Türkiye’ye Yönelik Terör Tehdidi: IŞİD’in Emni’leri

Yazan  23 Kasım 2017

 

IŞİD Tehdidi Gerçekten Bitti mi?

Suriye ve Irak’ta IŞİD terör örgütünün 2014 yılında ele geçirdiği toprak parçalarının hemen hemen tamamı geri alındı. 20 Kasım 2017’de İran Cumhurbaşkanı Ruhani, İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada “IŞİD’in bittiğini” söyledi.[i] IŞİD terör örgütünün sonunun geldiğini ilan etmek için oldukça erken ve aceleci bir yaklaşımla ardı ardına açıklamalar yapılırken, IŞİD’in bittiğini ifade etmek yerine; IŞİD’in kontrol ettiği alanların elinden alınarak sözde bir devlet gibi davranmasının önüne geçildiğini, terör örgütü mensuplarının büyük kısmının etkisiz hale getirildiğini ancak yeryüzünde görünürlüğü en aza inen IŞİD’in yeraltındaki faaliyetleri ile terör eylemleri düzenleyebileceğini, yakaladığı ilk fırsatta yüzlerce terör örgütü mensubunu bir araya getirerek Irak ve Suriye’de güvenlik zafiyeti gördüğü bir bölgeyi yeniden ele geçirebileceğini göz önünde bulundurmak daha gerçekçi bir yaklaşım olacaktır.

Ayrıca, Irak ve Suriye’de yürütülen operasyonlarda, IŞİD terör örgütü mensuplarının ne kadarının etkisiz hale getirildiği, ne kadarının yakalandığı ve yargı önüne çıkarıldığı gibi bilgilere ulaşmak nerede ise imkânsız olduğundan, IŞİD’in bittiğine yönelik bir çıkarımda bulunmak da oldukça güç olmaktadır. Üstüne üstlük IŞİD’li teröristlerin özellikle Suriye içerisinde batıdan doğuya, doğudan batıya doğru “eskortlanarak” sevk edilmeleri, terör ve teröristle mücadele ettiğini beyan eden ancak gerçekte sadece personel kaybetmeksizin IŞİD’in ele geçirdiği bölgeleri geri almak ve PKK/PYD gibi diğer terör örgütlerine aktarmak peşinde olan sahadaki ülkelerin ikiyüzlü politikalarının sonuçları, IŞİD’in bittiğine ve bitirildiğine değil, sadece IŞİD tehdidinin ötelendiğine işaret etmektedir.

“Bana dokunmayan IŞİD terör örgütü bin yıl yaşasın” anlayışı ile yürütülen sözde uluslararası terörle mücadele uygulamaları neticesinde IŞİD’li teröristlerin bir kısmının Suriye ve Irak’tan ayrıldıkları, bunların bir kısmının diğer çatışma alanlarına doğru hareket ettikleri, bir kısmının ise ülkelerine geri döndükleri/dönecekleri konusunda çeşitli zamanlarda raporlar yayımlanıyor. IŞİD’in sonu geldi açıklamalarıyla paralel olarak IŞİD terör örgütü propaganda aracı olarak kullandığı sosyal medya hesaplarından 2018’de Rusya’da düzenlenecek Dünya Kupası karşılaşmalarına, 25 Aralık Noel kutlamalarına yönelik olarak Vatikan’a saldırı çağrıları yapıyor ve hatta İngiltere veliaht prensi ile ABD Başkanı Trump’ın oğluna yönelik tehditler savuruyor[ii], [iii].

IŞİD terör örgütü mensuplarının Türkiye’de de sansasyonel eylem arayışı içerisinde olduğunu 28 Ekim’de İstanbul Bayrampaşa’da bir alışveriş merkezinde dört IŞİD’li teröristin eylem hazırlığı içerisinde iken ele geçirilmesi bir kez daha ortaya koyuyor. Suriye ve Irak’tan temizlendiği belirtilen IŞİD’in 2014 yılından bugüne Türkiye’ye yönelik terör tehdidi halen devam ediyor. IŞİD terör örgütünün Türkiye’de eylem yapabilme ihtimali ve ülkemize geri döndükleri çeşitli raporlarla belirtilen IŞİD mensuplarının yaratabileceği tehdidi ortaya koyabilmek için üç önemli hususu incelemek gerekiyor. Bunlardan birincisi IŞİD terör örgütünün Türkiye’deki amaçlarını irdelemeyi, ikincisi IŞİD terör örgütü ile ilgili veri tabanına dayalı rakamlar üzerinden bir analizi, üçüncüsü ise IŞİD’in “Emni” olarak adlandırdığı terör yapılanmasını incelemeyi gerekli kılıyor.

IŞİD Terör Örgütü Neden Türkiye’yi Hedef Alıyor?

IŞİD terör örgütü neden Türkiye’yi hedef alıyor sorusuna cevap bulabilmek için IŞİD’in Haziran 2015’de Türkçe olarak yayımlamaya başladığı “Konstantiniyye” isimli dergiye bakmak yeterli oluyor. Terör örgütünün dergide yer alan söylemleri incelendiğinde; IŞİD’in Türkiye’de yaşayanları kâfir olarak gördüğü, Türkiye yönetimine de kâfir bir devlet olarak baktığı, Türkiye’nin dinden sapmış ülkelerden birisi olduğunu savunduğu anlaşılıyor.

IŞİD’in Türkiye üzerindeki ideolojisi aslında dergiye verilen isimden de kolayca anlaşılıyor; Konstantiniyye yani İstanbul. IŞİD; Suriye’de Halep kuzeyinde bulunan Dabık mevkiini ele geçirdikten sonra dergisine ismini verdiği İstanbul’u hedef seçtiğini, büyük savaşın İstanbul’un kâfirlerden geri alınmasıyla kazanılacağını söylüyor. IŞİD terör örgütünün söylemlerinden IŞİD’in sözde hedefinin İstanbul ve ardından Türkiye’yi ele geçirmek olduğu anlaşılıyor.

Nüfusunun %99’u Müslüman olan Türkiye’nin demokratik ve laik bir yönetim şekline sahip olması, Türkiye’nin Müslüman diğer ülkelere yönetim açısından örnek gösterilmesi, Türkiye’nin IŞİD’i 2013 yılında terör örgütleri listesine dâhil etmesi ve Ağustos 2015’de IŞİD’e karşı koalisyona katılması, Türkiye’yi IŞİD terör örgütü gözünde en önemli düşmanlardan birisi haline getiriyor.

Bununla birlikte, ülkemizin özellikle Suriye sınırında aldığı etkin tedbirler ve yurt içinde aldığı kolluk önlemleri neticesinde IŞİD’in yabancı terörist akışının kesilmesi, Suriye’de Özgür Suriye Ordusunun Irak’ta ise Peşmerge’nin IŞİD’le mücadele kapsamında eğitilmesi, Fırat Kalkanı operasyonu ile IŞİD’in Suriye kuzeyinde elinde tuttuğu yaklaşık 2.000 km2lik alanın geri alınması, IŞİD’in finans teminine yönelik alınan tedbirler nedeniyle IŞİD terör örgütü Türkiye’yi hedef alıyor.

Rakamlarla Türkiye’nin IŞİD’le Mücadelesi

Hatırlanacağı gibi IŞİD terör örgütünün Türkiye’deki ilk eylemsel varlığı, 20 Mart 2014’de, İstanbul’da eylem yapmak üzere yola çıkan bir grup IŞİD terör örgütü mensubunun Niğde’de yol kontrol noktasında yakalanması üzerine çıkan çatışma ile ortaya çıkmıştı. 2014’ten itibaren IŞİD Türkiye’de 3 silahlı saldırı, 1 bombalı saldırı ve 10 canlı bomba saldırısı olmak üzere toplam 14 kanlı eylem düzenledi. Ankara Garı, Reina Gece Kulübü, Atatürk Havalimanı, Sultanahmet, İstiklal Caddesi, Gaziantep Düğün, Diyarbakır Mitingi saldırıları IŞİD terör saldırılarının en bilinenleri. Bu saldırılarda 11 polisimiz, 1 askerimiz ve 293 vatandaşımız olmak üzere toplam 305 insanımız şehit olurken; 62’si polis, 7’si asker ve 1.269’u vatandaşımız olmak üzere 1.338 kişi de yaralandı.[iv]

İçişleri Bakanlığı tarafından haftalık olarak yayımlanan terörle mücadele verileri incelendiğinde, 2016 yılında Ocak ve Ekim ayları arasında yaklaşık 2.200 kişinin IŞİD terör örgütüne üye olmaktan gözaltına alındığı görülüyor. 2017 yılında ise; yılbaşından itibaren 30 Ekim tarihine kadar geçen sürede IŞİD terör örgütüne yönelik operasyonlarda gözaltına alınan kişi sayısının 3.708 olduğu görülüyor. Rakamlar bize IŞİD terör örgütünün Türkiye’deki faaliyetlerinin önlenmesi için düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınanların sayılarının yaklaşık %70 arttığını gösteriyor. Eldeki verilerden IŞİD terörünün önlenmesine yönelik yapılan başarılı kolluk operasyonlarına ilişkin miktarın da arttığı açıkça görülüyor.

Asıl incelenmesi gereken veriler IŞİD terör örgütünün eylem miktarına ilişkin olanlar. IŞİD terör örgütü tarafından 2017 yılı içerisinde, yılbaşı gecesi Reina saldırısı ile Ağustos ayında İstanbul Vatan Caddesindeki Emniyet Müdürlüğünde bir polisimizin bıçaklı saldırı sonucu şehit edilmesine yönelik iki eylem gerçekleştirildi. IŞİD’in 2016 yılında düzenlediği eylem sayısı 9 idi. IŞİD’in 2016 yılındaki eylem girişimi sayısı 18 iken, 2017’de Türkiye’de eylem girişimi sayısı 23. Rakamları yorumlayacak olursak IŞİD terör örgütünün 2016 yılına nazaran daha çok miktarda eylem yapma arzusu içerisinde olduğu ancak önleyici kolluk operasyonları sayesinde yıl içerisinde daha az eylem yapabildiği, birçok eyleminin gerçekleştirilemeden önlendiği görülüyor. Bu rakamsal analizden IŞİD terörünün önlenmesine yönelik olarak kolluk kuvvetlerimizin istihbarat gayretlerinin arttığını, IŞİD terör örgütü mensuplarının teknik ve fiziki ortamlarda takip edildiğini, IŞİD yapılanmasının ve bağlantılarının ortaya çıkarılabilmesi için büyük bir gayret sarf edildiği ortaya çıkıyor.

IŞİD’in Emni’leri

IŞİD terör örgütünün Türkiye ve Avrupa ülkelerinde eylem yapabilme potansiyeli IŞİD’in “Emni” yapılanmasını anlamayı gerekli kılıyor. Emni kelimesi Arapça kökenli olup, “Emniyet” anlamına geliyor. Emni; IŞİD’in kuruluşunda önemli bir rol oynayan, Saddam dönemi istihbaratçılarından Hacı Bekir kod isimli Albay Samir Abd Muhammed el Khilafavi[v] tarafından kurulan bir terör yapılanması. Kurucusunun vasıflarından da anlaşılacağı üzere IŞİD’in Emni teşkilatı; hem IŞİD terör örgütünü korumak için içerde bilgi toplamak, hem de batılı ülkelerde topladığı bilgilerle terör eylemleri planlamak ve eylem düzenlemek üzere kurulmuş bir istihbarat yapılanması.

IŞİD terör örgütünün Emni yapılanması 2014 yılında Suriye’de kuruldu. Başta Kasım 2015 Paris ve Mart 2016 Brüksel saldırıları olmak üzere Avrupa’daki en az 10 terör saldırısı, Suriye’de Emni yapılanması tarafından eğitilen ve Ebu Muhammaed El Adnani tarafından yönetilen teröristler tarafından düzenlendi. TSK’nın düzenlediği Fırat Kalkanı Harekâtına kadar, El Adnani terör eylemlerini El Bab’da planladı ve yönetti. El Adnani’nin 30 Ağustos 2016’da Halep’e düzenlenen hava harekâtı ile öldürülmesinin ardından Emni teşkilatının sorumluluğunu Ebu Lokman isimli terörist alarak, Emni yönetim merkezini Libya’ya taşıdı.[vi]

IŞİD’in Emni yapılanmasının görevleri; çatışma bölgelerinde ve IŞİD’in hedefindeki ülkelerde istihbarat toplamak, IŞİD terör örgütüne sızmaları önlemek maksadıyla IŞİD üyeleri hakkında bilgi edinmek, IŞİD’e katılmak isteyen yabancı teröristleri araştırmak, IŞİD’e yönelik operasyonlarla ilgili bilgi toplamak, IŞİD’le ilgili korku salmak maksadıyla propaganda faaliyetleri yürütmek, sahadaki diğer terör örgütlerinin istihbarat elemanları ile işbirliği yapmak şeklinde özetlenebilir.

Hatırlanacağı gibi 13 Kasım 2015’te Paris’te seri terör saldırıları olmuş, saldırılar üç canlı bombanın kendini patlatması, diğer saldırganların ise sivillere ateş açması ve rehin alma şekillerinde gerçekleşmiş ve saldırıları IŞİD terör örgütü üstlenmişti. Saldırıların beyni olarak kabul edilen Fas kökenli Belçika vatandaşı Abdelhamid Abaaoud dâhil on civarında teröristin tamamına yakınının Suriye’de veya Yemen’de IŞİD ve El Kaide’nin eğitimlerinden geçtikleri, bazılarının örgüt saflarında savaştıkları öne sürülmektedir.[vii] Söz konusu saldırıları düzenleyebilmesi için Abaaoud isimli teröristin ev kiralaması, seyahat etmesi, sahte pasaport temini, silah ve patlayıcı madde alması maksadıyla Emni tarafından yüklü ödemeler yapılmış. Abaaoud tarafından saldırı düzenleyecek şahıslara yaklaşık 50.000 Avro ödediği de basına yansımıştı.[viii] IŞİD terör örgütünün Emni yapılanmasınca görevlendirilen Abaaoud’un ödediği para miktarından da kolaylıkla anlaşılabileceği gibi IŞİD’in Emni yapılanmasının IŞİD terör örgütü bütçesinden önemli bir paya da sahip olduğu görülmektedir.

IŞİD’in en önemli yapılarından birisini oluşturan istihbarat ve eylem birimi Emni’lerin Türkiye’de de faaliyette bulundukları, özellikle terör örgütünün yuvalanmaya çalıştığı metropol illerimizde varlık gösterdiğini tahmin etmek güç olmayacak. Bazı açık kaynak bilgilerine göre IŞİD’in Emni yapılanmasının yüzlerce teröristi 2016 yılında Avrupa ve Türkiye’ye gönderdiği, söz konusu teröristlerin yer altı teşkilatlarınca gizlendiği ve aktif hale gelmeyi bekledikleri belirtiliyor.[ix] Emni terör örgütlenmesine yüklenen görevler incelendiğinde Türkiye’de faaliyet gösteren Emni yapılanmasının IŞİD terör örgütüne eleman teminine çalıştığı, güvenlik güçleri hakkında istihbarat topladıkları, terör eylemleri için keşif ve gözetleme başta olmak üzere çeşitli yöntemlerle bilgi topladıkları sonucuna varılabilir.

IŞİD’in Emni’leri Türkiye’de Eylem Yapabilir mi?

IŞİD’in Emni’leri Türkiye’de eylem yapabilir mi? Evet. IŞİD’in Türkiye’de yeterli sayıda eylem yapabilecek teröristi mevcut mu? Evet. Peki, IŞİD neden terör eylemi yapamıyor? Emniyet güçlerimizin fedakâr çalışmaları ve uzun süredir biriktirdiği IŞİD’e yönelik devasa hafızası sayesinde. Rakamlarla açıklanmaya çalışıldığı şekilde IŞİD eylem yapmak istiyor fakat eylemleri ya başlamadan önleniyor ya da başarısız oluyor. Ancak bu başarılı operasyonel sonuçlara rağmen, IŞİD’in Emni’lerinin bir güvenlik açığı yakaladığında eylem yapabileceğini de göz önünde tutmamız gerekiyor. IŞİD yapılanmasını çözebilmek için etkin bir istihbarat ağına, edinilen bilgilerin değerlendirilmesine ve genel resmi iyi görmeye, yakalanan kişilerden diğer teröristlere ulaşmak gerekiyor ve kolluk kuvvetlerimiz özellikle FETÖ terör örgütü mensuplarının çoğunlukla temizlenmesinin ardından bu yöndeki görevleri ziyadesiyle yerine getiriyor.

Neler Yapılabilir?

Türkiye’den IŞİD terör örgütüne ve El Kaide bağlantılı diğer terör örgütlerine katılmak için yaklaşık 2.500 kişinin Suriye ve Irak’a gittiği biliniyor. Bunların bir kısmının bölgede yaşanan çatışmalarda öldüğü, bir kısmının yerlerinde kaldığı, bir kısmının ise ülkemize geri döndüğü zaten biliniyor ve emniyet güçlerimiz tarafından da takip ediliyor.  Sözde bir “İslam devletinde” yaşamak hayali ile bu ülkelere giden ailelerin olduğu, bunların bir kısmının Rakka bölgesinde yerleşik hayata geçtiği, bazı kadınların bu bölgelere evlenmek için gittiği, büyük kısmının geri döndüğü de bilinen bir gerçek. Asıl tartışılması gereken husus bu bölgelere giden ve dönen şahısların sayısı da önemli olmakla birlikte Selefi düşünceye kapılan ve ülkemize husumet besleyen sempatizanların durumu olmalı. Bu kişilerin sayısının yaklaşık 10 ila 15.000 arasında olduğu bazı kaynaklarca belirtiliyor. Tam da burada radikalleşmenin önlenmesi gerektiği hususu ön plana çıkıyor. Tabi olarak çatışma bölgelerine gidip gelen insanlar potansiyel terörist olarak karşımıza çıkıyorlar ve bir tehdit unsuru oluşturuyorlar. Ancak bundan daha önemlisi hiç çatışma bölgelerine gitmeden, çeşitli alanlarda propagandalara maruz kalarak radikalleşen ve toplumda daha büyük bir terör potansiyeli oluşturabilecek şahıslar.  Bu nedenle yapılması gereken bir yandan IŞİD terör örgütünün eylem kapasitesini azaltmak için gayret sarf ederken - ki kolluk kuvvetlerimizi bunu çok iyi yapıyor - diğer yandan potansiyonel teröristlerin yetişmesine engel olmak üzere sosyal tedbirler almak olmalı. Bu kapsamda İslam dininin en iyi şekilde anlatılabilmesi için bilim insanlarına fırsat vermek, halka dini hizmetler veren din görevlilerini iyi yönlendirmek gerekiyor. Geleceğe dönük olarak Türkiye’nin Selefi terör anlayışından uzak tutulması için bir takım eylem planlarının hazırlanması ve uygulanması gerektiği elzem görülüyor.

İçişleri Bakanlığı tarafından Temmuz 2017’de hazırlanan raporda[x] IŞİD mensubu yabancı teröristlerin ülkemizi transit geçiş noktası olarak kullanmaları engellemek için 33 ilde ve 66 ayrı noktada Emniyet Genel Müdürlüğünce Risk Analiz Birimleri kurulduğu, bu birimler sayesinde IŞİD terör örgütü mensubu olduğundan şüphelenen yerli ve yabancıların incelemeye alındığı, yapılan bu çalışmalar neticesinde ise yaklaşık 17.500 kişinin şüpheli sıfatıyla kontrol edildiği, bunların 4.550’sinin geldikleri ülkeye geri gönderilerek sınır dışı edildikleri, ayrıca 4.957 yabancı uyruklu kişinin çatışma bölgelerine gitmeye çalışırken yakalanarak haklarında işlem yapıldığı, 146 ülkeden 53.781 kişiye ülkemize giriş yasağı konulduğu, toplam 9.350 yabancı teröristin gözaltına alındığı belirtilmektedir. Söz konusu rakamlardan Türkiye’nin yabancı teröristlerin geçişini engellemek üzere diğer ülkelere nazaran daha çok çalıştığı ve başarılı olduğu görülmektedir. IŞİD’in yabancı teröristleri konusunda yaşanan asıl sorunun bu şahısların yola çıktığı kaynak ülkelerce herhangi bir tedbir alınmaması ve bütün yükün Türkiye’ye bırakılması olduğu da bilinmelidir. Son dönemlerde yayımlanan yabancı menşeli raporlarla; tıpkı 2014-2015 senelerinde yaşanan yabancı terörist akışı konusunda Türkiye’nin suçlu olarak lanse edilmesine yönelik haksız eleştirilerin, aynı şahısların geri dönüşleri konusunda da yöneltilmesine yönelik bir algı oluşturulmaya çalışıldığından, özellikle yetkili devlet kurumlarınca bu konuya yönelik kamu diplomasisi faaliyetlerinin artırılması ve ön alınmasında fayda görülüyor.

Türkiye maalesef ki PKK, FETÖ, IŞİD, El Nusra, DHKP-C gibi çok sayıda terör örgütü ile aynı anda mücadele etmek zorunda kalıyor. Bu nedenle kolluk kuvvetleri ve MİT’in çok fazla alanda istihbarat toplaması, çok fazla sayıda operasyon yapması, çok fazla sayıda konuyla aynı anda birlikte ilgilenmesi gerekiyor. 29 Ekim’de terör eylemi yapmak niyetinde olan IŞİD terör örgütü mensuplarının Bayrampaşa’da bir AVM’de ele geçirilmesinden ve daha önce düzenlediği terör eylemlerinin çoğunlukla kalabalık mekânlarda olmasından yola çıkarak, IŞİD’in Emni yapılanması başta olmak üzere terör örgütlerinin metropollerde gerçekleştirmeye çalıştığı eylemleri önlemek maksadıyla sayıları yaklaşık 300.000 olan özel güvenlik görevlilerden mutlak suretle faydalanmak gerekiyor. Özel güvenlik şirketlerinin İçişleri Bakanlığı tarafından terörizm ve teröristle mücadele, intihar saldırılarının önlenmesi, kalabalık mekânlarda terör tehdidi gibi hususlarda eğitilmesi sayesinde terör eylemleri gerçekleştirilse bile olumsuz neticelerinin en aza indirilmesinin mümkün olabileceği görülüyor.

Toplumda bir bilinç yaratılmadığı sürece teröristlerin topluma karışması ve eylem düzenleyebilmesi de kaçınılmaz olmaktadır. Bu nedenle toplumun terör ve terörist davranışları konusunda bilinçlendirilmesi, şüpheli durumlarda vatandaşın hareket tarzlarının neler olabileceği konusunda kamu spotları hazırlanması önem arz ediyor.

İstanbul’daki IŞİD terör örgütü yapılanmasının genellikle Arap ve Kafkas kökenli teröristlerden meydana geldiği bilinmektedir. Ayrıca IŞİD’in İstanbul’u Avrupa ve diğer kıtalara geçiş noktası olarak kullandığı, bu nedenle çok sayıda yabancı teröristin geçiş yapana kadar İstanbul’da güvenli ev olarak tabir edilen, Arap ve Kafkas kökenlilere ait hücre evlerinde kaldıkları da tahmin edilmektedir. Bu nedenle yabancı şahısların ülkemizde ev satın alması, araç ve ev kiralaması gibi hususlarda kontrol mekanizmalarının etkinliğinin artırılması, bu konuda gerekiyorsa kanuni düzenlemelere gidilmesi ile muhtemel terör eylemlerinin önüne geçilebilecektir.

 

 

 


[i]http://www.posta.com.tr/ruhani-teror-orgutu-deas-in-bittigini-ilan-etti-haberi-1354688

[ii]https://haber.sat7turk.com/isid-yayimladigi-propaganda-posteri-ile-vatikani-tehdit-etti

[iii]https://ent.siteintelgroup.com/Chatter/is-supporters-distribute-call-to-kill-young-son-of-u-s-president-donald-trump.html

[iv]İçişleri Bakanlığı, Türkiye’nin DEAŞ’la Mücadelesi, Temmuz 2017, sf.32-44

[v]İsmail Saymaz, (2017), Türkiye’de IŞİD, İstanbul İletişim Yayınları, sf.48

[vi]http://nationalinterest.org/feature/how-isis-able-commit-acts-terror-it-loses-territory-23111

[vii]SETA, (2016), Sınırdaki Düşman: Türkiye'nin DAİŞ ile Mücadelesi, sf.32

[viii]http://www.foxcrawl.com/2016/04/11/each-terrorist-paid-50000-euros-to-commit-attacks-in-europe/

[ix]https://www.nytimes.com/2016/08/04/world/middleeast/isis-german-recruit-interview.html

[x]İçişleri Bakanlığı, Türkiye’nin DEAŞ’la Mücadelesi, Temmuz 2017, sf.54-55

Erol Başaran Bural

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi Başkanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Dr. Cengiz Tatar   - 21-06-2019

TÜRK MİLLETİ’NİN BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİ “AMASYA GENELGESİ”NİN YÜZÜNCÜ YIL DÖNÜMÜ

Milli Mücadele,Mustafa Kemal ATATÜRK’ün önderliğinde19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basması ile başlamıştır.