Milli Birlik Krizi

Yazan  27 Kasım 2018

Ülkemiz büyük bir milli birlik krizi yaşıyor. Bu kriz Türk milletini ayrıştırmak, düşman  kamplara ayırmak için uygulanan iktidar politikaları sonunda bugün gelmiş olduğumuz hassas toplumsal gerilimden kaynaklanmaktadır.

Aziz milletimize ülkemizin bir "beka tehlikesi" ile karşı karşıya olduğunu söyleyip duran Erdoğan'ın ayrışma ve gerilim üzerine kurulu politikası Türkiye'nin karşı karşıya olduğu asıl ve en büyük tehlikeyi oluşturmaktadır. Erdoğan bu politikası ile  iktidarını korumak uğruna milletimizi ortadan ikiye bölmeye, bir yarısını diğer yarısına düşman etmeye çalışmaktadırlar. Erdoğan'ın bu politikasının Türk  milletinin geleceği için tehdit oluşturacağını daha 2009'da Yeniçağ Gazetesi’nde bu sütunda yazmıştım. O günden bugüne ne  yazık ki, Erdoğan milli birliğimizi tahrip etmek adına çok yol aldı. Oysa yaşadığımız coğrafya tarihin en zor coğrafyasıdır. Anadolu adeta bir Bermuda Şeytan Üçgenidir. Anadolu'da gemiler ve uçaklar batmaz, Anadolu'da milletler yok olur.

Anadolu coğrafyasında tarihin en uzun kesitinde yaşayan millet Türk Milleti'dir. Türk Milleti'nin son 1000 yılda Anadolu'da en zayıf olduğu dönem olan Mondros Mütarekesi sonrasındaki süreçte dahi, Türk Milleti emperyalizmi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "iç  cephe" diye nitelendirdiği milli birlik sayesinde aşmıştır.  Erdoğan iktidara geldiği 2002'den buyana vatandaşları gerilim, ayrıştırma ve nihayet düşmanlaştırma stratejisi ile bölmektedir. Erdoğan'ın bu politikası,  sonuçta iç  cepheyi diğer bir ifade ile milli birliğimizi tahrip etmektedir.

Erdoğan, önce  Türkiye'yi Laz, Kürt, Çerkes, Türk diyerek değişik etnik gruplara zihinlerde ayrıştırmış, sonra Alevi-Sünni ekseninde germiştir. Nihayet ülkemiz AKP'li millet ve bu milletten olmayanlar şeklinde düşmanlaştırılamaya çalışılmaktadır. Erdoğan için millet sadece AKP'ye oy verenlerden ibarettir. Üstelik Erdoğan'ın milletinin milli  bir kimliği  de yoktur. Erdoğan tek millet, tek devlet, tek bayrak der; ancak bu tek millet  adı olmayan bir millettir. Türk Milleti değildir. Erdoğan'ın Türk kimliksiz, milli  kimliksiz  millet anlayışıdır ki; Andımıza karşı çıkar. İstiklal Marşı'na sözde sahip çıksa da İstiklal Marşı'nın yazarı Mehmet Akif'e küfreden,  İstiklal Harbimizin Yunan ordusunun galibiyeti ile bitmesini arzu eden milli şeref ve haysiyet yoksunu Fesli Mısır Koçanını büyük tarihçi olarak görür. Sadece milli kimlik mi eksiktir iktidarın gözdesi Fesli'de? Hayır, İslami kimliği de yoktur aslında. Doğru dürüst İslam bilinci olan bir adam "Amerikan kuklası olsa da bir halife olsun" diyebilir mi?  Demez de, neden bu adamı Cumhurbaşkanlığı masasına davet ettiğini Erdoğan'a sormak gerekir.Özetle, milli kimliksiz millet tanımı Erdoğan 2016 Kirli Referandumu öncesinde otoriter başkanlık rejimine "HAYIR" diyerek parlamenter  demokrasiyi destekleyen Türk Milleti'nin yarıdan fazlasını "terörist", "darbeci" ve "çukur" diye suçlayabilmesine  yol açmıştır. 

Erdoğan'ın yol açtığı ayrıştırma  ve gerilim politikasının sonucunda ülkemiz bugün dört tür büyük göç yaşamaktadır.  Birincisi büyük göç dış göçtür. 2017 senesi içinde 278 bin vatandaşımız Türkiye'yi terk etmiştir. Bunlar iyi yetişmiş, orta üst ve üst gelir gruplarına mensup insanlardır. Türkiye'yi terk etmektedirler. İkinci göç dalgasını, Türkiye'nin değişik bölgelerinden ağırlıklı olarak İzmir ve Ege bölgesine gerçekleşen iç göç oluşturmaktadır. Bu göç seküler ve Alevi vatandaşlarımızın göçüdür. Üçüncü göç ise yurtdışına yerleşmemekle birlikte her an Türkiye'den ayrılabilmek için yurt dışında gayrimenkul alarak oturma izni alma şeklinde gerçekleşen göçtür. Türk vatandaşları Türkiye'de bir karışıklık çıkması durumunda kaçmak için 20 milyar Dolar civarında bir parayı gayrimenkule yatırmışlardır.  Bu göç türünde göç henüz fiilen gerçekleşmemekle birlikte Türkiye'de bir karışıklık çıkması durumunda gerçekleşecektir. Dördüncü büyük göç ise sermaye göçüdür. Türkiye'nin milli birliğini ve istikrarını tehdit altında gören  sermaye yurtdışına kaçmaktadır. 2017'de Türkiye, Çin ve Hindistan'dan sonra sermaye çıkışında 3. sıradadır.  

Türkiye'nin milli birliği sarsıldığı sırada Türkiye'nin çevresindeki ülkeler çökmekte ve ortaya ülkemize düşman yapılar çıkmaktadır. Irak'ta bölünme büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Irak'ın kuzeyinde ülkemize düşman bir yapı ortaya çıkmıştır. Suriye'nin kuzeyinde ABD desteği ile PKK'istan kurulmaktadır. Suriye iç savaşını İran'da rejimin çökertilmesi ve daha sonra Türkiye iç savaşı izleyecektir. Türk Milletinin  ayrışmaya değil, bir an önce milli birliğe bir canlının oksijene ihtiyaç duyduğu gibi ihtiyacı vardır.

İYİ Parti, milli birlik ve beraberliğimizi tekrar tesis edecektir. Türk Milletinin yüzde 51'ine değil, yüzde 100'üne taliptir. İYİ Parti,  ayrışma, kutuplaşma ve düşmanlaştırma politika ve söylemine son vererek, Türk Milletini bir bütün olarak kucaklayacaktır. Hangi partiye oy verirse  versin yurttaşlarımız devlet hizmetlerinden vatandaş olarak eşit  faydalanacaklardır.  Hırpalanan, örselenen milli birliğimizi tekrar inşa edeceğiz.   

Son Düzenlenme Salı, 27 Kasım 2018 11:08
Prof. Dr. Ümit Özdağ

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Yönetim Kurulu Başkanı

 

Yorum yapmak için oturum açın

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 14-12-2018

Türkiye’yi Yönetenler Bunlara Niye Sessiz?

Kendimi tekrar etme pahasına yazmaya ve uyarmaya devam edeceğim. Çünkü geri dönülemez bir noktaya çok yaklaştık. Nedir bu? Türkiye’nin dört bir tarafının farklı düzlemlerde değişik mekanizmalarla kuşatılması. ...