AB Enerji Politikalarına Almanya’dan Darbe

Yazan  16 Temmuz 2011
Kuzey Akım ve Güney Akım doğal gaz boru hatlarından sonra nükleer santrallerini 2022’ye kadar doğal gaz ve kömür santrallerine dönüştürme niyeti Almanya’nın Rusya bağımlılığını daha da artacaktır

Geçtiğimiz Mart ayında Alman Şansölyesi Angela Merkel'in önümüzdeki 10 yıl içerisinde Almanya'nın nükleer enerji santrallerini kapatacağını ilan etmesinin[1] ardından sadece birkaç ay geçti ve Almanya'nın geleceğe yönelik enerji projeksiyonlarına başladığı görüldü. Nükleer santraller Almanya'nın elektrik ihtiyacının yüzde 22'sini üretiyor, yenilenebilir enerji ise yüzde 17 civarında enerji üretimi katkısı sağlıyordu. Geri kalan ise genel olarak fosil yakıtlarından (gaz ve kömür) sağlanmaktadır.[2] Büyük bir nüfusa ve dev bir sanayi sistemine sahip olan Almanya için kaybedilecek vakit olmadığından oluşacak enerji santrali açığını kapatacak girişimlere başlamıştır. Nükleer enerji santrallerini kapatıp temiz enerji sistemine geçmenin sonucu, Almanya'nın daha fazla doğal gaz alması ve Rusya'ya bağımlılığının artması olacaktır. Dolayısıyla Almanya - Rusya enerji işbirliği yoğunlaşacaktır. Alman enerji şirketi RWE ile Rus enerji şirketi Gazprom arasında Avrupa'da ortak enerji tesisleri inşa etmek için bu hafta ilan edilen işbirliği görüşmeleri de bunun en önemli göstergesidir. Bu bağlamda AB için çok önemli bir konu olan Ortak Enerji Politikası da bizzat AB'nin en güçlü devletlerinden birisi olan Almanya tarafından ihmal edilmektedir.

Alman-Rus Doğal Gaz İşbirliği

Almanya ve Rusya arasındaki ikili enerji işbirliği ilk olarak 2005'de AB enerji ve dış politikalarına ters düşebilecek bir yakınlaşma sayılabilecek Nord Stream (Kuzey Akım) doğal gaz boru hattı projesi ile gerçekleşmiştir.[3] Nord Stream Projesi ile ilk kez Rusya'dan arada transit ülke olmadan Baltık Denizi altından geçen boru hattıyla doğal gaz temin edecek olan Almanya, başta Polonya ve Baltık devletlerinden olmak üzere eleştiriler almış, hatta ikinci bir Molotov[4] Kuşkusuz, Nord Stream Almanya'nın Rusya'ya olan doğal gaz bağımlılığının artmasına yol açacaktır. Bununla birlikte boru hattının direkt olarak Rusya-Almanya arasında inşa edilmesi, Polonya ve Baltık ülkeleri üzerinden geçecek yeni bir gaz boru hattı projesini de bertaraf etmiş, bu ülkelerin elde edebilecekleri jeopolitik ayrıcalığın önünü kesmiştir. Ribbentrop Paktı benzetmesiyle karşılaşmıştır.

İkinci olarak ise Almanya, Güney Akım (South Stream) Projesi'ne 2011 yılı içerisinde dâhil olmuştur.[5] Böylece AB'nin doğal gaz ihtiyacının önemli bir kısmını temin edecek ve Rusya'ya olan enerji bağımlılığını azaltacak Nabucco doğal gaz boru hattı projesinin rakip projesi olan Güney Akım projesine dahi olmuştur. Bir tarafta AB enerji politikaları enerji arz kaynaklarının çeşitliliğinin artmasını öngörürken, Almanya AB'nin en büyük gaz ithalatçısı olarak Rusya'ya olan bağımlılığını daha da arttıran politikalar izlemektedir. Bu bağlamda Güney Akım projesinin gerçekleşmesi halinde Nabucco'nun daha da ertelenmesi söz konusu olacağından, Almanya'nın AB enerji politikalarına son derece ters düşen bir karar aldığı düşünülebilir.

Rusya'nın Avrupa Gaz Dağıtım Piyasasına Girme Arzusu

Rusya'nın 2006 yılında İngiliz gaz dağıtım şirketi Centrica'nın çoğunluk hissesini almak istediğini açıklamasını, İngiltere büyük bir tepkiyle karşılanmıştı.[6] Rusya'nın Avrupa kıtasına büyük miktarda doğal gaz ihraç etmesinin yanı sıra kıta içerisinde dağıtım şirketlerini alarak burada da tekel oluşturma stratejisi güttüğü düşünülmeye başlandı. Rusya'nın Avrupa içinde dağıtım pazarlarını da ele geçirmeye başlaması doğal gazın fiyatını belirlemede Rusya'nın elini daha da güçlendirmesi AB içinde en kötü senaryo olarak algılandı. Kremlin, İngiltere ve AB'nin Gazprom'un Centrica'nın kontrolünü sağlayacak hisseleri almasına engeller çıkartması üzerine, tarafları Soğuk Savaş retoriğinde davranmakla suçlayarak bunun sadece normal bir iş anlaşması olduğunu belirtmiştir. Bunun üzerine 2007'de AB Komisyonu tarafından "Gazprom Clause" olarak adlandırılan "karşılıklılık ilkesi" kabul edilmiştir. Söz konusu maddenin içeriğiyle ilgili olarak Komisyon Başkanı Barroso "Pazarın açıklığını ve paylaşımın getireceği yararları koruyabilmemiz için mal varlıklarının Avrupalı olmayan şirketlerce [Rus] sahip olunmasına ilişkin koşulları daha fazla sıkılaştırmamız ve herkesin aynı kurallarla oyunda olduğunu görmemiz gerekiyordu" demiştir.[7]

AB'nin Rus devlet enerji şirketlerinin AB iç piyasasını ele geçirmesine karşı önlem almaya başlamasından sadece 4 yıl geçmesine rağmen bu hafta Almanya'nın RWE şirketi Rus Gazprom ile ortaklık anlaşması oluşturmak üzere çalışmalara başladığını ilan etti. Anlaşma uyarınca iki şirket de önümüzdeki 3 ay içerisinde yeni enerji santralleri kuracak olan "Joint Venture" bir şirketin yol haritasını çizecekler. Yeni kurulacak şirket, Almanya, Benelux ve İngiltere'de yeni nükleer santral ve elektrik üretimi projeleri geliştirecek. Bu santraller doğal gazın yanı sıra kömür ile de çalışabilecek şekilde projelendirilecek. Bunun karşılığı olarak da RWE, Gazprom'dan doğal gazı "rekabetçi" bir fiyattan temin edecek. Gazprom'un RWE ile olan bu anlaşması Almanya iç pazarı içerisinde de rekabetin zorlaşmasına yol açmıştır. Rusya,Almanya'nın bir numaralı enerji şirketi olan E.ON ile Kuzey Akım projesini gerçekleştiriyor ve bunun dışında E.ON'a yılda RWE'nin iki katı gaz satıyor. Dolayısıyla Rusya, E.ON aracılığıyla Almanya'ya yüksek miktarda gaz satarken, bu sefer de RWE aracılığı ile Alman elektrik dağıtım piyasasına da girmeyi başarmayı hedeflemektedir.[8]

Sonuç

Sonuç olarak Alman enerji şirketi RWE ile Gazprom arasında gerçekleşecek ortak enerji üretim tesisleri ile Almanya'nın bir kez daha AB enerji politikalarına aykırı bir şekilde hareket ettiği görülmektedir. 2006 yılındaki Gazprom'un Centrica girişiminden beri Avrupa enerji piyasasında ve dünya konjonktüründe daha da güçlü bir yere yerleşmiş olan Rusya, bu sefer sessiz sedasız ve de eleştirilerden uzak bir şekilde Avrupa elektrik piyasasına giriş hazırlıkları aşamasındadır. AB içerisinde enerji anlaşmaları dolayısıyla Alman ve Rus yakınlaşmasının bundan sonra da gelişecektir. Kuzey Akım ve Güney Akım doğal gaz boru hatlarından sonra nükleer santrallerini 2022'ye kadar doğal gaz ve kömür santrallerine dönüştürme niyeti Almanya'nın Rusya bağımlılığını daha da artacaktır. Buna karşılıksa Rusya'nın AB'ye karşı izlediği "ikili ilişkiler öncelikli" politikasını devam ettirmesi beklenmektedir.

 


 

[1] NTVMSNBC, "Almanya Nükleer Santralleri Kapatıyor", 15 Mart 2011, http://www.ntvmsnbc.com/id/25192468/

[2] Washington Post, "German Utility RWE AG Eyes Cooperation With Russia's Gazprom in Building New Power Plants", 14 Temmuz 2011, http://www.washingtonpost.com/business/industries/german-utility-rwe-ag-eyes-cooperation-with-russias-gazprom-in-building-new-power-plants/2011/07/14/gIQAeVmzDI_story.html

[3] http://www.nord-stream.com/en/our-company.html

[4] Edward Lucas, "The New Cold War: How the Kremlin Menaces Both Russia and the West", Bloomsbury Pub. 2008, s.218.

[5] Rusya'nın Sesi, "Alman BASF Konsorsyumu Güney Akım Gaz Boru Hattı Projesine katıldı", 22 Mart 2011, http://turkish.ruvr.ru/2011/03/22/47804328.html

[6] Macalister, Terry, Walsh, N. Palton ve Milner, Mark "Russia's Gazrom Considers Bid For British Gas Owner Centrica", The Guardian, 3 Şubat 2006, http://www.guardian.co.uk/business/2006/feb/03/russia

[7] EurActiv, "Gazprom Maddesi, Rusya'yla Enerji İşbirliği İçin Ültimatom İçeriyor", 20 Eylül 2007, http://www.euractiv.com.tr/yazici-sayfasi/article/gazprom-maddesi-rusyaya-enerji-isbirligi-icin-ultimatom-iceriyor

[8] Kommersant, "Gazprom Will Light Up in Europe by RWE - "Газпром" засветится в Европе через RWE" 15 Temmuz 2011, http://www.kommersant.ru/doc/1678885

Son Düzenlenme Pazartesi, 19 Kasım 2018 10:39
Dr. Tuğçe Varol

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Amerika Araştırmaları Merkezi Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Mete Han Kutlusan   - 15-07-2019

FETÖ Kalkışmasının Üçüncü Yılına Girerken

Meşhur bir deyiş vardır: “Cehalet hazinedir”. Bilgi felsefesine bu açıdan yaklaşmaktansa çivisi çıkmış bu dünyada hâlâ bir şeylerin başarılabileceği inancıyla tıpkı Adorno’nun da dediği gibi “Bilmek lanetlenmektir.” diyenlerdeniz.