Saldırıların nitelik değiştirmesi ve kara harekâtı

Yazan  15 Eylül 2011
İki gün önce Hakkâri’nin Şemdinli ilçesine PKK’lı teröristler ağır silahlarla baskın yaptılar.

Yapılan açıklamaya göre, kapalı halı sahadaki bir düğüne davetli olarak sızan bölücüler, insanları kendilerine canlı kalkan yaparak oradan Emniyet müdürlüğüne, Jandarma komutanlığına, Dağ komando taburuna ve lojmanlara ateş açmışlar.

Aynı gün Şırnak'ın İdil ilçesinde gösteri yapan maskeli bir grup da Öğretmenevi'ne Molotof kokteylleriyle saldırmış. Militanların, Öğretmenevine saldırırken "Gelmeyin buralara, terk edin gidin. Burada sizi istemiyoruz. Sizi yakarız" türünden tehditler savurdukları basına yansımıştır. Son zamanlarda terör örgütünün sık sık şantiyelere saldırarak iş makinelerini yaktıkları haberlerine rastlanılmaktadır. Orman yangınlarının büyük bir kısmının bölücüler tarafından çıkartıldığı da biliniyor.

Eğitim kurumlarına, düğün yerlerine ve sivil insanlara saldırıların artması, üzerinde durulması gereken bir husustur. Bölücü terör örgütünün, önümüzdeki günlerde daha çok hastane, cami, okul, sağlık ocağı, baraj, şantiye, elektrik santrallerini hedef alacağı düşünülmelidir. Bu bağlamda öğretmen, doktor, hemşire, imam, işçi ve teknisyenlere yönelik saldırı ve kaçırmalar artabilecektir. Bölücülerin daha az riskli ama sansasyonel olacak hedeflere yönelecekleri anlaşılmaktadır.

Nitekim Kandil'deki teörörist Duran Kalkan'ın, "Etkili olduğumuz yerde mevcut eğitimi durduracağız, kendi eğitimimizi kuracağız. Yani artık 'devlet bize ana dilde eğitim versin'demeyeceğiz" sözleri yapılmak istenileni ortaya koyar niteliktedir.

Terör örgütü, Kandil'e yönelik bir kara harekatının gündeme geldiği bir süreçte dikkatleri ülkenin içine çekmek, hedef saptırmak için bölgede son derece sansasyonel -canlı bomba dahil- eylemlere baş vurabilir. Bu konuda ilgililerin azami derecede uyanık olması gerekir.

Yaşanan son gelişmeler üzerine Başbakan Erdoğan, Mısır'a gitmeden önce Ankara'da sürpriz olarak nitelenen bir güvenlik zirvesi topladı. Ardından da Orta Doğu gezisinin ilk durağı olan Mısır'a uçtu.

Bülent Arınç yaptığı açıklamada, bu toplantıda "güvenlikle ilgili son durumun gözden geçirildiğini" söylemiş. Kendisine "Bir kara harekâtı söz konusu mudur?" sorusunu "Bunlar konuşulacak şeyler değil, yapılacak şeylerdir" diye cevaplandırmış.

İçişleri Bakanı ise aynı saatlerde yaptığı açıklamada "Sınır ötesi harekat da havadan olduğuna göre karadan da sınır komşumuz ülkeyle yapılan görüşmelere bağlı olarak yapılabilir, her an" diyor. Arınç, "konuşulmaz, yapılır" derken, İçişleri Bakanı da adeta nazire yaparak "yapılmaz, konuşulur" tavrı takınıyor.

Bu arada Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, PKK kamplarına yönelik sınır ötesi kara harekâtı için Bağdat'ta Talabani ve Erbil'de de Barzani'yle görüşmelerde bulundu. Bu görüşmelerde yetkililere Türkiye'nin duruma müdahale edebileceği mesajı iletilmiş. Türkiye, neden topraklarınızdan Türkiye'ye yönelik saldırılara yataklık ediyorsunuz? diyerek hesap soracağı yerde, Bağdat ve Erbil'den Türkiye'nin yapmaya düşündüğü operasyonla ilgili olarak bir anlamda izin istiyor, bilgi veriyor.

Göstere göstere yapılacak bir kara harekâtının nasıl bir sonuç hasıl edeceği ortadadır. Böyle bir harekât sonrası operasyon yapan TSK birlikleri bölgeden çekilirse, harekâtın yapılacağını önceden haber aldıkları için bölgeden uzaklaşan gruplar daha sonra ellerini kollarını sallayarak inlerine dönebilirler. Kara harekâtı aniden, beklenmedik yerden ve süratli bir biçimde yapılırsa sonuç üretebilir. Tereddütlü, herkese soran, izin alan ya da haber vere vere yapılan bir kara harekâtından istenilen sonucun elde edilemeyeceği ortadadır.

Bölücü terörün her yöntemi, yolu ve imkânı kullandığı bir dönemde iktidarın "Kararsız Kasım" rolü oynaması düşündürücüdür. Bu nedenle Türkiye'nin terör konusunda zor günlere hazır olması gerekir. Başbakan bölge liderliği için Orta Doğu turundayken Türkiye'de terör, mesaisine ara vermeden can almaya devam ediyor.

Özcan Yeniçeri

1954 yılında Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde doğdu. İlk ve orta tahsilini Gümüşhane'de, yüksek tahsilini Ankara'da tamamladı. 1987 yılında Uludağ üniversitesi Sosyal Bilimler Ensti-tüsü'nde Yüksek Lisansını tamamladı. 1991 yılında ise Erciyes üni-versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Yönetim Organizasyon dalında “örgütlerde çatışma ve Yabancılaşmanın önlenmesinde Yönetime Katılmanın Rolü” adlı tezinin kabul edilmesiyle de doktor unvanını aldı.

1998 yılında doçent, 2004 yılında da profesör oldu.

Prof.Dr. özcan Yeniçeri, Niğde üniversitesi'nde çeşitli aralıklarla Kamu Yönetimi Bölüm Başkanlığı, Meslek Yüksek Okulu Mü-dürlüğü, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü yaptı.

1999 yılında Kazakistan'daki Ahmet Yesevi üniversitesi'nde görev aldı. Bu üniversitede “Uluslararası İlişkiler Bölümü”nü kurdu ve bir yıl süreyle de başkanlığını yaptı. 2004 yılında AYSAM (Ahmet Yesevi Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanlığına getirildi. İki yıl bu görevi yapmış olup halen Niğde üniversitesi'ndeki görevine de-vam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri'nin yazdığı eserlerden bazıları şunlardır: Yeniden Türkleşmek, örgütsel Değişmenin Yönetimi, Küre-selleşme Karşısında Milliyetçilik ve Kimlik, Küresel Kıskaç ve Türkçülük, Bilgi Yönetim Stratejileri ve Girişimcilik, Dokunanlar, İtirazlar, Bugünden Yarına Türk Dünyasına Stratejik Bakış, Yönetimde Yeni Yaklaşımlar. ölüler Nefes Almaz (Roman), örgütlerde çatışma ve Yabancılaşma Yönetimi

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 2003 yılı “Prof. Dr. Osman Turan Kültür Araştırmaları” ödülünü almıştır.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, Ortadoğu, Ayyıldız, Millet, Hergün ve Siyaset Ekseni gazetelerinde çeşitli aralıklarla köşe yazarlığı yapmıştır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri ile Milliyetçi Hareket Partisi Ankara milletvekili olmuştur. Ankara Milletvekili Yeniçeri aynı zamanda TBMM Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesidir.
21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

İsmail Hakkı Yücel   - 04-07-2020

Bilgi Çağında Rekabet Mücadeleye mi Evriliyor?

Kalkınma ve gelişme çabaları insanlığın var olduğundan beri devam etmektedir. Bu sürecin devam etmesi beklenir. Kalkınma ve gelişme süreçleri beraberinde rekabeti de getirmiştir.