TERÖRLE MÜCADELEDE EŞREF BİTLİS’TEN ALINAN DERSLER

Yazan  02 Şubat 2019
Orgeneral Eşref BİTLİS 17 Şubat 1993 günü şüpheli bir uçak kazasında şehit olmuştur. Yirmi altıncı ölüm yıl dönümüne yaklaştığımız bugünlerde bu yazı ile terörle mücadele önemli çalışmalar yapan Komutanımızın fikirlerinin ve mücadele anlayışının bir bölümü  yansıtılmaya çalışılacaktır.

1990 yılında Orgeneralliğe terfi ederek J. Gn. Kılığına atanan Eşref Bitlis görevi teslim aldığında, Doğu ve Güneydoğuda PKK terör örgütü mensuplarının sayısı 20 binleri bulmuştu. Bu PKK’nın uyguladığı stratejik ve taktiklerin üçüncü aşaması olan “Stratejik saldırı”süreciydi. PKK’nın  yapısını bir ordu haline dönüştürüp, aynı anda  şehirlerde halkı ayaklanmaya hazırlayıp  topyekûn stratejik saldırılar yapılarak sonuç alma sürecinin başlangıcıydı.

Bu maksatla silahlı mücadeleyi bütün kırsal alana yayıp,  bu alanlar örgüt tarafından ele geçirildiğinde, şehirler kuşatılacak, halk ayaklanmaları başlatılacak ve bu ayaklanmalar daha sonra büyük çapta isyanlara dönüştürülerek sonuca ulaşılacaktı.

Yine bu süreçte PKK ülke içindeki gruplarını dokuz eyalet şeklinde örgütlemeye başlar. Bölgede ise 1987 den itibaren başlangıçta sekiz il, daha sonra beş il ilave edilerek toplam  on üç ilde OHAL uygulamasına  geçilmişti.

Eşref Bitlis ilk olarak karargahta genç subaylardan bir ekip oluşturarak PKK’nın stratejisine karşı çözüm tarzları geliştirmelerini ister. Genç subayları toplayarak ana fikrini açıklar.

Arkadaşlar;“Ülkemizin yüzölçümünün  %92’nde görev yapan Jandarma Teşkilatımız 133 yıldır ülkemizin emniyet asayişini sağlamaktadır. Ancak sekiz yıldır ülkemizin bir bölümünde kaynağı dışarıdan beslenen PKK terör örgütü ile çatışma halindeyiz. Başlangıçta sayıları 1000-1500 arasında olan örgütün sayısı günümüzde 20 binlere ulaşmış durumdadır.Bölgedeki gençlerin dağa çıkarak PKK terör örgütüne katılım sayısı artmıştır.”

“Yurdumuzun her köşesine yayılma tehlikesi olan Doğu ve Güney Doğu’daki ateşi söndürmek istiyorsak; PKK sorunuyla Kürt sorununu birbirinden ayırmak zorundayız. Eline silah alan terörist ile sivil vatandaşlar arasına ayırım gözetmek durumundayız.”

“Özellikle sivil halk kesimine en az zarar verecek terörle mücadele yöntemlerini tespit etmeliyiz.Unutmayınız “Bölge halkını kazanmak bizim kırmızı çizgimiz olmalıdır”.

“Bölge halkımız yanlış yönetim ile terör arasına sıkışmış durumdadır. Üzülerek söyleyeyim ki bunu su istimal eden unsurları tamamen yok etmek zorundayız. Bölgeye atanan personeli terör konusunda bilgilendirilmeliyiz.”

“Sizden ikinci isteğim biliyorsunuz ağırlıklı olarak kırsal kesimde görev yapmamız nedeniyle istihbarat yönünden eksiklerimiz mevcuttur. Bunun için, kırsal kesim istihbaratını çobanları bile hesaba katarak nasıl geliştirebiliriz, bu konuyu da çalışmanıza dahil etmelisiniz. Bu konu ile ilgili rahat çalışmanız ve istediğiniz zaman bana ulaşmanız için ilgililere gerekli emirleri verdim. Size güveniyorum ve bizlere en doğru çözümü bulacağınıza inancım tamdır.”

Eşref Paşanın Ana fikrini alan çalışma grubu  öncelikle; PKK’nın belirlediği sözde  eyaletin  içerisinde kalan şehir ve alanların  demografik yapılarını, geçmişte o bölgelerde  meydana gelmiş isyanları, aşiret yapısını, arazi etüdünü, geçici köy korucularının ve güvenlik güçlerinin mevcut durumunu,o bölgede PKK ile çatışmalarda verilen şehit ve yaralıları, eğitim durumunu,işsizlik durumunu, ekonomik durumunu, tarım, sanayi, hayvancılık, asayiş  durumunu, sağlık durumunu, örgüte katılmak üzere dağa çıkan ve inen gençlerin sayısını, çatışmalarda sağ ve ölü ele geçirilen örgüt elemanların sayısını kapsayan çalışmalarını aralıksız altı ay süreyle devam ettirir.

Çalışma gurubu bölgedeki görev yapan her düzeydeki personel ile rahatlıkla bilgi alış verişinde bulunur, yine bölgeye giderek farklı yerlerde incelemeler yaparlar. Ayrıca izine gelen, tayini çıkan her rütbeliyi çalışma yerlerine davet ederek mutlaka görüşmeler yaparlar.

Çalışma grubu hazırlıklarını bitirerek askeri tedbirleri kapsayan iki hareket tarzı belirler.

Birinci hareket tarzı; Bölgedeki mevcut kuvvet yapısı incelediğinde bölgede sadece 20 civarında J. Komd. Tb. ile emniyet güçleri mevcuttur. Eğer PKK ile mücadele Mehmetçik ile yapılacaksa bölgeye alan hakimiyeti için 60 kadar Tabur ihtiyacı gerekmektedir.

İkinci hareket tarzı; PKK’ya karşı eğer Mehmetçik dışında bir mücadele düşünülecek  ise  5 bin kişilik Özel Harekat Birliği oluşturulmalıdır. 5 bin kişilik Özel Harekat Grupları da PKK’nın yapılandığı eyalet sistemine göre teşkilatlanacaklardı.

İstihbarat konusu ile ilgili yapılan çalışma dosyası da Eşref Bitlis’e ayrıca takdim edilir.

Tespit edilen hareket tarzları Eşref Bitlis’e bir brifing olarak verilir. Eşref Bitlis bu çalışmanın üst makamlara da sunulması gerektiğini belirterek bu konudaki düşüncesini açıklar:

“Arkadaşlar; “Türk Milleti var olduğundan beri bekasını  her zaman Türk milletinin bağrından çıkmış olan kendi öz evlatları Mehmetçikle korumuştur. Bundan sonrada Mehmetçikle koruyacaktır”.

Bu bölgede yaşayan kökeni ne olursa olsun bu ülkede yaşayan bütün vatandaşlarımız bu mücadelenin içerisinde yer almak zorundadır. Her şeyden önce halka şefkatle yaklaşıp, güven vererek ve gerektiğinde onlara her türlü destek sağlayarak bölge halkını kazanacağız.Bu mücadeleyi PKK ya karşı halkla beraber yürütülmek zorundayız. Unutmayınız bu mücadeleyi halkı kazanan kazanır.”

“Arkadaşlar, biz ruhumuzu Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde yürütülen Kurtuluş Savaşı’ndan aldık. O dönemde de Anadolu’da mücadele başlatılırken önce halk içerisinde yoğun bir mücadele kampanyası başlatılmış, halka yeni bir direniş ruhu kazandırılmıştır.O dönem aydınlar adım adım Anadolu’yu dolaşmışlar ve mücadele ruhunu ateşlemişlerdir. Biliyorsunuz Anadolu da kongreler yapılmış ve halk örgütlenerek askeri mücadele ile birlikte zafere ulaşmıştır.“

İşte bizde burada öncelikle bölgeye intikal edecek yeni birliklerin bölgeye oryantasyonu  sağlanarak “Halka güven verilerek  özgüven kazandırılıp sonra halkın aktif mücadeleye  katılması sağlanacaktır, en son safhada ise halkla birlikte topluca mücadele edilerek emperyalistlerin maşaları  bu bölgede yok edilecektir.

1. Gn. Kom. Org. Eşref Bitlis yurt içinde terörle mücadeledeki fikirlerini çok net olarak açıklamıştı.Şimdi belirtilen hareket tarzının MGK öncesinde Gn. Kur. Başkanlığı, Hükümet ve Cumhurbaşkanına duyurulması gerekecekti.

Eşref Bitlisin içerisinde bulunduğu süreç kritik bir döneme girmişti. ABD Irak’a müdahale ederek on binlerce Peşmerge Türkiye sınırına yığılmış Cumhurbaşkanı Özal BM den acil yardım yardım çağrısında bulunmuştu. Saddam Hüseyin’in saldırılarına karşı Kuzey Irak Kürtlerini korumak için BM Güvenlik Konseyinin 688 sayılı karar ile kamuoyunda Çekiç Güç olarak bilinen güç İncirlik ve Pirinçlik’e yerleşmiş Zaho’da bir irtibat bürosu açmıştı. Bu Eşref Bitlisin önünde belkide terörle mücadeledeki en büyük engeli oluşturacaktı.

Eşref Bitlis bölgeye Çekiç Güç’ün gelişiyle ilgili endişelerinide dikkate alarak fikirlerini üst makamlara duyurarak konuyu olgunlaştırmayı başarmıştı. Eşref Bitlis’e göre; MGK da konuşularak Hükümete tavsiye kararı aldırılması gerekenleri altı ana grupta belirlemişti.

1. ”Bölge ülkeleriyle mutlaka işbirliği yapılmalıdır.”Terörle mücadele için öncelikli olarak sınır komşuları İran, Suriye ve Irak ile görüşmeler başlatılarak işbirliğine ikna edilmelidir.Bu kapsamda;Kuzey Irak’a yapılacak sınır ötesi harekat için Irak'ın kuzeyindeki yerel unsurlar olan KYB lideri Celal Talabani ile KDP lideri Mesud Barzani’yi  bu mücadelede kontrolümüze almak zorunda olduğumuza Gn. Kur. Bşk. ve Cumhurbaşkanını ikna etmişti.

2.“Terör Örgütü  yalnızlaştıracak tedbirleri uygulamaya sokulmalıdır”.Terör örgütü her  bakımdan yalnızlaştırılıp finans kaynakları kurutulmalıdır. Finans kaynaklarının tespiti için de özel bir çalışma komisyonu  oluşturulmalıdır.

3.“Terör örgütünün lider kadrosu dağıtılmalıdır.”Dünya örneklerinde olduğu gibi örgütün tasfiyesi için lider kadro dağıtılmalıdır.

4.”Bölge halkı kucaklanmalıdır.”Bölge halkının kazanılması zaruridir.Halk yanlış yönetim ile Terör arasına sıkışmış durumdadır.Bunu suiistimal eden unsurların bertaraf edilmesi zorunluluğu ortadadır.

5.”Bölgede alan hakimiyeti için kuvvet takviyesi gerekmektedir”60 kadar Tabur alan hakimiyeti  için yeterli olacaktı.

6.”PKK terör örgütü ile kesintisiz mücadele yapılmalıdır.”PKK terör örgütü ile kesinlikle ateşkes sürecine girilmeyecek ve kesin sonuçlu imha harekatıile varlığı tamamen ortadan kaldırılacaktır.

Eşref Bitlis’in teklifleri her seviyede kabul görerek öncelikle yurt içinde belirlenen birlikler 5442 sayılı kanun kapsamında Doğu ve Güney doğu Anadolu’ya intikal etmeye başlamışlardı. Ancak bölgenin makus talihini yenecek TSK’nın gelecekteki Gn. Kur. Başkanının kararlı düşüncelerinin önünü kesmek için ABD tarafından düğmeye de basılmıştı. Eşref Bitlis artık stratejik düzeydeki planlarını hayata geçirmeye başlamıştı. Yaptığı araştırmalarda Çekiç Güç’ün Barzani-Talabani Peşmergelerini ve halkı korumaktan ziyade, Irak’ın Kuzeyinde bir Kürt devleti kurmaya çalıştığını ve PKK gücü yarattığını görmüştü.

Hatta Çekiç Güç’e bağlı Helikopterler Geceleri Cudi, Gabar, Besler-Dereler bölgeleri  üzerinden uçuş yaparak PKK’ya silah, mühimmat, erzak yardımı yapıyorlardı.O dönem helikopterlerimizde  gece görüş imkan ve kabiliyetleri sağlayan teknik cihazları henüz yoktu.

Eşref Bitlis Doğu ve Güneydoğu’da geceleri uçuş yapan  bu helikopterleri  dönemin Gn. Kur. Bşk'nı Org. Doğan GÜREŞ’e iletmiş, Gn. Kur. Başkalığınca  ”Bölgede gece  izinsiz uçuş yapan helikopterleri uçaksavarlar ile vurunuz” direktifi verilmesini sağlattırmıştı.

Yine bir seferinde  Eşref  Bitlis  ve   Asayiş Kor. Knı Korg. Necati ÖZGEN ile birlikte Kuzey Irak’a giderken Çekiç Güç uçakları (F-15) tarafından havada taciz edilerek pilotun ustalığı ve kahramanlığı sayesinde düşürülme tehlikesinden son anda kurtulmuşlardı.

Ağustos 1992 den itibaren Alan, Aktütün ve Derecik karakolları belli aralıkla basılarak 74 şehit verilmişti. Kuzey Irak’tan gelen teröristler Çekiç Güç’ün kontrol ettiği  arazi kesimlerinde kampları bulunuyor ve eğitimlerini yapıyorlardı.Sahip olduğu silahlar ateş gücü yüksek silahlardı.(Havan,RGG-7, Kanas, Biksi mktf. gibi)

Eşref Bitlis PKK’nın temin ettiği fakat askerimizde  olmayan uzun menzilli kanas, biksi silahları ile bölgede PKK’nın yollara döşediği mayınlardan korunmak için BTR-60(Doğu Almanya’dan hibe) ve BTR-80 zırhlı personel taşıyıcıları ile havadan  personel taşımacılığı için Mİ-17 helikopterleri (Ambülans hlk.dahil) SSM’lığınca Rusya’dan aldırtmıştı.

03 Ekim 1992’de Kuzey Irak’a  imha amaçlı Büyük Çaplı Operasyon başlatılmıştı. Hakkari bölgesinden Hakkari Komd. Tuğ, Şırnak bölgesinden Bolu Komd. Tuğ ve Kayseri Hv. İndirme Tuğ.,ları Hamam Boğazından Tatvan Zırhlı Tuğ, ile J. Komd. Taburları harekata  katılmıştı.2 Ekim’de ABD uçak gemisi Saratoga, Muavenet’i vurdu.Geminin komutanı dahil 5 şehit 22 yaralı vermiştik. En acısı da dönemin ABD Dışişleri Bakanı Lawrece Eagleburger Washington  Büyükelçimiz Nüzhet Kandemir’e “geminizi vurduk, özür dileriz” diye iletti. O dönem Türkiye’nin gündeminde olan tek konu PKK terör örgütünü Kuzey Irak topraklarında yok etmekti. Muavenet zırhlısını vurarak ABD Türkiye’ye “harekatı yapmayın” diye gözdağı vermişti. Çünkü ABD Irak’a müdahale edilmesini istemiyordu. TSK’leri bu harekatı Muavenetin vurulmasına rağmen yaptı.

Kuzey Irak’a başlatılan harekat çok başarılı şekilde devam ediyordu. J. Gn. Knımız artık bütün enerjisi kullanıyor, bedenini ve vücudunu  zorluyordu.Ancak Eşref paşamızın sağ bacağında çok ciddi sinir sıkışması ve çekilme olmuş zorunlu olarak yatağa düşmüştü.

Artık Kuzey Irak operasyonunu evinde yatakta istirahat ederken takip ediyordu. Karargahta açılan Kuzey Irak Operasyon izleme merkezinde sabah erken saatlere  kadar gelen mesajları inceleyerek  haritalara işliyorduk. Sabah erkenden ise Harekat Başkanımız ile doğruca J. Gn. Knımızın evine giderek yattığı yatağın baş ucuna yerde halı üzerine haritayı serip birliklerimizin ulaştıkları noktaları anlatıyorduk.

Eşref paşamız yatağında yan dönerek elindeki metal işaret çubuğu ile birliklerin ilerleme istikametlerini bir taraftan haritaya işaretlerken bir taraftan da elimizdeki kırmızı kaplı ajandamıza yazıyorduk.

Aniden bize bakarak "o çocuktan haber varmı”? diye sorunca Harekat Başkanımız ile birbirimize bakıp acaba kimden bahsediyordu diye düşündük. Sırt üstü dönüp göğsünün üzerine MİLSEÇ siyah telefonu koyarak özel hattan Asayiş Komutanı Korg. N.Ö generalimizi  arayarak "Necati Paşam Cem'e ulaşamıyorum. Beni kaç gündür bu çocuk beni aramadı.  Aman o çocuğa dikkat et. Geçen hafta Bakanlar Kuruluna brifing verdim. Sanırım bizimkilerinde  yapabileceği bir şey yok gibi. İşimiz çok zor Necati paşam sanırım birileri bizi gözden çıkardı.Bari o çocuğa sahip çık Necati Paşam "demişti.Cem Ersever’in başına bir şey gelebileceğini düşünüyordu. Cem Ersever’in bölgede irtibat timleri ile  Talabani ve Barzani arasında Peşmerge kıyafeti ile görev yaptığını ve yanındaki üç koruması ile koordinasyon sağladığını  biliyorduk.

Operasyon süresince 8 bin PKK lı terörist etkisiz hale getirilerek, PKK’nın bütün lojistik desteğini sağlayan depo ve sığınaklar imha edilmişti. Ancak harekatı etkileyen en olumsuz faktör hava şartlarıydı.Operasyonun kış dönemine rastlaması olumsuzlukları da beraberinde getirebilecekti.Bu nedenle harekata Mart 1993 de operasyonun tekrar devam edilmesi konusunda görüşoluşturulmuştu.

ABD'nin kontrolündeki  Çekiç Güç vasıtasıyla derin faaliyetlerin artık komutanımızın çok yakınlarına yaklaşmış olduğunu uçağı düş(ürüldü)kten sonra çok daha iyi fark etmeye  başlamıştık. Eşref Bitisin uçağı düş(ürül)mesinden sonra Mart 1993  barış sürecinin bir ihanet süreci olduğunu belirterek 18 Mart 1993 te Kuzey Irak’ta görev yapan Cem Ersever de istifa etti.24 Mayıs 1993 günü Elazığ-Bingöl karayolunda araçların yolunu kesen PKK militanları, usta birliklerine giden ve askerliklerini tamamlayıp memleketlerine dönmekte olan üniformasız askerlerin olduğu otobüsleri durdurup 33’ü asker,40 kişiyi olay yerinin yakınında kurşuna dizerek katletti. Sivil araçları ateşe verdi, 13’ü asker, 1’i polis, toplam 22 kişiyi de kaçırdı.

20 Mart 1993 ateşkesi ile 24 Mayıs 1993  Bingöl katliamı ile Çekiç Güç desteğindeki PKK Eşref Bitlis’in planlarının önünü kesmiş oldu. PKK terör örgütünün sözde ilan ettiğidört kez ateşkes sürecine kanılıp sonuç hayal kırıklığı ve üzüntülerle sonuçlanmıştır.

-20 Mart 1993 sözde ateşkes süreci(24 Mayıs 1993 de Bingöl katliamı ile bitirilmiş)

-01 Eylül 1999 sözde ateşkes süreci (01 Haziran 2004 de Uzaktan Komutalı Patlayıcılarla yurt içerisine girerek saldırılar başlatması)

- 13 Nisan 2009 sözde ateşkes süreci(31 Mayıs 2009 da PKK kanlı eylemlerine başladı)

-21 Mart 2013 sözde ateşkes süreci (22 Temmuz 2015 de Urfa–Ceylanpınar’da iki polis memurunun şehit edilmesi ve hendek çatışmaları)

Eşref Bitisin uçağının düş(ürül)mesinden sonra Kuzey Irak’a  1995 te “35 bin Mehmetçikle Kuzey Irak’a yapılan Çelik Harekatı” Eşref Bitlisin  düşünceleri doğrultusunda  planlanan operasyonlarının devamı olmuştur.

Eşref Bitlis bulunduğu her rütbede makam  ve geleceğini  terörle mücadeleye adamıştır. Yaptığı operasyonlarda harp prensipleri ile gerillanın harbinin taktik ve tekniklerini buluşturmuştur. Eşref Bitlis’in en önemli özelliklerinden biriside terörün ardındaki güçleri tespit edip deşifre etmek için çalışmalar içerisine girmiş olmasıdır. Bu yöntemlerle terörle mücadelede çok başarılı sonuçlar almış ve bu uğurda bedel  ödemiştir.

Eşref Bitlis efsanesine…Saygıyla…

 

 

Son Düzenlenme Salı, 05 Şubat 2019 10:53
Aziz Ergen

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 16-07-2019

S400'ler sihirli değnek mi?..

Sürekli olarak Türkiye'nin yönetilemediğini, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle bunun adeta dip yaptığını, Türkiye'nin iç cephesinin parçalandığını, bununla eşzamanlı olarak Türkiye'nin dört bir tarafından kuşatıldığını yazıp çizip söyleyip duruyoruz.