×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 116



Yavuz Hırsız’ın Ev Sahibini Bastırma Çabaları

Yazan  11 Ekim 2007
SABAHATTİN TALU - "Terör, can almaya, kan dökmeye devam ediyor."

29 Eylül günü, Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesi, Beşağaç köyünde, içinde korucu ve köylülerin bulunduğu minibüsün otomatik silahlarla taranması sonucunda, 7'si korucu olmak üzere 12 kişi hayatını kaybederken, 2 kişi de yaralandı. Yaralılar, helikopterlerle Şırnak Askeri Hastanesi ile Beytüşşebap Devlet Hastanesi ne kaldırıldı.

Beytüşşebap'a 30 kilometre mesafede bulunan Beşağaç köyü yakınlarındaki su kanalı inşaatında çalışanları taşıyan minibüsün köye dönüşü sırasında gerçekleşen terör eylemi ile ilgili olarak, Şırnak Valisi Selahattin Aparı, yaptığı açıklamada; "Kendisini bölge halkının sözde temsilcisi olduğunu iddia eden kanlı terör örgütü PKK, yapmış olduğu bu eylemle çirkin yüzünü bir kez daha göstermiştir" dedi.

30 Eylül tarihinde, yani olaydan bir gün sonra, DTP'den, büyük bir telaşla yapılan yazılı açıklamada da; "Vatandaşlarımızın katledilmesinde hükümetin duyarsızlığı ve çatışmalı ortamı önleyici hiçbir siyasi tedbir geliştirmeyişinin de payı vardır" denildi. Açıklamanın devamı; "Katliamın kimler tarafından yapıldığını aydınlatmak ve olayın iç yüzünü açığa çıkarmak hükümetin görevidir. Çatışmalı ortamda hiçbir vatandaşımızın can güvenliği sağlanamamaktadır. Hükümeti, gergin ve acıları çoğaltan çatışmalı sürecin önüne geçebilecek politikaları masaya yatırmaya çağırıyoruz" şeklinde idi.

Meydana gelen terör eylemleri arasında "cımbız" metodu kullandığı bilinen İnsan Hakları Derneği (İHD) tarafından da bir kınama mesajı gönderildi. Mesajda; "Yaşam hakkına yönelik şiddet içeren eylemler, her ne gerekçe ile ve kimler tarafından yapılırsa yapılsın, bizler tarafından kabul edilemez bir durumdur" deniliyordu.

Olayla ilgili olarak PKK da bir açıklama yapmalıydı. PKK'nın sözde basın bürosu tarafından, yayın organları ROJ TV kanalıyla, 1 Ekim tarihinde yapılan açıklamada, eylemin kendileriyle herhangi bir ilgilerinin bulunmadığı belirtilerek, "Eylem, Türk ordusu ve uzantısı olan JİTEM tarafından gerçekleştirilmiştir. PKK'yı yalnızlaştırmaya, halkı sindirmeye yönelik gerçekleştirilen bu cinayetler vasıtasıyla korucu politikasının canlandırılması ve hareketimiz ile karşı karşıya getirilmesi istenmektedir. Halkımızı gerçekleri çarpıtan özel savaş propagandalarına kanmamaya çağırıyor, siyasi partileri, insan hakları derneklerini ve demokratik sivil toplum örgütlerini bu olayları araştırmaya, gerçek faillerini açığa çıkarmaya ve hesap sormaya davet ediyoruz" denildi.

Dikkat edilirse, DTP tarafından yapılan açıklamayla, "Çatışmalı ortama duyarsız olunduğu ve hiçbir siyasi tedbir geliştirmediği gerekçesiyle hükümetin suçlu olduğu" mesajı verilmek istenerek, çatışmalı sürecin durdurulması yönünde politikaların masaya yatırılmasının hükümetin görevi olduğu belirtiliyor. Yani, PKK ile ilgili tek satır yok. Sanki PKK, belirtilen çatışmalı ortamın en önemli tarafı ve tek sorumlusu değil!!! PKK, masum, zavallı ve mağdur!!! Eylemi yapmışsa bile, bu ortamı yarattığı için başta Hükümet ve gelmiş geçmiş Hükümetler suçlu!!! Neden? Çünkü önlem almadılar, siyasi tedbir geliştirmediler, PKK ile masaya oturmadılar!!! Oysa terör estiren PKK yıllardır var ve Hükümetler de sürekli değişiyor. Değişen Hükümetler her zamanki gibi bıkmadan, usanmadan eleştiriliyor, suçlanıyor, ancak 25 yıldır kan dökülmesine sebep olan ve bundan hiç vazgeçmeyen, değişmeyen PKK, bir kez bile olsun gündeme getirilerek, az da olsa, ucundan da olsa suçlanmıyor. PKK'nın gerçekleştirdiği hangi eylem sonrasında basın karşısına çıkarak örgütü eleştirdiniz, kınadınız, suçladınız!? Ancak bahaneniz her zaman hazır; "PKK mazlum. Gelin PKK'nın istekleri doğrultusunda anlaşın". Tam bir Yavuz hırsızlık…

İHD'nin cımbızlı kınama mesajı da çoğu zaman olduğu gibi yine düşündürücü; "Şiddet, her ne gerekçe ile ve kimler tarafından yapılırsa yapılsın bizler tarafından kabul edilemez". Yani buradan; "Şiddeti uygulayanın -PKK veya Devlet kastedilerek- kendilerince bazı haklı gerekçeleri olabilir. Bunu da kabul edenler çıkabilir. Ancak biz asla kabul edemeyiz" anlamı çıkıyor, PKK ile Devlet aynı kefeye konmaya çalışılıyor.

PKK'nın açıklaması ise her zamanki gibi kestirmeden; "Biz yapmadık, onlar yaptı". "Devlet, halkımızı sindirmeye, PKK'yı yok etmeye çalışıyor. PKK'yı halk nazarında kötülemeye, suçlamaya çalışıyor. Ama halkımız sakın ola ki, bu politikalara kanmasın, aldanmasın. Siyasi partiler, insan hakları dernekleri ve demokratik sivil toplum örgütleri göreve. Bu olay korucularla PKK'yı karşı karşıya getirme planıdır". Tam bir Yavuz hırsızlık…

Bilindiği gibi PKK, bugüne kadar koruculara yönelik hiçbir eylem yapmamıştır, yapması da mümkün değildir!!! Bırakın korucuları, PKK'nın, Kürt kökenli, Türk kökenli sade vatandaşa, kendisinden olmayana, karşı olana, kendisinden kaçana, Devlete yakın durana, hatta ve hatta beşikteki BEBEK'lere dahi en ufak bir eylemi söz konusu değildir bugüne kadar!!!

Korucu ve sivillere yönelik insanlık dışı bu eylemi üstlenmekten özellikle kaçınmaya çalışan ve "Bu olay korucularla PKK'yı karşı karşıya getirme planıdır" diyerek korucularla karşı karşıya olmadıklarını hatta belki de onları sevdikleri mesajı vermeye çalışan PKK, bakın korucularla ilgili nasıl bir tanımlama yapıyor. Yayın organı ROJ TV'de Beytüşşebap katliamı ile ilgili bir programda korucular hakkındaki sarf edilen cümle aynen şöyle; "Korucular, Kürt halkının çaresizliği, yoksulluğu, kıstırılmışlığı, inkâr ve baskı altında tutulmuşluğunun utanç ve ihanet simgesidir".

Şimdi, biraz geriye gidelim ve güvenlik güçlerince geçtiğimiz Eylül ayı içerisinde Şırnak ile Beytüşşebap arasındaki Kato dağı bölgesinde geniş kapsamlı gerçekleştirilen operasyon ve sonuçlarını tekrardan gözden geçirelim.

15-28 Eylül tarihleri arasında gerçekleşen ve bölgenin en güçlü dört aşiretine bağlı korucuların da katıldığı operasyonda, aralarında sözde Askeri Konsey üyesi üst düzey bir bayan teröristin de bulunduğu 9 terörist ölü ele geçiriliyor. Operasyondan son derece etkilendiği anlaşılan PKK'nın, operasyon sonrası yine ROJ TV vasıtasıyla yaptığı açıklamada; "Nerede ve kimden gelirse gelsin yapılanlar karşılıksız bırakılmayacaktır. En güçlü cevap verilerek intikamımız alınacaktır" deniliyor.

Bu itibarla, DTP tarafından telaşla yapılan açıklamalar ve saptırma, yönlendirme mahiyetli verilmeye çalışılan mesajların yanı sıra, Kato dağı operasyonu sonucunda PKK tarafından yapılan "İntikam" açıklamaları birlikte göz önüne alındığında, Beşağaç köyü ve korucularına yönelik katliam niteliğindeki bu insanlık dışı eylemin, PKK tarafından "Misilleme" anlamında gerçekleştirildiği ilk akla gelen sonuç olarak karşımıza çıkıyor.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Gözde Kılıç Yaşın   - 03-12-2020

Kıbrıs Meselesinde Kritik Dönem

Kıbrıs meselesi önemli bir dönüm noktasında; adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm üretilebilir.