Tarihi belgeler ışığında 1915 Ermeni tehciri olayı

Yazan  10 Mayıs 2021

Yazan: Vusal Hasanzadeh

Giriş

Bir asırdan fazla bir dönemdir ki Osmanlı İmparatorluğu'da, Türkiye Cumhuriyeti de sözde “Ermeni Soykırımı” iftirasına maruz kalmıştır. Günümüzde de bu suçlamalar Osmanlı İmparatorluğu’nun devamı olan Türkiye Cumhuriyeti’ine yöneliyor. En son 24 Nisan 2021 tarihinde ABD Devlet Başkanı Joe Biden 1915 Ermeni olaylarını “soykırım” diye ifade etmiştir. Joe Biden 24 Nisan tarihlerinde açıklama yapan diğer ABD Devlet Başkanlarından farklı olarak ilk kez “soykırım” ifadesini kullanmıştır. Bunun üzerine yeniden sözde “Ermeni Soykırımı” meselesi gündeme taşınmıştır. Tarihi bilgiler incelersek Osmanlı İmparatorluğu kuruluşundan yıkılış dönemine kadar  olan dönemde Müslüman veya gayri-müslim nüfus arasında hiçbir ayrım yapmadığını görüyoruz. 1789 yılında Fransız Devrimi sonrası dünyaya büyük bir milliyetçilik dalgası yayılması ile beraber Ermeni liderler de bundan etkilenmiş ve bir sözde “Büyük Ermenistan” devletini kurma politikalarını gütmüşlerdir. Ermeni terör teşkilatlarının önde gelen kurumlarından olan Hınçak ve Taşnaksutyun bu faaliyetleri için acımasızca yöntemlere başvurmuşlardır. Batı devletleri ve Çarlık Rusya desteğini alan bu terör kurumları Türk ve Müslüman nüfusa yönelik yaptıkları katliamı Batı haber ajansları “Türkler Ermenileri katlediyor” diye yayınlamış ve Osmanlı Devletini uluslararası arenada itibarını zedelemeye çalışmışlardır. Birinci Dünya Savaşı yıllarında ise yine Batı devletleri ve Çarlık Rusya desteğini arkasına alan Ermeni terör kurumları Birinci Dünya Savaşı öncesinde gittikçe hareketlenmeler yapmış ve Birinci Dünya Savaşı yıllarında Doğu Anadolu’da isyanlar çıkartarak Türk ve Müslüman nüfusa yönelik katliama girişmiştir. Bunun üzerine Türk devleti ilk önce 24 Nisan tarihinde Ermeni komita liderlerini tutuklamış, 27 Mayıs tarihinde ise mecbur olarak o bölgedeki Ermeni nüfusu tehcir etmiştir. Osmanlı Devleti Ermenilerin tehciri sonrasında çıkardığı bazı kararnameler ile göç eden nüfusun can ve mal varlığını korumaya çalışmıştır. Fakat o tarihten günümüze bu faaliyetler görünmemiş ve emperyalist devletler Türk devletine sözde “soykırım suçu” iftirası yöneltmiştir. Ancak tarihi bilgiler ışığnda baktığımızda bölgede bir sözde “Ermeni soykırımı” değil de, Türk ve Müslüman katliam ve soykırımı olduğunu görürüz. Bu yazıda bu konuları irdeleyeceğiz.

XIX. Yüzyıldan-Birinci Dünya Savaşına kadar Ermeni faaliyetleri

1789 yılında Fransız İhtilali sonrasında dünyaya yayılan milliyetçilik akımları sonucunda Osmanlı nüfusu içerisinde yer alan Ermeni kesimi de bu akımdan etkilenmiştir. “Millet-i sadıka” ünvanı taşıyan Ermeni cemaati Osmanlı İmparatorluğu'nun XIX. Yüzyıldaki islahatları sonrasında harekete geçmiştir. Ermeni cemaatine mensup din adamları ilk önce “Nizamname-i Millet-i Ermeniyan”ı hazırlamışlardır. 24 Mayıs 1860 tarihinde Ermeni patriği bu nizamnameyi onaylamıştır. 29 Mart 1862 tarihinde ise Padişah hükümetin sunduğu nizamnameyi onaylamış ve 17 Mart 1863 tarihinde bu nizamnamenin yürürlüğe girdiği Babiali tarafından Ermeni Patrikhanesine bildirilmiştir[1]. Ermeni meselesinin uluslararası arenada ön plana çıkması ise genel olarak “93 Harbi” diye bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sonrasında olmuştur. Savaş sırasında Ermeni patriği Nerses Varjabedyan Rus Çarı’na Ermenilerin geleceğini içeren 3 maddelik dilekçe göndermiştir.[2] 3 Mart 1878 tarihinde imzalanan Ayastefanos Antlaşması’ın 16. Maddesine göre Osmanlı hükumeti Çerkes ve Kürtlerin hücumundan Ermeni nüfusu kormalı ve bölgede islahat yapmalı idi. Ancak Ayastefanos Antlaşması’ın Çarlık Rusya için kazançlarını gören Büyük Britaniya olaya müdahele etti ve 13 Temmuz 1878 tarihinde Berlin Antlaşması imzalanmıştır. Ermenilerin yaşadığı bölgelerde islahat yapılması 61. Madddede yerini almıştır.[3] Ermeni meselesi bu dönem sonrası uluslararası ilişkilerde sıklıkla dile getirilmiş ve emperyalist devletler tarafından Osmanlı İmparatorluğu'na karşı sürekli bir koz olarak kullanılmıştır. Doğu Anadolu’da faaliyet gösteren İngiliz konsolosluğu ve İngiliz,Amerikan misyonerler, Ermeni psikolojik operasyonlarını propaganda yolu ile yönetmişlerdir. Böylelikle “Vahşi Türkler mazlum Hristiyan Ermenilere baskı ve mezalim yapıyorlar.” propagandasını Avrupa ve Amerika kamuoyuna aktarmışlardır. Clair Price’ın 1923 tarihinde ele aldığı “The Rebirth of Turkey” adlı kitabında, Amerikalı misyonerlerin taraflı ve yanlış malumatlar verdiğini dile getirmiştir[4]. Ermeni milliyetçileri kendi hayallerini gerçekleştirmek için terör kurumları kurmaya başladılar. Bunlardan en önemlileri Hınçak ile Ermeni İhtilalci Federasyonu (Taşnaksutyun) olmuştur.

Hınçak Ermenice’de Çan demektir. 1887 yılında İsviçre’nin Cenevre şehrinde kurulmuş ve 1890 yılında İhtilalci Hınçak Partisi ismini almıştır. Marksist ideolojiyi benimseyen örgütün ilk hedefi Ermenilerin Anadolu’da birliğini sağlamak olmuş ve mevcut düzeni ancak ihtilal yolu ile değiştirmeyi hedeflemiştir. Devleti kışkırtmayı hedefleyen parti bunun için vergi vermemeyi ve hükümete yönelik gösterilerin yapılmasını kararlaştırmıştır. Terör faaliyetlerini de hedefleyen parti, yalnızca Türkleri değil,Türklerle beraber hükümette görev yapan Ermeni isimleri de listesine almıştı. İhtilal için en uygun zamanın Türkiye’nin savaşa gireceği zaman olacağını düşünmüşler ve Süryaniler ile Kürtleri, Türklere karşı savaşta kendi taraflarına çekme çabalarına girmişlerdir. Hınçak Partisi’nin Anadolu Ermenilerinin bağımsızlığı kazanmalarından sonraki diğer hedefi ise İran ve Rusya’da yaşayan Ermeniler ile federatif bir Ermenistan’ın kurulmasıydı[5].

Ermeni İhtilalci Federasyonu (Taşnaksutyun) ise 1890 yılında Tiflis’te kurulmuştur. Resmi adı “Devrimci Ermeni Partisi Taşnaksutyun (ARPD)”dur. 1891 yılında partinin basın organı olan Droşak (Bayrak) gazetesi kurulmuştur.Taşnak partisi 1892 yılında hazırladığı hareket planına esasen çeteler kurmayı, halkı silahlandırmayı, hükümeti yıldırmayı hedeflemiş ve diğer Ermeni terör örgütlerine nazaran, radikal milliyetçiliği ve saldırgan tavrı ileen öne çıkan partiydi. Hınçak bir dönem Taşnaksutyun’un parçası olsa da daha sonra görüş farklılıkları sebebi ile ayrılmıştır. Taşnak Partisi terör faaliyetlerini devletin resmi yetkililerine de yöneltmiştir. Ayrıca parti kendi tüzüğünde de terör vurgusu yapmıştır. Terörün siyasi ve örgütsel olmak üzere iki türlü olduğunu ifade etmişlerdir[6].Bu Ermeni terör kurumları yalnızca Türk nüfusunu değil, Osmanlı Devleti’nde önemli mevkilerde çalışan ve sultana sadık Maksut Simon Bey, sultana bağlı istihbaratın başkanı Artaşek, Jandarma müdiri Adisi Tigran, eski psikopos Mambre Benlyan, cerrah M.Tutunciyev ve diğer önemli mevkilerde bulunan Ermenilerin hepsi hedef almış ve öldürülmüştür[7].

Ermeni milliyetçileri 1890’lı yıllarda Anadolu’da terör faaliyetlerine başlamıştır. 1895 yılında 27 farklı isyan farklı bölgede yapılmıştır.[8] En büyük terör faaliyetleri ise 26 Ağustos 1896 tarihinde yaptıkları Osmanlı Bankası Baskını olmuştur. Dünyaya ses getiren bu olay neticesinde onlarla asker ve Osmanlı vatandaşı hayatını kaybetmiştir. Hükumet her ne kadar Ermeni teröristleri ele geçirmek istemişse de, bu mümkün olmamıştır. Yabancı devletlerin baskısı ile teröristlere dokunulmamış ve bir gemi ile Fransa’ya gitmişlerdir. Diğer önemli olay ise 21 Temmuz 1905 tarihinde Sultan II. Abdülhamid’e camiden çıkış anında yapılan süi-kastdır ki Sultan II.Abdülhamid cami sonrası çıkışta bir kişi ile sohbet etmiş ve zaman ayarlı bombadan bu gecikme sonrası kurtulmuştur.[9]

1915 Ermeni Tehcirinin gerçekleşmesi nedenleri

23 Temmuz 1908 tarihinde Osmanlı’da II. Meşturiyet ilan edilmiş ve yeni bir devir başlamıştır. Osmanlı’da ilan edilmesi ile silahı bırakan Ermeni çeteleri yeni düzenden de istediğini alamamış. Ermeni tarafının özerklik talepi İttihat ve Terakki cemiyeti tarafından da hoş karşılanmamıştır. Bu dönem Türk ve Ermeni milletleri arasında en büyük çatışma 13 Nisan 1909 günü Adana’da yaşanmıştır. Ermeni tarafı Batı kamoyuna 20-30 bin Ermeninin öldürüldüğü ifade etse, bu gerçeklikten uzak bir sayıdır. Çünkü 1906-1907 sayısında 50.300 nüfusa sahip Ermeniler, 1914 yılında 52.650 nüfusa sahiptir.[10] Yeni düzenden de istediğini alamayan Ermeni cemaati ve terör kurumları doğrultuda dünya savaşı arefesinde terör ve ayrılıkçı hazırlıklarına yeniden başlamıştır. Özellikle, Çarlık Askeri Raporlarında Ermenilerin bu hazırlığı görülüyor.[11]Bunların bazılarını inceleyelim. Tiflis’te bulunan Kafkas Askeri Bölgesi Karargahı’nın 11 Şubat 1910 tarihinde hazırladığı istihbarat raporuna göre, Erzurum’da yaşayan Ermeniler Taşnakların emir ile silahlanmıştır.[12]26 Kasım 1912 tarihinde Rusya’nın İstanbul Büyükelçisi Zinovyev’in Rusya Dışişleri Bakanı S.D.Sazanof’a bir rapor göndererek Van, Bayezid, Bitlis, Erzurum ve Trabzon konsolusluklarının verdiği raporlara esasen, bölgede yaşayan Ermenilerinin hepsinin Rusya tarafında oldukları ve Rus ordularının gelişini beklediklerin altını çizmişitir.[13] Ermeni terör örgütü Taşnaksutyun’un “Orizon”gazetesinde 1912 tarihinde yayımlanan bir makalede ise herhangi bir Türk veya Türk devletinin bir Ermeni için değer taşımadığı belirtilmiş ve Türklerin varlığını koruyabilmesi için çözüm yolları bulması gerektiği vurgulanarak açık şekilde tehditler belirtilmiştir[14]. 1913 yılında “Ermeni İslahat Tasarısı” Çarlık Rusya tarafından ileri sürüldü ve burada Vilayat-ı Sitte denilen altı vilayetin (Erzurum, Van, Bitlis,Diyarbakır, Harput ve Sivas’ın bir kısmı) “Ereni Vilayeti” adı alması ile beraber Ermenilere verilmesi hedeflenmişti. Burada otonomi olarak belirlerlense de uygulama sonrası Bağımsız bir Ermenistan devleti kurulacaktı.[15]Osmanlı hükümeti, Ermeni ıslahatı konusunda hem İngiltere’nin desteğini almayı hem de Rusya’nın olası müdahelesinden kaçınmayı hedeflemiş ve çözüm arayışlarında olmuştur. 8 Şubat 1914 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ve Çarlık Rusya arasında Yeniköy Antlaşması imzalanmış ve burada Avrupa’dan gelen iki yöneticinin Doğu Anadolu’da ıslahatlar gerçekleştireceği kararlaştırılmıştır.Ancak Birinci Cihan Harbi çıkması sebebiyle Osmanlı İmparatorluğu Çarlık Rusya'sı ile savaşa girmiş ve bu ıslahatlardan vazgeçmiştir. Osmanlı hükümeti gerekçe olarak savaşın çıkışını göstermiştir. 31 Aralık 1914 tarihinde padişah iradesi ile müfettişlik teşkilatı lağvedilmiştir[16].

Birinci Dünya Savaşı arefesinde ise Ermeni çeteleri artık iyice Osmanlı’ya karşı faaliyetlerini artırmışlardır. Taşnaksutyun terör kurumu Temmuz 1918 tarihinde Erzurum’da bir toplantı yapmış 2 hafta 28 oturum süren bu toplantı sonunda İttihat ve Terakki cemiyetine ve Osmanlı devletine karşı olacaklarını bildirmişlerdir[17]. 24 Temmuz 1914 tarihinde de İstanbul’da Hınçak Terör Teşkilatı toplantı yapmış ve Osmanlı devletine karşı tutumlarını inceleyerek toplantıyı Hınçak marşı ile bitirmiştir.[18] Başta Avrupa ve Çarlık Rusya’dan Ermeniler bu savaş için Doğu Anadolu’ya gelmiştir.Çarlık Rusya Ermeni çetelerini hazırlamak için bölgeye artık Rus subaylarını göndermeye başlamış ve 242.900 Ruble bütçe ayırmıştır.[19] Osmanlı Ordusunun Kafkas Cephesindeki 3.Ordusu raporlarında bölgede 76.000 Ermeninin Çarlık Rusya lehine hazırlandığı bildirilmiştir.[20] Fransa da Ermeni çetelere desteğini göstermiştir. 3 Kasım 1914 tarihinde Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından Asya Türkiye’sinin etnik açıdan alanlarını gösteren bir harita hazırlanmış ve Ermenistan bölgesi Çukurova’dan Van’a kadar uzanan bir bölge olarak çizilmiştir.[21] 1914 yılından itibaren ise Fransa’nın Ermenilere Klikya bölgesinde devlet sözü verdiği ve haritaların bu doğrultuda yapıldığı arşiv belgelerinde görülmektedir[22]. Şubat 1915 tarihinden iitibaren ise  Fransız ordusunda 12.446 Ermeni olduğunu ve bunlardan 592’si Osmanlı Ermenisi olduğunu görüyoruz.İlaveten, 1914-1918 yılları arasında Fransız ordusunda savaşan Osmanlı Ermenileri için anıt dikilmiştir[23].Büyük Britaniya da savaş sırasında Ermeni liderler iletişimde olmuştur. 3 Ağustos 1915 tarihinde İngiliz Albay Mark Sykes Kahire’deki İngiliz Kuvvetler Komutanı Sir John Maxwell’e bir rapor göndererek, Kıbrıs’ta 5.000 Ermeninin müteffikler için hazırlanacağını ve silahlanacağı ifade etmiştir[24].

Osmanlı İmparatorluğunda 3 Ağustos 1914 tarihinde seferberlik başlamış ve Ermenilerin çoğu birliklerine gitmeme de direnmiş, ya da gittikten sonra silahları ile firar etmişlerdir. Ermenilerin çıkardığı ilk isyan ise 17 Ağustos 1914 tarihinde, Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesinden önce olmuştur. Zeytun Ermenileri Maraş kışlasından kaçarak, Maraş jandarma komutanı ve 25 eri şehit etmişlerdir[25]. İlaveten 26 Ağustos 1914  tarihinde Halep Valiliği’nin Osmanlı hükümetine gönderdiği raporda, Zeytun Ermenileri’nin seferberliğe uymadığıda ifade edilmiştir[26]. Bu dönemlerde is,17 Eylül 1914 tarihinde Çar II. Nikolay Ermenilere bir bildiri yayımlayarak Ermenilere birlik çağrısı yapmıştır. Ekim 1914’te Rus Kafkas Cephesi Komutanlığı, Osmanlı Ermenilerine yönelik çağrıya hazırlık yapmış ve bu çağrıda Rusya himayesi altında olan Ermenilere “Bağımsız Ermenistan” sözü verilmiştir[27].30 Kasım 1914 tarihinde Tiflis’teki Ermeni bürosunun bildirisinde, Ermenilerin Ruslara destek verilmesi gerektiğinin önemi vurgulanmış ve Rusların sayesinde huzurlu günlere kavuşacakları belirtilmiştir[28].

Osmanlı İmparatorluğu için tehcir hamlesini yapmak mecburiyeti Nisan 1915’te olmuştur. Ermeni çeteler 20 Nisan 1915 tarihinde Çanakkale karasından İngiliz ve Fransız birliklerinin saldıracağı, Doğu cephesinden de Çarlık Rusya taaruzu zamanı Van’da büyük bir isyan başlatmıştır. Bunun üzerine Osmanlı Hükumeti Ermeni komitacılarına karşı tedbirler almaya mecbur olmuştur. 24 Nisan 1915 tarihinde Osmanlı Dahiliye Nazırı Talat Paşa tarafından bazı vilayetlere ve mutasarrıflıklara telgraf gönderilerek; Ermeni komitelerinin merkezlerine baskınlar düzenlenmesi, evraklara el konulması ve komitelerin elebaşlarının tutuklanması emri verilmiştir[29]. 24 Nisan tarihinde 77.735 Ermeninin yaşadığı İstanbul'da tutuklamalar sonucunda bazı kaynaklarda 235, bazı kaynaklarda 2345 kişinin ele geçirildiği bildirilmiştir.[30] Ancak mayıs ayında Ermeni isyanın gittikçe büyümesi neticesinde Başkomutan Vekili Enver Paşa Dahiliye Nazırı Talat Paşa’ya 2 Mayıs 1915 tarihinde gönderdiği yazıda Ermenilerin isyana hazır olduklarını ve onları aileleri dahil ya Rus sınırına ya da Anadolu’nun çeşitli bölgelerine gönderilmeleri gerektiğinden bahsetmiştir[31]. Talat Paşa insiyatif alarak cephede bölgesindeki Ermenilerin tehcir edilmesine başlamıştır. Hükumet bu adımları atarken, 18 Mayıs tarihinde şehir Rus ordusunun eline geçti ve Rus Çarı Ermenilere teşekkür icabında Aram Manukyan isimli Ermeniyi şehre vali tayin etmiştir.[32]Osmanlı Hükumetinin tehcir hazırlığı döneminde Çarlık Rusya'sı, Fransa ve İngiltere 24 Mayıs 1915 tarihinde yayınladıkları bildiride Osmanlı hükümetinin Ermenileri öldürdüğünü, Türklerin insanlık ve medeniyete karşı cinayet işlediklerini ileri sürmüş ve bundan hükümet yetkililerini sorumlu tutacaklarını ifade etmiştir[33]. Osmanlı hükümeti bu iddialara sert tepki göstermiş veİtilaf Devletlerine karşı bildiri yayınlamıştır.[34]Dahiliye Nazırı Talat Paşa sadarate verdiği 26 Mayıs 1915 tarihli tezkerede durumun vahim derecede olduğunu belirterek Ermenilerin işlediği suçları belgelerle ispatlamıştır. İlaveten göçün Rusya topraklarına değil de Osmanlı sınırları içerisinde olmasını istemiştir.  Bunun sonrasında  “Vakti Seferde İcraati Hükümete Karşı Gelenler İçin Cihef Askeriyece İttihaz Olunacak Tedabir Hakkında Kanun-ı Muvakkat”kanunu çıkarılmış ve yürürlüğe konmuştur[35]. Bu karar ve maddeleri incelendiğinde, Ermeniler dahil hiçbir etnik grubun isminin geçmediği görülmektedir. Ancak bu dönemde düşmanla işbirliği yapanlar büyük oranda Ermeniler olduğu için bu karara tabi tutulanlar da ilk onlar olmuştur. 31 Mayıs 1915 tarihinde bahsi geçen kanun Dahiliye ve Harbiye Nezaretine tebliğ edilmiş ve 1 Haziran 1915 tarihinde ise Ermeni tehciri ile ilgili işlemler resmen tamamlanmıştır[36]. Burada önemli noktalardan biri bütün Ermeni nüfusunun tehcire tabii tutulmamasıdır. Göç ettirilecek kesim Adana, Ankara, Diyarbakır, Aydın, Birecik, Eskişehir, Dörtyol, Giresun, Görele, Halep, Haymana, İzmir ve Kütahya bölgelerinde yerleşen Ermenilerdir[37]. Göç edecekleri yer ise Musul vilayeti, Urfa’nın güneyi, Halep’in doğu ve güneydoğu kesimleri, Suriye vilayetinin doğusudur[38]. Katolik ve Protestan mezhebinden olanlar, tüccarlar, Osmanlı ordusuna görev yapan Ermeniler ve aileleri, Duyun-ı Umumiye ve bazı konsolosluklarda çalışan Ermeni memurlar, Ermeni mebus ve aileleri bu karardan muaf tutulmuştur. Yetim çocuk ve dul kadınlar da sevk edilmemiş ilaveten onlara yardımcı olunarak yerleşim yerleri sağlanmıştır[39]. Talat Paşa, Ermenilerin sevk ve iskanının mümkün derecede düzgün şekilde ilerlemesi için gerekli tedbirleri almış ve bu doğrultuda İskan-ı Aşair ve Muhacirin Müdüriyeti’ne 8 maddelik bildiri göndererek tedbirlerin alınmasını emretmiştir[40]. Osmanlı hükümeti sevk edilen Ermenilerin mallarını tespit etmek için tehcir bölgelerinde yerleşen maliye ve mülkiye memurlarından ibaret “Emval-i Metruke Komisyonları” kurmuştur[41]. Ancak bazı dönemlerde merkez hükümetin emirleri, yerel hükümet tarafından yanlış anlaşıldığı zaman uygulamalarda sorun olmuştur. Bu doğrultuda Talat Paşa yeniden gerekli emirleri vermiş, Ermeni komitelerinin liderlerinin tutuklanmasını ve diğer gayrimüslimlere bu uygulamanın yapılmamasını  bu konuda diktli davranılmasını bildirmiştir[42]. 28 Ağustos 1915 tarihinde ise dikkat edilmesi gereken hususlar 24 maddeden ibaret bir yazı ile gönderilmiştir[43]. Talat Paşa tehciri dikkatle izleyerek Ermeni kafilelerinin masrafının arttığını görmüş ve bu doğrultuda 7 Ekim 1915 tarihinde talimatname yayımlayarak masraflar için İstanbul’dan para göndermiştir. En önemlisi sevk ve iskan durumu ile karşılaşan Ermenilerin borçları ya tamamen silinmiş ya da bazı yardımlarda bulunulmuştur[44]. Osmanlı hükümeti tehcir sırasında hükumetin verdiği emirler dışında hareket edenleri de cezalandırmıştır. “Divan-ı Harbi Örfi Mahkemeleri” tutanaklarında 1673 kişinin bu konuda yargılandığı ve bunlardan 67 kişinin idamla cezalandırıldığı, bazı kişilerin de muhtelif cezalara tabi tutulduğunu ve beraat edenlerin de olduğunu görüyoruz[45]. Görüldüğü gibi sevk ve iskan sırasında Osmanlı hükümeti o dönemin zor şartlarında bile gerekli tedbirleri alarak kafilelerin güvenliğini sağlamaya çalışmıştır[46]. Bu noktada tartışılan konulardan biri de ne kadar Ermeninin sevk edildiğidir. Kaynaklarda bu konu ile ilgili farklı bilgiler verilmektedir. Osmanlı Devleti 1914 yılı nüfus sayımında 1.294.851 Ermenininin Osmanlı topraklarında yaşadığı görülür. Göç uygulaması yapılan bölgede ise 736.000-872.000 Ermeninin yaşadığı hesaplanmıştır.[47] Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlunun araştırmasına göre 438.758 Ermeni tehcir edilmiş, 382.148 Ermeni sevk bölgesine ulaşmıştır[48]. Prof. Dr. Kemal Çiçek ise 500.000 üzerinde bir nüfusun göç ettirildiğini vurgulamıştır.[49] Murat Bardakçı yayınladığı Talat Paşa evrakına göre tehcir edilen Ermeni nüfusunun 924.158 kişi olduğunu ifade ediyor.[50] Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu o evraklarda tarih bulunmadığını ve ATASE tarafından yayınlanan Arşiv Belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri 1914-1918 çalışmasında da yer aldığını belirtmiş ve aynı kalemden çıkan bu belgede kayıtlı nüfus 987.569 olduğunu bunlardan da 413.067’nin tehcir edildiğini ifade etmiştir.[51] Osmanlı resmi evraklarında 450.000 Ermeni nüfusun tehcir edildiği ifade ediliyor ki Zenop Bezciyav ve Boghos Nubar Paşa da bu sayıyı doğrulamaktadır[52]. Ermeni tehciri 21 Şubat 1916 tarihine kadar devam etmiştir[53]. Birinci Cihan Harbi’nin bitiminden sonra 18 Aralık 1918 tarihli Osmanlı Hükümeti Fermanı ile tehcire tabii tutulanlar geri dönmüştür.Ermeni Patrikhanesi raporuna göre, bu dönem geri dönüş yapan veya Osmanlı toprağında yaşayan 644.900 kişi bulunmaktaydı. 20 Mart 1919 tarihli Osmanlı belgesinde ise 232.679 Ermeni ve Rumun geri dönerek evlerinin ve malllarının iadesini aldığı belirtilmektedir[54].

Ermenilerin Anadolu topraklarında Türk nüfusa yönelik katliam ve soykırımları.

Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı karşıtı bloktaki devletler ile işbirliği yapan Ermeni çeteleri Doğu Anadolu illerinde mezalime başladılar.Nisan 1915 tarihinde Van bölgesinde isyan yapan Ermeni çeteler 15 Rus ordusundaki Ermeniler ile beraber 15 Mayıs tarihinde 23.000 Türkü katletti. Justin McCarthy Van’da mevcut olan 3400 evden 3’ünün diri kaldığını, Bitliste mevcut olan 6500 evden hiçbirinin kalmadığını yazmıştır. İlavaten Müslüman köylerinin çoğunun yok olduğunun, Ermenilerin ise ayakta kaldığını ifade etmiştir.[55] Van’da Amerikan tesislerinde 8000 Müslüman Ermeniler tarafından zehirlenerk öldürülmüş, Edremit köyü civarında ise Rus ve Ermeni mezaliminden kaçan 2.000 Müslüman Ermenilerin mitralyöz kurşunları ile katledilmiştir. Bitliste öldürülen Türklerin cesetleri köpeklere yedirilmiş, Trabzon ve Diyarbakır’da ise Türk nüfus camilere toplanıp yakılmaya çalışılmış kaçanla mitralyöz kurşunları ile öldürülmüştür.[56] Çarlık Rusya Kafkas Ordusu Kurmay Başkanı Tuğgeneral Leonid Mitrofanoviç Bolhovitinov’un raporunda Ermeni meselesinin tarihi üzerinde dedurmuş,Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermenilerin isyan için yaptığı hazırlıkları, savaş sırasında Ermenilerin Türk ve diğer Müslümanlara yaptığı vahşi katliamları, Ermeni gönüllüleri arasındaki parti taraftarlarının mücadelesi gibi konuları geniş şekilde rapor ederek yazmıştır.[57]. Sovyet Ermenistan'ı bilim adamlarından Karinyan, Rus askeri makamlarının raporlarında Ermeni Taşnakların Türk ve Kürt halkına sistematik saldırı yaptığını ve buralarda etnik temizlenme yaptığının altını çizmiştir. Bu katliamların öyle bir duruma gelmiştir kiartık Rus komutanlar da bu durumdan olduğunu ifade etmiştir.[58] Bazen Hristiyan nüfusun Müslümanlara karşı yaptığı yağmanın büyüklüğü neticesinde, önlemler alınması için Rus Askeri Valisi’nin karargaha yaptığı başvurulara dair belgeler de Çarlık Rusya'sı arşivinde mevcuttur[59]. Ermenilerin yağma zamanı Rus askerlerine dahi ateş ettiği ve askeri birlikten silahlar çalarak firar ettikten sonra soygun yaptıkları için tutuklamalar yapıldığı raporlarda mevcuttur[60]. Rus Albay Ostryanskiy imzalı 4 Eylül 1917 tarihli raporda,Ermeni çetelerin yağma faaliyetlerini artırdığı yönünde şikayetler etmiş ve adaletin gerektirdiği şekilde,Ermenilerin Türklere yaptığı milli kırımdan kurtulmak için Türklere de silah verilmesi gerektiğini ifade etmiştir[61]. Rus Kafkas Orduları Komutanı Odişelidze 15  Şubat 1918 tarihli telgrafında, Ermeni birliklerinin kadınlar, çocuklar dahil olmakla silahsız Türk halkına karşı acımasızca kitlesel vahşilik yaptığını ifade etmiştir[62]. Ermeni çeteleri 1918 yılında bölgeden çekilen Rus askerlerinin silahlarını da ele geçirdikten sonra yeniden terör faaliyetlerine başvurarak katliam ve soykırıma başlamışlardır. Mart-Nisan 1918 tarihleri aralığında Kars, Iğdır ve diğer Türk nüfusun yerleştiği bölgelerde 20 binden fazla Türk Ermeni çeteleri tarafından soykırıma maruz kalarak katledilmiştir. Yakup Şevki Paşa komutasındaki 1. Kafkas Kolordusu Erzurumda Ermeniler tarafından katledilen 2127 ceset görmüştür. Osmanlı ordusunun Mondros sonra bölgeden çekilmesi sonrası Doğu vilayetleri tam bir vahşet yaşamıştır. Ağustos 1919 tarihinde Sürmeli civarında 38 köy yakılmış 3500’ten fazla Türk ve Müslüman katledilmiştir. Kars sancağına bağlı Digor bucağında içlerinde kadınlar ve çocuklar dahil 14.320 Türk ve Müslüman katledilmiştir. Ermenilerin terör faaliyetleri neticesinde Türk-Müslüman nüfus büyük kayıplara uğramıştır.[63] Umumilikte Justin McCarthy 1912-1922 yıllarında Rus ve Ermeniler tarafında Osmanlı’nın Doğu Vilayetlerinde öldürülen Türk nüfusunu 1.189.132 olduğunu belirtmiştir.[64]

Sonuç

Osmanlı İmparatorluğu içerisinde “Millet-i Sadıka” ünvanı taşıyan Ermeniler 1789 yılında gerçekleşen Fransız Devrimi neticesinde dünyaya yayılan milliyetçilik dalgasından etkilenerek “Büyük Ermenistan” hayallerine kapılmışlar. XIX Yüzyılın İkinci yarısından itibaren başlayan Ermeni milliyetçi hareketlenmeleri zamanla terör faaliyetlerine dönüşmüştür. Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşına girişi arefesinde Ermeni çeteleri Batı devletleri ve Çarlık Rusya vaatleri ile hareket ederek Osmanlı İmparatorluğu'na karşı isyan bayrağı çekmiş ve bölgedeki Türk ve Müslüman halka büyük katliamlar yaparak soykırım gerçekleştirmiştir. Bunun neticesinde Türk devleti bölge Ermenilerini tehcire tabi tutmuştur. Bugün Türk devletini sözde “soykırım” ile suçlayanlar Türk milletinin karşılaştığı bu soykırımları görmezden geliyor. Ermeni diasporasının sözde “soykırım” tezlerini her daim gündeme getiren emperyalist devletler yine aynı diasporanın yıllardır gizlettiği Ermenistan Başbakanı ve Taşnaksutyun liderlerinden olan Ovannes Kaçaznuni’nin Taşnak Partisi’nin 1923 yılında Bükreş’de gerçekleştirdiği konferansına sunduğu raporunu[65] okuması ve 19 Mayıs 1985 tarihinde Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Şükrü Elekdağ öncülüğünde 69 bilim adamı ABD Kongresi’ne açık mektup yazarak, soykırım iddialarının yalan olduğunu ifade ettiğini hatırlaması gerekir.[66]

 

[1] Fehmi Akın, “1863 Tarihli ‘Nizamname-i Millet-i Ermeniyan’ Bağlamında Osmanlı Devletinin Ermenilere Yönelik Tutumu”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/1863-tarihli-nizamname-i-millet-i-ermeniyan-baglaminda-osmanli-devletinin-ermenilere-yonelik-tutumu/#:~:text=Orijinal%20ad%C4%B1yla%20Nizamname%2Di%20Millet,1987%2C%20s.%20159) , erişim tarihi: 09.05.2021

[2]Konu hakkında bkz: Fahir Armaoğlu, 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1789-1914), 18. Baskı, (İstanbul: Kronik Kitap Yayınları 2019), 557-558

[3]Konu hakkında bkz: Fahir Armaoğlu, 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1789-1914), 558-559.

[4] Ümit Özdağ, Algı Yönetimi, 7. Baskı, (Ankara: Kripto Yayınları 2017), 119-120.

[5] Konu ile ilgili bkz: Fahir Armaoğlu, 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1789-1914), 561; Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 7. Baskı. (İstanbul: Babıali Kültür Yayıncılığı, 2008), 11-12.

[6] “Çarlık Polis Raporlarında Taşnaklar”, 67; Tüzüğün Türkçe çevirisinin tamamı için bkz: “Çarlık Polis Raporlarında Taşnaklar”, 54-69.

[7] Mehmet Perinçek, Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni (Taşnaklardan ASALA’ya Yeni Belgelerle), 57

[8]Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 10-11

[9]Ermenilerin XIX. Yüzyılın ikinci yarısında olan isyanları ve terör faaliyetleri hakkında geniş bilgi için bkz: Fahir Armaoğlu, 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1789-1914), 560-569; Ömer Lütfi Taşçıoğlu, Türk-Ermeni İlişkilerinde Tarihi, Siyasi ve Hukuki Gerçekler, 1.Baskı, (Ankara:Nobel Yayıncılık, 2015), 59-101.

[10]Recep Karacakaya, “1909 Adana Ermeni Olayları”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/1909-adana-ermeni-olaylari/, erişim tarihi: 09.05.2021

[11]Söz konusu Çarlık Belgeleri için bkz: Mehmet Perinçek, “Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni (Taşnaklardan ASALA’ya Yeni Belgelerle)”, 4. Baskı, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2015),s.  95-110

[12] Belgeleri yayınlayan Dr. Mehmet Perinçek belgelerdeki tarihin Rusların kullandığı eski Jülyen takvime göre olduğunu ve günümüz takvimi 13 gün arkadan takip etdiğini belirtir. Raporun tamamı için bkz: RGVİA, fond 2000, liste 1, dosya 7716, yaprak 13, 13 arkası, 14’den aktaran: Mehmet Perinçek. Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni (Taşnaklardan ASALA’ya Yeni Belgelerle), 96.

[13] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 13.

[14]Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi, 10. Baskı, (İstanbul:Kırmızı Kedi Yayınları, 2016),69

[15]Ömer Lütfi Taşçıoğlu, Yabancı Devletlerin Türkiye’yi Parçalama Planları, 2. Baskı, (Ankara: Nobel Yayıncılık, 2020), 293

[16]Konu ile ilgili geniş bilgi için bkz: Zekeriya Türkmen, “Doğu Anadolu Islahatı ve Yeniköy Antlaşması”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/dogu-anadolu-islahati-ve-yenikoy-anlasmasi/,  erişim tarihi: 09.05.2021

[17]Erzurum’da Sekizinci Taşnaksutyun Kongresi için ayrıca bkz: Ermeni Komitelerinin Emelleri ve İhtilal Hareketleri Meşrutiyet'in İlanından Önce ve Sonra, çevrimyazı: Musa Sarıkaya,1. Basım, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2006), 174-178.

[18]İstanbul’da Üçüncü Hınçak Kongresi için ayrıca bkz: Ermeni Komitelerinin Emelleri ve İhtilal Hareketleri Meşrutiyet'in İlanından Önce ve Sonra, 178-182; Hınçak marşı için bkz: Ermeni Komitelerinin Emelleri ve İhtilal Hareketleri Meşrutiyet'in İlanından Önce ve Sonra, 63.

[19]Ömer Lütfi Taşçıoğlu, Yabancı Devletlerin Türkiye’yi Parçalama Planları, 295; Ermeni Gönüllülerine katılanların listelerini görmek için bkz: Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi, 10. Baskı, İstanbul:Kırmızı Kedi Yayınları, 2016.

[20]Ömer Lütfi Taşçıoğlu, Yabancı Devletlerin Türkiye’yi Parçalama Planları, 297

[21] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 14.

[22] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 30.

[23] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 28.

[24] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 33-34.

[25] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 32.

[26] Mehmet Kürşad Yavan, “Devlet Adamı Talat Paşa ve Ermeni Tehciri”, Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi, Cilt: 65, Sayı: 387, 40.

[27] Cemil Hasanlı, “Kafkas Cephesinde Ermeni Gönüllü Birlikleri (1914- 1916)”, Ermeni Araştırmaları Dergisi, Sayı: 50, 152-153. Kafkas Cephesinde Ermeni Gönüllü birliklerinin kurulması ve faaliyetleri hakkında geniş bilgi için bkz:Cemil Hasanlı, “Kafkas Cephesinde Ermeni Gönüllü Birlikleri (1914- 1916)”, Ermeni Araştırmaları Dergisi, Sayı: 50, 151-187.

[28] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 27-28.

[29] Telegrafın tam metni için bkz: Murat Bardakçı, Talat Paşa'nın Evrak-ı Metrukesi, 6. Basım, (İstanbul: Everest Yayınları, 2013), 22-24.

[30]Yusuf Halaçoğlu,Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları eserinde”, Esat Uras da “Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi” isimli 1987 yılı baskılı eserinde 2345 olarak ifade etmiştir. Kamura Gürün 1983 basımlı eserinde 2345, ingilizce basımında 235 kişi ifade etmiştir. Yusuf Sarınay ise Başbakanlık Osmanlı Arşivine dayanarak 235 kişi olduğunu bildirmiştir. Konu ile ilgili inceleme için bkz: Ömer Lütfi Taşçıoğlu, Türk-Ermeni İlişkilerinde Tarihi, Siyasi ve Hukuki Gerçekler, 187

[31]Mehmet Kürşad Yavan, “Devlet Adamı Talat Paşa ve Ermeni Tehciri”, 41. Telegrafın tamamı için bkz: Hasan Babacan, Mehmed Talat Paşa 1874-1921, 3. Baskı, (Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2020),119; Ömer Lütfi Taşçıoğlu, Türk-Ermeni İlişkilerinde Tarihi, Siyasi ve Hukuki Gerçekler, 188-189

[32]Ömer Lütfi Taşçıoğlu, Yabancı Devletlerin Türkiye’yi Parçalama Planları,299

[33]Dilek Altun, “Ermeni Tehciri”, Denge 5, (2018), 214; Ergün Öz Akçora, “Anadoludan-Azerbaycana Ermenilerin Türklere Yaptığı Katliam (Azerbaycan-Karabağ-Hocalı)”, Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, Karabağ Özel Sayısı, Sayı:226 (Ocak-Şubat 2017), 19

[34]Bildirinin  tam metni için bkz: Ömer Lütfi Taşçıoğlu, Türk-Ermeni İlişkilerinde Tarihi, Siyasi ve Hukuki Gerçekler, 192-196

[35] Hasan Babacan, Mehmed Talat Paşa 1874-1921, 120-121; Tehcir kanununun tamamı için bkz: Murat Bardakçı, Talat Paşa'nın Evrak-ı Metrukesi, 25-26.

[36] Hasan Babacan, Mehmed Talat Paşa 1874-1921, 121-122.

[37]Mehmet Kürşad Yavan, “Devlet Adamı Talat Paşa ve Ermeni Tehciri”, 42

[38]Hasan Babacan, Mehmed Talat Paşa 1874-1921, 120-121

[39] Konu hakkında geniş bilgi için bkz: Hasan Babacan, “Tehcirden Muaf Tutulan Ermeniler”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/tehcirden-muaf-tutulan-ermeniler/ erişim tarihi: 09.05.2021; Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 40-43.

[40] Maddeler için bkz: Mustafa Çolak, Komitenin Ruhu Talat Paşa, 1. Baskı, (İstanbul: Yeditepe Yayınevi, 2018), 167-168; Hasan Babacan, Mehmed Talat Paşa 1874-1921, 123-124.

[41] BOA, DH. ŞFR, 54/226’den aktaran: Mustafa Çolak, Komitenin Ruhu Talat Paşa, 169

[42] Mustafa Çolak, Komitenin Ruhu Talat Paşa, 170.

[43] Geniş bilgi için bkz: Salahi Sonyel, “Tehcir ve 'Kırımlar' Konusunda Ermeni Propagandası Hıristiyanlık Dünyasını Nasıl Aldattı?”, Belleten, CİLT: XVI, Sayı: 161, (1977), 140-142

[44] Mustafa Çolak, Komitenin Ruhu Talat Paşa, 174-175; Tehcirin mali masrafları için bkz: Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 58-66.

[45] Yargılama hakkında geniş bilgi için bkz: “Yusuf Sarınay, Ermeni Tehciri ve Yargılamalar (1915-1916)” der. Mustafa Çalık, 'Ermeni Soykırımı' iddiaları - Yanlış hesap Talaftan dönünce  içinde, (Ankara:Cedit Neşriyat, 2006), 179-190

[46] Sevk ve İskan zamanı uygulamalar hakkında geniş bilgi için bkz: Hasan Babacan, “Sevk ve İskan Uygulaması”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/sevk-ve-iskan-uygulamasi/ , erişim tarihi: 09.05.2021

[47]Ömer Lütfü Taşçıoğlu, “Birinci Dünya Harbindeki Türk ve Ermeni Kayıpları”, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 2, (Haziran 2017), 4

[48] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 47.

[49]Ömer Lütfü Taşçıoğlu, “Birinci Dünya Harbindeki Türk ve Ermeni Kayıpları”,6

[50]Murat Bardakçı, Talat Paşa'nın Evrak-ı Metrukesi, 77

[51]Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 47.

[52] Konu hakkında geniş bilgi için bkz: Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 43-49; Ömer Lütfi Taşçıoğlu, Türk-Ermeni İlişkilerinde Tarihi, Siyasi ve Hukuki Gerçekler, 199-210

[53] Mehmet Kürşad Yavan, “Devlet Adamı Talat Paşa ve Ermeni Tehciri”, 42.

[54] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 51.

[55]Justin McCarhty, Ölüm ve Sürgün Osmanlı Müslümanlarının Etnik Kıyımı (1821 - 1922), çev: Fatma Sarıkaya, 2. Baskı, (Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2014), 262

[56]Ömer Lütfi Taşçıoğlu, Yabancı Devletlerin Türkiye’yi Parçalama Planları,299

[57]L. M. Bolhovitinov – Resmi Ermeni Raporu 11 Aralık 1915. haz. Mehmet Perinçek, 5. Basım, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2014).

[58] A.B.Karinyan, Ermeni Milliyetçi Akımları, 3. Basım, (İstanbul:Kaynak Yayınları, 2007), 87-88.

[59]RGVİA fond 2100, liste 2, dosya 460, yaprak 75’den aktaran: Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi, 127.

[60] RGVİA fond 2100, liste 1, dosya 982, yaprak 3-5’den aktaran: Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi, 133-135; RGVİA fond 2100, liste 1, dosya 982, yaprak 34-35’den aktaran: Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi, 167-169

[61] RGVİA fond 13227, liste 2, dosya 22, yaprak 130, 130 arkası’dan aktaran: Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi, 202-203.

[62] RGVİA fond 2100, liste 1, dosya 698, yaprak 4-5’den aktaran: Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi, 216-217.

[63]Bu bilgiler ve detayları için bkz: Ergün Öz Akçora, “Anadoludan-Azerbaycana Ermenilerin Türklere Yaptığı Katliam (Azerbaycan-Karabağ-Hocalı)”, 27-30

[64]Justin McCarthy, Ölüm ve Sürgün Osmanlı Müslümanlarının Etnik Kıyımı (1821 - 1922). 265; Genelkurmay Arşivlerinde Ermenilerin Türklere yaptığı katliamlar için bkz: Ömer Lütfi Taşçıoğlu, Türk-Ermeni İlişkilerinde Tarihi, Siyasi ve Hukuki Gerçekler, 157-184

[65]Ovanes Kaçaznuni, Taşnak Partisinin Yapacağı Bir Şey Yok (1923 Parti Konferansı'na Rapor), çev. Arif Acaloğlu, 31. Basım, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2020)

[66]Ümit Özdağ, Algı Yönetimi, 153.