< < Suriye İç Savaşı Mülteci Krizi Yaratır mı?


Suriye İç Savaşı Mülteci Krizi Yaratır mı?

Yazan  16 Mart 2012
Suriye’den özellikle Türkiye ve Lübnan’a gelen artan mülteci sayısı ve bu sayının önümüzdeki günlerde daha da artacağı konusu son günlerde Türkiye ve dünya kamuoyunun ilgisini meşgul etmektedir.

Suriye'deki isyanın hız kazanmasının ardından Suriyeli göçmenler Türkiye, Ürdün ve Lübnan'a sığınmışladır. Türkiye Suriyeli göçmenlere en fazla kucak açan ülke olmuştur. Nisan 2011'de Cisr-el Şukur ve İdlib'deki olayların ardından Suriye'den Türkiye'ye mülteci göçü hız kazanmıştır. Temmuz 2011'de 15 bin Suriye vatandaşı Türkiye-Suriye sınırındaki Hatay'ın Yayladağı, Reyhanlı ve Altınözü ilçelerindeki çadır kentlere sığınmışlardır. Ancak 5 bin mülteci ülkeye kısa bir zaman sonra ülkelerine geri dönmüştür.

 

BM'nin yayınladığı son raporlara göre 30 bin Suriyeli göçmen iç savaş nedeniyle ülkelerini terk etmiştir. Verilen son rakamlara göre Türkiye'ye gelen Suriyelilerin sayısının 13,000'e ulaşmıştır. Lübnan'da bu sayı 10-11 bin civarında, Ürdün'de ise 7 bin kadardır.[1] Son 24 saate Türkiye'ye bin kişinin göç ettiği ifade edilmiştir.[2] Bazı kaynaklar yurtdışına çıkan göçmenlerin yanında 200 bin Suriye vatandaşının ülke içinde göç etmek zorunda kaldığını yazsa da bu konuda sağlıklı veriler mevcut değildir.

 

Suriye'den gerçekleşen göçlerin son dönemde artmış olması ilgi çekicidir. Zira, Mart 2012 itibarıyla Suriye'de Esad'a bağlı güçler ülkede denetimi ele almış gibi gözükmektedir. Öyle ki, Şubat 2012'de Humus kentinin Bab Amr mahallesine çekilen isyancılar, 1 Mart itibariyle Suriye Ordusu'nun saldırıları karşısında yenilmişlerdir.[3] Bu konuda İsrail istihbaratına yakınlığıyla bilinen Debka internet sitesinde, daha 11 Şubat 2012'de Batılı istihbarat servislerine dayanılarak Esad'ın Suriye'deki duruma hakim olduğu ve Suriye'nin üçüncü büyük şehri olan Humus'un bazı semtleri dışında ülkede silahlı büyük bir direnişin kalmadığı hakkında bir haber verilmiştir.[4]

 

Aslına bakılırsa iç savaş yaşanılan bir ülke için 30 bin olan göçmen sayısı oldukça düşüktür. Arap ayaklanmaları Suriye'yi etkilemeden önce Suriye'den Türkiye'ye gelen turist sayısı bile bu rakamdan çok daha fazladır. 2010 yılında Türkiye'yi ziyaret eden Suriye vatandaşlarının sayısı yaklaşık olarak 900 bindir.[5]

 

30 bin olan mülteci sayısı iç savaş ve dış müdahale yaşayan diğer ülkelere bakıldığında anlam kazanmaktadır. Libya yakın zamanda bir iç savaş yaşamış ve bir askeri müdahaleye maruz kalmıştır. Haziran 2011 itibarıyla toplam Libyalı mülteci sayısı yaklaşık olarak 1 milyondur. Bu sayı 1 Ekim'de 50 bine düşmüştür. [6]

 

1975-1990 Lübnan İç Savaşında ise yaklaşık olarak 900 bin Lübnanlı evlerini terk etmek zorunda kalmıştır. Bu sayı Lübnan'ın savaş öncesindeki toplam nüfusunun 5'te birine denk gelmektedir.[7]

 

2006 Lübnan Savaşı sonunda ise 1 milyon Lübnanlı ve 500 bin İsrail vatandaşı mülteci durumuna düşmüştür. [8] İç savaşın sona ermesinin ardından da göçler devam etmiş, hatta artmıştır. Yapılan bir araştırmada ülkedeki Şii nüfusun beşte biri, Sünni nüfusun dörtte biri ve Marunilerin neredeyse yarısı ülkeyi terk etme yönündeki isteklerini ifade etmişlerdir. Nisan 2007'de Maruni nüfusun üçte biri başka ülkelere vize başvurusu yapmış ve 60 bin Hıristiyan Lübnan vatandaşı radikal İslam tehlikesi ve olası bir Sünni-Şii çatışmasından çekindikleri için ülkeyi terk etmiştir.[9]

 

2003 Irak savaşı sebebiyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan mültecilerin sayısı milyonlarla ifade edilmektedir. 2007 itibarıyla Iraklı mülteciler dünyadaki diğer milletlere mensup mültecilerin sayısını geçmiştir. 2007 yılı verilerine göre Irak nüfusunun yüzde 16'sına denk gelen 4 milyon 700 bin kişi yurtlarını terk etmek durumunda kalmıştır.[10] Hatta Eylül 2007'de Suriye Iraklıların ülkesine girmesini engellemek için vize kurallarını ağırlaştırmıştır. Zira o dönemde Suriye sınır kapısından günde 5 bin Iraklının giriş yaptığı kaydedilmiştir. Bunun üzerine 10 Eylül 2007'de Suriye hükümeti ülkeye girecek olan Irak pasaportu taşıyan kişilerde iş adamı ve öğretim görevlisi olma koşulunu arayan bir kararname çıkartmıştır.[11]

 

Son verilere göre Suriye'de yaklaşık olarak 1 milyon Iraklı mülteci bulunmaktadır. Irak hükümeti tarafından Suriye'de mültecilerin yaşadığı koşullar hakkında son dönemde yaptırılan bir araştırmada Iraklı mültecilerin Suriye'de güvende oldukları, kendilerine iyi muamele gösterildiği, isyanların ardından mültecilerden hayatını kaybeden olmadığı ortaya konulmuştur. Yetkililer Suriye'den Irak'a geri dönen Iraklıların oldukça az sayıda olduğunu ve bu nedenle sınırda bir mülteci kampı inşa edilmesine gerek olmadığını ifade etmiştir.[12]

 

1990'lı yıllarda Balkanlar'da yaşanan karışıklıklar ve Yugoslavya'nın dağılması sürecinde ise yaklaşık olarak 2 milyon 700 bin kişi ülkelerini terk etmek durumunda kalmıştır.[13]

 

Sonuç

 

Türkiye'nin Suriyeli mültecilerini kabul etmesi, Türkiye'de dünyadaki diğer mülteci kamplarındaki koşullara kıyasla iyi koşullarda yaşamaları, Türk hükümeti tarafından "misafir" olarak nitelendirilmeleri hiç kuşkusuz insani açıdan oldukça olumludur. Ancak 23 milyon nüfuslu Suriye'nin rejimin katliamlarına maruz kalan vatandaşlarından sadece 30 bin kişinin ülkelerini terk etmesi ilgi çekicidir. Halkın kitlesel göçü herhangi bir iç savaşın istenilmeyen ancak kaçınılmaz olan bir sonucudur. Suriye mültecilerin sayılarının henüz sınırlı bir sayıda kalması ise düşündürücüdür. Batının Suriye müdahalesini, Rusya ve Çin vetosu nedeniyle bir BM kararı ile meşrulaştıramamasının ardından insani müdahale konusu gündeme gelmiştir. Ancak Suriye'den kitlesel bir göç henüz insani bir müdahaleyi gerektirecek boyutlarda bir katliam gerçekleşmediği fikrini vermektedir.

 

Suriye söz konusu olduğunda doğru bilgilere ulaşmak oldukça güçtür. Zira, yakın zamanda Suriye'de hükümet güçleri tarafından öldürüldüğü hakkında özellikle El Cezire ve El Arabiya kanallarında haber yapılan kişiler, kimliklerini de göstererek ölümlerine dair haberleri izlediklerini ancak hala yaşadıklarını söyleyerek haberleri yalanlamışlardır.[14] Batılı ve batı destekli medya kuruluşları tarafından yapılan bu tür dezenformasyon amaçlı haberlere dair örnekleri çoğaltılabilir. Böyle durumlar da göz önüne alındığında Suriye'deki son mülteci akını haberlerini de temkinli bir şekilde izlemek gerekmektedir.

 


 


 

 

[1] "UNHCR appoints regional refugee coordinator for Syrian refugees", The UN Refugee Agency, 13 Mart 2012, http://www.unhcr.org/4f5f48156.html

 

 

 

[2] "Suriye'ye tampon bölge gündemde", Cumhuriyet Gazetesi, 15 Mart 2012, http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=322510

 

 

 

[3] Bu konudaki bir değerlendirme için bknz. Prof. Dr. Ümit Özdağ "Esad, isyana ağır bir darbe vurdu", Yeni Çağ Gazetesi, 3 Mart 2012, http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=21907

 

 

 

[4] Assad wins out against opposition as Russia and Iran strengthen ties, Debkafile, 15 Şubat 2012, http://www.debka.com/article/21729/?utm_source=twitterfeed&utm_medium=facebook

 

 

 

[5] "Türkiye - Suriye Siyasi İlişkileri", TC Dışişleri Bakanlığı, http://www.mfa.gov.tr/turkiye-suriye-siyasi-iliskileri-.tr.mfa

 

 

 

[6] Chris Ulack, "The Arab Spring's looming refugee crisis", Foreign Policy, 23 Haziran 2011, http://mideast.foreignpolicy.com/posts/2011/06/23/the_arab_spring_s_looming_refugee_crisis

 

 

 

[7] "Lebanon: Haven for foreign militants", IRIN,17 Mart 2007, http://www.irinnews.org/Report/72218/LEBANON-Haven-for-foreign-militants

 

 

 

[8] "Middle East crisis: Facts and figures", BBC, 31 Ağustos 2006, http://news.bbc.co.uk/2/hi/middle_east/5257128.stm

 

 

 

[9] Michael Hirst, "Rise in radical Islam last straw for Lebanon's Christians" The Telegraph, 1 Nisan 2007, http://www.telegraph.co.uk/news/?xml=/news/2007/04/01/wleb01.xml

 

 

 

[10] "Statistics on Displaced Iraqis around the World", The UN Refugee Agency, Eylül 2007, http://www.unhcr.org/470387fc2.html

 

 

 

[11] "Syria to restricts Iraqi refugee influx", The Sydney Morning Herald, 3 Eylül 2007,http://www.smh.com.au/news/World/Syria-to-restricts-Iraqi-refugee-influx/2007/09/03/1188783155869.html

 

 

 

[12] Khayoun Saleh, "Iraqi refugees in Syria safe despite violence", Azzaman, 5 Mart 2012, http://www.azzaman.com/english/index.asp?fname=news%5C2012-03-05%5Ckurd.htm

 

 

 

[13] Christopher S. Wren, "Resettling Refugees: U.N. Facing New Burden", 24 Kasım 1994, http://www.nytimes.com/1995/11/24/world/resettling-refugees-un-facing-new-burden.html

 

 

 

[14] Bknz. http://www.youtube.com/watch?v=B3flBnf4Lb4&feature=player_embedded

 

 

Sibel Kalemdaroğlu

sibelkalemdaroglu@gmail.com

Uzmanlık Alanları

Ortadoğu, Ortadoğu siyasi tarihi, Körfez ülkeleri

Biyografi

Sibel Kalemdaroğlu 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nde Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi’nde Araştırmacı olarak görev yapmaktadır.

İlköğretimin Arı Koleji, orta ve lise eğitimini TED Ankara Koleji’nde tamamladıktan sonra 1998 senesinde Bilkent Üniversitesi’ndeki lisans eğitimine başlamıştır. Uluslararası İlişkiler alanında lisans diplomasını 2003 senesinde aldıktan sonra Marka ve Patent vekili olarak çalışan Kalemdaroğlu 2010 yılından bu yana düşünce kuruluşlarında çalışmaktadır. 2012 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden yüksek lisans diplomasını aldıktan sonra yine aynı sene içinde Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümünde doktora çalışmalarına başlamıştır.

2011 Haziran ayından bu yana 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’ndeki görevine başlamıştır. Kalemdaroğlu’nun bazı makaleleri 21. Yüzyıl internet sitesi ve Dergisi’nde yer almaktadır.

Yabancı Diller

İngilizce KPDS : 90

Almanca (Başlangıc seviyesi)

İtalyanca (Başlangıç seviyesi)

Arapça (Başlangıç Seviyesi)

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR