Türkiye İle Bağdat Yönetimi Arasında Gerginlik Artıyor

Yazan  07 Kasım 2012

Saddam rejiminin ABD askerleri tarafından devrilip, yeni bir Irak anayasasının oluşturulmasının ardından Türkiye ve Irak arasında inişli çıkışlı bir dış politika dönemi yaşanmıştır. Fakat son dönemde Türkiye ile Irak arasındaki gerek ekonomik gerekse stratejik ilişkiler zayıflama göstermektedir. Arap Baharı'na İran, Irak ve Suriye ile kurmayı başardığı yakın ilişkilerle giren Türkiye, "Baharın" içerisinde Suriye ve Irak ile ilişkilerini zedelemiş, İran ile de kritik bir döneme girmiş gözükmektedir.

Kürdistan Özerk Bölgesinin (KÖB) kurulmasının ardından bağımsız bir "Kürdistan"ın kurulmasından ve referandum sonucu Kerkük'ün de yeni kurulacak olan bu devlete katılmak zorunda kalmasından endişe eden Türkiye için öncelik uzunca bir süre Bağdat yönetiminin otoritesine destek vermek ve böylece Irak'ın toprak bütünlüğünü korumak olmuştur. Bununla birlikte Türkiye hükümeti KÖB'ne Türk işadamlarının yatırımlarda bulunmasını desteklemiş ve diplomatik anlamda KÖB yöneticileri ile de dengeli bir siyaset takip etmiştir.

Bağdat Yönetimi ile Türkiye'nin ilişkilerinin zayıflamasına neden olan ana sebep ise Türkiye'nin uzun yıllardır izlediği Kürdistan'ın tanınması yönündeki muhalefet şerhini adeta ortadan kaldırıp Erbil ile enerji işbirliğine başlamasıdır. Irak merkezi hükümetinin yetkisinin haricinde bağımsız bir birim olarak hareket etmeye başlayan Erbil yönetimi, Türkiye'nin kendilerinden petrol aramaya başlaması ve hatta doğal gaz alacağını duyurmasının ardından diğer büyük batılı şirketlerle de rahatlıkla anlaşmalar imzalamaya başlamıştır. Dolayısıyla KÖB'nin Bağdat Yönetiminin yetkilendirilmesi haricinde uluslar arası enerji anlaşmaları imzalamaya başlaması Irak devletinin toprak bütünlüğünü sarsmaya başlamıştır.

 

Buna karşılık Irak Başbakanı Maliki Türkiye'yi eleştiren beyanatlar vermeye başlamış ve Türkiye'nin Moskova'dan kalkıp Suriye'ye giden uçağı indirip arama yaptığı günler içerisinde Moskova'da Rusya Başkanı Putin ile bir araya gelerek Irak'ın Rusya'dan 4 milyar dolar değerinde silah alacağını açıklamıştır. Bağdat Hükümetinin silahlanmaya başlaması, İran ile yakın temas halinde bulunmasının haricinde Türk şirketlerini de Irak'ta cezalandırmaya başlamıştır. Bağdat Hükümeti kısa bir süre önce TPAO ile Kuwait Energy'nin birlikte ihalesini kazandığı bloktaki arama lisansının hayata geçirilmesine ilişkin anlaşmanın onaylanmasını ertelemiştir. Diğer lisans onayı bekleyen şirketlerin talepleri gerçekleştirilirken, bir tek TPAO'nun bulunduğu projenin beklemeye alınması Türkiye'nin Erbil yönetimi ile başlattığı enerji işbirliğine karşı Türkiye ve Irak Merkezi Yönetimi arasında sorunlu bir dönemim başladığına işaret etmektedir. Dün itibariyle ise TPAO'nun Irak'ta kazandığı petrol arama anlaşmasının iptal edildiği duyurulmuştur.

 

Diğer yandan Uluslararası Enerji Ajansı Baş Ekonomisti Fatih Birol*, Irak'ı kast ederek "Türkiye'nin yanı başında bir Suudi Arabistan doğuyor" diyerek önümüzdeki dönemde Irak'ın petrol ve gaz üretiminin artacağını ve bu nedenle de pek çok büyük enerji şirketinin Irak'ta ş yaptığını belirtmiştir. Birol'a göre "Irak, dünyanın en zengin petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip ülkelerden biri. Petrol ve doğal gaz üretimini hızlı bir şekilde arttıracak ve çok zengin bir ülke haline gelecek." Bu durumda Türkiye'nin bir tercih yapması gerekecektir. Ya Irak Merkezi Hükümeti ile iyi ilişkilerini devam ettirme ve KÖB'ne bağımsız bir yapı muamelesi yapmama yoluna, ya da KÖB ile enerji ilişkilerini arttırma ve Bağdat Yönetimi ile sorunlu bir komşuluk ilişkisinde olmayı tercih edecektir. Böylelikle zenginleşmeye başlayacak olan Irak'ın yeniden inşa sürecinde de Türk şirketleri yer almakta zorluk çekeceklerdir.

Sonuç olarak Türkiye, "komşularla sıfır sorun" hedefi doğrultusunda "Arap Baharı" sırasında oldukça kötü bir sınav verilmiştir. Türkiye komşuları ile saygılı ve iyi diyaloglar takip eden ülke konumundan Irak ve Suriye örneklerinde olduğu gibi komşularının iç meselelerine dahil olan ve toprak bütünlüğünü tehlikeye atan devlet konumuna gelmiştir. Bu nedenle yakın bir zamanda Irak'ta Maliki hükümeti devam ettiği sürece Türkiye, KÖB ve Bağdat Yönetimi ile ilişkileri sırasında denge politikası izlemediği taktir de yol ayrımları ile karşılaşacaktır. Özellikle İran'ın da desteklediği Maliki Hükümetinin T2nin enerji şirketlerine önümüzdeki günlerde de sorunlar çıkarması olasıdır.

*Füsun Akay, "Fatih Birol, Enerji Piyasasının Kahini", Platin Dergisi, Kasım 2012.

Dr. Tuğçe Varol

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Amerika Araştırmaları Merkezi Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Ümit Özdağ   - 21-11-2019

Süleyman Soylu’ya Sorular

Türk milletinin Anadolu’daki milli kimlik, kültür ve egemenliğine yönelik en büyük dördüncü tehdit, modern bir kavimler göçü şeklinde 2011-2019 arasında ülkemize gelen kayıtlı-kayıtsız 5.3 milyon Suriyeli sığınmacıdan kaynaklanmaktadır.