarı Çekiç güç 'ü unuttuk.

ABD tarafında basına sızdırılan ABD ordusunun Iraklıları doldurduğu hapishanelerdeki insanlık dışı işkence görüntülerini unuttuk.

Bir anda Barzani ile canciğer olduk, Talabani ile görüşmelere başladık. PKK teröristlerini Kuzey Iraktan çıkarma sözünü konuşmaya başladık. Ama daha üzerinden bir yıl geçmeyen Talabani'nin "PKK teröristlerini Türkiye'ye teslim edecek misiniz?" sorusuna "Biz bir tek Kürt kedisini bile teslim etmeyiz, çok istiyorlarsa gelsin alsınlar" cevabını unuttuk.

Yüzyıllardır birlikte yaşamış Kürt kardeşlerimiz için Obama'nın azınlık hakları istediğini unuttuk.

Heybeli adada Ruhban okulu açılması için Obama'nın isteklerini, Türk vatandaşı tüm dini liderlerle toplu halde görüşmesine rağmen Bartelemeos ile bir devlet başkanı ile görüşür gibi diğer Hıristiyan cemaat liderlerinden ayrı olarak görüştüğünü unuttuk.

Ermenistan'ın Azerbaycan toprağı Karabağ'ı işgaliyle yapılan katliamı görmezden gelip, bir milyondan fazla Türkün yerlerinden edilmesine Obama'nın da göz yumduğunu, Karabağ meselesini Hem Türkiye'ye karşı hem de Azerbaycan'a karşı bir koz olarak kullandığını unuttuk.

Ermeni soykırımın yasasını tehdit aracı olarak kullanarak Ermenistan'la aramızda sınır kapısı açmamızı istediğini unuttuk.

Obama'nın Türkiye ziyaretinde kendisine sorulan Ermeni meselesi ile ilgili, soruya "seçim sırasında söylediği Ermeni soykırımını tanıma konusundaki görüşlerinin değişmediği" sözlerini unuttuk.

Üzerinden çok zaman geçmemesine rağmen Bush döneminde başlayan büyük orta doğu projesinin bir başka safhasının yürürlüğe konduğunu, yeni konuşlanma adresinin Afganistan-Pakistan hattı olduğunu ve ABD askerlerinin Bush döneminde de Afganistan'a nakledilmeye başlandığını unuttuk.

Bu bağlamda Pakistan'da son zamanlarda tırmanmaya başlayan terörü, yeni yeni fitnelerin çıkmaya başladığını, iç karışıklıkların iyice tırmandığını unuttuk, ve aynı şekilde Afganistan'da Taliban saldırılarının arttırıldığını "Afganistan'da ve Pakistan'da "demokrasi" ihtiyacının baş gösterdiğini unuttuk.

Sultanahmet camisi imamının Obama'yı gezdirdikten sonraki yorumlarında "daha önce hiçbir ziyaretçinin Obama kadar ilgili olmadığı" yorumuyla yeni kurtarıcı meleğimizi için insanların birbirlerine "aslında bu Obama Müslüman'mış adı da zaten Hüseyin ama gizliyormuş" dedikodularıyla üzerimize uygulanan psikolojik operasyonu, Obama'nın ABD başkanlık seçimlerinde sık sık tekrarladığı "ben Hıristiyan'ım" sözünü unuttuk. (Hocalarımızın meleklerin Müslüman olduğunu unutmuş olmaları da muhtemeldir)

ABD silahlı kuvvetleri tarafında Irak'ta kendilerinin bilgisi dışında dünya basınına hiçbir haber resim verilmezken buna rağmen Irak ta Amerikan askerlerinin potinleriyle camiye girdikleri resimleri dünyaya dağıtırken "biz sizin değerlerinizi ne zaman istersek çiğneriz ve kimse engel olamaz "mesajını unuttuk.

Bush'un Irak işgali başladığında "Bu bir haçlı seferidir" sözünü unuttuk.

Kafamıza çuval geçirenleri unuttuk hatta öylesine unuttuk ki, Obama' nın başkan olduğu bir ülkeye bunu yakıştıramaz olduk. Allah'tan günah keçimiz hazırdı da içinden çıkamayıp bunalıma girmeyi unuttuk.

Bütün bunların yanında İslam dünyası önünde ABD ve Obama'yı aklayacak, biz saf Türkler ve İslam dünyası için bir günah günah keçisi hazırlandığını da unuttuk.

Bütün kötülükler için günahkarın adı yine kamu oyu yönlendiricileri tarafından çoktan beri belirlenmişti elbette. Uzun süredir bu psikolojinin alt yapısı hazırlandı hiç şüphesiz. Ayakkabı fırlattıracak kadar üst düzey bir hazırlanış. Veya ayakkabı protestosu masum kabul etsek bile ABD nin isteseydi bu görüntüleri dışarıya sızdırmayacaklarını tahmin etmek zor olmasa gerek. Bu cümlelerden sonra cevabın Bush olduğu herkes tarafından tahmin edilecektir şüphesiz.

Elbette unuttuğumuz daha çok şey var.

Eğer ABD 'ni ve politikalarının bir başkanın kişiliğine göre şekil aldığına inanacak kadar saf isek bir düşünce hatası yapmış oluruz. Buna inanan safdillerimiz elbette olabilir.

Ama Türk Devletini yönetmekle görevlilerin böyle bir saflığı gösterme ve unutma lüksleri hiç ama hiç yoktur.

Bu bildiğimiz ABD'dir; milyonlarca kızılderiliyi katlederek kurulmuş,temeli kan,gözyaşı hasılı zulüm olan ABD...

Hiç şüphe yoktur ki , başkanının kim olduğuna bakmadan ABD menfaatleri neyi gerektiriyor ise meşru veya gayri meşru yapmaya devam edecektir. Bu bağlamda ABD ye, ne yaptığını iyi bilen art niyetli basının propagandaları ile "yenilmez olduğu inandırılmış,karşısında hiçbir gücün tutunamayacağı, her şeye hakim, Obama'nın rahatsızlanma ihtimaline karşı yakınlardaki hastahanelerin bile CIA ajanları tarafından kontrol altına alındığına, dışkısının bile buralarda bırakılmayıp Amerika'ya götürüleceğine ve özel bir sıvı ile yok edileceğine inandırılmış televizyon seyreden ve haber dinleyen sade bir Türk vatandaşı için kızgın ama çaresiz hissetmek çok görülmeyebilir. Ama asıl acizlik yeni başkan Obama'dan bütün ABD ve acımasız dünya gerçeklerini bir anda unutup "kimsesizlerin kimsesizi olmasını" beklemektir.

Türk çocuklarının nasıl düşüneceğine gelince, eski dost olan yılan ve oduncunun hikayesinde olduğu gibidir.Bizde bu evlat acısı onlarda bu kuyruk acısı varken biz bir daha eskisi gibi olamayız.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 23-11-2021

Anlayış Farkı ve Tehlikeli Gidişat

Dün Joe Biden FED(Federal Rezerve Bank) yani Amerikan Merkez Bankası başkanı Jerome Powell’i göreve yeniden atadı.