SOMA’NIN İSYANI: YETER ARTIK!

Yazan  23 Mayıs 2014

    TÜRKİYE’Yİ AĞLATMAYIN

     Türkiye’de son 30 yılda meydana gelen maden kazalarının sebeplerini ve sonuçlarını bilimsel ve teknik verilerle açıklamadan önce son 6 gündür televizyonlarda bilimsel olarak yapılan yorumların dışında, bir kayıkçı kavgası şeklinde geçtiğini gördüğüm ve kendilerini siyasetin kara gömleği içine hapsetmiş olanların ahkâm kestiği, yürekleri kararmış birilerinden rahatsız olduğum için bu satırları yazmaya karar verdim. Söylenenler öylesine afakî ki, tenkit etmeye bile değmez. Ne var ki, 301 canın bu insanları dahi rahatsız etmediğini sanmıyorum. Ancak, maden nedir? Bilmezsiniz… Madenci nasıl çalışır? Düşünemezsiniz… Madeninin güvenliği nedir?  Anlamazsınız… Hala bu konuda bile siyasi yorumlar mı yapılacaktır? Hayatını kaybeden iki, üç belki de beş, on işçinin, mühendisin bir aylık toplam maaşını sizler bir günde alıyorsunuz değil mi? Bu gazetecilerin şu konuyu da araştırmaları belki onları önemli neticelere götürebilir: Son 10-12 yıldır madencilik kuruluşlarının teftiş kurullarında ne gibi soruşturmalar açılmıştır? Yapılan teknik denetimler yerine getirilmedi ise ne gibi müeyyideler uygulanmıştır? Özelleştirme ve kurumların diğer ihalelerinde yanlışlıklar görülmüş müdür? Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu’nun daha önceki yıllarda sayfalarca hazırlamış oldukları raporlar şimdilerde ne durumdadır? Bakanlık bütçeleri görüşülürken ortalığı birbirine katan ve BYDK’nun ikazlarını sorgu sual eden ve de ibra etmeyen TBMM’nin üyeleri şimdilerde aynı ciddiyette bu işlemleri takip ediyorlar mı? Geçelim…

     4.6.1985 tarih ve 3213 sayılı Maden Kanununun ne şekilde yürütüleceğine dair ’’Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği’’ ile ilgili hükümleri ETKB adına MİGEM (Maden İşleri Genel Müdürlüğü) yürütmektedir. Bu yönetmelik, madenlerde çok ciddi kazaların meydana gelebileceği ve sonuçlarının da çalışanları sarsabileceği gerçeğinden hareketle hazırlanmış ve bunun için de işletmecilerin gerekli tedbirleri almalarını açık bir şekilde anlatılmıştır. Tekerlek kırıldıktan sonra yol gösterenin çok olduğu ve işlerin uzun yıllardır ehline verilmediği bir ülkede yaşadığımız için, aklı başında insanların yapması gereken hiçbir işi karşılıklı olarak konuşup neticelendiremiyoruz. İş güvenliği uzmanlarının, mühendislerin ve akademisyenlerin ciddi bilgilerle anlattıkları karşısında, bazı televizyonlarda madenciliğin ne olduğundan bi-haber birilerinin yaptıkları yorumlar insanı hem üzüyor hem de dehşete düşürüyor. Yukarıdaki yönetmeliğin bazı maddelerini kısa ve öz bir şekilde aynen aktararak madencilik kazalarını ve özelde Soma’da yaşananları dile getirelim: ’’M.27/e) Yeraltı işletmelerinde can ve mal güvenliği ile ilgili; elektrik projesine ilişkin plan ve projeler, basınçlı hava şebeke projesi, acil kaçış planı, su tahliyesi, nakliye gibi hususları içeren uygun ölçekli çizimler ile üretimi gösteren termin planı üzerinde uygun ölçekli ve havalandırma bilgilerini içeren havalandırma planı,  M.34/(4) İşletmelerde hazırlık ya da üretim çalışmaları sürdürülürken şev açısı, basamak yüksekliği, basamak genişliği, heyelan, göçük, tahkimat, alt yapı gibi nedenlerle can ve mal güvenliği açısından tehlikeli bir durum oluştuğunun tespiti halinde, gerekli önlemlerin alınması ve çalışmaların yapılabilmesi için ruhsat sahibine altı aya kadar süre verilir. Mücbir sebepler dışında bu süre uzatılmaz. Bu süre sonunda projeye uygun faaliyette bulunulmaması veya tehlikeli durumun ortadan kaldırılmaması halinde teminat irat kaydedilerek can ve mal güvenliği ile faaliyetlerin projeye uygun hale getirilmesi yönündeki hazırlık faaliyetleri dışındaki işletme faaliyetleri durdurulur. (5) Yeraltı işletmelerinde üretim çalışmaları sürdürülürken işletme projesine aykırı olarak; yeraltındaki üretim faaliyetlerinin sürdürüldüğü alanların yerüstüne veya diğer kotlara iki ayrı yolla bağlanmadığı, panolarda havalandırmanın birbirinden bağımsız olarak gerçekleştirilmediği, yanıcı veya patlayıcı gaz geliri olabilecek ocaklarda yeterli cebri havalandırmanın yapılmadığı, havalandırmanın projeye uygun tesis edilmediğinin tespit edilmesi halinde can ve mal güvenliği ile faaliyetlerin projeye uygun hale getirilmesi yönündeki faaliyetler dışındaki üretim faaliyetleri durdurulur.’’

ÇSGB’nın Yeraltı ve Yerüstü Maden İşletmelerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Rehberi (yayın nu.43), 140 sayfadan ibaret olup, hemen her satırı, hayatı tamamen bir maden ocağında geçmiş birinin yaşadıkları sonrası kaleme almış olduğu ve tüm yöneticileri, madencileri ikaz eden, dikkatli olmaya ve her türlü tedbiri almaya sevk eden bir kurallar bütünü. Önüne gelenin madencilik yaptığı günümüzde bu ve yukarıdaki talimatlara, kurallara ne kadar uyulduğu son yıllarda ortaya çıkan tablodan anlaşılmaktadır. Bu rehberden de bazı maddeleri aynen aktaralım: (ILO-176’dan hiçbir eksiği yok, fazlası var) ’’Yeraltı ve yerüstü maden işyerlerinde çalışan işçilerin sağlık ve güvenliğinin korunması için uyulması gereken asgari şartlar Yeraltı ve Yerüstü Maden İşletmelerinde Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliğinde belirlenmiştir. İlgili yönetmelikte işverenin yerine getirmekle yükümlü olduğu genel hususlar aşağıda sunulmuştur.

.Çalışma yerleri, işçilerin işlerini yaparken kendilerinin ve diğer çalışanların sağlık ve güvenlikleri için tehlike oluşturmayacak şekilde tasarlanacak, inşa edilecek, teçhiz edilecek, hizmete alınacak, işletilecek ve bakımı yapılacaktır.

• İşyerinde yapılacak her türlü çalışma, yetkili kişinin nezaretinde ve sorumluluğu altında yapılacaktır.

•Özel riski bulunan işler yalnızca konunun uzmanı olan kişiler tarafından ve talimatlara uygun olarak yapılacaktır.

• Tüm güvenlik talimatları işçilerin anlayacağı şekilde olacaktır.

•Yeterli ilk yardım donanımı sağlanacaktır.

•Düzenli aralıklarla gerekli güvenlik tatbikatları yapılacaktır.

•İşveren “Sağlık ve Güvenlik Dokümanı” hazırlanmasını ve güncellenmesini sağlayacaktır.

Sağlık ve Güvenlik Dokümanında özellikle aşağıdaki hususlar yer alacaktır:

- İşçilerin işyerinde maruz kalabilecekleri risklerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi.

- Yönetmelik hükümlerini yerine getirmek için alınacak uygun önlemler.

- Çalışma yerlerinin ve ekipmanın güvenli şekilde düzenlenmesi, kullanılması ve bakımının yapılması.

Sağlık ve Güvenlik Dokümanı, çalışmaya başlanılmadan önce hazırlanacak ve işyerinde önemli değişiklikler veya ilaveler yapıldığında tekrar gözden geçirilecektir.

•Aynı işyerinde birden çok işletmeye ait işçilerin bulunması durumunda, her işveren kendi kontrolü altındaki işlerden sorumludur.

- Tüm işyerinden sorumlu olan işveren, işçilerin sağlık ve güvenliğinin korunması ile ilgili tedbirlerin uygulanmasını koordine edecek ve kendisine ait Sağlık ve Güvenlik Dokümanında koordinasyonun amacını ve bu koordinasyonu sağlamak için alınacak önlemleri ve uygulanacak yöntemleri belirtecektir.

•İşveren, ciddi veya ölümle sonuçlanan iş kazalarını ve tehlikeli olayları en geç iki iş günü içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili Bölge Müdürlüğüne bildirecektir.

•Patlama, Yangın ve Zararlı Ortam Havasından Korunma İşveren, patlama ve yangın çıkmasını önlemek, patlama ve yangın başlangıçlarını tespit etmek, yayılmasını önlemek ve mücadele etmek, patlayıcı ve sağlığa zararlı ortam havasının oluşmasını önlemek için yapılan işe uygun önlemler alacaktır.

•Kaçış ve Kurtarma Araçları İşveren, bir tehlike anında işçilerin çalışma yerlerini en kısa zamanda ve güvenli bir şekilde terk edebilmeleri için uygun kaçış ve kurtarma araçlarını sağlayacak ve kullanıma hazır bulunduracaktır.

• İletişim, Uyarı ve Alarm Sistemleri İşveren, ihtiyaç halinde yardım, kaçma ve kurtarma işlemlerinin derhal uygulamaya konulabilmesi için gerekli uyarı ve diğer iletişim sistemlerini hazır bulunduracaktır.

•İşçilerin Bilgilendirilmesi İşçiler veya temsilcileri, yukarıda belirtilen hususlar ile işyerinde sağlık ve güvenlikle ilgili alınması gereken tüm önlemlerin uygulanması hakkında bilgilendirilecektir.

Bu bilgiler işçiler tarafından anlaşılabilir şekilde olacaktır.

•Sağlık Gözetimi

İşçiler aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurularak sağlık gözetimine tabi tutulacaktır. İşçilerin, yapmakta oldukları işlerde maruz kaldıkları sağlık ve güvenlik risklerine uygun olarak sağlık gözetimine tabi tutulmaları sağlanacaktır. İşçilerin işe girişlerinde ve işin devamı süresince periyodik olarak sağlık gözetimleri yapılacaktır.

• İşçilerin Görüşlerinin Alınması ve Katılımlarının Sağlanması

İşveren, Yeraltı ve Yerüstü Maden İşletmelerinde Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliğinde belirtilen konularda işçilerin veya temsilcilerinin görüşlerini alacak ve katılımlarını sağlayacaktır

   Ülkemizde 1940’lı yıllardan bugüne dek üç binin üzerinde vatandaşımız maden kazalarında hayatlarını kaybetmişlerdir. Yukarıda özet olarak aktardığım tedbirler yürürlükte olmasına rağmen, 7.3.1983-26.3.1995 yılları arasında 499, 22.11.2003-13.5.2014 yılları arasında da 446 toplam 945 işçimiz, mühendisimiz sağlıksız, güvensiz, bakımsız ocaklarda hayatlarını kaybetmişlerdir. Sebep: Maden ocaklarında iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınması gereken tedbirlerin alınmamasıdır. Şayet gereken tedbirler alınmaz, insana verilen değer sadece para ile ölçülür ve uygulanan iktisadi sistemin acımasızlığı bu şekilde devam ederse, bu kazaların önüne asla ve asla geçilemez. 12 yıldır iktidarın çok başarılı olduğunu iddia ettiği madencilik sektöründe kömür üretimi ile ilgili rakamlara bakalım. (Kaynak/MİGEM) 2003 yılı toplam kömür üretimi 51.670.544 ton iken, 2009’da 89.702.659 ton, 2012’de 81.307.713 ton olmuştur (İhtiyacımız olan taş kömür+linyit toplam kömür miktarı ise yaklaşık 31,3+113,9 145,2 milyon tondur). Yaklaşık olarak 25-30 milyon ton kömür ithal edilmektedir. 2012 yılında ithal kömüre ödenen döviz miktarı 4,6 milyar dolardır. Son 10 yılda yani 2003-2014 yılları arasındaki kömür üretimi yaklaşık %60 artış göstermiştir. Bu çok önemli bir neticedir. Ancak sorulması gereken soru şudur: Acaba maden ocaklarının modernizasyonu için bu artış paralelinde bir yatırım yapılmış mıdır? Madencilikten kazanılanın ne kadarı yine madencilik sektörü yatırımlarında kullanılmıştır? Kömürde, alüminyumda, bakırda, kurşunda, çinkoda, demirde, gümüşte, manyezitte madenlerin daha sağlıklı, güvenli, verimli çalışabilmeleri için ne gibi teknolojik yenilikler yapılmıştır? İşçi ve mühendis ücretlerinde hangi oranlarda artışlar sağlanmıştır? Maden ocaklarının denetimi sağlıklı bir şekilde yapılmış mıdır? Küçük ocaklarda ilkel şartlarda yapılan madenciliğin verimli olmadığı ve eski yöntemlerle madencilik yapıldığı bilindiğine göre, üretim yerlerinin yeniden ele alınarak, havza madenciliği bazında ileri teknolojiler kullanılarak madencilik yapılması planlanmış mıdır? Yapılan denetimlerde ortaya konan eksiklerin kontrolleri özenle takip edilmiş midir? (ETKB’nı Sayın T.Yıldız’ın 2013 bütçe sunuş konuşmasında; Madencilik faaliyetlerinin çevreye olan olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi amacına yönelik olarak, maden işletme sahalarında gerçekleştirilen faaliyetlerin işletme projesi ve çevreye uyum planında belirtilen çalışmalara uygun olarak yürütülüp yürütülmediği Maden Kanununun ilgili maddeleri uyarınca gerçekleştirilen mahallinde tetkikler esnasında kontrol edilmektedir. Madencilik faaliyetlerinin başlangıcından sonuna kadar yapılan bu kontrollerle çevre ile uyumlu, sürdürülebilir madencilik faaliyetinin gerçekleştirilmesi sağlanmaktadır. Bu kontroller kapsamında 2011 yılında toplam 6.315 sahanın, 2012 yılında ise 09 Kasım itibarıyla toplam 6.011 sahanın denetimi yapılmıştır, ifadeleri yer almaktadır). 1980’lerde başlatılan yeni iktisadi politikaların temelinde devletin yatırımlardan çekilmesi ve artık bu işleri özel sektörün yapması anlayışı bulunduğu bilinmektedir. Bu doğrultuda geçtiğimiz otuz yıl içinde ve özellikle de son on iki yıldır ihracata yönelik, üretmeyen, halkın zenginleşemediği iktisadi politikalar ciddiyetle uygulanmaktadır. Türk halkı fakirdir, fukaradır, gariptir, gurebadır, yoksuldur. Bu dönem içinde, inşaat, fabrika ve yol inşaatları, madencilik, enerji santralleri, gıda, medya, bankacılık ve daha birçok sektörde milyar dolarları olan insanların ortaya çıktığı bilinmektedir. (BDDK’nın verilerine göre 2013 Haziran ayı itibariyle Türkiye bankalarında 331.134 gerçek kişinin 10.000-1.000.000 TL arasında paraları bulunmaktadır. 76.418 kişinin 1 milyon ve üzerinde bankalarda paraları vardır. Forbes’in verdiği bilgiye göre Türkiye’deki dolar milyarderi sayısı da 2014 başında 25 kişi olarak belirlenmiştir). Bu netice bize iş adamı siyasetçi ilişkisi ekseninde bir devlet yönetiminin ortaya çıktığını açıkça göstermektedir. Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler, bırakınız ezsinler anlayışı ülkemizin değerler sistemini alt üst etmiştir. Madencilik sektörü de bu anlayış sonrası yeterli üretimlerin yapılmasına rağmen insana verilmeyen değerin neticeleri ile karşı karşıyadır. Soma verilmeyen değerin üzüntü verici ve acı bir neticesidir. Burada çalışan işçiler, mühendisler bir hırka bir lokma ve bir saadet için yaşamaktadırlar. Onlar Taksim, Nişantaşı, Şişli, Bebek, Bağdat Caddesi, Kızılay, Kavaklıdere, Çankaya, Konak,  Güzelyalı, Hatay semtlerini hayatlarında belki de hiç görmemişlerdir, onlar çiçeklerini yoğurt kaplarında ve teneke kutularda yetiştirirler, evlerini kireç boya ile boyarlar. Aybaşı geldiğinde de 1000-1500 lira ücret alarak bir ay boyunca nasıl geçineceklerini hesaplamaya başlarlar. Bu kömür emekçilerinin yıllık kazançları 6-10.000 dolar arasındadır. Bu rakamlar Arjantin’de 41.000, Rusya’da 42.000, Bolivya’da 52.000, Ukrayna’da 54.000, Almanya’da 55.000, Kanada’da 60.000, Peru’da 73.000, ABD’de 80.000, Avustralya’da 110.000 ve Norveç’te 158.000 dolar mertebesindedir (gazetelerden).

    T.C.ÇSGB’nı Teftiş Kurulu’nun maden ocakları konusunda yaptığı denetimler sonrası ortaya koyduğu sonuçlar, ibret verici ifadelerle doludur. 250 kömür işletmesinde yapılan çalışmalar sonrası hazırlanan bu rapor ve diğer denetleme raporları birlikte incelendiğinde SOMA’da SORUMLULAR’ın kimler olduğu açıkça ortaya çıkacaktır. Bu rapordan kısa alıntılarla maden ocaklarımızın hali pür melalini ortaya dökelim:’’yer altı kömür işletmeciliği yapan 157 işletmeden gaz ölçümü yapmayan işletme sayısı 68’dir (%43), 101 kömür işletmesinin 23’ünde (%23) patlayıcı madde deposu, 250 işyerinin 7’sinde teknik nezaretçi, 86 işyerinin 18’inde işyeri hekimi ve 16’sında iş sağlığı ve güvenliği kurulu bulunmadığı, ayrıca yer altı işletmelerinde: 1.Uygun ve yeterli tahkimatlar yapılmadığı, 2. Uygun ve yeterli havalandırma sistemleri bulunmadığı ve buna bağlı olarak baca ve kılavuz arınlarındaki metan gelişiminin deşarj edilmediği, 3. Üretim iş yerlerinde nefeslik ve kaçamak yolu olarak kullanılmak üzere yerüstü bağlantılı ikinci bir yol bulunmadığı (işçiler bir olay anında ocaktan acil ve güvenli bir şekilde tahliye edilememektedir), 4. Tehlikeli gazlar için bazı büyük işletmelerde “sürekli gaz izleme sistemi” kurulu olup, erken uyarı sistemi bulunmadığı, bu sebeple, tehlikeli gazların sürekli takibinin yapılamadığı, gerekli tedbirler zamanında alınamadığı ve tehlikeli durumlarda ocağın acil tahliyesinin sağlanamadığı, 5. İlkyardım ve tahlisiye istasyonlarının kurulmadığı, 6. Ocakta uygun vasıfta gaz ölçüm cihazlarının bulunmadığı, her vardiyada muntazam aralıklarla ölçümlerin yapılmadığı tespit edilmiştir.’’ Bu rapor ilgili yerlere de iletilmiştir. Böylesine kara düzen çalışılan ocaklarda cebren emeğe dayalı üretim yapılabilir. Ancak kâr hırsı ile çalışan bu ocaklarda çalışanların insani hakları acaba var mıdır? Netice itibariyle Soma’da maden ocağında meydan gelen hadise bilimsel olarak açıklanmıştır. Bundan sonra dikkat edilmesi, sorgulanması ve yapılması gerekenlere gelince:

1.Şirket yöneticilerinin yaptıkları çelişkili açıklamalar, ocağın iyi yönetilmediğini açıkça göstermiştir. Maliyetlerin 130-140 dolarlardan 23,8 dolara indirilmesindeki iktisadi başarının sırrı nedir? Bu konu yönetimler tarafından incelenmiş midir? Sözleşmede üretim miktarı 2- 2,5 milyon ton civarlarında ise ve üretim 4 milyon tonlara çıkarılmışsa burada çok büyük sıkıntılar kendiliğinden doğacak demektir. Diğer taraftan yönetimin uyum içinde çalışmaması ocağın, şirketin ve de çalışanların iyi yönetilmediği manasına da gelmektedir.

2. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nun 1995 yılında yürürlüğe giren sözleşmesinin 176. Maddesinde yer alan bazı öneriler kısaca şöyledir: ’’1.Yerin altındaki tüm kişilerin isimlerinin ve konumlarının bilinmesi için bir sistem kurulmalı, 2.Yeraltındaki işyerlerinin tümünden iki çıkış sağlanmalı, 3.Yangınların başlaması ve yayılmasıyla patlamaları önleyecek, tedbir ve önlemler alınmalı, 4.İşveren, tüm endüstriyel ve doğal afetler için acil müdahale planı hazırlamalı.’’Maden ocaklarında, insan hayatına ve maden ocağına yapılması gereken yatırımları içeren bu maddenin hayata geçirilmesi madenciye az da olsa mali bir külfet getirecektir, devede kulak misali. Ne var ki, Türkiye bu maddeyi 1995 yılından beri niçin imzalamamaktadır? Parlamentonun acilen, yapması gereken, bu maddenin uzun uzadıya ilgililer tarafından incelenmesi beklemeden, derhal 4-5 maddelik bir kanun çıkarak bu meseleyi bir günde halletmesidir.

 3.Bugüne dek yapılan denetimlerde, ocağın problemlerinin olduğu ya tespit edilememiş ya da sorunlar görülememiştir. Her iki durumda da buraya gönderilen denetçilerin ciddi olarak dinlenmesi gerekmektedir. ÇSGB ve ETKB elemanlarının denetim raporları mutlak surette incelenmelidir.

4. Ruhsat sahibi ocağı devrettiğinde ocağın durumu ile ocak alındıktan sonraki donanımının detaylı olarak tespit edilmesi şarttır. Ruhsat sahibi de ocağı aynı şartlarda mı işletiyordu? Durum böyle ise işletmeci niçin ocağı işletme şartlarına uygun hale getirmemiştir? İşletmeci sözleşme şartlarına harfiyen uymuş mudur?

5. Yanan kömür niçin söndürülmemiştir? Yanma fark edilememiş midir? Sensörler neden eksiktir ve neden takipleri yapılmamıştır? Gaz maskeleri niçin tam olarak kullanılamamıştır?

6. İdari ve Hizmet kusurları olduğu için delillerin sadece yargının elinde bulunması sağlanmalıdır (yargı herhalde bu işlemi gerçekleştirmiştir).

7. Taşeronlaşma derhal sona erdirilmelidir. Özellikle yeraltı madenciliğinde bir gün dahi geçirmeden bu konu sona erdirilmelidir (kanun teklifi ile bir günde halledilebilir).

8. Bakanlıkların İç denetim organları ile YDK’nun kurum ve kuruluşları denetlemeleri bundan 10-12 yıl önceki gibi mi yapılmaktadır? (kuruluşlar 15-20 madde ile adeta iş yapılamaz hale getirilerek denetlenirdi. Şimdilerde bu denetimler ayni şekilde devam etmekte midir?)

9. İşçi Sendikaları, Odalar ve STK’ların sesleri ya hiç çıkmamakta ya da çok cılız çıkmaktadır. Halkların kardeşliğini bir yana bırakıp Türk Halkı’nın dertleri ile biraz daha fazla ilgilenmeleri daha iyi sonuçlar doğurabilir.

10. Siyaset-Basın-Madencilik ilişkisinin de değerlendirilmesi de faydalı olabilir. Zira yeni zenginlerimiz medya, inşaat, maden, enerji ve birçok sanayi dalında çok güçlü bir duruma gelmişlerdir. Ama SOMA maden işçisinin aylığı 1600TL civarındadır. Bunun neresinde hak, hukuk ve adalet vardır?

11. Kendi rızası ile bile olsa bu ocakta tüm tehlikeler oradan kalkmadıkça ve ocak teknolojik olarak baştan aşağı yenilenmedikçe bir tek işçi dahi bu ocağa üretim yapmak için girmemelidir. İşçilerin bütün ihtiyaçları devletten tarafında karşılanmalıdır.

12. Madencilik mevzuatı yeniden ele alınmalı, özellikle madencilik yapan şirket patronlarının bu konuda ehil olduklarına dair bir belge istenmesi kanunda yer almalıdır (ehliyeti olmayan arlanabiliyor mu?). Maden Kanunu ve yönetmelikleri, kurumlar arası ilişkiler, denetim elemanlarının sorumlulukları vd. birçok husus yeni kanunda enine boyuna yer almalıdır.

YARGI: MADEN TERÖRÜ’nün sona erdirilmesi için gözünü karartarak adaletin tecelli etmesi için gece gündüz demeden çalışmalıdır (şayet, bugüne dek sonuçlanmayan maden kazaları davaları var ve devam ediyorsa onları da bu soruşturma kapsamında değerlendirmesi netice bakımından iyi olabilir).

DENETİM: ???  Kendi kendini sorgulayarak vicdanını kanatmalıdır.

SİYASET: Gezi ve 1 Mayıs olayları iktidarı sarsmamış olabilir. Ama bu olay karşısında toplum kenetlemiş gibi görülmektedir. Olayın üstünün örtülmeye çalışılması bu defa ters etki medya getirebilir. Diğer taraftan ana muhalefetin bu konuda siyaset yapmaması ülkemizin huzuru için iyi olabilir (çok acı bir tablo; TBMM’de SOMA’daki facia konuşulurken meclis sıralarında 78 milletvekili bulunduğunu televizyonda bir haber kanalından işittim).

SERMAYE: Lütfen müteahhitleri madenci yapmayınız, madenciyi de madeni de perişan ediyorlar, madenciyi de müteahhit yapmayınız yeşili yok, görüntüyü mahvediyorlar.

STK’LAR: ???  4-8 Ocak 1991 Büyük Madenci Yürüyüşü sendikalara, odalara ve diğer STK’lara bir şeyler hatırlatıyor mu acaba?

    Gereken tedbirler en kısa zamanda alınmalıdır ki, daha vahim olaylar bu ülkeyi daha çok ağlatmasın. Çünkü Türkiye’de bu nitelikte 400’ün üzerinde maden ocağı bulunmaktadır.

    SOMA’daki 301 şehide Tanrı’dan rahmet diliyorum. Huzur içinde uyumaları sanırım adaletin tecellisine bağlıdır. Mekânları CENNET olsun.

Muhittin Ziya Gözler

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Enerji ve Enerji Güvenliği Araştırmaları Merkezi Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Dr. Cengiz Tatar   - 22-07-2019

YÜZÜNCÜ YILDÖNÜMÜ’NDE ERZURUM KONGRESİ; “ VATAN BİR BÜTÜNDÜR PARÇALANAMAZ”

Erzurum Kongresi, Anadolu’da Milli Mücadelenin 2’nci adımı olarak atılan bağımsızlık meşalesidir.