GEÇMİŞTEN GELECEĞE TÜRK DÜNYASINA BAKIŞ: TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI SEMERKANT BİLDİRİSİNİN ÖNEMİ

Yazan  28 Mart 2023

Türk Devletleri Teşkilatı’nın 11 Kasım 2022 tarihli Semerkant zirvesi Türk Dünyasının geleceği açısından önemli bir dönemi başlatmıştır. Ancak bildirinin önemli bir ifade yer almaktadır.

“Özellikle egemenlik, toprak bütünlüğü ve uluslararası düzeyde kabul gören sınırların dokunulmazlığı ve iç işlerine müdahale etmeme hususlarına saygı ve destek başta olmak üzere, uluslararası hukukun genel kabul görmüş norm ve ilkeleri uyarınca, Üye Ülkelerin güvenliğini ve istikrarını güçlendirmeyi hedefleyerek;[1]

İlk bakışta bildirinin giriş bölümünde böyle bir açıklamanın yer alması okuyucular tarafından önemsenmeyebilir ancak bu açıklamanın satır aralarına inildiğinde tarihsel bazı durumların yansımalarını ve Türk Dünyası arasında varlığını koruyan bir takım güvensizlik duygularını görmek mümkündür.

Türk Dili Konuşan Devletler zirvelerine katılan ülkelerden olan Türkmenistan ve Özbekistan’ın yakın bir geçmişte Türkiye’deki bazı siyasi figürler ve oluşumlarla çeşitli sorunları olmuştur. Bu durum Türk Dili Konuşan Devletler zirvesinin kesintiye uğramasına, Özbekistan ve Türkmenistan’ın oluşumdan kopmasına neden olmuştur.

Özbekistan ile Türkiye arasındaki ilk krizde Afganistan Özbek Türk’ü olan Ahat Andican kilit bir role sahip olmuştur. 1991 yılında Andican’ın seçimlere yönelik tutumundan itibaren Türkiye ile Özbekistan arasında sorunların ortaya çıkmaya başladığı görülmektedir. 1997 yılında Andican’ın Dış Türklerden Sorumlu Devlet Bakanlığına getirilmesi tartışmasında Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov’un tutumunun daha da sertleştiği görülmektedir[2]. Ancak Türkiye ile Özbekistan ve diğer Türk devletleri arasındaki sorunlar sadece Ahat Andican’ın şahsına indirgenemeyecek ölçüde çetrefillidir.

Bu ilişkilerin kötüleşmesinde Fettullahçı Terör Örgütü’nün önemli bir payı bulunmaktadır. Bahse konu terör örgütünün 1991 yılından itibaren Türk Dünyasında okullar açmak sureti ile organize bir şekilde yayıldığı görülmektedir. Türkiye’de çok geç bir tarihte ilgili örgütün bir istihbarat yapılanması olduğu anlaşılmıştır ancak Türk Dünyası ülkelerinin bir kısmında bu örgütün karıştığı çeşitli suçlar tespit edilmiş ve haklarında işlemler başlatılmıştır. Bunlardan en önemlisi Amerika adına istihbarat faaliyeti yürütmeleridir. İkincisi ise darbe girişimleridir. Bu darbe girişimlerinden ilki 16 Şubat 1999 yılında Özbekistan’da gerçekleştirilmiştir. Fettullahçı Terör Örgütü’nün Özbekistan’da bulunan birçok yöneticisi bu darbe girişiminin bastırılması sonrasında tutuklanmıştır[3].

Bu darbe girişimine adı karışan bir kişi de Ahat Andican olmuştur. Ancak kendisi bu iddiaları kesin bir dille reddetmiştir[4]. Bu darbe girişimi Türkiye ile Özbekistan ilişkilerini derinden yaralamış ve Türk Dünyasının politik iş birliğine büyük bir darbe indirmiştir. Fettullahçı Terör Örgütü, Türk Dünyasına zarar vermek için Özbekistan’daki casusluk faaliyetleri ile yetinmemiş ve Türkmenistan’da da benzer bir darbe girişimine katılmıştır. 2002 yılının Kasım ayında dönemin Türkmenistan Devlet Başkanı (Türkmenbaşı) Saparmurat Niyazov’a karşı bir darbe girişimi olmuştur[5]. Bahse konu darbe girişiminden sonra Fettullahçı Terör Örgütü’nün okullarının Türkmenistan’da kapatıldığı görülmüştür[6].

Yaşanan bu hadiseler Türkiye ile Türk Dünyası arasındaki ilişkilerde kesintilere ve kırılganlıklara sebep olmuştur. Ayrıca Türkiye ile Azerbaycan arasında da sorun yaşanmıştır. Buradaki sorun ise Ebulfez Elçibey’e karşı Azerbaycan’da yaşanan darbe süreci ve Devlet Başkanlığı makamına Haydar Aliyev’in gelmesidir. Azerbaycan’ın iç işlerine bu dönemde Türkiye doğrudan müdahil olmuş ve Ebulfez Elçibey tarafını tutmuştur. Bu politik tercih bir süre Türkiye ile Azerbaycan arasında soğukluğa sebep olmuştur. Ayrıca vefatına kadar Elçibey’in Ankara’da yaşaması da iki ülke arasındaki gerginliği sürdürmüştür. Ancak 1995 yılında Haydar Aliyev’e karşı yapılmak istenen darbe girişimi dönemin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından öğrenilmesi ve durumun Haydar Aliyev’e bildirilmesiyle darbe önlenmiş ve iki ülke arasındaki soğukluk yumuşama dönemine girmiştir[7].

2000 yılında Ebulfez Elçibey’in vefatı ile buzların daha da eridiği görülmüştür. Öte yandan ortak bir tehdit algısı olarak Ermenistan’ın mevcudiyeti ülkeleri birbirine yakınlaştırmıştır. 2003 yılında Haydar Aliyev’in vefatından sonra yerine oğlu İlham Aliyev Devlet Başkanı seçilmiştir. İlham Aliyev dönemi Türkiye-Azerbaycan ilişkileri altın çağına girmiştir.

Bu tarihsel arka planı göz önüne aldığımızda Türk Devletleri Teşkilatına üye ve gözlemci ülkelerin iç işlerine müdahale edilmeyeceği yönünde taahhütte bulunması Türk Dünyası arasında üstü tam olarak örtülmemiş güvensizliklerin varlığını sürdürdüğü izlenimi vermektedir. Her ne kadar Semerkant Bildirisi bu umut zedeleyici taahhütle başlıyor olsa da zirvede alınan kararlar Türk Dünyası için heyecan uyandırıcıdır.

Bildiride yer alan bazı önemli maddelerini aşağıda tek tek inceleyeceğiz;

“1. Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi'nin Kurulmasına İlişkin Nahçıvan Anlaşması'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Protokolü imzaladıklarını;[8]

Türk Devletleri Teşkilatı’nın temeli 1992 yılında atılmıştır. 1991 yılında Türk Dünyasını oluşturan devletlerin bağımsızlıklarını kazanmasıyla beraber Türk Dünyası için yeni bir hikâyenin başladığını söyleyebiliriz. 1992 yılında Ankara’da toplanan Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi ile Türk Dünyasının iş birliği de başlamış oldu. Bu zirveye ev sahipliği yapan dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’dır. Azerbaycan Devlet Başkanı Ebulfez Elçibey, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, Kırgızistan Devlet Başkanı Askar Akayev, Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov ve Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurad Niyazov katılmıştır[9]. Bu zirve Türk milliyetçiliği için uzun yıllardır hayali kurulan “Turan” kavramının ilk somut adımı olmuştur. Birçok milliyetçi siyasetçi ve aydın için romantik bir hayal olarak gönüllerde yaşatılan Türk Dünyasının bağımsızlığı gerçekleşmiştir.

Ancak Dış Türkler kavramına romantik bir bakıştan öteye gidilememiş olması 1991 sonrasında hem Türkiye’nin hem de bağımsızlığını alan Türk Devletlerinin siyasi olarak yalpalamasına sebep olmuştur. Türkiye bulunduğu konjektürel durumdan dolayı (Pkk terörü, ekonomik çalkantılar, siyasi istikrarsızlıklar vb.) Sovyetlerin yıkılacağını ve ardından bağımsız Türk devletlerinin kurulacağını öngörememiştir. Bu sebeple Sovyet sonrası süreçte Türk ülkeleriyle nasıl temas kurulacağı, sürecin nasıl yönetileceği büyük bir muamma olmuştur. Aslında bu konuda Türkiye’nin en büyük eksikliği bölgeyi bilen, bölgedeki Türk dillerini bilen ve Rusçaya hâkim politikacılardan ve siyaset bilimcilerden yoksun olmasıdır. Türkiye sanki soydaşı ve sınırdaşı olan ülkelerle değil bambaşka bir kıtadaki ülkelerle aniden politik temaslar kurmuş gibi bir haldeydi.

Bu durumun en önemli nedeni Türkiye ile Türk Dünyasının 1991 öncesinde iki farklı hatta birbirine düşman iki kutupta yer almış olması sebep olmuştur. Türkiye’nin kültürel ve politik zihni Batı bloğunda ve özellikle Avrupa Birliği yönünde iken 1991 yılında Azerbaycan ve Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanması dış politika planlamalarını derinden sarsmıştır. Türk aydınları, dünyaya Avrupa Birliği ve Anglosakson dili üzerinden bakarken bir anda Ankara merkezli bir dış politikanın ortaya çıkması Türkiye’nin taşıdığı hazırlıksızlığın göstergesidir. Türkiye’de karar alıcıların yaşadığı bocalamayı düzeltmek için bölgeyi ülkede en iyi bilen akademik kadro devreye girmiştir. Türk tarihçiliği içerisinde Genel Türk Tarihi kürsüsü olarak geçen çalışma alanındaki akademisyenler hem bölgeyi hem bölge dillerini bildiği için hükümetlerin dış politikalarında önemli bir rolü üstlenmiştir.

Bu açıdan Nadir Devlet, Mehmet Saray gibi akademisyenler ve Marmara Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü önem plana çıkmıştır. Öte yandan Türkistan coğrafyasından Türkiye’ye gelmiş birçok isim de, başta Ahat Andican olmak üzere, Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri arasındaki ilişkilerde önemli görevler üstlenmiştir. Türkiye’nin hem acele tavırları hem de hazırlıksızlığı taraf ülkeler arasındaki ilişkilerde yukarıda da zikrettiğimiz sorunlara sebep olmuştur. Bu durum ilki 1992’de toplanan Türk Dili Konuşan Ülkeler zirvelerine de yansımıştır. Hatta Türk Dünyasında hala telafisi sağlanamayan bir kopuşa neden olmuştur.

İkinci zirve 1994 yılında İstanbul’da toplanmıştır. Ev sahipliğini dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel yapmıştır. Azerbaycan Devlet Başkanı olarak bu sefer zirveye Haydar Aliyev katılmıştır. Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan’ın Devlet Başkanları da zirveye iştirak etmiştir. Üçüncü zirve 1995 yılında Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te toplanmıştır. Ev sahibi Kırgızistan Devlet Başkanı Askar Akayev’dir. Dördüncü zirve 1996 yılında Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te toplanmıştır. Beşinci zirve ise 1998 yılında Kazakistan’ın başkenti Astana’da toplanmıştır. Altıncı zirve ise 2000 yılında Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de toplanmıştır. Yedinci zirve ise 2001 yılında İstanbul’da dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ev sahipliğinde toplanmıştır. Bu zirvede Türk Dünyasındaki ilk politik kırılma yaşanmış ve Özbekistan bu zirveye devlet başkanı seviyesinde değil Özbekistan Ali Meclis Başkanı makamında katılmıştır[10].

Sekizinci zirve için uzun bir süre beklemek gerekmiştir. Yedinci zirveden beş yıl sonra 2006’da Antalya’da Ahmet Necdet Sezer ev sahipliğinde Türk Dili Konuşan Ülkeler zirvesi yapılmıştır. Ancak bu zirve ikinci büyük kırılmanın yaşanmasına sebep olmuştur. Özbekistan bu zirveye katılmamış ve Türkmenistan ise Ankara Büyükelçiliği seviyesinde temsil edilmiştir. Türk Dünyası arasında bu dönemde soğuk rüzgarlar esmektedir. Türkiye dış politika olarak Avrupa Birliği üyeliğine yöneldiği için Türk Dünyası ile olan ilişkiler ikinci hatta üçüncü plana atılmıştır. Dokuzuncu zirve ise 2009 yılında Nahçıvan’da toplanmıştır. 3 Ekim 2009 yılında gerçekleştirilen dokuzuncu zirve Türk Dünyası için yeni bir dönemi başlatmıştır. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan arasında Nahçıvan Anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşma ile Türk Konseyi’nin kurulmasına karar verilmiştir. Türkmenistan ve Özbekistan’ın eksik olduğu bir Türk Birliği resmi olarak tesis edilmiştir[11].

Her ne kadar siyasi anlamda ilk kez modern bir Türk siyasi birliği tesis edilmiş olsa da Türk milliyetçileri bu duruma pek sevinememiştir. Türkmenistan’ın ve Özbekistan’ın kapılarına Türk Dünyasına kapatmış olması Türk milliyetçileri için büyük bir burukluğa sebep olmuştur. 2019’da Bişkek’te gerçekleştirilen Türk Konseyi toplantısında Özbekistan, İslam Kerimov sonrası geliştirdiği dış politika çerçevesinde Türk Konseyi’ne üye olmuştur. Böylece Türk Dünyası arasındaki iş birliğinin hızlandığı bir döneme girilmiştir. 11 Kasım 2021 tarihindeki zirvede örgütün adı Türk Devletleri Teşkilatı’na çevrilmiştir. Türkmenistan da bu toplantıda gözlemci üye olmuştur. 2022 yılında gerçekleştirilen Semerkant zirvesinde ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de gözlemci üye olarak teşkilata kabul edilmiştir. Bu durum kamuoyunda büyük bir heyecanla karşılanmıştır[12].

Bu tarihsel arka planda Nahçıvan Anlaşması üye ve gözlemci üye ülkeler için önem taşımaktadır. Türk Birliğinin ilanının ilk belgesi olması hasebiyle tarihi bir öneme sahiptir.

“7. Kıbrıs Türklerini Türk Dünyasının parçası olarak gördüklerini ve KKTC’nin TDT Gözlemci Statüsünü memnuniyetle karşıladıklarını;[13]

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk Devletleri Teşkilatına gözlemci üye olarak katılması, resmi olarak tanınmasının önünü açmıştır. Bu bağlamda Türk Devletleri Teşkilatı, gelecek projelerde bölgesel ve küresel siyasi olaylara taraf olmak için hazırlanmaya başladığını söylemek mümkündür. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin teşkilata alınması aynı zamanda Türkiye ve KKTC için Doğu Akdeniz sorununda yeni müttefiklerin doğması anlamına gelmektedir. Bu aynı zamanda Türk Dünyası ülkelerinin Türkiye ve Doğu Akdeniz üzerinden dünya ticaretine açılmasının da politik anlamda ilk adımıdır. Amiral Cem Gürdeniz’in de ifade ettiği gibi[14] Türk Dünyası ülkeleri Türkiye ve KKTC ile askeri bir ittifak kurarak Türkiye ve KKTC limanlarında donanma oluşturabilirler. Dünya denizlerine hem ticari hem de askerî açıdan açılmaları için Türkiye önemli bir üs durumundadır.

Türk Dünyası ülkelerinin Türkiye limanlarında oluşturulacak donanması hem Akdeniz hem de Karadeniz’de Türkiye’nin elini çok fazla güçlendirecektir. Bu stratejik hamle politik açıdan Türkiye-Rusya, Türkiye-ABD, Türkiye-AB, Türkiye-İngiltere ve Türkiye-İsrail ilişkilerinde bir denge unsuru olacaktır. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de bir oyuncu değil oyun kurucu statüsüne yükselmesi anlamı taşımaktadır. Bu açılardan KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatına katılması Türk milliyetçiliğinin hem bölgesel hem de küresel bir zaferidir. Bu açılardan Semerkant Zirvesi hayati bir önem taşıdığı görülmektedir.

“8. Hazar Geçişli Uluslararası Doğu-Batı-Orta Koridorunun potansiyelinden istifade ederek bölgesel bağlantıyı güçlendirmek, ticari ilişkileri geliştirmek ve bölgesel ve uluslararası konularda mevcut işbirliğini güçlendirmek amacıyla 27 Haziran 2022’de Bakü’de düzenlenen Azerbaycan-Kazakistan- Türkiye Dışişleri ve Ulaştırma Bakanları Birinci Üçlü Toplantısında ve 2 Ağustos 2022’de Taşkent’te düzenlenen Azerbaycan-Türkiye-Özbekistan Dışişleri, Ticaret/Ekonomi ve Ulaştırma Bakanları Toplantısında sağlanan başarıları memnuniyetle karşıladıklarını;[15]

Türk Dünyası Teşkilatı’nın Semerkant Bildirisi’nde geçen önemli maddelerden birisi de yukarıda yer alan sekizinci maddedir. “Hazar Geçişli Uluslararası Doğu-Batı Orta Koridoru” olarak ifade edilen husus Çin Halk Cumhuriyeti’nin 2013 yılında Kazakistan’da ilan ettiği Bir Kuşak Bir Yol projesidir[16]. Bahse konu proje içerisinde yer alan bölgesel alt kuşak projesinin adı “Orta Koridor”dur[17]. Çin hükümeti, “Orta Koridor” ile Orta Asya’yı ve Batı Asya’yı hem birbirine hem de kendine demiryolu ağıyla bağlamayı hedeflemektedir. Bu sayede Merkezi Asya, İran, Türkiye, Güney Kafkasya ve Ortadoğu piyasasına hiç olmadığı kadar hızlı bir şekilde mal arzı sağlama imkânı olacaktır. Orta Asya’daki demiryolu yatırımları bu sebeple Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Tacikistan’ı kapsamaktadır[18].

Çin’in Merkezi Asya’daki önemli yatırımlarından birisi de Çin-Kırgızistan-Özbekistan (ÇKÖ) demiryolu projesidir. Demiryolunun inşaatına 2023 yılında başlanması bekleniyor. Hattın 213 kilometrelik kısmı Çin topraklarından geçecekken 260 kilometresi Kırgızistan ve yaklaşık 50 kilometresi Özbekistan topraklarından geçecektir[19]. Bu güzergâhın ilerleyen yıllarda komşu ülkelerle bütünleşmiş bir demiryoluna dönüştürülmesi amaçlanmaktadır. Entegre hatlardan birisi Özbekistan-Türkmenistan demiryolu projesidir. Bu güzergâh ile ÇKÖ, Hazar Denizi’ndeki Türkmenbaşı Limanı’na bağlanabilir. Türkmenbaşı Limanı ile Bakü arasında kurulacak deniz taşımacılığı vasıtasıyla Çin-Kırgızistan-Özbekistan demiryolu ile Kafkasya arasında köprü kurulmuş olacaktır. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu ile de ÇKÖ, Türkiye’ye ulaşmış olacaktır. Edirne-Kars hızlı tren projesi ile Çin-Kırgızistan-Özbekistan demiryolunun Balkanlara ulaşması sağlanabilir. Böylece “Orta Koridor” denilen bütünleşik bir ticaret yolu ortaya çıkmaktadır[20].

Ayrıca bir diğer alternatif rota da ÇKÖ hattının Türkmenistan üzerinden İran’a ve oradan Van’a ulaşmasıdır. Rusya ile Ukrayna arasında çıkan savaş, “Orta Koridor”un önemini daha da arttırmıştır. İngiltere ile Çin arasında uzanan demiryolu ticareti Rusya’ya uygulanan ambargolarla kapanmış durumdadır. Bu da Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye’den oluşan alternatif “Orta Koridor”u öne çıkartmaktadır. Bu ülkeler uzun zamandır istikrarlı ve güvenli olması açısından ticaretin kesilmesi riskini taşımamaktadır[21]. Türkiye’nin demiryolu yatırımları ve Türk Cumhuriyetleri ile ticaretin geliştirilmesi için “Orta Koridor” önemli bir basamaktır. Türk Cumhuriyetlerine ulaşımda havayolunun pahalı olması toplumsal olarak kültürel temasların zorlaşmasına neden olmaktadır. Türkiye’den Azerbaycan’a demiryolu ile hızlı ve ucuz bir ulaşım ve Bakü’den Kazakistan’ın Aktau şehrine veya Türkmenistan’ın Türkmenbaşı şehrine denizyolu ile yine ucuz ve hızlı bir ulaşım hem yolculuğun maliyetlerini düşürecektir hem de ticari ve kültürel açıdan Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri arasında bütünleşmeyi sağlayacaktır[22].

Hazar Geçişli Orta Koridor projesinin Türk Devlet Teşkilatını ekonomik olarak güçlendirmesi uzun vadeli olarak Türkiye’nin aradığı diplomatik ve ekonomik desteği muhakkak ki sağlayacaktır. Lakin bu destek bile ABD’nin Türkiye’ye karşı desteklediği Yunanistan karşısında yetersiz kalacaktır. Bundan mütevellit, Çin Doğu Akdeniz’de bir denge unsuruna dönüşecektir. Çin ile eşitlik ilkesine dayalı bir ekonomik iş birliği Türkiye’nin gerek AB ülkelerine ve gerekse ABD’ye karşı elinde bir koza dönüşecektir. ABD ile Türkiye arasında gerilimi yükseltmemek adına askeri teknolojiler özelinde yapılmamak şartıyla Türkiye’nin ekonomik haklarını muhafaza eden bazı yatırım anlaşmaları için Türkiye kapılarını Çin’e açabilir. Ancak bu durum kapitülasyonlar vererek değil hukuki eşitliğe dayalı ticaret anlaşmalarıyla olmalıdır[23].

Türkiye’nin nüfus dağılımını oldukça problemlidir. Bölgesel geri kalmışlık durumları ülke içerisinde nüfusun dengesiz dağılmasına sebep olmuştur. Doğu Anadolu ve İç Anadolu’nun limanlara ulaşımında demiryollarının yetersizliği ve kuzey-güney aksında demiryollarının olmayışı Türkiye’nin demografisinde ve ekonomisinde kümeleşmelere sebep olmaktadır. İç Anadolu ve Doğu Anadolu nüfusu hızla azalırken Batı bölgelerinde aşırı nüfus kalabalıkları ve işsizlik sorunu oluşmaktadır[24]. Bu soruna bir çözüm olarak Hazar Geçişli Orta Koridor projesi bir çözüm olabilir. Bakü-Tiflis-Kars Tren Hattı’nın Hazar Denizi’ne bağlanması Türkiye’yi Orta Asya’ya bağlamaktadır. Ancak Kars ile Türkiye’nin geri kalanı arasında tam bir entegre ve kesintisiz demiryolu hattı yoktur. Uzun vadede Türkiye’den Orta Asya’ya yapılacak demiryolu sevkiyatlarında Türkiye’nin batısındaki şehirlerde üretilen malların Kars’a taşınması için vakit kaybı ve maliyet yükü sorunları oluşacaktır[25].

Doğu Anadolu ve İç Anadolu şehirlerinin demiryolları ile Kars’la entegre olması gerekmektedir. Bu açıdan Mersin ve Adana’daki limanlarla entegre Mersin-Kars demiryolu, İskenderun limanı ile entegre Antep-Maraş-Adıyaman-Diyarbakır-Muş-Ağrı-Kars demiryolu, İskenderun limanı ile entegre, Antep-Urfa-Mardin-Batman-Bitlis-Ağrı-Kars demiryolu projeleri geliştirilmelidir. Burdur-Antalya ve Antalya-Konya-Aksaray-Nevşehir-Niğde-Kayseri arasında öncelikli turizm amaçlı taşımacılık olmak üzere demiryolu hatları inşa edilmelidir. Yine öncelikli amacı turizm olan Muğla-Denizli-Burdur demiryolu hattı projesi geliştirilmelidir. Amasya-Çorum-Çankırı-Bolu-Düzce-Sakarya demiryolu hattı geliştirilmelidir. Bahse konu olan bu güzergahları önerme sebeplerimiz şunlardır; Bakü-Tiflis-Kars demiryolu ile Türkiye topraklarına ulaşacak olan Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin ve Çin’in malları Kars-Mersin demiryolu hattı ile Adana ve Mersin’deki limanlara sevk edilerek ve Kars-Ağrı-Muş-Diyarbakır-Adıyaman-Maraş-Antep-İskenderun ile Kars-Ağrı-Bitlis-Batman-Mardin-Urfa-Antep güzergahları ile İskenderun limanına sevk edilerek buralardan Akdeniz ülkelerine ve Batı Avrupa ülkelerine denizyolu ile nakledilme imkânı bulacaktır. Türkiye’nin Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine ve Çin’e doğru yapacağı demiryolu vasıtalı ihracatlarda ise bahse konu güzergahlardaki orta ve ağır sanayi, hayvancılık ve tarım sektöründe önemli atılımlar gerçekleşecektir[26].

Türkiye sınırlarına girmek sureti ile Kars’tan İskenderun, Mersin ve Adana limanlarına sevk edilerek buradan Akdeniz ve Avrupa ülkelerine gemilerle gönderilecek olan emtiaya, demiryollarının yapım maliyeti çıkana kadar ki süreçte transit geçiş ve limanları kullanma konusunda vergiden muaf tutulabilir. Çinli şirketlerin Türkiye topraklarından transit geçirdiği ürünlerin toplam fiyatının yapılan demiryolu hatlarının toplam maliyetine ulaştığı anda transit geçiş ücretinden muafiyetleri kaldırılarak bu konuda da ek gelirler elde edilmeye başlanabilir. Ancak Çin’den doğrudan Türkiye’ye satılmak için getirilen mallarda gümrük muafiyeti kaldırılmamalıdır. Teşvik amacıyla sadece transit geçişte vergi muafiyeti verilebilir[27].

“9. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin, birbirlerinin egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve uluslararası alanda tanınan sınırlarının dokunulmazlığını karşılıklı olarak tanıma ve bunlara saygı gösterme temelinde normalleştirilmesini desteklediklerini tekrar teyit ettiklerini;[28]

Dokuzuncu madde, tarihi Ermenistan-Azerbaycan savaşından gelen sorunları ihtiva etmektedir. Karabağ bölgesinde yaşayan Azerbaycan Türklerine 1991 yılı sonu itibariyle Ermenistan’ın başlattığı soykırım saldırısı ve Azerbaycan’ın topraklarının işgali olayıdır. 1991 yılında Sovyetlerin yıkılması ile Güney Kafkasya’da Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan bağımsızlıklarını kazanmıştır. Sovyetlerin yıkılması ile birlikte, derin dondurucuda tutulan bölgesel, dini ve kimliksel çatışmalar gün yüzüne çıkmıştır. Özellikle Azerbaycan’ın hızlı Rusya güdümünden uzaklaşması ve önemli enerji yataklarına sahip olması Rusya tarafından cezalandırılmasına sebep olmuştur. Buradaki ceza vermek için Rusların kullandığı maşa ise Ermeniler olmuştur. Sovyetlerin yıkılması ile Türkler ve Ermeniler arasındaki bölgesel sorunlar tekrar gün yüzüne çıkmıştır. Ruslar, Ermenileri Azerbaycan Türklerine karşı kışkırtmak ve saldırtmaktan imtina etmemiş bilakis askeri ve siyasi olarak desteklemiştir.

Nitekim 1991 yılının sonlarına doğru Ermenistan, Karabağ’daki Türk köylerine saldırılar başlatmıştır. Bunlardan en ünlüsü ve acı olanı 26 Şubat 1992 yılında Hocalı Köyü’nde yaşanan soykırımdır. Ermeniler tarafından Türkler, sadece Ermeni olmadıkları için vahşice öldürülmüş, esir edilmiş, tecavüze uğramış ve toprakları işgal edilmiştir[29]. Birinci Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan ordusunun hazır olmayışı, Rusların Ermenilere fiilen destek vermesi gibi hadiselerden dolayı 1994 yılında taraflar arasında ateşkes imzalanmıştır. Bu tarihten itibaren Azerbaycan ordusunun işgal altındaki topraklarını kurtarmak için diplomatik mücadelesi başlamıştır. Yine bu süreçte Türk Silahlı Kuvvetleri, Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerine destek vermiştir[30]. 2020 yılında sınır hattında başlayan çatışmalar neticesinde Azerbaycan ordusu geniş çaplı bir askeri taarruz başlatmıştır. Durum hızlı bir savaşa dönüşmüş ve Azerbaycan’ın kesin zaferi ile neticelenmiştir. İşgal altındaki topraklar kurtarılmıştır[31].

Bu açılardan ötürü dokuzuncu maddede Türk Devletleri Teşkilatı ülkelerinin açıkça Azerbaycan’a destek vermeleri, Türk Dünyasının siyasi birliğini gösteren ve geleceğe dair umut verici bir durumdur. Siyasi iş birliğinin gelişmesi Türk Devletleri Teşkilatı’nın ileride Avrupa Birliği gibi siyasi, ekonomik ve kültürel bir kuruluşa dönüşmesini sağlayacaktır.

“11. Kırgız Cumhuriyeti’nin Kırgız-Tacik sınırındaki duruma uluslararası hukukun temel ilkeleri doğrultusunda barışçıl bir çözüm bulma çabalarına destek verdiklerini, anlaşmazlıkların münhasıran siyasi ve diplomatik yollarla çözülmesinin önemini yinelediklerini; bu bağlamda üye Devletlerin Kırgızistan'ın ülkenin altyapının geliştirilmesi ve yeniden inşasına yönelik çabalarına yardım etmeye hazır olduklarını beyan ettiklerini;[32]

 Sovyetler dönemindeki, özellikle de Stalin dönemindeki, gerçekleştirilen sınır ve demografik düzenlemeler Sovyet sonrası dönemde bağımsızlığını alan ülkeler arasında çatışmaların temelini teşkil etmiştir. Tacikistan’da Özbek, Kırgızistan’da Özbek, Özbekistan’da Tacik ve Kırgız nüfusu vardır. Aynı şekilde Kırgızistan’da Tacik sınır bölgesinde Tacik köyleri bulunmaktadır[33]. Bu durum iki ülke arasında sınır çatışmalarına sebep olmaktadır. Türk Devletleri Teşkilatı, Semerkant Bildirisi’nde tıpkı Azerbaycan’a dokuzuncu maddede destek verdiği gibi on birinci maddede de Kırgızistan’a açık destek vermiştir. Ayrıca Kırgızistan’ın kalkınması amacıyla ülkeye altyapı yatırımları yapılmasını karara bağlamaları Türk Dünyası arasındaki birlikteliğin ne kadar güçlendiğini göstermektedir.

“18. 29 Haziran 2022 tarihinde Ankara'da gerçekleştirilen TDT Üye ve Gözlemci Ülkelerin Milli Güvenlik Kurulu Başkanlarının Birinci Toplantısı kararlarını memnuniyetle karşıladıklarını ve Üye Ülkelerin ilgili makamlarının katılımıyla bu toplantıların düzenli olarak devam ettirilmesi talimatını verdiklerini;[34]

On sekizinci maddede yer alan ilgili toplantının Türk Dünyası arasındaki askeri iş birliğinin hızla ilerlediğini göstermektedir. 29 Haziran 2022 yılında Türkiye’de gerçekleştirilen TDT Üye ve Gözlemci Ülkelerin Milli Güvenlik Kurulu Başkanlarının Birinci Toplantısına Azerbaycan Cumhuriyeti Güvenlik Kurulu Sekreteri Orgeneral Ramil Usubov, Kazakistan Cumhuriyeti Güvenlik Konseyi Sekreteri Gizat Daurenbekuly Nurdauletov, Kırgızistan Güvenlik Konseyi Sekreteri Korgeneral Marat İmankulov, Özbekistan Cumhuriyeti Güvenlik Konseyi Sekreteri Birinci Yardımcısı Eldor Aripov, Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Baghdad Amreyev ve Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Viktor Mátis katılmıştır[35]. Toplantıda küresel ve bölgesel güvenlik konuları ile güvenlik alanında iş birliğinin geliştirilmesine ilişkin hususlar ele alınmıştır.

“19. Ortak çıkarları ilgilendiren güvenlik konularında yakın eşgüdüm ve iş birliğinin sağlanması amacıyla, Üye Ülkelerin hükümetleri ve devlet organları arasında, TDT bünyesinde düzenli olarak güvenlik istişarelerinin sürdürülmesi talimatını verdiklerini; savunma sanayii ve askeri alanda daha yakın iş birliği çağrısında bulunduklarını;[36]

Dokuzuncu, on birinci ve on sekizinci maddeler ile eş güdümlü olarak ele alınan on dokuzuncu madde, yukarıda da belirttiğimiz üzere Türk Devletleri Teşkilatı arasındaki askeri ve güvenlik iş birliğini arttırmayı hedeflemektedir. Uzun vadede Nato benzeri bir askeri iş birliğinin kurulmasının temeli hazırlanmaktadır.

“23. Barış ve istikrarın sağlanması, geniş uluslararası iş birliği ve insanlığın sürdürülebilir kalkınmasının desteklenmesini amaçlayan Ortak Güvenlik ve Refah için Semerkant Dayanışma Girişimi'ni memnuniyetle karşıladıklarını;[37]

Türk Devletleri Teşkilatı’nın askeri ve ekonomik açıdan daha organize iş birliği geliştirmesi amacıyla tesis edilmiş bir girişimdir. Ancak sadece TDT üyelerini değil dışarıdan katılımcılara da açıktır.

“24. Karşılıklı ticareti ve yatırımı kolaylaştırmak için gerekli adımları atarak Üye Ülkeler arasında elverişli koşullar yarattıklarını ve ilgili makamları, Üye Ülkeler arasında ticari tamamlayıcılığı arttırmayı ve tarife ve tarife dışı engelleri ortadan kaldırmayı amaçlayan yeni girişimler hazırlamaya teşvik ettiklerini;[38]

“25. Diğer önlemlerin yanı sıra, ticaret ve gümrük prosedürlerinin basitleştirilmesi ve uyumlaştırılması yoluyla, Üye Ülkeler arasındaki ticaret rakamlarını arttırmak ve ayrıca ticaret maliyetlerini azaltmak ve malların TDT Üye Ülkelerinin sınırlarından geçişini hızlandırmak için "TDT Ticaretin Kolaylaştırılması Stratejisi"nin kabul edilmesini takdir ettiklerini; Üye Ülkelerin sorumlu makamlarına talimat verdiklerini ve Genel Sekreteri TDT Üye Ülkeleri ile Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması'nı sonuçlandırmak üzere müzakereler yürütmekle görevlendirdiklerini;[39]

Yirmi dördüncü ve yirmi beşinci maddeler Türk Devletleri Teşkilatı arasındaki ticareti geliştirmeyi amaçlamaktadır. Yukarıda “Hazar Geçişli Orta Koridor” açıklamasında olduğu gibi burada da amaç Hazar’ın her iki yakasında yer alan Türk devletleri arasındaki ticari hacmi arttırmaktır. Avrupa Birliği’nin temelinin Avrupa Ekonomik Topluluğu olması gibi, TDT ülkeleri de ekonomik iş birliğine büyük bir önem vermektedir. Bu alanın geliştirilmesi için bürokratik süreçlerin kısaltılması, reforme edilmesi ve gümrüklerin entegrasyonu gibi konularda çalışmalar yapmakta ve desteklemektedir. Nitekim “Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması” ülkeler arası ekonomik kalkınmanın da mihenk taşı olacaktır. Keza bu durum Bir Kuşak Bir Yol Projesinin Orta Koridor olarak geçen bölgesine yönelik cazibeyi ve uluslararası yatırımı arttıracaktır.

“27. Kazakistan'ın, Türk devletleri arasındaki ekonomik iş birliğini ve bağlantılılığı güçlendirmek amacıyla Türkistan'da Türk Devletleri için "TURANSEZ" özel ekonomik bölgesini kurma davetini desteklediklerini;[40]

“28. "Türk Ülkelerinde Ticari İşbirliği Araştırma Merkezi" ve "Mühendislik ve Teknoloji Merkezi" kurulması tasarısını memnuniyetle karşıladıklarını;[41]

Yirmi yedinci ve yirmi sekizinci maddeler gelecek perspektifi için önemlidir. Kazakistan’da kurulması planlanan “TURANSEZ” ekonomik bölgesi konumu ve amacı itibariyle kritiktir. Türkistan şehri, Özbekistan’ın başkenti Taşkent’e oldukça yakın bir mesafededir. Öte yandan Taşkent üzerinden Özbekistan’ın ve Kırgızistan’ın Fergana bölgesine lojistik açıdan ulaşım kolaydır. Ayrıca Türkistan şehrinin güneyinde yer alan Çimkent şehri ile Kırgızistan’ın başkenti Bişkek arasında demiryolu ve karayolu bağlantısı da mevcuttur. Böylece Türkistan şehrinde kurulacak özel ticaret bölgesi Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’ı kapsayacak bir tüketim piyasasına ürün arzı sağlayacaktır. Bu durumdan ayrıca Azerbaycan ve Türkiye’deki şirketler de faydalanacaktır. Bölge ülkeleri arasındaki ticaret hacminin de arttı görülecektir.

“29. Üye ve Gözlemci Devletlerin yatırımcıları ile üçüncü taraflar arasında her yıl düzenlenecek olan B2B ilişkilerini sağlayan bir platform olarak Türk Dünyası Yatırım Forumu'nun kurulması girişimini memnuniyetle karşıladıklarını;[42]

Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleri tarafından “Türk Dünyası Yatırım Forumu”nun kuruluyor olması çok önemlidir. Üye ülkelerin şirketleri arasında ve üye ülkeler ile üçüncü taraf şirketler arasında ticari görüşmelerin yapılması sağlanacaktır. “Business to business” kavramı etrafında şekillenecek tarzda planlanan bu yatırım forumu, Türk Dünyası ülkelerini cazibe merkezi haline getirmek ve uluslararası yatırımları çekmek hedefiyle organize edilmektedir. Türk Devletleri Teşkilatı’nın orta ve uzun vadede hedefi Orta Asya’yı yeni bir ekonomik cazibe merkezi haline getirmektir. Bölgenin sadece bir pazar değil aynı zamanda bir teknoloji üretim üssü ve katma değerli ürün ihraç eden bir ekonomik bölgeye dönüşmesi amaçlanmaktadır.

“32. Sırasıyla 12 Ağustos 2022 tarihinde İstanbul'da ve 28 Ekim 2022 tarihinde Taşkent'te gerçekleştirilen Ulaştırma Koordinasyon Komitesi ad hoc toplantısı ve 6. Ulaştırma Bakanları Toplantısının sonuçlarını desteklediklerini, Üye Ülkelerin ilgili kurumlarına, Üye Ülkeler arasında iyi geliştirilmiş ve birbirine bağlı fiziki ve hafif ulaştırma altyapı projeleri ile bölge içi bağlantılılığın sağlanmasına yönelik yatırımların arttırılmasına öncelik verilmesi talimatı verdiklerini;[43]

“33. Hazar Geçişli Uluslararası Doğu-Batı Orta Koridoru boyunca taşımacılık faaliyetlerini kolaylaştırmak ve Üye ve Gözlemci Ülkeler arasında ulaştırma iş birliğini güçlendirmek için önemli bir adım olarak, "TDT Üye Ülkeleri Arasında Uluslararası Kombine Yük Taşımacılığı Anlaşması"nın imzalanmasını ve "Ulaştırma Bağlantılılık Programı"nın kabul edilmesini takdir ettiklerini;[44]

“34. Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru boyunca altyapının arttırılması için iş birliğinin daha da geliştirilmesinin yanı sıra, güzergahın transit potansiyelini artırmak ve bölgesel ve uluslararası ulaşım sistemlerine entegre etmek için ulaşım, sınır ve gümrük prosedürlerinin dijitalleştirilmesinin önemini kaydettiklerini;[45]

“35. Üye Ülkelerin, Zenzegur Koridorunun en yakın zamanda açılması, "Bakü-Tiflis-Kars" demiryolu hattının kapasitesinin arttırılması, Avrupa ile Asya arasındaki ulaşım hatlarının daha iyi bağlantılandırılması ve çeşitlendirilmesine katkıda bulunan, "Özbekistan-Kırgızistan-Çin" ve "Tirmiz- Mezar-ı Şerif-Kabil-Peşaver" demiryolu hatlarının inşası için gösterdikleri çabaları desteklediklerini;[46]

“38. Türk bölgesi içerisinde verimli, istikrarlı ve kesintisiz taşımacılık için kotaların kaldırılması, transit geçiş izinlerinin sayısının arttırılması ve diğer fiziki olmayan engellerin ortadan kaldırılması da dâhil olmak üzere taşımacılığın serbestleştirilmesi ve bu yönde daha fazla adım atılması için Üye Ülkeleri teşvik ettiklerini;[47]

“39. Üye Ülkelerin ilgili Bakanlıklarını, ticaret hacmini, yolcu akışını ve turistik faaliyetleri arttırmak amacıyla Üye Ülkeler arasında mevcut hava taşımacılığı ve hava kargo ağları ile düşük maliyetli uçuşları genişletmek için ulusal sivil havacılık otoritelerini, iş birliği yapmaya ve liberal bir hava taşımacılığı politikasını desteklemeye teşvik etmekle görevlendirdiklerini;[48]

“40. 8-9 Haziran 2022 tarihlerinde Bişkek'te gerçekleştirilen TDT Gümrük İdareleri Başkanları 8. Toplantısının sonuçlarını desteklediklerini ve üye Devletlerin ilgili kurumlarına, gümrük prosedürlerinin basitleştirilmesi, modernizasyonu, standardizasyonu ve uyumlaştırılması, gümrüklerde dijital araçların daha fazla uygulanması, en iyi uygulamaların paylaşılması ve kapasite geliştirme programlarının yürütülmesi yoluyla bölgesel entegrasyon konusunda ortak faaliyetlere devam etmeleri talimatını verdiklerini;[49]

“41. Gümrük sınır kontrol noktalarının kesintisiz çalışmasını sağlayarak Hazar Geçişli Uluslararası Doğu-Batı Orta Koridoru'nun rekabet gücünü ve cazibesini artıracak olan "Kervansaray Projesi"nin uygulanmasına devam edilmesi çağrısında bulunduklarını;[50]

32. madde ile 41. maddeler arasındaki maddelerin tamamı bir bütünlük ihtiva etmektedir. Bu maddeler genel itibariyle lojistik, diplomatik ve ekonomik konuları içermektedir. Bundan dolayı toplu bir incelemeye alınmıştır. Maddeler arasında bir konu bütünlüğü mevcuttur. Otuz ikinci maddede Ulaştırma Bakanları seviyesinde gerçekleştirilen anlaşmalar ile altyapı yatırımlarının öncelikli hedefler olduğu deklare edilmiştir. Lojistik yatırımlarının neden öncelikli hedef seçildiği otuz üçüncü maddede ve otuz dördüncü maddede anlaşılmaktadır. Bahse konu madde yukarıda detaylı şekilde açıklamasını yaptığımız Hazar Denizi Geçişli Uluslararası ulaşımı ele almaktadır. Orta Koridor ile entegre bir altyapı yatırım projesi sürdürüleceği belirtilmektedir. Hazar Denizi üzerinde taşımacılığın geliştirilmesine yönelik anlaşmaların yapılmış olması Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleri arasındaki ticaret hacminin artması anlamına gelmektedir.

Otuz beşinci madde hem lojistik konusunu içermekte hem de uluslararası ilişkileri kapsamaktadır. İkinci Karabağ Savaşı sonucunda imzalanan ateşkesin dokuzuncu maddesinde Azerbaycan ile Nahçıvan arasında ulaşım yollarının açılmasına dair karar bulunmaktadır[51]. Bu ulaşım yolu Zengezur Koridoru olarak isimlendirilmektedir. Bu koridorun açılması durumunda Türkiye-Nahçıvan-Azerbaycan arasında kara bağlantısı sağlanmış olacaktır. Bu durum Türk Dünyasının fiziki birlikteliği anlamına gelmektedir. Bu koridorun açılmasını Ermenistan anlaşmaya aykırı şekilde engellemektedir. Öte yandan İran ve Rusya da bu koridorun açılmasını istememektedir. Kapalı kapılar ardında yürütülen diplomasilerde Ermenistan desteklenmektedir. Bu durumun birkaç sebebi bulunmaktadır. İlki siyasi sebeptir. Türk Dünyası arasında kara bağlantısının kurulması siyasi birliğin de hızla gelişmesine neden olacaktır. Rusya, bölge ülkelerinin kendi etki alanından çıkmasını engellemek için bu koridorun fiilen açılmasına engel olmaktadır. Ekonomik açıdan ise Rusya’nın bölge ülkeleri ile olan ticareti büyük bir düşüş yaşayacaktır. Büyük bir potansiyele sahip olan bu pazarı kaybetmek istememektedir.

İran’ın Ermenistan’ı desteklemesinin siyasi sebepleri ise şöyledir; Azerbaycan’ı Türkiye’nin siyasi etki alanına kaptırmak istememektedir. Öte yandan İsrail ile Azerbaycan arasındaki siyasi yakınlığa karşı Azerbaycan’ın karşısında Ermenistan’ı desteklemektedir. Bir diğer sebep ise Ermenistan ile olan sınır sorunlarını çözmüş bir Azerbaycan’ın İran topraklarında yaşayan diğer Azerbaycan Türklerine yönelik diaspora faaliyetlerinde bulunma ihtimalidir. Bundan mütevellit, Azerbaycan karşısında Ermenistan’ı desteklemektedir ve Zengezur Koridoru’nun açılmasına karşıdır. Bu koridorun açılması demek Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kara ticaretinin İran topraklarından yapılmasının işlevsiz hale gelecek olmasıdır. İkinci bir husus da İran’dan karayolu ile Türkiye’nin Orta Asya’ya yaptığı ihracat Zengezur Koridoru sayesinde baypass edilecek olmasıdır. İran’ın transit geçişten elde ettiği gelir bu sebeple büyük bir düşüş yaşayacaktır. Bunlardan ötürü Zengezur koridorunun açılmasına karşıdır. Ayrıca komşularının Türk devletlerinden oluşması ve kendi ülkesinde de büyük bir Türk azınlığın bulunması İran için artan bir tehdit algısına dönüşmüştür. Bütün bunlar göz önüne alındığında İran’ın Türk Devletleri Teşkilatı aleyhinde bir dış politika geliştirmesi kendi açısından olağan bir durumdur.

Zengezur Koridoru konusunda göz ardı edilen bir ülke daha vardır ki o da Gürcistan’dır. Her ne kadar Rusya ile sorunlarının olması hasebiyle Ermenistan ile de sorunlu bir ilişkiye sahip olsa da Gürcistan, Zengezur Koridoru’nun açılmasından hoşnut olmayacaktır çünkü otuz beşinci maddede de belirtildiği üzere Bakü-Tiflis-Kars demiryolu üzerinden gerçekleştirilen transit taşımacılıktan gelir elde etmektedir. Yine Gürcistan üzerinden karayolu ile Türkiye-Azerbaycan arasında taşımacılık yapılmaktadır. Bir Kuşak Bir Yol’un Orta Koridor Projesi’nin Bakü-Tiflis-Kars demiryolu şeklinde gerçekleştirilecek olmasına en büyük engel Zengezur Koridoru’nun açılması ve buradan demiryolu taşımacılığının kurulması olacaktır. Bu sebeplerden ötürü Gürcistan açıkça Ermenistan’ı desteklemese de Zengezur Koridoru konusunda aleyhte yer alacaktır. Gürcistan’ı tedirgin etmemek için otuz beşinci maddede Bakü-Tiflis-Kars arası taşımacılığın daha da arttırılmasına dair bir söylemin vurgulandığı görülmektedir.

Bu maddede yer alan bir diğer önemli nokta ise Çin-Kırgızistan-Özbekistan (ÇKÖ) demiryoluna atıf yapılmış olmasıdır. Yukarıda detaylı şekilde bahsettiğimiz üzere ÇKÖ uzun vadede Türkmenistan’ın Türkmenbaşı limanına ve Kazakistan’ın Aktau limanına kadar uzatılacaktır. Böylece Hazar Geçişli Orta Koridor’un entegrasyonu tamamlanmış olacaktır. Bildiride bu konuya önem verilmesi Türk Devletleri Teşkilatı’nın uzun vadeli planlar çerçevesinde hareket ettiğini göstermektedir. Daha da önemlisi üye ve gözlemci ülkelerin toplumlarını ve uluslararası camiayı Türk siyasi birliğine hazırladığı yönünde ipuçları vermesidir. Bu açıdan otuz sekizinci, otuz dokuzuncu ve kırkıncı maddeleri ticari iş birliğini arttırma ve kolaylaştırma amaçlarını ortaya koymaktadır. Kırk birinci madde de bu amacı taşısa da içerisinde “Kervansaray” adlı bir projeyi ihtiva etmesinden dolayı ayrı bir öneme haizdir. Projenin amacı tarihi İpek Yolu üzerindeki ülkeler arasında ticareti geliştirmek ve entegrasyonu sağlamak amacıyla üretilmiştir.

“52. TDT Üye Ülkeleri Enerji Bakanlarının 28 Eylül 2022 tarihinde Almatı'da gerçekleştirilen 2. toplantısının kararlarını ve 2023-2027 TDT Enerji İşbirliği Programı ile İlgili Eylem Planının kabulünü memnuniyetle karşıladıklarını;[52]

Elli ikinci maddede belirtildiği üzere üye ve gözlemci ülkeler arasında enerji iş birliğinin kurulması kararlaştırılmıştır. Böylece Türk dünyasında yenilenebilir enerji alanında yatırımların geliştirilmesinin önü açılmıştır. Ayrıca Kazakistan ve Türkmenistan’ın sahip olduğu enerji kaynaklarının Azerbaycan ve Türkiye üzerinden dünyaya arzına dair çalışmaların başlaması anlamına da gelmektedir. Bu proje, Ukrayna-Rusya Savaşı nedeniyle ortaya çıkan enerji krizine bir çözüm olma özelliği taşımaktadır. Kazakistan ve Türkmenistan’ın da enerji kaynaklarının Avrupa’ya ve Türkiye’ye arzı Rusya’nın enerji kaynaklarını silah olarak kullanmasını engelleyecektir. Özellikle Türkiye’nin Rus ve İran gazına olan bağımlılığı büyük oranda azalacaktır. Bu yüzden enerji kaynakları konusu ekonomik olduğu kadar siyasi bir konudur. Uluslararası ilişkileri doğrudan etkilemektedir.

“59. Üye Ülkeleri, 2023 yılında Kazakistan'da düzenlenecek olan TDT Turizm Bakanları 8. Toplantısına aktif bir şekilde katılmaya ve turizm alanında azami iş birliğini sağlamaya çağırdıklarını;[53]

“60. Özbekistan Cumhuriyeti tarafından 2022 yılında ilk "Türk Dünyası Turizm Başkenti" olan Hokand'da düzenlenen faaliyet ve etkinlikleri takdir ettiklerini ve Şamahı'nın 2023 Türk Dünyası Turizm Başkenti ilan edilmesini memnuniyetle karşıladıklarını;[54]

“61. 24 Mayıs 2022 tarihinde Azerbaycan'ın Şamahı kentinde düzenlenen TDT Turizmden Sorumlu Bakanlar 7. Toplantısının sonuçlarını desteklediklerini ve "Tabarruk Ziyorat", "Türk Devletlerinin En İyi Turizm Köyleri" projelerinin uygulanmasının yanı sıra Üye ve Gözlemci Ülkelerde kış ve golf turizminin geliştirilmesi için iş birliği yapılması talimatını verdiklerini;[55]

“62. Kazakistan ve Özbekistan devlet kurumları ve tur şirketlerinin katılımıyla 3-4 Ekim 2022 tarihlerinde Türkistan'da düzenlenen "Tabarruk Ziyorat" pilot projesinin uygulanmasına ilişkin Forum'un sonuçlarını takdir ettiklerini ve Üye Ülkelerin ilgili kurumlarına, pilot projenin en kısa sürede hayata geçirilmesini kolaylaştırmak ve diğer Üye ve Gözlemci Ülkelere genişletmek için gerekli tedbirleri almaları talimatı verdiklerini.[56]

“63. Üye Ülkelerin ilgili makamlarına, İpek Yolu Dünya Mirası Seri ve Ulusötesi Adaylığına ilişkin ortak adaylık dosyalarının derlenmesi ve “TDT Modern İpek Yolu Ortak Tur Projesi”nin ulusal ve uluslararası turizm fuarları da dâhil olmak üzere gerekli araçlarla tanıtılması için çabalarını koordine etmeleri talimatı verdiklerini;[57]

Elli dokuzuncu madde ile altmış üçüncü maddeler arasında yer alan konu Türk Dünyası özelinde turizm ve kültür faaliyetlerinin geliştirilmesine dairdir. Pilot turizm bölgeleri kurularak Türk toplulukları arasında kültürel yakınlaşmayı sağlama imkânı olacaktır. Turizmin gelişmesi toplulukların birbirini daha yakından tanımasını sağlayacaktır. Bu da uzun vadede toplumsal bir taleple Türk Birliği’nin tesisine zemin hazırlayacaktır. Ortak tur projelerinin ve turizm şirketlerinin desteklenmesi ve arttırılması kültür birliğinin gelişmesini sağlayacaktır.

“67. 19 Kasım 2021 tarihinde çevrimiçi olarak gerçekleştirilen TDT Diaspora İşlerinden Sorumlu Bakanlar ve Kurum Başkanlarının Dördüncü Toplantısının kararlarını desteklediklerini; Üye Ülkelerin ilgili kurumlarını "Türkçe Konuşan Diasporalar Ortak Faaliyet Stratejisi" ve yıllık "Türk Diasporaları Ortak Eylem Planları" temelinde iş birliği ve koordinasyonlarını artırmaya davet ettiklerini;[58]

“68. Türkiye Cumhuriyeti Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından 28-30 Mart 2022 tarihlerinde Bursa'da düzenlenen TDT 2. Diaspora Forumu, TDT Diaspora Kurumları Arası 2. Tecrübe Paylaşım Programı ve dünyanın dört bir yanından geniş katılımlı Nevruz kutlamalarını takdirle karşıladıklarını, Türk Devletleri ve dünyanın dört bir yanında yaşayan Türk toplulukları arasındaki kültürel, dilsel ve sosyal bağların güçlendirilmesinin önemini bir kez daha teyit ettiklerini;[59]

 Türk Cumhuriyetlerinin mevcuttaki en önemli sorunlarından birisi başarılı bir diasporanın var olmamasıdır. Çeşitli ülkelerde yaşayan Türk nüfusların hakkının savunulması, bu nüfusların ilgili ülkelerde Türk Cumhuriyetleri lehine kamuoyu oluşturması ve iktidarlara baskı yapması gibi konularda Türk Cumhuriyetleri ne yazık ki istenilen başarıyı elde edememektedir. Özellikle Ermenistan ve Yunanistan lobilerinin çalışmaları karşısında Türkiye ve Azerbaycan’ın yeterince lobi faaliyeti yürütemediği gözlemlenmektedir. Öte yandan KKTC konusunda da aynı sorunlar yaşanmaktadır. Bu açıdan KKTC’nin tanınması ile birlikte Türk diasporasının önemli bir gelişme kat edeceğini ön görmek mümkündür. Bütün Türk Cumhuriyetlerinin çeşitli ülkelerde yaşayan vatandaşlarını elçilikleri vasıtasıyla TDT ülkelerinden herhangi birisi lehinde eylem ve propaganda yapması amacıyla örgütlemesi çok önemlidir. Bu açıdan altmış sekizinci ve altmış dokuzuncu maddeler bildirinin hayati önemdeki maddeleri durumundadır.

Sadece üye ülkeleri desteklemek için Irak Türkmenleri, Suriye Türkmenleri, Kırım Türkleri, Ahıska Türkleri, Batı Trakya Türkleri, Uygur Türkleri, Afganistan’da yaşayan Türk toplulukları, İran Türkleri gibi çeşitli ülkelerde mevcut bulunan Türk azınlıkların haklarının korunması için de Türk Devletleri Teşkilatı’nın kuracağı diasporanın kilit bir önemi olacaktır.

“92. 26 Temmuz 2022'de Issık-Kul'da düzenlenen Türk Devletleri İstihbarat Teşkilatları Konferansı’nda imzalanan Niyet Protokolünü not ettiklerini;[60]

Bildirinin önemli maddelerinden birisi de doksan ikinci maddedir. Türk Devletleri arasında istihbarat teşkilatları seviyesinde bir birlikteliğin kurulması, iş birliğinin geliştirilmesi amacıyla imzalanan protokol hakkında devlet başkanları seviyesinde bir destek açıklaması yapılmıştır. Buradan anlaşıldığı üzere bu istihbarat birlikteliği daha da ilerletilecek ve entegre bir yapıya dönüşecektir. Türk Devletleri Teşkilatının güvenlikle alakalı iş birliği NATO vari bir yapıya evrilmesi muhtemeldir. Ortak bir ordunun kurulması ve askeri müttefikliği tesis edilmesi uzun vadede mümkündür.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın 11 Kasım 2022 tarihli Semerkant Bildirisi’nin önemli noktaları üzerinde durmuş bulunmaktayız. Bildiride öne çıkan hedefler ve çalışmalar göz önüne alındığında Türk Dünyası için geleceğin parlak olduğunu söylemek mümkündür. Türk ülkeleri arasında gelişen iş birliğinin Türk milliyetçileri nazarında umut verici olduğunu söylemek mümkündür. Bu noktada büyük Türk aydını İsmail Gaspıralı’nın şu altın değerindeki sözleri ile yazımızı bitirmek istiyorum;

DİLDE, FİKİRDE İŞTE BİRLİK!

 

Gelecek Türk milliyetçiliğinindir. Gelecek Türk Dünyasınındır!

 

Kaynakça

Amirbek, Aidarbek, Anuarbekuly, Almasbek, Makhanov, Kanat. “Türk Dili Konuşan Ülkeler Entegrasyonu: Tarihsel Geçmişi ve Kurumsallaşması”, Bölgesel Araştırmalar Dergisi, C I, S. 3 (2017).

Bekiş, Mehmet, TheInfluence of OneBeltOne Road Project on SupplyChain Management in theContext of BTK Railwayline, (Yüksek Lisans Tezi), Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2021.

Roy, Olivier. Yeni Orta Asya Ya Da Ulusların İmal Edilişi. İstanbul: Metis Yayınları, 2018.

Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi

Yıldırım, Nilgün Eliküçük. “Silk Road Economic Belt as China’s Eurasian Dream: Common Identity or Common Fear?”, Bilig (2019 ): 236.

 

İnternet Kaynakları:

https://www.milliyet.com.tr/siyaset/ozbekistanla-bakan-krizi-5377961 .

https://www.haber7.com/partiler/haber/1351753-ahat-andicandan-haberimize-duzeltme .

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/suikastcilar-arasinda-bir-turk-vatandasi-var-38435763 .

https://www.evrensel.net/haber/11910/turkmenistanda-gulen-cemaati-okullarina-kapatma .

https://www.milliyet.com.tr/gundem/darbe-haberini-demirel-verdi-6167186

https://www.turkicstates.org/tr/zirveler

https://www.turkicstates.org/tr/isbirligi-alanlari#1-siyasi-isbirligi

https://www.trthaber.com/haber/gundem/kktc-turk-devletleri-teskilatina-gozlemci-uye-oldu-722783.html

https://www.youtube.com/watch?v=8nbAnZy2Tb8

https://www.21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/asya-pasifik-arastirmalari-merkezi/bi-r-kusak-bi-r-yol-projesi-ve-tari-hi-i-pek-yolu

https://www.silkroadbriefing.com/news/2022/06/07/uzbekistan-the-big-winner-in-chinas-new-central-asian-cku-railway/

https://www.21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/asya-pasifik-arastirmalari-merkezi/bi-r-kusak-bi-r-yol-projesi-ve-tari-hi-i-pek-yolu

https://www.independentturkish.com/node/509336/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/ukraynadaki-sava%C5%9F-ve-t%C3%BCrkiyenin-orta-koridoru-i%C3%A7in-f%C4%B1rsatlar

https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Adrese-Dayali-Nufus-Kayit-Sistemi-Sonuclari-2022-49685

https://www.trthaber.com/haber/guncel/hocali-katliami-nedir-nerede-ve-ne-zaman-oldu-658619.html

https://satemer.sakarya.edu.tr/tr/icerik/19789/101538/karabag-savasi-ve-hocali-katliami

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/azerbaycanin-zafer-kazandigi-2-karabag-savasinin-uzerinden-2-yil-gecti/2695589

https://www.mgk.gov.tr/index.php/tdt-uye-ulkeler-mgk-toplantisi-290601072022

https://www.bbc.com/turkce/articles/crgjd28700mo

[1] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 1.

[2] https://www.milliyet.com.tr/siyaset/ozbekistanla-bakan-krizi-5377961 Erişim Tarihi: 2.3.2023.

[3] 19 Haziran 1999 Siyaset Meydanı Programı’nda Türkan Saylan açıklamıştır.

[4] https://www.haber7.com/partiler/haber/1351753-ahat-andicandan-haberimize-duzeltme Erişim Tarihi: 3.3.2023.

[5] https://www.hurriyet.com.tr/gundem/suikastcilar-arasinda-bir-turk-vatandasi-var-38435763 Erişim Tarihi: 3.3.2023.

[6] https://www.evrensel.net/haber/11910/turkmenistanda-gulen-cemaati-okullarina-kapatma Erişim Tarihi: 3.3.2023.

[7] https://www.milliyet.com.tr/gundem/darbe-haberini-demirel-verdi-6167186  Erişim Tarihi: 3.3.2023

[8] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 2.

[9] https://www.turkicstates.org/tr/zirveler Erişim Tarihi: 8.03.2023.

[10] Aidarbek Amirbek, Almasbek Anuarbekuly, Kanat Makhanov, “Türk Dili Konuşan Ülkeler Entegrasyonu: Tarihsel Geçmişi ve Kurumsallaşması”, Bölgesel Araştırmalar Dergisi, C I, S. 3 (2017), s. 179-180.

[11] https://www.turkicstates.org/tr/zirveler Erişim Tarihi: 9.03.2023.

[12] https://www.turkicstates.org/tr/isbirligi-alanlari#1-siyasi-isbirligi Erişim Tarihi: 9.03.2023; https://www.trthaber.com/haber/gundem/kktc-turk-devletleri-teskilatina-gozlemci-uye-oldu-722783.html Erişim Tarihi: 20.03.2023.

[13] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 2.

[14] https://www.youtube.com/watch?v=8nbAnZy2Tb8 Erişim Tarihi: 10.03.2023.

[15] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 2.

[16] Nilgün Eliküçük Yıldırım, “Silk Road Economic Belt as China’s Eurasian Dream: Common Identity or Common Fear?”, Bilig (2019 ): 236; https://astanatimes.com/2013/09/xi-jinping-calls-for-regional-cooperation-via-new-silk-road/ Erişim Tarihi: 6.12.2022.

[17] https://www.21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/asya-pasifik-arastirmalari-merkezi/bi-r-kusak-bi-r-yol-projesi-ve-tari-hi-i-pek-yolu Erişim Tarihi: 20.03.2023.

[18] Mehmet Bekiş, TheInfluence of OneBeltOne Road Project on SupplyChain Management in theContext of BTK Railwayline, (Yüksek Lisans Tezi), Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2021, s. 15.

[19] https://www.silkroadbriefing.com/news/2022/06/07/uzbekistan-the-big-winner-in-chinas-new-central-asian-cku-railway/ Erişim Tarihi: 11.03.2023.

[20] https://www.21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/asya-pasifik-arastirmalari-merkezi/bi-r-kusak-bi-r-yol-projesi-ve-tari-hi-i-pek-yolu Erişim Tarihi: 12.03.2023.

[21] https://www.independentturkish.com/node/509336/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/ukraynadaki-sava%C5%9F-ve-t%C3%BCrkiyenin-orta-koridoru-i%C3%A7in-f%C4%B1rsatlar Erişim Tarihi: 13.03.2023.

[22] https://www.21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/asya-pasifik-arastirmalari-merkezi/bi-r-kusak-bi-r-yol-projesi-ve-tari-hi-i-pek-yolu Erişim Tarihi: 14.03.2023.

[23] https://www.21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/asya-pasifik-arastirmalari-merkezi/bi-r-kusak-bi-r-yol-a-turki-ye-ve-turk-dunyasi-ndan-bakmak-i-sbi-rli-gi-i-mkanlari-ri-skler-ve-firsatlar-2 Erişim Tarihi: 14.03.2023.

[24] https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Adrese-Dayali-Nufus-Kayit-Sistemi-Sonuclari-2022-49685 Erişim Tarihi: 14.03.2023.

[25] https://www.21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/asya-pasifik-arastirmalari-merkezi/bi-r-kusak-bi-r-yol-a-turki-ye-ve-turk-dunyasi-ndan-bakmak-i-sbi-rli-gi-i-mkanlari-ri-skler-ve-firsatlar-2 Erişim Tarihi: 15.03.2023.

[26] https://www.21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/asya-pasifik-arastirmalari-merkezi/bi-r-kusak-bi-r-yol-a-turki-ye-ve-turk-dunyasi-ndan-bakmak-i-sbi-rli-gi-i-mkanlari-ri-skler-ve-firsatlar-2 Erişim Tarihi: 15.03.2023.

[27] https://www.21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/asya-pasifik-arastirmalari-merkezi/bi-r-kusak-bi-r-yol-a-turki-ye-ve-turk-dunyasi-ndan-bakmak-i-sbi-rli-gi-i-mkanlari-ri-skler-ve-firsatlar-2 Erişim Tarihi: 16.03.2023.

[28] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 2.

[29] https://www.trthaber.com/haber/guncel/hocali-katliami-nedir-nerede-ve-ne-zaman-oldu-658619.html Erişim Tarihi: 16.03.2023.

[30] https://satemer.sakarya.edu.tr/tr/icerik/19789/101538/karabag-savasi-ve-hocali-katliami Erişim Tarihi: 17.03.2023.

[31] https://www.aa.com.tr/tr/dunya/azerbaycanin-zafer-kazandigi-2-karabag-savasinin-uzerinden-2-yil-gecti/2695589 Erişim Tarihi: 17.03.2023.

[32] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 2.

[33] Olivier Roy, Yeni Orta Asya Ya Da Ulusların İmal Edilişi, İstanbul: Metis Yayınları, 2018, s. 109-110.

[34] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 3.

[35] https://www.mgk.gov.tr/index.php/tdt-uye-ulkeler-mgk-toplantisi-290601072022 Erişim Tarihi: 20.03.2023.

[36] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 3.

[37] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 3.

[38] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 3.

[39] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 3.

[40] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 4.

[41] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 4.

[42] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 4.

[43] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 4.

[44] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 4.

[45] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 4.

[46] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 4.

[47] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 5.

[48] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 5.

[49] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 5.

[50] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 5.

[51] https://www.bbc.com/turkce/articles/crgjd28700mo Erişim Tarihi: 18.03.2022.

[52] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 6.

[53] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 7.

[54] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 7.

[55] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 7.

[56] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 7.

[57] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 7.

[58] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 8.

[59] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 8.

[60] Türk Devletleri Teşkilatı 2022 Semerkant Zirvesi Bildirisi, s. 10.

Batın Durmaz

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışman

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 12-02-2024

Kahire Ziyareti Sisi’nin Ocağına Düşmek mi?

Türkiye 2022 yılından beri Mısır ile bozulan ilişkilerini düzeltme çabası içinde. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır gezisinin hala bu kapsamda düşünülmesi ve bugüne kadar gibi sonuçlar alındığının değerlendirilmesi gerekir.

Error: No articles to display