Türkiye’nin Gündemi

Yazan  16 Ocak 2008
Türkiye’de Hükümet malum basının da yardımıyla nerede sıkışırsa gündemi bir başka tarafa döndürüyor. Ancak döne döne milletin başı dönse de sorunlar çözülmediği için bugün unutturulan konular yarın tekrar sorun olarak önünüze konuyor.

Gerek Başbakan'ın gerekse Cumhurbaşkanı'nın ABD ziyaretlerinden sonra gündemi en çok işgal eden konu ABD'nin politika değişikliğinin karşılığı Türkiye'den ne istediğiydi. Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın açıklamalarına bakarsanız hiçbir şey istemedi. Bu açıklamalar şöyle doğru olabilir: ABD, PKK konusunda ve kuzey Irak'taki kukla devlet konusunda yeni bir şey istememiştir. Yeni kelimesine dikkatinizi çekerim. Çünkü ilk günden beri PKK için siyasi çözüm Kukla Devlet içinse en azından itiraz etmeden tanıma ve onu destekleme istediğini sağır sultanlar bile duydu. Burada İran'la ilgili talepleri de unutmayalım.

İkinci önemli konu televizyon ve gazetelerdeki Barzani muhiplerine duyurulur. Daha dün Barzani İtalyan Dışişleri Bakanı yardımcısının ziyaretinden sonra açıkladı, "Türkiye'nin terörist diye açıkladığı PKK'yı biz de terörist kabul etmek zorunda değiliz" diye. Daha Diyarbakır saldırısında ölen çocukların kan izleri Diyarbakır sokaklarından silinmeden ve Cumhurbaşkanın "PKK'yı Kuzey Irak'tan def etsinler, ekonomik siyasi her türlü yardım ve yatırımlarımız en az 10 kat artacak" açıklaması medya sayfalarından silinmeden. O da konunun çözümünün siyasi olduğunu açıklıyor. Hayatını Barzani'nin Türkiye'nin kardeşi olduğunu anlatmaktan kazananlara duyurulur fazla açık düşüyorsunuz.

Diğer bir konu Türban. Bu konu adeta AKP'nin ekmek kapısı varlığı mevcudiyeti ve toplumdan bu kadar oy toplamasının altında yatan en önemli nedenlerden birisi bu. Çözer mi elindeki ekmeği kaybetmek istemez. Bizdeki politikacıların bazılarının siyasi tutkusudur. Ayakları yerden kesildiğinde uçakta veya yurt dışında gündemi değiştirecek açıklamalar yapmak. Çünkü uçakta Başbakana muzır soru soracak gazeteci yoktur. Türkiye'yi germeden çözeceğiz diyor. Nasıl olacak bu Anayasada değişiklik yaparak? Kanunlar değişince sanki sosyal olaylar değişecek; o zaman sormazlar mı şu anda mahkeme kararlarına göre yasak siz neye geriliyorsunuz? Önceki mecliste bu çoğunluğa sahiptiniz neden değiştirmediniz?

Sayın Başbakan buyurmuşlar ki hangi Avrupa ülkesinde böyle yasak var? Siyasi simge olsa bile kimin yasaklamaya hakkı var. Aslında yasaklayan ülkeler var ama bence esas sorun bu değil. O ülkelerin hangisinde dini bir konu siyasetin göbeğine oturtulmuş durumda? O ülkelerin hangisinde dini cemaatler veya tarikatlara üyelik belli makamlara gelmek için kıstas oluyor. O ülkelerin hangisinde belli inanca sahip kişiler devlet yönetimini kendi inançları doğrultusunda şekillendirmek için faaliyet gösteriyor? Hiçbirinde. Demek ki Türban çözülmek istenen bir konu değil; üstünden siyaset yapılacak ve gündem değiştirecek zamları ve enerji darboğazını unutturacak bir konu. Çözmek istiyorsan bu konu Anayasa değişikliği ile çözülecek bir konu ise getir Anayasa değişikliğini bu konuda MHP, muhtemelen DTP Mecliste sizi destekleyecektir.

Başbakan İspanya'da soru soran gazetecilere, "bizi anlamıyorsunuz, biz İslami değil muhafazakar bir partiyiz" diye kızmış. Türkiye'de olsa derhal azarlar "Bu çok çirkin bir soru kameramanını da al derhal git buradan" diye talimat verirdi. Sayın Başbakan şunu düşünsün: neden bu sorular kendilerine soruluyor. Çünkü söylemleri muhafazakar eylemleri değil de ondan.

Buradan muhalefete de iki çağrım var: Artık biraz da gündemi siz belirleyin. Proje ve sorunlara çözümler üretin. İkincisi eğer Merkez Bankası'nın İstanbul'a taşınmasına karşıysanız siz de açıklama yapın. İktidara geldiğimiz gün ilk vereceğimiz karar Merkez Bankası'nın Ankara'ya taşınması olacaktır. Bu konuda kanunsa kanun Anayasa ise anayasa ne gerekiyorsa çıkarıp Merkez Bankasını Ankara'ya taşıyacağız diye millete taahhütte bulunun.

Alaettin Parmaksız

1951 yılında Karaman Ermenek kazasında doğdu. İlk ve orta öğrenimi orada tamamladıktan sonra o dönemde Ermenek kazasında lise olmadığı için Liseyi EDİRNE'de okudu. 1970 ylında Kara Harp Okulu'na girerek, 1973 yılında Kara Harp Okulu'ndan, 1974 yılında Piyade Okulu'ndan mezun oldu. 1975 yılında Komando İhtisas Kursu'nu bitirdikten sonra tayin olduğu Erzurum'da 1980 yılında Kara Harp Akademisi'ni kazanarak, 1982 yılında Kara Harp Akademisi'ni bitirdi. 1992–1993 yılında NATO Savunma Koleji'ni, 1996 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi'ni bitirdi.

Kara Harp Akademisini bitirdikten sonra1982–1984 yıllarında KIBRIS'ta, 1984–1990 yıllarında Genelkurmay Karargâhı Harekât Başkanlığı'nda görev yaptı 1990–1992 Yıllarında HAKKARİ'de Dağ ve Komando Tabur Komutanlığı, 1992–1993 Yıllarında Genelkurmay Karargâhı Anlaşmaları İzleme Şubesi'nde proje subaylığı, 1993–1995 yıllarında Güney Kore Askeri ataşeliği, 1995–1996 Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı Kurmay Başkanı ve AZERBAYCAN 887 Tugay Eğitim Komutanlığı, 1996–1997 Kara Kuvvetleri Psikolojik Harekat Şube Müdürlüğü, 1997–1999 Gökçeada 5. Komando Alay Komutanlığı görevlerinde bulundu.

1999'da Tuğgeneralliğe terfi ederek Dağ ve Komanda Tugay Komutanlığına atandı. Hakkâri'de iki yıl tugay komutanlığını müteakip, 2001 yılında Edremit'te bulunan 19. Piyade Tugay Komutanlığı'na atanarak, iki yıl bu görevi yaptı. 2003'te Tümgeneralliğe terfi eden ve Genelkurmay İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma Daire Başkanlığı görevine atanan Emekli Tümgeneral Parmaksız, 2004 yılında Tümgeneral rütbesindeyken istifa ederek emekli oldu. 

4 yıl boyunca görev yaptığı Hakkari anıları ile bitirilemeyen terörün nedenleri, çözüm için uygulama modelleri ve terörle mücadelenin analizinin yapıldığı “BURASI HAKKARİ ANKARADAN GöRüNDüĞü GİBİ DEĞİL” adlı kitabı yayınlanmıştır. Parmaksız, evli ve iki erkek çocuk babasıdır.

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Ünal Atabay   - 27-03-2020

İdlib’den Radikal Grupları Tasfiye Etmek

İdlib’in Kara Kedileri İdlib’i elde bulundurmanın veya kaybetmenin;Suriye’nin geleceğine dair söz sahibi olmaya fırsat yaratan yada Suriye sahasında daha önce elde bulundurulan alanların kaybedilmesi olarak bakılmaktadır. Ayrıca Türkiye; İdlib sahasından çıkmanın bedelinin, savaşın/çatışmanın yurt ...