Yeniden Yapılanan Türk Siyaseti

Türk siyaseti yeniden yapılanıyor. İlk birleşme merkez sağ diye tanımlanan DYP-ANAP birleşmesi olarak gerçekleşti. Merkez solda ise CHP ve DSP birleşmenin ön adımı olan seçim ittifakı konusunda önemli bir adım attılar.

Bazıları bu birleşmeler ile Türk siyasetinin normalleşeceğini, AKP'nin Fazilet/Refah'ın eski konumuna itileceğini, CHP-DSP'nin eski CHP gibi siyasette eski solu işgal edeceğini düşünüyorlar. Oysa artık Türkiye'de siyaseti eski sağ-sol kalıpları ile incelemek mümkün değil.

Türkiye'de siyaseti belirleyen yeni ölçüt, "federasyoncu partiler" ve "milli devletçi partiler" olmak üzere ikiye ayrılıyor. Bir partinin federasyoncu siyasete mi kaydığı yoksa milli devletçi bir çizgi mi izlediğini anlamak için bazı temel konulardaki duruşunu incelemk lazım. Bir partinin Avrupa Birliği tam üyeliğini, Gümrük Birliğini desteklemesi ve milli devletçi olması mümkün değil. Hatta bu parti ben "milli devletçiyim" dese dahi AB'ci çizgisi onu ister istemez federasyoncu çizgiye kaydıracaktır.

Bir başka federasyon-milli devlet ölçütü, partinin Kuzey Irak'taki gelişmeler karşısında aldığı tavırdır. Bu bölgeye yerleştirilmek istenen önce federe sonra bağımsız Kürt devleti olgusunu değişik ifade ve politikalarla kabullenen bir partinin milli devletçi bir parti olması mümkün değildir. Keza Türkiye'nin millet uyapısı konusunda Atatürk'ün "Makedonyalı, Trabzonlu, Diyarbakırlı hepsi bir ırkın evlatlarıdır" şeklindeki ifadesi çizgisinden ayrılan (A. Türkeş, Atatürk'ün bu ifadesi kısaltarak "Ne mozaiği ulan!" şeklinde ifade etmişti) ve Türkiye'yi mozaik veya benzeri zeminlerde gören partilerin milli devletçi olması mümkün değildir.

Bu çerçevede siyaseti incelediğimizde Türk siyasetinde ne yazık ki, etkin milli devletçi bir parti görünmemektedir. Diğer partilerin AKP'den farkı AKP'nin hızla gerçekleştirmeyi hedefledikleri federasyon sürecini diğer partilerin omurgasız tutumları ile daha uzun bir sürece yaymış olmalarıdır. Bu yargı bazı okurlarımıza biraz keskin ve insafsız gelebilir. Ancak unutulmamalıdır ki, AB döneminde kabul edilen ve federasyoncu sürecin ayaklarından birisi olan "Bölgesel Kalkınma Ajanslarının" kurulması ile ilgili ön araştırmaların yapılması için gereken ön çalışmalar yasası 57. hükümet döneminde çıkarılmıştır.

Kuzey Irak'a ve PKK'ya şüpheli ifadeler kullanarak yaklaşan DYP'nin ANAP ile birleşmesinden çıkacak DP'nin milli devlet partisi olduğunu düşünmek çok zordur. Önümüzdeki seçimlerde Türk halkının önündeki en önemli görev, AKP'nin temsil ettiği "hızla federalleşme" sürecini durduracak adımlar atmak ve AKP'yi iktidardan uzaklaştırmaktır. Bu sonuç Türk milletine ve devletine çok önemli bir zaman kazandıracaktır. Kazanılan zamanda federasyoncu rüzgarı kırmak, siyasetleri etkisiz hale getirmek için değerlendirilmelidir.

Bütün dünyada milletleri ve ülkeleri bölünmeye, parçalanmaya sürükleyen küreselleşme sürecine karşı etkili bir muhalefet gelişmekte, küreselleşme dalgası gerilemektedir. Türkiye, federasyoncu-parçalayıcı küreselleşme dalgasınıngerilemesi sürecini iyi değerlendirmeli, bu süreci milli devleti koruyarak atlatmalıdır. Bu mümkündür.

AKP'nin ikinci kez iktidarı, bu partinin son bir kaç ayda gösterdiği telaşa benzer bir telaşı ikinci iktidar döneminde de göstermesine yol açacaktır. Bu telaş ile Türkiye Cumhuriyeti devletinin milli devlet yapısına çok ağır darbeler vurulacaktır. Bu seçim basit bir parti seçimi değil, Türkiye'nin geleceğinin nasıl olacağı ile ilgili bir seçimdir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Dr. Cengiz Tatar   - 22-07-2019

YÜZÜNCÜ YILDÖMÜMÜ’NDE ERZURUM KONGRESİ; “ VATAN BİR BÜTÜNDÜR PARÇALANAMAZ”

Erzurum Kongresi, Anadolu’da Milli Mücadelenin 2’nci adımı olarak atılan bağımsızlık meşalesidir.