NATO Suriye'de Türkiye'ye destek verecek mi?

Yazan  19 Şubat 2020

İktidar tabiri yerindeyse burnundan kıl aldırmıyor.

İçeride ve dışarıda yaptığı hataları kabul etmiyor. Ağır maliyetler ödense de attığı her adımın doğru olduğunda diretiyor.

Hatalarını yanlışlarını kabul etmediği gibi ya muhalefeti ya da halkı suçluyor. Peşine bir de dış güçleri ekliyor.

Hatalar kabul edilemeyince de karşılaşılan sorunlara çözüm bulmak mümkün olmuyor. İçinde bulunduğumuz tam da bu.

Bakın Libya'ya.

Libya'nın  BM tarafından kabul edilen Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile imzalanan deniz yan sınırı mutabakat muhtırası gerekçe gösterilerek UMH'ye askeri destek için harekete geçildi. TBMM'den Libya'ya asker gönderilmesi tezkeresi geçirildi. Askeri sevkiyata başlandı.

Tam bu sırada yapılan Türkiye'nin de katıldığı Berlin konferansında alınan ve sonra BMGK'da da onaylanan kararlarla Libya'ya askeri sevkiyat yasağı veya silah ambargosu uygulamaya girdi. Libya'daki birliklerimiz de limboda kaldı.

Libya hamlesi Rusya ile işbirliği ile başladı ama gelinen gün itibariyle karşı saflarda bulunulduğu netleşti.

Aynı Suriye'de olduğu gibi Libya'da da kim terörist kim meşru noktasında Rusya ile adeta düşman saflardayız.

Bu yetmezmiş gibi şimdi Avrupa Birliği Libya'ya yönelik silah ambargosunu denetlemek üzere Akdeniz'de bir deniz gücü oluşturuyor. Bu ne demek? İktidarın Yunanistan Berlin konferansına davet edilmemesini başarı gibi sunmuştu. Ama gelin görün ki şimdi Yunanistan'ın istediği şey, yani Türkiye'nin Libya'da askeri varlığının artırılmasının önlenmesi gerçekleşiyor.

Ve şimdi Yunanistan belki GKRY AB'nin deniz gücüne katılarak Türkiye'nin denizden muhtemel lojistiğinin önüne dikilecekler.

Libya'dan başka İdlib'te de karşı karşıya gelen Rusya ve Türkiye krizi aşmak için diplomatik görüşmelere devam ederken Esad yeni bir zafer konuşmasıyla meydana çıktı.

Esad, "Halep zafer kazandı. Suriye de zafer kazandı. Hepimiz zihnimize aşılamaya çalıştıkları evhamları yendik. Bölünmeyi yendik, Kini, ihaneti ve bütün bu sıfatları temsil eden, taşıyan ve uygulayanları yendik" dedi.

Esad bu konuşmasıyla adeta İdlib'i terk et diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'a da karşılık veriyordu.

Rusya'nın İdlib'e yönelik Soçi mutabakatının uygulanmasında Türkiye'yi suçlayıp Şam'ın yanında yer alması, Suriye'nin tüm İdlib'i kontrol altına almaya yönelik operasyonlarını açıkça desteklemesi, Suriye ordusunun büyük bir ivmeyle ilerlemeye devam etmesi, muhalif ve terörist grupların direniş gücünü kaybetmesi Türkiye'nin Rusya'nın önerdiği ateşkesi kabul etmeye mecbur bırakabilir.

İktidar Esad'ın koltukta kalmasını istemiyor ama İdlib'ten gelecek milyonu geçen sığınmacı öncelikli tehdit durumunda. Ama Rusya Ankara'nın göç dalgasını anlayışla karşılıyor olacak ki Suriye operasyonlarının yoğunlaşmasına zaman zaman fren koyuyor. Bunu yaparken de Türk tarafını sert şekilde uyarıp Soçi Anlaşmasını uygulamakta başarısız oldukları için bütün bunların yaşandığını söylüyorlar.

Erdoğan yönetimin İdlib'teki bu temelsiz kararının başka etkileri de karşımıza yeni tehditler olarak ortaya çıkıyor. Bu hatalı pozisyon Şam ile PKK/YPG'yi bir araya getirdi. İdlib'teki çatışmaların PKK/YPG'nin de saldırılarıyla Afrin ve Fırat Kalkanı bölgesine genişleyeceği görülüyor.

Bunun yanında ABD ev Rusya eşgüdümünde Barzani'nin yönlendirilmesiyle tüm Kürt partilerinin PYD'nin etkin olduğu bir yapıda birleştirilmesinde önemli bir mesafe alındı.

Hatta YPG'nin Barış Pınarı bölgesine de özel olarak eğittiği uyuyan hücre terörist gruplar gönderdiğine ilişkin haberler geliyor. İktidarın açıkça düşman ilan ettiği Esad ve Suriye ordusuyla YPG'nin ortak hedefi Türkiye'yi Suriye kuzeyinden çıkarmak. İdlib'te başlayan süreç bunun işaret fişeği. Suriye'nin kuzeyi Türkiye'ye karşı bir sıcak savaş koridoruna dönüşebilir.

İdlib'te 2 Şubat gecesi Türk askerine yönelik saldırıyla krizden adeta savaş durumuna geçilmişti. Bu aşamada ABD Türkiye'ye mümkün olan her türlü desteği vereceklerini söylediler. Türk yetkililer de NATO'dan somut desteğini beklediklerini açıkladılar. Yandaş medya ve uzmanlar da NATO/ABD'yi İdlib'e müdahaleye çağırdı.

ABD/NATO Türkiye'ye açık siyasi destek verirken somut askeri destek konusunda çekimser duruyor. Bunun nedeni de Rus TASS haber ajansının haberinde gizli. Bir NATO yetkilisine dayandırılan haberde Ankara'nın çatışmaların giderek yoğunlaştığı Suriye'nin İdlib kentine yönelik olası bir askeri harekatında NATO'dan herhangi bir askeri destek görmeyeceğini yazdı.

Bunun nedenin de İdlib'teki durumun Türkiye'nin tek taraflı ve Türkiye dışında yaptığı bir operasyon olduğu, İdlib'teki durumun NATO'nun 5. ve 6. maddelerindeki şartlara uymadığı söyleniyor. Gerçekten de incelendiğinde bu doğru gözküyor.

Yani ABD ve NATO fiilen Suriye kuzeyinde Türkiye'nin yanında savaşmayacak. Ama Suriye'nin saldırıları Türk topraklarına ulaşırsa işte o zaman ABD/NATO askeri varlığını Hatay başta olmak üzere Türk sınırında göreceğiz.

Yukarıda anlattığım Suriye kuzeyinin yeni savaş koridoruna dönmesini, ABD/NATO'nun Suriye ordusuna karşı savaşması için adeta gaz veren açıklamalarına bakılırsa ABD/NATO'nun girdiği yerden çıkmadığını da düşündüğümüzde niyet ve hedefleri bambaşka.

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Fatma Melike Karaaslan   - 10-07-2020

"Çoklu Baro Sistemi"nin Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sı Tarafından Öngörülen Temel İlkeler Çerçevesinde Kısa Bir Değerlendirmesi

Barolar, günümüze kadar her daim demokratik, laik, insan haklarına saygılı, üniter bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti için mücadele vermiş, 1987'de Bulgaristan'da yaşayan Türk azınlığa yönelik zulüm, işkence ve insanlık dışı muamelelere karşı tüm hukukçuları harekete çağırmış, Madımak Katliamında işlen...