DEOLİTTE’İN TÜRKİYE DOĞAL GAZ RAPORU VE GERÇEKLER

Yazan  22 Mart 2012
En son 2008 yılında Türkiye Doğal Gaz Piyasası’na ilişkin Deloitte raporunun ardından, kurum 2012 Mart ayı itibariyle yeni raporunu yayınladı.

Rapor 2001-2011 yılı arasındaki on yıllık süreç içerisindeki sektöre ilişkin gelişmeleri ve aktöreler arasındaki ilişkiler olmak üzere Türkiye doğal gaz piyasasını ve Türkiye'nin karşı kaşıya olduğu riskleri ayrıntılı bir şekilde sunmaktadır.

 

Rapor öncelikle 2001 yılında çıkan 4646 Sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunun günümüzde yeterli olamadığını ve BOTAŞ'ın ise liberal bir piyasa kurulmasına ilişkin olarak halen organize edilemediğini ileri sürmektedir. Özellikle 2011 yılı içerisinde Rus Batı Hattı'ndan alınan 6 bcm miktarındaki gazın özel sektöre devredilememesi ve BOTAŞ'ın halen doğal gaz dağıtımındaki Pazar payının yüksekliği nedeni ile eleştirilmektedir. Diğer bir önemli nokta da ise rapor, her ne kadar Türkiye'nin yenilenebilir, nükleer, linyit gibi elektrik üretim tesisleri yatırım projeleri olsa elektrik üretiminin kısa vade de yine doğal gaz dönüşüm tesislerine büyük ölçüde bağımlı olacağını tahmin etmektedir.

 

Raporun Arz/Talep projeksiyonu ile ilgili kısa vadede ki tahmini ise oldukça kritik bir sonuç doğurmaktadır. "BOTAŞ'ın Cezayir SONATRACH ile yıllık 4 bcm eş değer LNG temin kontratının 2014 yılında sona eriyor olması, Türkmen gazı ile ilgili belirsizliğin halen sürmesi ve bu gazın iletiminde karşılaşılan hukuksal zorluklar ve teknik gereksinimler dikkate alındığında Türkmen gazının devrede olmayacağı varsayımı, 2017 yılına kadar en azından kış günlerine ilişkin arz açığının oluşması ve ithalat açısından şirketler arasındaki bir rekabet ortamının meydana geleceği ihtimalini ortaya koymaktadır". Bir başka deyişle Deloitte, Türkiye'nin 2015-2017 tarihlerine kadar ihtiyacı olan doğal gazı bulamadığı takdirde kış aylarında sıkıntı yaşayacağını belirtmektedir. Türkiye'nin mevcut doğal gaz anlaşmaları Rusya, İran ve Azerbaycan boru hatları ile Cezayir ve Nijerya'dan ithal edilen LNG ile toplam 51.8 bcm'dir. Türkiye'nin 2015 yılına kadar 55-57 bcm, 2020'ye kadar 65-67 bcm ve 2030 yılında da 75-80 bcm doğal gaz ithal etmesi beklenmektedir. Türkiye, diğer bütün hatlar ile uzun dönemli kontrat sahibi olmakla birlikte Cezayir'den aldığı yıllık 4 bcm miktarındaki LNG gaz anlaşmasının bitmesine sadece iki yıl kalmış durumdadır. Türkiye bölgesinde doğal gaz tüketim ve doğal gazdan elektrik üretim artışı gösteren tek ülke olmamakla birlikte, AB ülkelerinin de her geçen sene doğal gaz ithalat ihtiyacının artması beklenmektedir. Dolayısıyla Türkiye, Cezayir kontratını yenilemek istediğinde muhtemelen çeşitli AB ülkeleri de Cezayir gazına talip olacaktır. Avrupa ülkelerinin de artan doğal gaz ihtiyacı düşünüldüğünde, Türkiye'nin Güney Akım boru hattı tedarikçisi olmadığı da göz önüne alınarak, rapordan da anlaşılacağı üzere Türkiye'nin mutlak surette Azerbaycan'dan aldığı gaz miktarını arttırması gerekmekte ve ayrıca İran gazının da (10 bcm) kesilmemesi için elinden geleni yapması gerekmektedir.

 

Söz konusu raporda ayrıca AB ve Türkiye enerji ilişkileri açısından önemli bir ayrıntı da yer almaktadır. Buna göre; "AB ile üyelik müzakereleri kapsamında Enerji Faslı'nın açılması ve Türkiye'nin Energy Community Treaty'ye üye olması (hali hazırda gözlemci konumunda) Komisyon'un üzerinde durduğu konulardır…Bununla birlikte bu faslın açılması Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından bloke edilmekte olup, buna neden olarak da Türk tarafının Rum Yönetimini Doğu Akdeniz'de petrol ve doğal gaz arama çalışmalarına engel çıkarması olarak gösterilmektedir." Bu cümlelerden de anlaşıldığı üzere AB, "Güney Koridoru" doğal gaz stratejisinde Hazar Kaynaklarının Türkiye üzerinden geçişi konusunda projeler oluştururken, pek çok Avrupa ülkesi resmi temsilcisi defalarca Türkiye'ye gelip örneğin Nabucco doğal gaz projesi için iyi niyet anlaşmaları imzalarken, AB ülkelerinin bazıları (Belçika, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Hollanda, İngiltere, İspanya, İtalya, Polonya ve Yunanistan) ABD tarafından İran'a uygulanan yaptırımlar meselesinde muaf tutulurken, AB Komisyonu, Kıbrıs Rum Yönetimi tehdidi ile henüz Türkiye ile Enerji Faslı dosyasını dahi açamamaktadır. Dolayısıyla ileride Rus Kesiminin gazını Yunanistan üzerinden AB'ye taşıması veya (Rus) Güney Akım doğal gaz boru hattıın (Azerbaycan) TANAP'tan önce gerçekleşmesi durumunda, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda elindeki "Enerji Faslı" kozu da büyük ölçüde önemini yitirecektir.

 

Sonuç olarak İngiltere merkezli Deloitte'in Türk uzmanları tarafından Türkiye Doğal Gaz Piyasası raporu oldukça önemli bilgiler vermekte ve kısa vade de Türkiye için çok da iyi bir tablo çizmemektedir. Öncelikle Türkiye enerji piyasasının liberalleşmesinde planlanandan geri kalındığı ve en azından yakın bir geleceğe kadar doğal gaz dönüşümlü elektrik santrallerinin Türkiye'nin elektriğini sağlamakta önemli rol oynayacağını belirtmektedir. Ardından, diğer bir önemli nokta ise Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı doğal gaz arz açığı riskidir. Rapor 2015-2017 tarihlerini arasını riskli bir dönem olarak görmekte ve kış aylarının zor geçebileceği ihtimalini şimdiden belirtmektedir. Güney Akım projesinin tedarikçileri arasında yer almayan Türkiye açısından TANAP projesi elzem gözükmektedir. Dolayısıyla 1990'lı yılların aksine artık Azerbaycan Türkiye'ye değil, Türkiye Azerbaycan'a bağımlı duruma gelmiştir. Rusya'nın her yıl giderek Azerbaycan'dan fazla gaz ithal etmesi ise halen TANAP projesinin önündeki korkutucu bir senaryo olarak durmaktadır. Eğer Azeri gazı kendine Kuzey yolunu seçer ve gazını Rusya üzerinden Avrupa pazarına göndermeyi tercih ederse, gelecekte TANAP gazını Bulgaristan sınırından Avrupa'ya iletmeyi değil, Bulgaristan sınırından gaz ithal etmeyi konuşuyor olabiliriz. Son olarak yine raporda Rus Kesimi tehdidi nedeni ile Türkiye'nin Enerji Faslı'nı açamadığı belirtilmektedir. AB açısından Türkiye üzerinden ulaşılacak Hazar kaynaklarının hayati önemde olduğu düşünüldüğünde, Birlik ve Türkiye arasında en önemli Fasıl'lardan birinin Rum Kesimi'nin tehdidi nedeniyle bloke edildiği gözükmektedir. İleride Rum Kesimi'nin gazını Avrupa iletmeyi başarması halinde Türkiye'nin Avrupa'nın enerji taşıyıcı olma rolü de önemini büyük ölçüde yitirecektir.

Dr. Tuğçe Varol

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Amerika Araştırmaları Merkezi Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü   - 21-09-2019

1. Ermenek Tarih-Toplum-Devlet Çalıştayı İcra Edildi

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü ve Ermenek Belediyesi’nin işbirliği ile Prof. Dr. Mustafa Kafalı anısına Ermenek’te düzenlenen “Türklerde Devlet Felsefesi ve Yönetimi” konulu I. Ermenek Tarih-Toplum-Devlet Çalıştayı’na Ermenek halkı yoğun ilgi gösterdi.