El Kaide Ve Demokratik Birleşik Arap Dünyası

Türk Dış İşleri Bakanlığı, Terörle Mücadele Genel Müdürlüğü’nün bir yetkilisi uluslar arası bir toplantıda aşağıdaki değerlendirmeyi yapsaydı, Washington ne hissederdi? (Not:Türk Dış İşlerinde böyle bir genel müdürlük yok)

El Kaide'nin kökleri Afganistan'da Rus işgalinin en sert şekilde sürdüğü döneme kadar geri gider. Bu dönemde ABD, SSCB'nin Vietnam'da kendisine yaptığı şeyin aynısını Ruslara yapmaya kararlıdır. Ruslar, Kuzey Vietnam'ı askeri olarak destekleyerek, Amerikan tarihinin en büyük travmasının ortaya çıkmasına neden olan Vietnam yenilgisine neden olmuşlardır. Afganistan'ın Kızılordu tarafından işgali ile birlikte ABD için intikam şansı doğmuştur.

Kızılordu'nın vahşeti, ateist pratikler ve Afgan halkının bağımsızlık inancı üst üste binince Afgan halkı büyük bir milli direniş başlatmıştır. ABD için yapılması gereken bu direnişe askeri destek sağlamaktı. ABD askeri desteği sağlarken, İslam dünyasının değişik yerlerinden Afganistan'a gelen insanlar Afgan mücahitlerine katılarak Kızılordu'ya karşı savaşmaya başlamışlardı. ABD, bu insanların yardımlarının daha etkili hale gelmesi için de örgütsel ve mali katkılarda bulunmuştur.

ABD ile bu dönemde yoğun bir ilişki içinde bulunanların başında Usame bin Ladin gelmektedir. Usame'nin doğuştan Amerikan karşıtı olduğunu söylemek mümkün değildir. Ailesi Başkan Bush ailesi dahil ABD'nin önde gelen bir çok odak noktası ile yoğun bir ilişki içindedir, iş ortağıdır. Afganistan'da verdikleri mücadelenin amacı, tekrar bağımsız bir Afganistan'ın kurulmasıdır. Usame, bağımsız Afganistan'ın Batı dünyası ile yoğun bir ilişki içinde olmasını, serbest piyasa ekonomisini benimsemesini ve demokratik bir düzene sahip olmasını istemektedir.

Usame'nin Amerikan-karşıtlığı, Amerikan ordusunun ülkesi Suudi Arabistan'a yerleşmesi üzerine başlar. S.Arabistan'ı bir Irak saldırısından korumak amacı ile de olsa bu konuşlanma ve konuşlanmanın uzaması Usame bin Ladin'iABD'den nefret etmeye sürüklemiştir. Bu dönemde Usame'nin Afganistan bağlantıları üzerine kurduğu El Kaide Amerikan hedeflerine karşı ilk terörist saldırılarına başlar. El Kaide, Suudi Arabistan ve diğer anti-demokratik Arap ülkelerinde otoriter liderlikleri yıkarak, demokrasinin önünü açmaktır. El Kaide, böylece sınırları çok belli olmayan İslami bir demokrasinin oluşmasını hedeflemektedir.

El Kaide'nin 1990'lar boyunca süren irili ufaklı eylemleri nihayet New York ve Washington'da gerçekleşen süper terörist saldırılarla zirveye çıkmıştır. Ancak bu süper terörist saldırıların hedefinin ABD'yi Arap dünyasındakidiktatörlere destek vermemek konusunda ikna etmek için yapılmıştır. Yoksa ABD'ye bir özel düşmanlığın sonucu değildir. Bu noktada belki ifade edilmesi gereken son husus, "ABD'nin El Kaide terörünü yok etme çabalarında Türkiye'den daha iyi dostu olmadığınıve bu yönde işbirliğini sürdüreceğidir."(1)

Gerçi Türkiye başka terör örgütleri ile mücadele halinde olduğu için Türkiye'deki El Kaide hücre ve kamplarına karşı operasyon düzenlememektedir fakat ilk fırsatta bunu da yapacaktır. El Kaide'nin demokratik bir Arap dünyası kurmak şeklindeki hedefi "kendi tarif ettiği şekilde belirtilmektedir.El Kaide'nin bir terör örgütü olduğu yolundaki Türk görüşünde ve Türkiye'nin El Kaide tehdidinin saf dışı edilmesine yardımcı olma konusundaki yükümlülüğünde hiçbir değişiklik yoktur. İnsan öldüren, sindirme politikası güden, gasp yapan ve diğer yasadışı faaliyetlerd bulunan gruplar amaçları ne olursa olsun (El Kaide gibi demokrasi de olsa) terörist örgütlerdir. El Kaide açık şekilde bu kategoride yer almaktadır."(2)

Doğrusu, ABD sanki Türkiye'de Amerikan-karşıtlığı yaratmak için özel bir ekip kurmuş ve çok başarılı bir şekilde çalışıyor.

1 ve 2)ABD Ankara Büyükelçiliğinin ABD Dış İşleri Bakanlığının PKK ile ilgili yaptığı değerlendirmeye açıklama getirmek için yayınladığı bildiriden faydalanılarak yazılmıştır.

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Aziz Ergen   - 11-07-2020

Avrupa Birliği Ortaklık mı, Tehdit mi ?

Mustafa Kemal Atatürk, özdeğerlerden ödün vermeden kalkınıp güçlenmek ve ileri bir uygarlık düzeyine ulaşmak ile “ Avrupa’yı taklit etmek “ , “Avrupalılaşmak “ ya da “ Avrupalı olmak “ gibi teslimiyetçi davranışlar arasına, net ve ayırıcı bir çizgi çizmiştir. ...