TANAP: ÖDÜL MÜ, CEZA MI?

Yazan  18 Temmuz 2012

2011 yılının sonuna doğru Türkiye ile Azerbaycan "Trans-Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı – TANAP" adında yeni bir boru hattı projesini inşa etmek üzere anlaştıklarını ilan ettiler. Böylece TANAP'ın doğuşundan itibaren iki önemli gelişme gerçekleşmiş oldu. Birincisi Nabucco'nun ölümü, ikincisi ise Rusya'nın Güney Akım projesine karşılık TANAP'ın yeni rakip olarak ortaya çıkmasıdır. Şah Deniz Konsorsiyumu tarafından işletilen Azeri doğal gaz sahasının 2017 yılına kadar 16-20 bcm(milyar metre küp) üretimi yapması ve bu nedenle o tarihe kadar da gazın Türkiye'den geçerek Avrupa pazarına çıkışı planlanmaktadır. 2017 yılına kadar bir boru hattı tamamlanmadığı taktirde ya konsorsiyum çalışmalarını erteleyecek ya da üretime geçerek elindeki kalan tek seçenek olan Rusya üzerinden gazını gönderecektir.

Türkiye açısından senaryoya baktığımızda ise Türkiye her enerji stratejisi adımında Rusya'dan Mavi Akım ve Batı Hattı aracılığı ile aldığı mevcut doğal gaz ve petrol kaynaklarının durumunu istikrarlı tutmak ve aynı zamanda Rusya'ya bağımlılığını azaltacak yeni kaynaklar aramaktadır. Fakat bu durum söylendiği kadar kolayda değildir. Türkiye 2011 yılının sonuna doğru sadece bir hafta içerisinde hem TANAP anlaşmasını imzalamış hem de Rusya'ya Güney Akım için gerekli olan kendi münhasır ekonomik bölgesinde çalışma iznini vermiştir. Böylelikle Türkiye kendini bir anda TANAP ve Güney Akım rekabetinin ortasında bulmuştur. Bu durumdan memnuniyetsizliğini ne zaman açıklayacağını beklenen Rusya ise geçtiğimiz hafta ilk uyarısında bulunmuştur. İran'dan gelen boru hatlarındaki bir patlama nedeniyle Türkiye'nin Rus Gazprom şirketinden ilave gaz kaynağı talep etmesi üzerine Gazprom sözcüsü Sergei Kupriyanov, "eğer Trans-Anadolu boru hattı planladığı şekilde 2018 yılına kadar tamamlanırsa, Türkiye bundan böyle ek gaz için Bakü'ye başvurabilir" beyanında bulunmuştur. Kısaca Gazprom sözcüsü, TANAP boru hattını tamamlandığı taktir de, Rusya'nın artık Türkiye'nin en yakın arkadaşı olmayacağını ima etmiştir diyebiliriz.

Diğer yandan Rus projesi Güney Akım'ın inşaatının bu yılın sonuna doğru başlayacağı ve 2015 yılında da tamamlanacağı duyurulmuştur. Proje tamamlandığı taktir de Rusya tek başına Avrupa'nın 220 bcm gaz ihtiyacını karşılayan ülke konumuna yükselecektir. Böylesi bir avantajı sağlama yolunda adımlar atan Rusya'ya göre TANAP projesi Kafkasya açısından Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı projesinden sonra ikinci bir çıkış yolu olacaktır. Dolayısıyla eski ABD Başkanı Clinton'un BTC'yi "Yüzyılın Anlaşması" olarak adlandırmasından sonra TANAP'ta "Yüzyılın İkinci Anlaşması" olarak anılmaya başlanmıştır.

Her ne kadar Türkiye ve Azerbaycan gerekli devletlerarası anlaşmaları imzalamış olsalar da süreçte halen bazı pürüzler bulunmaktadır. Örneğin, Türkiye Maliye Bakanlığı, Şah Deniz Konsorsiyumu'nun talep ettiği vergi imtiyazını BOTAŞ bütçesinde (BTC'de olduğu gibi) açık oluşturacağı sebebiyle reddetmiştir. Bir başka gerekçenin ise Türkiye'nin TANAP projesinde sahip olduğu %20'lik payını arttırma çabası olarak da tahmin edilmektedir. Şu ana kadar genel anlamda her iki tarafta projenin gerçekleşmesi için güzel mesajlar verseler de projenin başlangıç tarihi halen kesinleştirilmemiştir. Bir başka cevap bekleyen soru da 16 bcm'lik miktarın Türkiye'de kaldıktan sonra kalan 10 bcm'in kim ya da kimler tarafından satın alınacağının belirlenmemiş olmasıdır. Buna bir de 10 bcm doğal gaz satın aldığımız İran'ın içinde bulunduğu uluslar arası sıkıntılı durum eklenirse risk beklenenden büyük olabilir.

Sonuç olarak eğer Türkiye, TANAP'ın ilk etap gaz üretiminin tamamını almayı taahhüt ederse, projenin gerçekleşmesi için önemli bir adım atılmış olacaktır. Şu bir gerçek olarak önümüzde durmaktadır ki, Türkiye, TANAP ve Güney Akım rekabetinin önemli bir oyuncusu haline gelmiştir. Bu durumun avantajları olduğu kadar dezavantajları da bulunmaktadır. Özellikle Türkiye'nin büyüyen ekonomisi ve nüfusu için enerji kaynağı bulmasının zorunlu olduğu düşünüldüğünde TANAP'ın çok önemli bir fırsat olduğu düşünülebilir. Dolayısıyla Türkiye izleyeceği enerji ve dış politika ile TANAP bir ödül mü yoksa ceza mı olduğunu belirleyecektir. Çünkü, Türkiye her adımında enerji bağımlılığı nedeni ile Rusya ile olan enerji ilişkilerine zarar vermeden ve istikrarı koruyacak adımlar atmak zorundadır.

Dr. Tuğçe Varol

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Amerika Araştırmaları Merkezi Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Rifat Erman Dinçel   - 19-07-2019

BATAK 2019

Bu makale 400 Milyar TL Batık Kredi Yapılandırılması ile Türk Özel Sektörünün Yabancı Sermayenin Eline Geçmesinin Süreci Anlatılmaktadır.