< < "IMF" TAM KURTULDUK DERKEN, YİNE KAPIMIZDALAR


"IMF" TAM KURTULDUK DERKEN, YİNE KAPIMIZDALAR

Yazan  20 Ocak 2010
Kırım Harbi sonrasında başlayan borçlanmadan Osmanlı Devleti bir türlü kurtulamadı. Alacaklılar, “vergileri arttır, borçları öde” söyleminden vazgeçmediler.

Ne yapacağını şaşıran Osmanlı, sonunda "Duyun-u Umumiye"nin kurulmasıyla memleketi alacaklılara teslim etti. Ne yazık ki, bugünkü tablo da bundan farklı değil. Üretmeden, devamlı borçlanarak yaşamak nereye kadar devam edecek? Yabancıya verilen bu imtiyazlarla devam eden bu sistem nasıl sonlanacak? Üretemeyen bir ekonomi tüm işletmelerini yabancıya satarak, yabancının parasıyla yeni işletmeler kurdurarak sadece günü kurtaracak. Ama ya sonrası?

IMF ile anlaşmanın gereksizliği T.C. Merkez Bankası Başkanı tarafından ifade edilmiş, faizlerin düşmesiyle birlikte bankaların sağladığı fonlar borçlanma maliyetlerini aşağıya çekmiştir. Yeni bir anlaşma olması, Türkiye'nin risk algılamasını hiç şüphesiz arttıracaktır. Avrupa'da Yunanistan, Macaristan ve İrlanda ekonomik olarak çok güç günler geçirmektedir. IMF'le anlaşma yapılması halinde Türkiye'de bu ülkelerle birlikte anılır hale gelecektir. IMF'le anlaşma yapılmasının bir diğer olumsuz etkisi kurlar üzerinde olacaktır. Büyüme rakamlarını arttırabilmek için ihracatın ne kadar önemli olduğu çok açık bir gerçekken, anlaşmanın kurlar üzerinde yarattığı baskı ihracatı olumsuz yönde etkileyecektir. Bu durum IMF'le 1999 yılında yapılan anlaşmadan sonra yaşanan sıkışmanın bir benzerini oluşturacaktır. 2001 yılında yaşanan kriz IMF ile imzalanan anlaşmanın eseridir. O zamanki sabit kur politikasıyla değerli halen gelen döviz kuru, ileride yaşanacak patlamanın temelini oluşturacaktır.

Türkiye'ye 2009 yılında giren sıcak para miktarı 30 milyar dolar kadar artış göstererek 80 milyar dolara kadar yükselmiştir. Bu sıcak para da İMKB ve DİBS portföylerinde bulunuyor. Şimdi IMF'le yapılacak olan bir anlaşma sonrasında 30 milyar dolar daha paranın geleceğinden söz ediliyor. Bu miktar, Doları bir anda 1.35, Euro'yu da 2 lira seviyelerine kadar indirebilir. Bu anlaşmanın taşıdığı bir diğer risk ise bu anlaşmaların genel niteliğinden kaynaklanmaktadır. IMF, kamu gelirlerini arttırıcı katı önlemlerin alınmasını, harcamaların kısılmasını ve doğrudan yabancı yatırımların teşviki gibi ana unsurların uygulanmasını istemektedir. Bu tarz bir ekonomik politika, Türkiye'de durgunluk içinde vergi yükünün artmasını ve sosyal anlamda geliri düşük kesimlerin olumsuz anlamda etkilenmesini de beraberinde getirmektedir.

Bu anlaşmanın olmama ihtimali başbakanın ilk açıklamasıyla ortadan kalkmıştır. Anlaşmanın imzalanmaması piyasalar tarafından negatif algılanacaktır. Başbakan, bunu göze alacak durumda değildir. Seçim dönemine yaklaşırken enflasyon ve piyasa faizleri gibi temel göstergeleri tehlikeye sokmak istemeyecektir. Her zaman olduğu gibi yine günü kurtaracak önlemler alınacak ve sorunlar bir başka bahara ötelenecektir.

Sonuç olarak, IMF anlaşması Türkiye için ekonomik anlamda bir imaj kaybına ve ekonomik göstergelerde bozulmalara neden olacak bir anlaşmadır. Türkiye'nin iki yüz yıldan beri süregelen ekonomik bağımlılığını sonlandırma ümidi kaybolmuştur. El parasıyla düğüne devam…

___________________________________________________

[*] 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Dünya Ekonomisi Araştırmaları Bilimsel Danışmanı

Aykut AZGUR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Dünya Ekonomisi Araştırmaları Bilimsel Danışmanı

1967 yılında Ankara'da doğdu. Lise eğitimini Ankara çankaya Lisesi'nde tamamladıktan sonra Anadolu üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun oldu. 1997 yılından beri finans aracı kurumlarında yatırım uzmanlığı, portföy yöneticiliği ve yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulundu. Halen bu sektörde çalışmalarına devam etmektedir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 28-09-2022

Enerji Ulusal Güvenlik Konusu Olunca Öneriler İyi, Ama Yetersiz

Dünyada bir enerji dar boğazı var. Bu özellikle doğal gaz ve petrol gibi temel enerji girdilerini üretmeyen, ithal eden, kolaylıkla ikame edemeyen ve yurt içi tüketimi uzlaşma ile kısamayan ülkeler için gırtlağa takılan kılçık gibi, battıkça acıtıyor. Tüketimi kısıtlayıcı önlemler alamayan veya alın...