Ilımlı İslam

Bir süreden bu yana dinimiz İslam’ın önüne onu tanımlamak için İslam din, kültür ve coğrafyasından kaynaklanmayan tanımlamalar koyuyoruz. Radikal İslam 1990’lar boyunca en çok kullanılan siyasal kavramların başında gelmekteydi.

2000'lere ise damgasını ılımlı İslam vuracağa benzemektedir.Nedir bu Ilımlı İslam? Ne işe yarar? Ve Ilımlı İslam'ı kim temsil eder? Küresel sistemde bir yeri var mıdır? Kimin taleplerini karşılar ve bu talepler nelerdir? Bu konuda doğru bir düşünce çizgisi geliştirmek için son sorudan meseleyi ele almaya başlamak gerekmektedir.

Ilımlı İslam kimin taleplerini karşılar ve bu talepler nelerdir? Dinlerarası Dialog yazımızda da altını çizdiğimiz gibi Soğuk Savaş'ın bitmesi ile birlikte ortaya atılan stratejik çerçevelerden birisi Hristiyan-Yahudi ve Batılılaşmış Japon ittifakına karşı İslam-Konfuçyus(Çin) ittifakının mücadelesinin temel küresel çeliki olduğunu söyleyen Medeniyetler Çatışması'dır. İslam içindeki Batı karşıtı ana dinamiklerden birisini ise Batılılara göre radikal İslam oluşturmaktaydı. Radikal İslam, ABD'nin temel enerji kaynaklarının bulunduğu Orta Doğu, Kafkasya ve Türkistan'a yerleşmesi sürecinde rahatsızlık vericisi bir süreci teşkil etmekteydi.

ABD'nin İslam konusunda önde gelen stratejistlerinden olan Graham Fuller 1990'ların başından bu yana Ortadoğu, Kafkaslar ve Orta Asya'daki Amerikan yanlısı laik rejimlerin radikal İslamcı rejimlerle başa çıkmada başarısız olduklarını ve olmaya devam edeceklerini vurguladı. Fuller'in önerisi radikal İslamcı rejimleri kontrol altına almak için Amerikan yanlısı İslamcı partilerin desteklenmesi idi. Daha sonraları ılımlı İslami partiler/hareketler diye adlandırılan bupartiler/hareketler ABD'nin Ortadoğu, Kafkasya ve Orta Asya'yı kapsayan jeopolitik yeniden yapılandırma sürecinde "yumuşatıcı"görevi yerine getirmeye ve bir noktada tepkileri emen tampon görevi yapmaya başladılar.

Ilımlı İslam'ın küresel sistemde bir yeri var mıdır? Ilımlı İslam'ın küresel sistemdeki yeri Büyük Orta Doğu projesi ve dinler arası dialog kamsamında ortaya çıkmaktadır. Ilımlı İslam'ın jeopolitik görevi Büyük Orta Doğu coğrafyasında politik sistem dönüştürülürken ve sınırlar tekrar belirlenirken ABD'nin bölgeye yönelik politikalarına destek olmaktır.

Ilımlı İslam'ı Kim Temsil eder?1990'lı yıllar boyunca televizyonlarda yapılan İslam tartışmaları sonucunda kutsalları sarsılmış, doğruları izafi hale getirilmiş, İslam'ın "tek doğru" değil de sadece doğrulardan birisi olduğunu kabul eden bir duruşa sahip olanlar "Ilımlı İslam'ın" çerçevesi içinde değerlendirilmelidirler.

Ilımlı İslam ne işe yarar? Ilımlı İslam ABD'nin 21. yüzyılda tek kutuplu dünya düzenini muhafaza etmesi için izlediği politikaları desteklemek ve İslam ülkü ve kültürünü bu hakimiyete uyumlu hale getirmek görevini üstlenmiştir. Bu çerçevede ılımlı İslam kapitalist üretim kültürü ile olduğu kadar kapitalist toplumların tüketim kültürü ile de uyum içindedir. Dinler arası dialoga açıktır, onun bir parçasıdır.

Ilımlı İslam Avrupa türü bir laiklik anlayışından çok Amerikan tipi bir sekülerlik anlayışına kaymıştır. Bu tür bir laiklik anlayışına sahip olduğu ve İslam'ı tek hakikat değil hakikatlerden birisi olarak gördüğü için misyonerliğe karşı çıkmaz. Misyonlerlik faaliyetlerine bir çeşit din ve vicdan hürriyeti kapsamında bakar. Ilımlı İslamcı duruş milli devlet, milli kimlik ve milli değerleri ümmet görünümlü küreselleşme içinde eriten bir tavır sergilemektedir. Keza ılımlı İslamcı yaklaşım etnikleşme ve cemaatçiliği teşvik eden bir politik duruşu temsil etmektedir.

Ilımlı İslam'ın en önemli özelliklerinden birisinin de Hazreti İsa'nın mesih olarak yeryüzüne geleceği konusunda kesin bir inanca sahip olmasıdır . Oysa bu husus İslam dininde çok tartışmalı bir noktadır. Bir çok İslam alimi Hazreti İsa'nın mesih olarak dünyaya döneceğine dair Kuran-ı Kerim'de hiçbir delil olmadığını ve bu konuda ileri sürülen hadislerinde uydurma olduğunu belirtmektedirler. Muhakkak ki, Hazreti İsa'nın mesih olarak geleceğine inanan bütün müslümanlar Ilımlı İslamcı değildir ama bütün Ilımlı İslamcılar Hazreti İsa'nın Mesih olarak gelceğine inanmaktadır. Hazreti İsa'nın Mesih olduğuna duyulan inancın Evangelist bir yaklaşımın Büyük Orta Doğu Projesini yaşama geçirmeye çalıştığı bir dönemde politik sonuçlarının olması kaçınılmazdır.

Bize düşen çevremizde olan bitenleri görmek, neden olduklarını anlamak ve sonra Hoca Ahmet Yesevi çizgisinde yürümektedir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 21-07-2019

ABD Tehditlerine Direnen İran

Basra Körfezinde yaşanan son gelişmeler medyada ABD-İran gerginliği veya krizi olarak verilse de aslında bu iki ülkeyi de aşan küresel bir krize dönüşmüş durumda.