Gerçekten Sayın Büyükanıt ile Sayın Özkök Aynı Kafada mı?

Yazan  15 Ağustos 2007
Biliyorum Çekirge bana kızacak, çünkü geçen hafta emekli paşalar konuşmasın diye bir talimat vermişti. Malum Sayın Başbakan da emekli paşalar televizyon televizyon dolaşıp konuşmasınlar demişti ama pek etkisi olmamıştı. Çekirge’ye bir haller oldu. Es

Bu çekirge psikolojik harekât uygulayarak fertlerin beyinlerinde şüphe yaratmakta çok ustalaştı. Bu konuda özel eğitim mi aldı yoksa özel yardım mı alıyor bilmiyorum. Ancak sureti haktan görünüp işbirlikçilerle aynı frekanstan konuşmaya başladığına dair ciddi şüphelerim var. Zaten psikolojik harekâtın temelinde de bu vardır. Vermek istediğin mesajı birçok doğru arasında vereceksin ki halk anlamadan hazmetsin. Çekirge'nin 13 Ağustos tarihli yazısında da benzer mesajlar var. Bu seferlikte Çekirge hoş gör. Söz sen bana aykırı gelmedikçe bende sana aykırı yazmayacağım.

Olayı duymayanlar için hatırlatacağım. Sayın Çekirge oğluna Armada da hediye alırken Sayın Hilmi Özkök'e rastlıyor ve konuşuyorlar. Sayın Özkök diyor ki "Biz kendisiyle çok yakın çalıştık. Kafalarımız aynıdır.(Sayın Büyükanıt) Ben her tatbikatta söylerdim. Yarın bütün telsizler kesildiğinde benim komutanım bu durumda şöyle bir emir verirdi diyerek davranabilirsiniz. Yani bu bir uyumdur bizde vardır…"Bu açıklamalar doğrudur ve askerliğin temel kurallarından biridir. Subayların komutanları ile her türlü irtibatı kesildiğinde inisiyatifini kullanarak doğru karar verebilmesi açısından Harbiye'den itibaren öğretilen ve tatbik edilen bir yöntemdir. Bu iki Genelkurmay Başkanının aynı kafada olduğunun göstergesi sayılmaz. Esas gösterge aşağıda açıkladığım konularda gösterilecek davranış biçimindedir. Şimdi belki cevabı muhataplarınca hiç açıklanmayacak bazı sorular soralım.

* Aynı kafa dalarsa Sayın Büyükanıt Cünet Zapsu'nun ricası nedeniyle ABD Savunma Bakanın yazmış olduğu mektup üzerine daha milletvekili bile olmayan Tayyib Erdoğan'la Genelkurmay Karargâhında saatlerce görüşür müydü?

* Türk Askerinin başına Amerikalılar çuval geçirdiği zaman kıtalarda bizler günlerce bağrımıza saplanan acı ile kıvranırken sessiz kalıp daha sonrada Amerikan Büyükelçisini Genelkurmay Karargâhına sokar mıydı?

* Büyükanıt'a Başbakan hocam diye hitap ederek arabasına davet eder miydi?

* Başbakan Diyarbakır da Türk Kimliği bir alt kimlik diye açıkladığında sessizce oturur muydu?

* Başbakan kendisinin BOP'un Eş Başkanı olduğunu açıkladığı gün BOP'un Türkiye'yi parçalama senaryosu olduğunu millete açıklar mıydı?

* Başbakan'ın Türkiyelilik saçmalığına aynı gözle mi bakıyorlar?

* Terörle mücadelede aynı kafa dalarsa ABD de Amerikanın PKK desteklediğini açıklayabilir miydi?

* 12 Nisanda aynı açıklamayı yapar mıydı?

* 27 Nisanda e bildiriyi açıklar mıydı?

Yukarda ki soruları çoğaltmak mümkün. Bu sorulara sanal alemde cevap vermekte pek anlamlı değil. Her şey Türk Halkının gözleri önünde cereyan ediyor ve halkta bir değerlendirme yapıyor. Çekirge kızmasın ama halkın değerlendirmesi hiçte aynı kafada olduklarını göstermiyor.

Yukarda ki soruların cevaplarını bilemem ama kamuoyunun bildiği iki hususu aynı kafada olmadıklarının göstergesi olarak açıklamakta fayda vardır. Birincisi Sayın Özkök Annan planını desteklemiştir. Referandum öncesi de yaptığı basın toplantısında bunu açıklayarak Kıbrıs'ta evet oylarının fazla çıkmasına büyük katkıda bulunmuştur. Sayın Büyükanıt ise bu planın Türkiye'nin lehine olmadığını açıklamıştır. Aynı şekilde Sayın Özkök TSK nın AB desteklediğini sürekli açıklarken Sayın Büyükanıt birçok davranışı açıklaması ve Kıbrıs ta yapılmak istenenlere koyduğu tavırla aynı kafada olmadıklarını açıklamıştır.

Diğer çok önemli bir konu ABD 2004 baharında operasyonel anlamda Sünni üçgene birlik göndermemizi talep ettiğinde Sayın Özkök ağzını açmazken aynı durum Afganistan da söz konusu olunca Sayın Büyükanıt NATO kapsamında bile olsa operasyonel anlamda oraya tek Mehmetçiğin gönderilmeyeceğini açıklamıştır.

Sayın Özkök açıklamalarına devamla "Görevde olduğum sırada treni devirmeden götürmeye çalıştık. Kavganın gerilimin kimseye faydası yoktur…Bu yüzden uzlaşma önemlidir. Çünkü hepimiz aynı trendeyiz" buyurmuşlar.Çekirge de bunun çok önemli olduğunu vurguluyor.

Soru şu: Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, cumhuriyetin temel değerlerini korumak üzere silaha el basarak yemin edenler ettikleri yemine sadık olarak mücadele etmeyeceklerse o yeminin anlamı nerede kaldı? Uyum ama nerede uyum, ne üstüne uyum. Bölücülük üzerine mi gericilik üzerine mi BOP üzerine mi Kıbrıs'ın fedası üzerine mi Türk Kimliğinin alt kimlik olması üzerine mi?

Türk Silahlı Kuvvetlerinde 2006 yılına kadar değişmez bir gelenek vardı. Özellikle görevden ayrılan komutanlarımız görevi devrettiği kişi görevde kaldığı sürece açıklama yapmazlardı. Sayın Özkök bunun istisnası gibi her kritik ortamda bir vesile yaratıp açıklama yaparak hükümetle uyumunu hala devam ettiriyor.

Affola Çekirge bu sefer konuşmadık inandıklarımızı yazdık.

Alaettin Parmaksız

1951 yılında Karaman Ermenek kazasında doğdu. İlk ve orta öğrenimi orada tamamladıktan sonra o dönemde Ermenek kazasında lise olmadığı için Liseyi EDİRNE'de okudu. 1970 ylında Kara Harp Okulu'na girerek, 1973 yılında Kara Harp Okulu'ndan, 1974 yılında Piyade Okulu'ndan mezun oldu. 1975 yılında Komando İhtisas Kursu'nu bitirdikten sonra tayin olduğu Erzurum'da 1980 yılında Kara Harp Akademisi'ni kazanarak, 1982 yılında Kara Harp Akademisi'ni bitirdi. 1992–1993 yılında NATO Savunma Koleji'ni, 1996 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi'ni bitirdi.

Kara Harp Akademisini bitirdikten sonra1982–1984 yıllarında KIBRIS'ta, 1984–1990 yıllarında Genelkurmay Karargâhı Harekât Başkanlığı'nda görev yaptı 1990–1992 Yıllarında HAKKARİ'de Dağ ve Komando Tabur Komutanlığı, 1992–1993 Yıllarında Genelkurmay Karargâhı Anlaşmaları İzleme Şubesi'nde proje subaylığı, 1993–1995 yıllarında Güney Kore Askeri ataşeliği, 1995–1996 Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı Kurmay Başkanı ve AZERBAYCAN 887 Tugay Eğitim Komutanlığı, 1996–1997 Kara Kuvvetleri Psikolojik Harekat Şube Müdürlüğü, 1997–1999 Gökçeada 5. Komando Alay Komutanlığı görevlerinde bulundu.

1999'da Tuğgeneralliğe terfi ederek Dağ ve Komanda Tugay Komutanlığına atandı. Hakkâri'de iki yıl tugay komutanlığını müteakip, 2001 yılında Edremit'te bulunan 19. Piyade Tugay Komutanlığı'na atanarak, iki yıl bu görevi yaptı. 2003'te Tümgeneralliğe terfi eden ve Genelkurmay İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma Daire Başkanlığı görevine atanan Emekli Tümgeneral Parmaksız, 2004 yılında Tümgeneral rütbesindeyken istifa ederek emekli oldu. 

4 yıl boyunca görev yaptığı Hakkari anıları ile bitirilemeyen terörün nedenleri, çözüm için uygulama modelleri ve terörle mücadelenin analizinin yapıldığı “BURASI HAKKARİ ANKARADAN GöRüNDüĞü GİBİ DEĞİL” adlı kitabı yayınlanmıştır. Parmaksız, evli ve iki erkek çocuk babasıdır.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 04-12-2019

Doğu Akdeniz, Libya, Suriye, Fransa ve NATO

Recep Tayyip Erdoğan Başbakan iken, 28 Şubat 2011'de ''NATO Libya'ya müdahale etmeli midir? Böyle bir saçmalık olur mu yahu?