KÜRESELLEŞEN DÜNYADA KORONAVİRÜS SONRASI GELİŞMELERİN YÖNÜ NE OLABİLİR?


KÜRESELLEŞEN DÜNYADA KORONAVİRÜS SONRASI GELİŞMELERİN YÖNÜ NE OLABİLİR?

Yazan  02 Mayıs 2020

Küresel dünyada son 40 yılda ülkeler arasında ekonomik sosyal ve politik eşitsizlikler yaşandığı gibi ülkeler içi özellikle gelir dağılımı eşitsizliklerinin artarak devam ettiği gözlenmiştir. Neo liberalizm olarak adlandırılan uygulamadaki sistemin bazılarına çok kazandırması yanında bazılarına da çok kaybettirdi. Bu nedenle gruplar arasında gelir dağılımı farkları çok açıldı.

Ancak, toplumlarda ve toplumları oluşturan bireylerde ortak kanaat yaşanan bu sürecin hakkaniyet ölçüleri içerisinde bir gelir dağılımı sağlamadığı yönünde oldu. Bu düşünce doğal olarak çoğunluğu mutsuz kılmıştır. Sistemden beklentiler karşılanamamış, umutlar azalmıştır.

Toplumların bu olumsuz düşünce yapıları içerisinde hayatlarını sürdürmeye çalışırken bir de Koronavirüs adı altında bulaşıcı bir hastalık ortaya çıkarak insanların varlığına saldırı başlatmıştır. Bu bulaşıcı hastalıkla da baş etme mecburiyetiyle karşı karşıya kalan insanlar süreç içerisinde çok önemli bir hayatta kalma tecrübesi edinmişlerdir.

İnsanların kendi varlıklarına karşı bir saldırı olarak ortaya çıkan virüs insanların karşılaştıkları ekonomik sıkıntıların ikinci plana atılmasına neden olmuştur. Ancak bu esnada kendi varlıklarına saldırı yapan saldırganın küresel dünyanın ortak düşmanı olması nedeniyle saldırıyı yapana karşı küresel dünya birlikte mücadele etme tecrübesini elde etmiştir.

Gelir dağılımı bozukluğu nedeniyle ekonomik olarak geleceğini kazanma mücadelesi vermeye çalışan dünya nüfusunun çok büyük bir kesimi yeni saldırganla mücadelede zenginlerle birlikte saldırgana karşı ortak mücadele etme iş birliği ortak paydasında buluşmuştur.

Bulaşıcı hastalık insanlara eşit mesafede davranmaktadır. Zengin, fakir, yöneten, yönetilene aynı tepkiyi gösterirken saldırgan için statünün hiçbir öneminin olmadığı da görülmektedir. Bu nedenle tüm insanlar saldırgana karşı aynı hissiyatla mücadele verme ortak paydasında bir araya gelmişlerdir. Bu iş birliği ortak paydası insanlığın geleceği açısından ümit verici olabilir. İnsan varlığına yapılan saldırıda ortak mücadele gelir bölüşümünde hakkaniyet felsefi düşüncesine ortam hazırlayabilir.

Toplumlar arsında atfedilen farklılıklar nedeniyle ortak paydada bir araya gelemeyen düşünce farklılıkları insanların varlığına saldırı sonrasında herkesin aynı kaderi paylaşması küreselleşen dünyada insanların aynı düşmana karşı bir olma iklimini sağlamıştır.

Gündemin en önemli konusu olan sağlık konusunda iş birlikteliği geliştirilebilmiştir. Sağlık araç ve gereçlerinin tedarikini imkânsıza yakın bir dönemde ihtiyacı olan diğer ülkelere sağlanması kriz sonrası karşılığının iyi ilişkiler olarak döneceğinde şüphe olmamalıdır. Bu paylaşımım uluslararası ilişkilerin yardımlaşma kültürünü geliştirme açısından ümit verici gelişmeler olarak görülmelidir.

Neo liberalizm uygulamasının varlıklıyı daha zengin yapma, sosyal adaletten uzaklaşma düşüncesinden yaşanan bulaşıcı hastalık tecrübesi insanları daha adil ve hakkaniyet ölçülerinde bölüşüm sağlanması felsefesine taşıması yaşanan psikolojik iklim taşıyabilir.

Durmadan koşan koyduğu hedefe ulaşma arzusu dışında başka bir şey düşünemez hale gelen insan hayatın akışı içinde evde tek başına kala kalmıştır. İşte bu insan için büyük bir fırsat olabilir. Elde edilen zaman aralığı insana kendisini dinleme imkânı sunabilir.

 Eli boş dönülmeyen tek seyahat insanın kendi iç dünyasına yaptığı seyahattir. Koronavirüs 21. yüzyılın ilk çeyreğinde insanlığa hayatı durdurup kendisini bir dinlemesini, bir analiz yapmasını ve hayatının anlamlandırmasına fırsat tanımıştır. İnsanlığın kurgulayacağı yenidünya için bu fırsatı iyi değerlendirmesi gerekir.

Koronavirus ile birlikte küresel dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen bir bulaşıcı hastalığın 3 ay gibi kısa bir sürede tüm dünyaya yayılması nedeniyle dünyanın herhangi bir yerinde yaşayanlarında kendilerinin olaydan muaf olamayacakları ortaya çıkmıştır. Bu nedenle başka coğrafyadaki insanların da bana ne deme lüksünün olmadığı görülmüştür. Bu yeni gelişme bize gösteriyor ki küreselleşen dünyada meydana gelen problemleri küresel dünyanın birlikte çözmesi gerekmektedir.

Çevre ve sağlık meselelerinin iç içe konular olduğu anlaşılmış ve bunların küresel dünya için ortak çözüm önerileriyle, ortak tecrübelerle ve ortak akılla bir araya gelerek çözülmesi gerektiği anlaşılmıştır

Kriz nedeniyle kapanan tedarik zincirinin küresel dünya ihtiyaçlarını en etkin bir şekilde karşılayacak şekilde yeniden planlanarak eldeki tecrübelerle yapılandırılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır.

Küresel bir krizde küreselleşen dünyanın ülkeleri kriz karşısında ne kadar hazırlıklı olup olmadıkları bu süreçte test edilmiştir. Bu küreselleşen dünya için önemli bir tecrübe olmuştur.

Bulaşıcı hastalığın önünün alınmasıyla beraber ticaret zincirinin kesintisinin önüne geçilerek küresel rekabetin devam etmesinin sağlanması daha iyi bir küresel dünya kurgulanması açısından önem taşımaktadır. Virüs sonrası ülkeler kendi sınırları içine kapanmamalıdır. Ülkeler için ülke sınırları içine kapanmak küçülmek demektir. İhtiyaçların karşılanması için küresel rekabetin devam etmesi ve küresel dünyanın gelişip büyümesine katkı sağlandığı sürece gelişme ve kalkınma ve küresel büyüme artarak devam edecektir. Ülkelerin geliştirdiği bilgi ve tecrübeden bütün ülkelerin faydalanması imkanı için var olan organizasyonların güçlendirilmesi bu safhada önem kazanacaktır.

Küresel ihtiyaçların karşılanması için küresel rekabetin devam etmesi ve küresel dünyanın gelişip büyümesine katkı sağlandığı sürece gelişme ve kalkınma ve küresel büyüme artacaktır. Ülkelerin geliştirdiği bilgi ve tecrübeden bütün ülkelerin faydalanması imkânı için var olan organizasyonların güçlendirilmesi bu safhada önem kazanmaktadır.

Devletin ekonomi içindeki payı kriz ile birlikte artarak devam edeceğe benzemektedir. Yaşanan kriz döneminde devletin gücünün hızla devreye girmesi gerekmektedir. Mevcut durum olağan dönem dışı gelişmeleri barındırmaktadır. Ümitsizlik olmamalıdır.

Diğer taraftan yıllardır uygulamaya çalışılan Neo liberalizmin savlarını pekiştirmek amacıyla devletin görevlerine karşı yapılan olumsuz propagandalar bulaşıcı hastalık sürecinde ne kadar sağlıklı olduğu teste tabi olmuştur. Neo liberalizm savunucuları tarafında devletin hantal yapısı olduğu verimliliğin düşük olduğu tezleriyle her faaliyetin devletten alınıp özel sektöre verilmesi tezleriyle özelleştirme faaliyetlerinin yapılması fikrinin birçok alanda gerçek hayatta yetersiz olduğu virüs hadisesinde gözlenme fırsatı bulmuştur.

Sağlık sistemini özel sektöre teslim eden ABD’nin kriz durumlarında bu sistemin fonksiyonel olmadığı görülmüştür. Bu tecrübe diğer dünya ülkeleri için alınması gereken tecrübi bir olay olmalıdır. Küreselleşen dünyada oluşacak her hangi bir kriz anında sağlık, tarım ve hayvancılık sektörlerinin toplumlar için olmazsa olmaz olduğu görülmüştür.

Bu yeni dönemde alışık olduğumuz finans politikaları dışında mali politikaların da hayata geçirilmesi hususu gündeme gelmektedir. Çok konuşulmayan mali politikaların uygulamaya konulması ekonomi politikaları açısından yeni bir dönemin başladığını çağrıştırmaktadır. Bırakın yapsınlar felsefesine dayanan serbest piyasa ekonomisinin bu süreçte problemlere yeterli çözüm üretemediği ve çözümün sosyal devlet anlayışıyla olabileceğini herkes görmüş vaziyettedir.

Yaşanan krizin toplum üzerindeki baskıları azaltmak için çok sayıda ülke sosyal devlet anlayışının bir gereği olan uygulamalar hayata geçirmeye başladığı görülmektedir. Başta ABD, Japonya ve Avrupa Birliği gibi ülkelerin  GSYİH’larının yüz 10’una varan bir kaynağı sosyal yardım olarak ayırdıkları görülmektedir. Diğer taraftan çeşitli destek programlarının yanında ihtiyacı olan toplum bireylerine nakdi yardım programları uygulamaya konulacağı açıklanmıştır. Önümüzdeki süreçte daha fazlasının da olacağı beklenmelidir.

Tüm bu çabalar Koronavirüs salgınından sağlıklı olarak çıktıktan sonra ülke ekonomisinin çarklarının dönmeye devam etmesini sağlamak, üretim, ulaştırma ve tüketim zinciri halkalarında kopmayı önlemek için olacaktır.

Krizden bu süreçte az zayiatla çıkışın yolu sosyal devlet olmaktan geçecektir. Ülkelerin başarısı şirketlerimi yoksa insanları mı veya orta yolumu bulacağı ile ilgili olacaktır. Kriz sonrası sosyal muhasebe işleminde bunlar ortaya çıkacaktır.

Toplumlar olarak bulaşıcı hastalık nedeniyle sadece, yalnızken tamamen güvende olabileceğimiz bundan önce tecrübe etmediğimiz farklı bir dönem yaşıyoruz. Hayatımıza toplum olarak bulaşıcı hastalık sürecinde alışık olmadığımız sosyal mesafe kavramı girdi ve bu dönemde insanlar olarak yalnızlığı öğreniyoruz. Alışılmış günlük rutinlerimizden sıyrılmak biz insanlar için şaşkınlık yaratıyor.

Diğer taraftan olayın başka bir boyutuyla insanların hiç alışık olmadığı özgürlüklerin kısıtlanması yaşanıyor. Mevcut durum insanların sosyo-psikolojik olarak büyük bir travma yaşamasına bu süreç neden olacaktır.

Virüsle mücadele safhasında insanlık kendi varlığını güvence altına almaya çalışıyor. Virüsün etkisi geçtikte korkuların atlatılmasından sonra hayatın akışını organize etmek için çalışmalar başlayacaktır.

Toplumsal yapının yaşadığı bu travmayı bulaşıcı hastalığın atlatılmasından sonra tekrar hayatın akışına göre yönlendirmek önemli bir toplumsal rehabilitasyon sürecine ihtiyaç hissedilecektir.

Toplumların tecrübe etmediği sosyal psikolojik ve ekonomik krizin küresel olarak yaşanması ve bunun toplumlar tarafından ne kadar daha süreceği konusunda kimsenin bir fikrinin olmaması ve sadece tahminlerin ortada uçuşması insanları bir sis perdesinin içine hapsetmektedir. Bilinmeyen insan için ürperticidir.

Dünyanın önünde duran en büyük mesele işte bu belirsizliklerin yönetilmesi ve çözülmesi meselesidir. Bunun için küresel iş birliği gerekmektedir. Aklıselim iş birliğinin acilen yapılması ve küresel dünyanın hakkaniyet ölçülerinde insanlığa sahip çıkılmasını öngörmektedir. Küresel dünyanın meselesi haline gelen bu sürecin kolayca aşılması için psikolojinin birikiminden ve donanımlarından yararlanarak halka moral aşılamak çok önemli olduğu görülmektedir.

Bu süreci iyi yönetmek donanımlı, birikimli ortak aklı kullanabilen ekiplere ihtiyaç duyacaktır. Kırmadan dökmeden bu geçişin atlatılması geleceğimiz dünyası açısından önemli olduğu değerlendirilmektedir.

Dünya tarihinde büyük kırılmalar sonrasında eskiye dönüş görülmemiştir. Bu nedenle yaşadığımız krizden çıkış sonrasında da yeni normale uyum sağlanacaktır. Bunun nasıl olacağını şu anda bilemiyoruz. Henüz sis perdesi açılmadı. Eski ezberlerimizle yeni durumu tarif edemeyiz. Belli ki davranışlarımızı değiştireceğiz.

İnsanların en büyük gücü adaptasyon gücü ile işleri ve iş yapış tarzını yeniden bilgi birikim ve donanımına göre tanımlayıp önümüzdeki süreçte yoluna devam etmesi küresel dünyanın geleceğine ışık tutacaktır.

 

Kaynaklar:

İsmail Hakkı Yücel, Sanayide Robot Teknolojisi, uygulaması Ve Önemi, DPT yayınları, 1991.

İsmail hakkı Yücel, Bilim-Teknoloji Politikaları Ve 21. Yüzyılın Toplumu, DPT yayınları, 1997.

İsmail Hakkı Yücel, Türkiye’de Bilim Teknoloji Politikaları Ve İktisadi Gelişmenin Yönü, DPT yayınları, 2006.

İsmail Hakkı Yücel

21. Yüzyıl Türkiye Enstitisü
Misafir Yazar

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Füsun Sarp Nebil   - 03-07-2020

Erdoğan'ın İnternet ile İmtihanı

2023 seçimlerinde 7 milyona yakın "Z nesli" dediğimiz 1995 sonrası doğan genç ilk defa oy kullanacak. Yani tüm seçmenin % 10'undan fazla bir kitle. Bu rakam tüm partileri korkutuyor.