×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 116



Laf Üretme Uzmanları

Yazan  23 Ağustos 2008
NADİM MACİT - Laf üretme cambazlığı; fikri yetersizlikten, bağnazlıktan ve ihtirasın kör tabiatından beslenir. Ülkemizde yaygın algıya göre iyi siyasetçi ve aydın “laf üretme uzmanıdır.” Laf üretme uzmanının en önemli vasfı: Her durumda kendini haklı

Bunun içinde sözün ayartıcı gücüne kilitlenerek insanları ifsat etmek, şartlandırmak ve tahrik etmek de yer alır. Bazen duygu yüklü bazen öfke yüklü boş sözleri silah gibi kullanan laf üretme uzmanları için önemli olan kelimelerin içeriği değildir. Onlar için önemli olan kendi beceriksizliklerinden ve yetersizliklerinden kaynaklanan olayları saptırmak için kelimelerin ne kadar elverişli olduğudur.

Üzerinde düşünülmesi gereken husus, meseleleri laf üretmekle çözmenin dayanılmaz keyfine varan avara kasnak siyaset ve iktidara yağ çeken aydın kılıklı cambazlardır. Hiçbir şey yapmayıp da yapıyormuş gibi görünen, boş yere dönüp dolaşan politikacıların kendi yetersizliklerini ve gelişen olaylar karşısında acziyetlerini gizlemek için değerler üzerinden polemik yapmaları bunun sonucudur. Oysa böyle bir siyaset aynen nezle gibidir. Durmadan aksırır ve etrafa mikrop saçar. Ülkemizin gerçekleri ve dünyanın seyri açısından hiçbir anlamı olmayan, aslında küresel düzeyde üretilen projenin parçalarını tamamlamaya dönük olaylarla ilgili olarak 'müsamere düzeyinde sözlerle işe karışma girişimi de aynı alışkanlığın başka bir yüzüdür. Gelişen olaylar karşısında susup, arkadan izleyerek orta yol bulma alışkanlığı egemen güce yaslanan politik zihniyetin en somut vasfıdır.

Teröre kurban giden insanların üzerinde demagoji temrinleri yapmak avara kasnak siyasetin en çirkin yüzü ve alışkanlığı. Tam otuz yıldır aynı sözler. Falan yerde olay oldu, altı askerimiz şehit oldu, üç askerimiz yaralandı, filan yetkili olayı nefretle kınadı, halkın endişeye kapılmamasını istedi. Tam otuz yıldır verilen beyanatlar üç aşağı beş yukarı böyle. Bunları dinlemek artık kaderimiz oldu. Yeter artık! Yıllardır aynı acıları yaşamanın, aynı meseleleri tekrar etmenin, aynı kalıp ve aynı tondaki beyanatları dinlemenin felsefi dildeki karşılığı laf üretme uzmanlarına nesne olmaktır. Lafı padişah akçesi gibi kullanan politikacılarımız, aynı şeyleri tekrar etmenin, değerler ve cesetler üzerinde nutuk çekmenin siyasi hikmetini elbette biliyorlardır! Bundan hiç şüphem yok! Fakat beni kaygılandıran ve düşündüren, sınırları belirsiz, içeriği kaypak uydurma sözlerle yapılan bu siyasetin ülkemizde kabul görmesidir. Çünkü buğulu gözlükler arkasından dünyayı seyreden ve herkesi gördüklerine inandıran bu siyasetin dilinde iyi-kötü ayrımı yoktur. Kendi lehine olduğu sürece her şey birbirine eşit. Siyasetin ahlakını yitirdiğine başka bir delil aramaya ne gerek var? Düşünün ki iş takip ederek haksız kazanç elde eden, rüşvet alan kişiyi eleştirmek bile kötü görülmekte ve bu konuda hiçbir şey yapılmamaktadır. Bunun anlamı şudur: Bizden olan haksız kazanç elde edebilir. Bu hizmete katkıdır. Muhalif haksız kazanç elde ederse hırsızdır. Hemen cezalandırılmalıdır.

Yıllardır aynı şeyleri tekrar etmenin, aynı olayları neredeyse bire bir yaşamanın nedeni: Olayları daima seyreden, siyaseti iman kalıbına yerleştiren ve geçerli yolun iktidara yağ çekmekten geçtiğine inanan kişilerin gerçek gündemi saptırmasıdır. Kendini var kılmak, çıkar elde etmek için her türlü boyun eğmenin, yağ çekmenin adı hamiyet olarak sunulmaktadır. Bugün basın organlarının büyük bir kısmı siyasi uygulamaları vahiy gibi algılamakta ve sunmaktalar. Böyle bir sahtekârlık ne zamandan beri hamiyet oldu bilemem. Ancak şu bir gerçek ki bizde sahte kelimelerin arkasına sığınarak boy göstermek yeterliliğin tek ölçütüdür. Oysa insanımızın geleceği için en ufak bir riski içeren söz ve tavırdan kaçınanlar aydın değil, laf cambazlarıdır. Her sözü doğru saymak, her uygulamayı meşru göstermek fikir adamı olmanın değil, padişah soytarısı olmanın göstergesidir. Siyaseti ve aydın olmayı bu duruşla özdeşleştiren bir gücün mağdur üretmesi kaçınılmazdır. Mağdur üretmenin en tehlikeli yolu ise iyiyi ve kötüyü eşitlemektir.

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları
KORONAVİRÜS SALGINININ KÜRESEL ve  TÜRK EKONOMİSİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Köksal Taşkent   - 01-04-2020

İran ve Korona Salgınının Etkileri

İran hükümetinin Korona salgının yayılmasında, ilk günlerdeki ihmali, ülkedeki yapısal değişim arzusunu güçlendirdi. Bu şok edici olay, sistemi ampirik olarak halkın önünde durma noktasına getirdi. İran'daki karar vericiler, bir diğer değişle siyasi erk, virüsü hükümet için bir siyasi propaganda mal...