Kandil neden şimdi vuruluyor?

Yazan  22 Ağustos 2011
Bölücü örgüt bütün unsurlarını harekete geçirmiş durumdadır. Örgüt kitle katliamları düzenlemek üzere saldırı üstüne saldırı, deneme üstüne deneme yapıyor.

Bu meyanda eli kanlı örgüt, kırsalda mayın patlatır, taciz ateşi açar ve pusu atarken bölgedeki kent merkezlerinde yakın mesafe saldırıları gerçekleştirmektedir. Bölgeden gelen haberler örgütün son zamanlarda katettiği mesafeyi gösterir niteliktedir.

TSK, Kandil'i vurmaya başladığından bu yana teröristlerin teşebbüs ettikleri eylemlerden bazıları şunlar: Karakoç Jandarma Karakolu'na sızma girişiminde bulunan kalabalık PKK'lı grup, erken fark edilerek püskürtülmüş. Teröristler saldırıyor, askerler püskürtüyor. Yine aynen Dağlıca ve Aktütün karakollarına yapılan saldırılarda olduğu gibi teröristlerin, katır sırtında ağır silahlarla sınırı geçtiklerinin Heronlar tarafından tespiti yapılıyor. Teröristler katliam için konumlanırken F-16'lar harekete geçiyor ve 13 terörist imha ediyor.

TSK, yaptığı operasyonlarda PKK üslerine nokta düzeyinde vuracak kadar bilgi, teknoloji ve yeteneğe sahip olduğunu, bunları imha edici etkili vuruşlar yaptığını ortaya koymuştur. Bu noktada akla Kandil'i vurmak için iktidarın bu kadar niye beklediği sorusu geliyor. PKK, Türkiye'ye karşı silahlı eğitim alanları yapmış, barınak ve depolar inşa etmiş, yol kontrol noktaları kurmuş, AKP iktidarı seyretmiş!.. Terör örgütü ne zaman karakollara, şantiyelere saldırmış, askerlere pusu kurup, yollara mayın döşeyip kitle katliamları gerçekleştirmiş işte o zaman terör unsurlarına karşı iktidar askere "Kandil'i vur" demiştir.

Barzani ile normalin ötesinde sıcak ilişkiler kuran, ABD'nin çıkar ve ihtiyaçları için Afganistan ve Libya'da askeri, Suriye'de siyasi operasyonlara imza atan iktidar, kendi ülkesinin sınırlarını korumak için neden zamanında gerekli adımı atmamıştır. Başbakanın tabiriyle eli kanlı canilere karşı harekete geçmek için "bıçağın kemiğe dayanması" mı beklenmiştir. Eğer böyleyse şehit edilen onlarca Mehmetçiğin vebali, terörü önleyici ve imha edici adımları zamanında atmayan iktidarın boynunda değil midir?

Onca Mehmetçik şehit olduktan sonra iktidar artık "anneler ağlamasın" söylemini kullanamayacak hale gelmiştir. Çünkü anneler iktidarın izlediği strateji yüzünden artık birer birer değil topluca ağlamaya başlamışlardır.

AKP iktidarı, bölücü unsurların "devlet içinde devlet" , millet içinde millet inşa etme faaliyetlerini dokuz yıldır görmezlikten gelmiştir. Alenen işlenen suçlar suç değilmiş gibi bir algı ile karşılanmıştır. Mikrofonu eline geçirdikleri her fırsatta BDP/DTK'lı unsurların tamamı devleti tehdit, terörü övme, Türklere sövme, eli kanlı teröristleri sahiplenme ve kahraman ilan etmekte, gruplar arasına kin ve nefret tohumları saçmaktadır. İktidar olanı biteni siyasi sebepler yüzünden görmezlikten gelmektedir.

Terörist örgüt, sivil milis destekçileri, sosyalist ve siyasi işbirlikçileri "öz savunma gücü" adı altında örgütlendiklerini açıkladılar. KCK/DTK/BDP üçlüsü "özerk/özgür Kürdistan" inşa faaliyetleri bağlamında bölgede Türkiye Cumhuriyetine alternatif devlet yapılanması gerçekleştirdiğini ilan ettiler. Bölücü terör örgütü ise "vur kaç" eylemlerinin çok ötesine geçip alan hâkimiyetine yöneldi. İş iyice çığırından çıkınca, ustalık döneminde Başbakan Erdoğan, TSK'yı sabır bitti, bıçak kemiğe dayandı diyerek harekete geçirdi. Bunu da terörle mücadelede "polis-asker" tartışması açarak yaptı. Sonuçta bu kafayla terörle mücadele ne kadar yapılırsa o kadar yapılıyor!

Özcan Yeniçeri

1954 yılında Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde doğdu. İlk ve orta tahsilini Gümüşhane'de, yüksek tahsilini Ankara'da tamamladı. 1987 yılında Uludağ üniversitesi Sosyal Bilimler Ensti-tüsü'nde Yüksek Lisansını tamamladı. 1991 yılında ise Erciyes üni-versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Yönetim Organizasyon dalında “örgütlerde çatışma ve Yabancılaşmanın önlenmesinde Yönetime Katılmanın Rolü” adlı tezinin kabul edilmesiyle de doktor unvanını aldı.

1998 yılında doçent, 2004 yılında da profesör oldu.

Prof.Dr. özcan Yeniçeri, Niğde üniversitesi'nde çeşitli aralıklarla Kamu Yönetimi Bölüm Başkanlığı, Meslek Yüksek Okulu Mü-dürlüğü, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü yaptı.

1999 yılında Kazakistan'daki Ahmet Yesevi üniversitesi'nde görev aldı. Bu üniversitede “Uluslararası İlişkiler Bölümü”nü kurdu ve bir yıl süreyle de başkanlığını yaptı. 2004 yılında AYSAM (Ahmet Yesevi Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanlığına getirildi. İki yıl bu görevi yapmış olup halen Niğde üniversitesi'ndeki görevine de-vam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri'nin yazdığı eserlerden bazıları şunlardır: Yeniden Türkleşmek, örgütsel Değişmenin Yönetimi, Küre-selleşme Karşısında Milliyetçilik ve Kimlik, Küresel Kıskaç ve Türkçülük, Bilgi Yönetim Stratejileri ve Girişimcilik, Dokunanlar, İtirazlar, Bugünden Yarına Türk Dünyasına Stratejik Bakış, Yönetimde Yeni Yaklaşımlar. ölüler Nefes Almaz (Roman), örgütlerde çatışma ve Yabancılaşma Yönetimi

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 2003 yılı “Prof. Dr. Osman Turan Kültür Araştırmaları” ödülünü almıştır.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, Ortadoğu, Ayyıldız, Millet, Hergün ve Siyaset Ekseni gazetelerinde çeşitli aralıklarla köşe yazarlığı yapmıştır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri ile Milliyetçi Hareket Partisi Ankara milletvekili olmuştur. Ankara Milletvekili Yeniçeri aynı zamanda TBMM Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesidir.
21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

İsmail Hakkı Yücel   - 04-07-2020

Bilgi Çağında Rekabet Mücadeleye mi Evriliyor?

Kalkınma ve gelişme çabaları insanlığın var olduğundan beri devam etmektedir. Bu sürecin devam etmesi beklenir. Kalkınma ve gelişme süreçleri beraberinde rekabeti de getirmiştir.