2024 Yılı ve Ötesine Bakış

Yazan  02 Ocak 2024

2023 yılında dünya kamuoyunu en fazla yaşanan deprem,  çevre felaketleri ve  Ukrayna savaşı nezdinde Doğu – Batı arasında ayrışan siyasi, ticari ve ekonomik gerilimler meşgul etmiş, Gazze savaşı da sembolik etkileri itibariyle yıla damgasını vurmuş bulunmaktadır.

Diğer taraftan kuantum bilgisayar ve yapay zeka (AI) teknolojilerinin gündeme gelmesiyle zirve yapan dijital teknolojiler özellikle iletişim alanında tüm dünyada mesafe ve zaman sorununu yok ederek 21. yüzyılın şekillenmesinde inanılmaz roller oynamaktadır. Soğuk savaş dönemlerinde olduğu gibi ABD ve Çin nezdinde Batı ile Doğu arasında tekrar şekillenen amansız mücadele insanlığın geleceğini etkileme yolundadır. İki dünya arasındaki yarış uzay teknolojilerinde de devam etmektedir. Öyle ki  Anglo Sakson’lar 2030’larda ordularının %30’unu yapay zekalı robot askerler bazında planlamakta olup, Star Wars uzay teknolojileri gerçekleşme yolundadır.

Xi Jinping döneminde 3,5 trilyon dolarlık döviz rezervine ulaşan Çin “yeni normal” olarak adlandırılan dönemde Sun Tsu’nun  yumuşak güç kavramına dayalı olarak “Çin tipi” küresel yayılım ve hakimiyet stratejisini yürürlüğe koymuştur. Çin Rusya ile beraber kurduğu Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ)  Hindistan ve Pakistan’ın da katılımıyla ortaya çıkan yeni durum gelecekte dünya hakimiyet savaşının pasifik ekseni üzerinde vuku bulacağının habercisi olmuştur..

Diğer taraftan etki tepkiyi doğurur misali Wall-Street ve City of London ile sembolleşen küreselciler ile ulusalcılar arasında ayrışma da dikkat çekicidir. 2024 kasımında ABD başkanlık seçimlerinde Trump nezdinde tekrar ulusalcıların iktidara gelmesi olasıdır. Kısa kalan dönemde Biden başkanlığının halkın günlük yaşamını direk ilgilendiren başta enflasyon ve diğer ekonomik alanlarda kaydedeceği başarılar önem kazanmış bulunmaktadır. Haliyle  Rusya'yı ’gözden çıkarmış gibi görünen Batının ekonomilerinde olumsuzluklara yol açabilecek Çin politikası henüz netlik kazanmamış olup, ABD seçimleri sonrası ulusalcıların kazanması durumunda Tayvan sorunu dahil bir şekilde uzlaşma yönünde adımlar atılabilir. Çünkü zaten iklim, çevre sorun ve felaketlerinden nüfus ,  göç , mülteci sorununa kadar acı çeken dünyanın pasifik üzerinden ateşlenecek nükleer bir savaş tehlikesini asla kaldıramayacağı varsayımı süper güçleri bir şekilde aynı soğuk savaş yılları gibi uzlaşmaya zorlayabilir. Aslında aksi bir durum global elitlerin de pek işine yaramayacaktır. Sonunda diplomasi ve aklın galip gelmesi insanlığın en büyük temennisidir.

Sonuç :

  • Küresel elitler sermayelerini Black Rock Co., The Vanguard Group, State Sreet Co vb. gibi devasa fonlarda toplamış olup, dünyada “ülkeler dahil” satın alınması gereken her şeyi satın alma sürecinde olmaları bu stratejilerin parçası olduğu bilinmektedir. Haliyle 2024’te de sermayenin ve gücün dünyada belli merkezlerde koordineli toplanmaya devam etmesi söz konusu olacaktır.  
  • Her ne kadar uzlaşma olasılıkları var olsa da yapay zekadan, quantum, siber teknolojilere kadar yeni teknolojilerin savunma ve silah sanayinde kullanımı da devam edecektir. Örneğin 5. Nesil savaş uçakları daha tam aktive edilmeden süper güçler süpersonik 6.nesil savaş uçaklarının geliştirilmesine ilişkin prototip modelleri şimdiden ortaya koymuş vaziyettedir.
  • Dünyada enflasyon ile mücadelede ABD % 2 hedefine yaklaşırken FED faiz düşürüm politikasını başlatabilir. Bu durumda doların düşmesi ABD’nin rekabet gücünün artması söz konusu olacaktır. Almanya’da ortaya çıkan resesyon için  Baltık’ta Anglo Sakson gizli servislerince havaya uçurulduğu tahmin edilen gaz boru hattının sembolik önemi vardır. İkinci dünya savaşı sonrası hala Anglo Saksonların nüfusunda bulunan Almanya’da  politikacıların Baltık’ta havaya uçurulan boru hattı örneğinde olduğu gibi Almanya aleyhine birçok konuda ABD’ye karşı suskun kalması ilginçtir.  Ukrayna savaşından en fazla  Almanya’nın dev sanayisi etkilenmiş ve AB’nin lokomotifi olarak Almanya resesyona girmiş bulunmaktadır. Avrupa Merkez Bankasının yüksek faiz politikasını devam ettirmesi durumunda Euro değer kazanmaya devam edecek buda AB’nin rekabet gücünün olumsuz etkilenmesine , toplam talebin azalmasına , üretimin azalmasına , işsizliğin ve popülizmin artmasına neden olacaktır.
  • Dünya genelinde her yıl 12 milyon hektar toprağın kaybına neden olan kuraklığın yol açtığı çölleşme, ekilebilir alanları yok ederek açlık, kıtlık, susuzluk özellikle Afrika’da açlık- kıtlık felaketinin genişlemesine ve dolayısyla özellikle Afrika’dan iltica, insan kaçakçılığı hareketlerinin daha da artmasına neden olmaktadır. Ortadoğu’da yaşanan savaş felaketleri iltica hareketlerinin üzerine tuz biber ekmiş olup , Türkiye 10 milyon üstü mülteci sayısıyla adeta mülteci deposuna dönüşmüş durumdadır. Bu mülteciler arasında ne kadarının teröre karışmış olduğu muallaktır ve bu durum Turizm ülkesi Türkiye’de yüksek güvenlik tehditi ortaya çıkarmaktadır.
  • Türkiye’de üst üste seçim atmosferinin varlığı tasarrufların azalmasına ve fazladan harcanacak paraları finanse etme ile ilgili önlemler neticesi kamu borçlarının artmasına, vergilerin , ötv vs.. artırılma zorunda kalınmasına yol açmış olup, bu da toplam talebin dolayısıyla tüketimin azalıp üretimin , işsizliğin  olumsuz etkilenmesine neden olmuştur.
  • Coğrafi ve stratejik konumu itibariyle Türkiye kutuplaşan süper güçler arasında denge politikalarıyla ve 100 yıllık Cumhuriyet birikimin de verdiği güçle varlığını reel bazda devam ettirme uğraşındadır. Türkiye bu politikaları pek de beğenmeyen Batının başta F-35’ler olmak üzere silah ambargosuna maruz kalmış ancak bu ambargo aslında hayırlara vesile olmuştur.  Zaten ülkemizde potansiyel olarak var olan sanayiye kazandırılan yüksek motivason başta İHA’lar olmak üzere savunma sanayinde önemli başarılara yol açmıştır. Ukrayna ve Azarbaycan’da ün kazanan bu İHA’lara ilişkin ortaya çıkan teknolojik başarı hikayesi ülkenin belkemiğini teşkil eden sanayiye, üretime, liyakata ve beşeri sermayenin temeli olan eğitime  her zamandan daha çok önem verilmesi gerektiğinin göstergesidir.

 

Bekir Kavruk

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

 

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 12-02-2024

Kahire Ziyareti Sisi’nin Ocağına Düşmek mi?

Türkiye 2022 yılından beri Mısır ile bozulan ilişkilerini düzeltme çabası içinde. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır gezisinin hala bu kapsamda düşünülmesi ve bugüne kadar gibi sonuçlar alındığının değerlendirilmesi gerekir.