Röportaj: 2015 Seçimleri Süresince PKK'nın Van'daki Faaliyetleri

Yazan  20 Temmuz 2015

MHP Van Milletvekili adayı Gültekin Çavuşoğlu ile 2015 Genel Seçimleri’nde Van genelinde seçim faaliyetleri çerçevesinde nasıl bir atmosferin yaşandığı, seçim çalışmalarının nasıl yürütüldüğü hususlarına ilişkin bir görüşme yapılmıştır.

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü: Seçim döneminde Van’da nasıl bir atmosfer vardı ve seçim çalışmaları nasıl yürütüldü? Van genelinde halkın seçimlere yönelik tutumu nasıldı?

Gültekin Çavuşoğlu: Ben Van’dan halkın, tabanın talepleri sonucunda aday oldum. Van/Erciş’te benim ailemin de kökenin çok geçmişe dayanmasından dolayı partilerüstü bir konumumuz bulunmaktadır. Bu nedenle bölgede her parti ve seçmeni bana ve aileme çok saygı duyarlar. Ancak bu seneki seçimlerde biz seçim çalışmalarına başladıktan sonra, PKK tarafından vatandaşlar üzerinde korkunç bir baskı oluşturulmaya başlandı.HDP, kendi tabanına yönelik ciddi bir çalışma yapmadı. HDP’ye oy vermeyeceğini düşündüğü seçmen gruplarına bu arada Van’da MHP’ye ve AKP’ye yönelen seçmene yönelik bir baskı, tehdit, şantaj politikası geliştirdi. Polis, PKK tarafından tehdit alanların kendilerine şikayetçi olmasını istedi. Ancak insanlar şikayetçi olmaktan dahi korktu.Önce köyler bloke edildi. Köylerde baskı ve şiddetle kırsal kesim tamamen kontrol altına alındı. Kırsal kesim kontrol altına alındıktan sonra aynı ekip ve kadrolar bu sefer şehir merkezindeki KCK yapılanmasıyla birleşerek ev ev dolaşmaya başladı. Eve gittiğiniz zaman seçim arifesi olduğu için kimse kapısını açmamazlık yapamıyor. Yani bir çocuğun bayramda gelip kapıyı çalması ne kadar tabii bir olaysa herhangi bir partinin de istedikleri yere gitmesi gayet tabii. Ve bu ekipler bsütün evleri bilakis bir değil bir kaç kez ayrı ayrı ekiplerle sürekli baskı altına aldı.

Baskı yaparken de önce oy talep ediyor ama bunun yanında da el altından şunu söylüyor, diyor ki; “Siz bize oy vermiyorsunuz, buradan pis kokular hissetmeye başladık.” Bunu söylerken de “çocuğunuz şu okulda okuyor çok da zeki olduğunu duyduk” gibi ifadeler kullanıyorlar. Yani adım adım sizi takip ediyoruz, çocuğunuz da bizim kontrolümüz altında.Nitekim bana gönderilen mesajlardan birisini okuyayım; “Siz Van halkının ne kadar tehdit aldığının farkında mısınız Gültekin Bey, HDP’ye oy verenlerin dışında kim ben falanca partiye oy veriyorum diyebilir. Halk çocuklarıyla tehdit edildi.” Bana gelen yüzlerce mesajdan sadece bir tanesini paylaştım.

Tabi bu köyler bloke edildikten sonra aynı yapı bu sefer şehir merkezini baskı altına almaya başladı ve sistemli bir şekilde bizim çevremizdeki çok geniş, büyük bir destek besleyen -yani Erciş halkı beni öz evladı olarak bilir, orda çok ayrı bir konumum var, sokakta 10 kişiden sekizi tereddütsüz HDP’lisi bile saygı duyar ama oyunu vermez- böylesine bir yapı bu sefer çöküşe geçti. Anladım ki çevremdeki insanları bile yani ekibimde çalışan kadro bile sürekli tehdit alıyor. Bizzat belediye başkanı tarafından görüşme talebimiz can emniyeti nedeniyle geri çevrildi.

Aradan bir müddet geçtikten sonra çevrede yavaş yavaş bir çökme başladı. Etrafımız çözülmeye başladı. En yakındaki samimi insanlar bile tehdit almaya başladı. Seçimlerde her sandığın başında yaklaşık 30-40 kişilik gruplar sandıkları kuşatmaya aldılar, okulların etrafına PKK bayraklarıasıldı ve seçmenler ürkmeye başladı. PKK bu şekilde varlığını net bir şekilde gösterdi. Bu durum karşısında da vatandaş yavaş yavaş çözülmeye başladı.

Bildiğiniz gibi 6-7 Ekim olayları Van’da çok ciddi bir şekilde yaşandı. Bu olaylar esnasında yaklaşık 430 işyeri yakıldı ve yıkıldı. Bu işyerlerinin yaklaşık 260 tanesi Erciş’teydi. PKK tarafından 6-7 Ekim olaylarına yapılan atıf neticesinde vatandaşlarda, HDP’nin barajı aşamaması halinde aynı sonucun yaşanma endişesi hakim oldu. Çünkü bölgede devlet yok, örgüt dağda ve şehirde hakim ve halk örgüt tarafından yoğun bir baskı altında tutuluyor.

Çevremde yakın olduğum insanlar bile evladına birşey olmasından korktuğu için, barajın aşılması ve bölgede bir sıkıntı yaşanmaması adına HDP’ye oy verdiler. MHP olarak maalesef gerekli sandık kurulu üyelerini gösteremedik çünkü insanlarımız çekildi. Hatta ben KAMUSEN Genel Başkanı’yla bizzat görüştüm. Orada gerekli sandık kurulu üyeleri verilmediğini belirttim. Bana cevabı; “Gültekin Bey, tedirgin oluyorlar herhalde yabancı oldukları için görev almak istememişlerdir” şeklinde oldu.

Bu bölgede devlet şeklen var. PKK burada istediği şeyi yaptırma gücüne sahip. Haracını da alıyor, mahkemesini de kurmuştur. Bugün Van merkezde hiç tereddütsüz esnaflar da dahil olmak üzere haraç vermeyen hiçbir fert yoktur. Örgütün söylemi; “Kürdistan’da ticaret yapıyorsunuz, Kürdistan’a vergi vermek mecburiyetindesiniz” şeklinde. Vatandaşlar tarafından haraç toplamak amacıyla örgütün gönderdiği yazılar gösterildi bana. İstedikleri rakam bir milyon dolar civarında. Haraç ödemeyen vatandaşları önce Hakkari’ye sonra Kuzey Irak’a götürüyorlar. En son bir yazıyla bir vatandaşa ödeme yapması için 04 Nisan’a kadar zaman verilmişti, sonrasında ne oldu bilmiyorum. Bölgede mahkemeler kurdu örgüt. Devletin mahkemesine gitmek yasaklandı, gidenler azarlanıyor. Her mahallede komiteler oluşturulmuş, her köyde de ikişer kişilik komiteler oluşturulmuş durumda. Bütün kararları veren bu ekipler.

Seçim gecesi de saat 03.00’dan sonra sandıkların kontrolü örgüt yandaşlarının eline geçti. Kurul başkanı korkudan bir şey yapamadı, zaten sandık kurulu üyelerinin bir çoğuna kendileri hakim. Benim tahminim gece saat 03.00’dan sonra, örgüt mensuplarının oyları kendilerinin kullandığı. Çünkü bir önceki seçimlerde almış olduğu oy bandı 193-200 bin seviyesinde iken birden bire bu seçimlerde 370 bin seviyesine çıkması akla mantığa uygun birşey değil. Oyların yaklaşık %25-30 civarı tamamen gayri meşrudur. Ben bunu iddia ediyorum. Tipik bir örnek vermek istiyorum. İkinci sıra milletvekili adayımız Yavuz Selim Çamuşcu beni aradı; “Ağabey Van’daki oyların büyük çoğunluğu başka isimler adı altında kullanıldı” dedi. Yani gelmeyenlerin oyu saat 03.00’dan sonra örgüt mensupları tarafından kullanıldı.

Bir başka örnek; bir vatandaş eşine oy kullanmaya gidelim diyor, o da biraz işleri olduğunu söylüyor, bu nedenle eşi öğleden sonra oy kullanmaya gidiyor. Öğleden sonra eşi komşusuyla birlikte aynı sandıkta oy kullanmak için gittiğinde görüyor ki listede oy kullanmış gözüküyor,kayınvalidesi iki ay önce vefat etmiş ama ismi var o da kullanmış, komşununki de kullanılmış. Hiç sesini çıkartmadan eve geliyor sandıklar açıldıktan sonra eşi isyan ediyor, “bu nasıl olur, bu sandıktan hiç olmazsa bu kadar çıkması gerekirdi” diyor. Eşi o zaman diyor ki; “Ben oy kullanamadım, benim yerime de kullanmışlar, merhum annenin yerine de kullanmışlar, komşunun yerine de kullanmışlar.”

PKK/HDP baskı, tehdit ve terörize eylemlerini sadece bize karşı değil, AKP’ye karşı da uyguladı.Van AKP birinci sıra milletvekili adayı Burhan Kayatürk hem YSK’ya müracaat ediyor üç gün önce hem de Avrupa’dan gözlemci talebinde bulunmuş. Tabi ben bunu teyit edemedim.AKP üzerindeki baskılar da çok boyutlu idi. Van merkezde 26 büro kiraladılar. Ertesi gün 26 büronun kira kontratları iptal edildi. Sonunda AKP kirası normal olarak 3000 TL olan bir yere 36 gün için 90.000 TL vererek bir tek yer kiralayabildi.Yapılan baskılar sonucunda AKP’nin  700  sandık müşahidi müşahitlik görevinden ayrıldılar.Bunların yerine AKP sandık görevlisi atadı. Ancak her gün 15-20 AKP sandık görevlisi seçim gününe kadar görevindenistifa etti. Sonunda Ankara’dan 250 kişiyi sandık görevlisi olarak getirmek zorunda kaldılar. Seçim günü AKP müşahitlerini ve görevlilerini sandık başına taşıyacak minibus firması anlaşmayı iptal etti ve taşımadı. AKP’nin iki seçim otobüsü vardı. Her gün saldırıya uğradı ve camları kırıldı. Hatta AKP 1. Sıra adayı ve milletvekili Burhan Kayatürk, polis kayıtlarına geçtiği için biliyorum, bir PKK’lı tarafından “gerekirse sana Ankara’da da ulaşırız” diyerek tehdit edildi.

Yani sonuç itibarıyla anti demokratik bir seçim olmuştur. Baskı ve zulüm altında yapılan bir seçim olmuştur. Van’daki ve Güneydoğu Anadolu’daki siyasal gerçeği kesinlikle yansıtmıyor.

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü: Bölgeden bir vatandaş olarak tüm bahsettiğiniz hususlar ışığında gelecek süreci nasıl değerlendiriyorsunuz ve önerileriniz nelerdir?

Gültekin Çavuşoğlu: Haziran 2015 genel seçimleri sonrası sandıktan çıkan oylar bağlamında Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerindeki siyasal yapı, doğru ve dikkatli analiz edilmeye muhtaçtır. Analizin doğru ve sağlıklı sonuç verebilmesi için PKK, KCK, mahalle örgütlenmeleri, devletin duruşu, bunların karşısında kamunun işlevi ve HDP dışındaki MHP, CHP ve diğer siyasi partilerin bu bölgedeki etkinliği ve yapılanması dikkatle incelenmelidir.

Dün ben PKK’lı değilim diyen insanlar bugün evlerine, iş yerlerine PKK ve Apo posteri asar duruma nasıl geldi? Açılımla yapılan bazı teşvikler ve tavizler neticesinde, vatandaş;“hükümet destek veriyor, bana ne oluyor” diyor. Vatandaş sahipsiz ve bir noktada güçlü olan tarafa yöneliyor. Acilen devlet orada varlığını hissettirmek mecburiyetindedir. Hissettiremediği için daha düne kadar açık ve aleni şekilde bölücü unsurlara karşı tavır koyan vatandaş bugün HDP’ye korkudan, içine sindiremese bile onun illegal yapılanması PKK’ya ve diğer unsurlarına karşı  sempati duyar noktaya gelmiştir. 

Diğer bir sorun tüm bu gelişmeler neticesinde, Van’da sermaye ve gayrimenkuller hızla el değiştirmeye başlamıştır. Vatandaşlar, belli kişiler hedef gösterilerek; “Sakın bunların mallarını almayın, nasıl olsa defolup gidecekler” şeklinde baskı altına alınıyor. Düne kadar örnek bin lira olan bir gayrimenkulün değeri talep olmadığı için yarı yarıya düşmüş, değer kaybetmiştir. Vatandaş çaresizlik içerisinde. Burada kastedilen kişileri Türkler diye değerlendirmemek lazım, Kürt olup da vatanına milletinin birlik ve bütünlüğüne karşı sevgi ve muhabbet besleyen insanlar da PKK’nın hedef grubu içerisinde yer almaktadır. Örneğin ben aşiret liderleri ile de görüşüyorum, diyorlar ki merkezde sana oy veririz ama köylerde veremeyiz çünkü tespit edilen kişiler dağa kaldırılıyor ve işkenceye maruz bırakılıyor.

Diğer bir sorun, meslek odalarının örgüt yandaşları tarafından ele geçirilmesidir. Bu yerler üzerinden PKK’ya destek sağlanmaktadır. Ayrıca örgütün talimatı ile yeni meslek odaları kuruldu ve sivil toplum örgütü adı altında bu oluşumlar üzerinden baskı unsuru oluşturmaya çalışıyorlar. Bunlar ulusal ve yerel toplantılar düzenleyerek siyaset yapmaya başladılar. Zaten belediyelerin odalarla yakın ilişki içerisinde oldukları malum.

Van’da vatandaş örsle çekiç arasında kalmış durumdadır. Yerelde belediyeler hakim ve belediyeler de örgüte büyük destek sağlıyorlar. PKK bölgede, devletten daha örgütlü çalışma alanı yarattı kendisi için. Aile işlerinden, haraç almaya, mahalle örgütlenmesinden belediye örgütlenmesine paralel bir devlet ağı kuruldu. Yani şu an maalesef örgüt tamamen hakim durumda.Van’da faaliyet gösteren örneğin, Türk Sanat Müziği dernekleri gibi halkın kültür değerlerine sahip çıkabilecek bütün yerler bakanlık, valilikler ve devlet tarafından ihmal edildi ve tamamen bölücü unsurlara saha terk edildi.

Bölgede örgüt tarafından fişlemeler yapılıyor. Yargı, emniyet, örgüte rağmen karar almakta çekinceli duruma düştü. Bölge, Kürtçü ve dinci kıskacı altındadır. Şu anda olay Marksist Kürtçü mü olalım, dinci Kürtçü mü olalım aşamasına gelmiştir. Bölge insanının bütün umutları kırılmış ve gelecek kaygısı başlamıştır. Bir çok yerli aile kenti terk etmek zorunda kalmıştır. Okullarda aleni bir şekilde bölücülük propagandası yapılmaktadır. Okullardaki hakimiyet, maalesef milli eğitimin düştüğü durumu göstermektedir. Okullar tamamen kontrol altına alınmış durumda. Bölge ve Van’da AKP ve HDP dışındaki partilerin yaptıkları sorumluluk almaktan öte semboliktir. Bu çok önemli yani orada sembolik bir yapılanmamız var.

Seçim öncesinde sokaklara kanlı musluk afişleri asıldı. Bu afişler halk üzerinde korku ve endişe yaratt

Ayrıca “HDP dışında başka partinin giremeyeceği” şeklinde pankartlar da asıldı.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da şu an devlet ve demokrasi yoktur. AKP’nin arkasında devlet gücü olmasına rağmen, seçimlere çeyrek kalaya kadar seçim bürosu bile açmamıştır ya da açamamıştır. Sadece iki ay içerisinde AKP Belediye Meclis Üyesi olup HDP’ye geçen belediye meclis üyesi sayısı 33’tür. Seçimde HDP’nin elde ettiği başarı, bölgenin Kürdistan olma referandumu olarak değerlendirilmiştir. Bu durumun önüne geçmenin tek yolu acilen devletin varlığını bölgede hissettirmesidir.

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü: Devletin varlığını hissettirmesinden kastınız nedir?

Gültekin Çavuşoğlu: Devlet bölgede yargısıyla, kolluk güçleriyle bulunmalı. Ben vatandaş olarak illegal güçler tarafından sorgulanıyorsam, sandığa korku ve endişe içerisinde gidiyorsam, benim aracıma TOMA refakat ediyorsa, devletin vatandaşını bu noktaya getirmemesi gerekmektedir. Bölgeyle ilgili projeler üretilmeli ve tüm siyasi partiler bölgede etkinlik gösterebilmelidir. Vatandaş kendisini sahipsiz hissediyor, çünkü baskı altındalar, sindiriliyorlar ve ölümle tehdit ediliyorlar.

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü: Çok teşekkür ederiz.

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Bojidar Çipof   - 14-07-2020

Helenizm için Ayasofya

Son birkaç haftadır gündemin baş sıralarında bulunan Ayasofya ile ilgili yüzlerce yazı yazıldı ancak bazı hususlar hiç irdelenmedi. Bu makalemizde üzerinde çokça makaleler yazdığımız Ayasofya konusunu Helenizm ayağından ele alarak sunuyoruz.