10 Ocak 2026

2026 ve sonrasına bakış

5 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

2026 yılına giriş beklenenden hızlı olmuş, ABD’nin Venezuella’ya yıldırım müdahalesi ve tarzı dünya gündemine oturmuştur. 2025 yılı ışığında 2026 yılı ve sonrasına bakacak olursak: 

İran savaşında da yaşandığı üzere birkaç saat süren Venezuella harekatında elektronik – siber savaş ve iç istihbarat ön plana çıkmıştır. Dünyanın en modern roket ve silahlarına sahip olsanız da bu silahların kullanımı etkisiz hale getirilip ülke savunmasız bırakılabiliyorsa ortaya çıkan sonuçlar ders özellikleri taşımaktadır. Hele gittikçe daha da geliştirilen yapay zeka ve kuantum bilgisayar teknolojileri özellikle Çin – ABD arası dünya rekabetinde belirleyici rol oynayacaktır. Bu rekabet aynı zamanda nadir toprak elementlerinin teknolojinin vazgeçilmez stratejik hammaddeleri konumuna geldiği  ve nadir elementlerin artık petrolün önüne geçtiğinin habercisidir. Trump müdahalenin esas amacının petrol ve nadir elementler olduğunu açıkça dile getirmiştir. Ayrıca Çin hususunda Maduro üzerinden de Latin Amerika’ya hatta dünyaya gözdağı verildiği anlaşılmaktadır. 

Batının silah yağdırdığı ve yeni silah sistemlerinin denendiği Ukrayna savaşında taraflar büyük kayıplar vermiş ve  yorulmuş vaziyettedir. Çin müttefiki konumundaki Rusya ile yapılan görüşmelerin gerçek içeriği gizli tutulurken ,  Ukrayna ile nadir madenler anlaşması yapılmıştır. Trump  maliyeti yüksek bulduğu Avrupa’nın savunmasında ABD’nin eski rolü almayacağını açıklaması rahatına alışmış olan Avrupa’da şok etkisi yarattığı gibi bunun Rusya ile yapılan görüşmelerle ilgisi olup olmadığı merak konusudur. Trump’ın Grönland konusunda da ısrarlı talebi ve Danimarka’yı tehdidi AB ile olan ilişkileri daha da bozmuş vaziyettedir. Ukrayna savaşından en büyük zararı dev bir sanayiye sahip ve Avrupa’nın lokomotifi konumundaki Almanya görmüştür. Almanya halende Çin ürünleri ile  rekabette zorluklar yaşarken ; yaşanan gerilimler , ambargolar, enerji darboğazı , bürokrasideki hantallık  ve sosyal devlet finansmanında yaşadığı zorluklar ekonomisi üzerinde resesyona sebep olmuştur. 

Gazze’de ki sivillere yönelik katliamlarda demokrasi havarisi Batı sessiz kalması ibret vericidir. Güney Afrika’nın Lahey’de  İsrail’e karşı açtığı soykırım davası devam etmektedir. Ateşkes sonrası Trump’ın Gazze planına ilişkin açıklamalarının nasıl ve ne ölçüde sonuçlanacağı ise muallaktır. İran’ın Ortadoğu’daki müttefikleri çökertilmiş olup,  İsrail tacizi altında ve rejim bunalımı da yaşamaktadır.  Çin müttefiki ve petrol sağlayıcısı İran ABD’nin hedef ülkelerinden birisi konumundadır. 

Tayvan konusunda Çin’e Venezuella karşılığı koz verildiği konusu da ihtimal dışıdır.  Tayvan’a Çin müdahalesinin  ona Ukrayna tipi bir batak teşkil etmesi olası bir durum olup, bu durum Pasifikte ABD ve Çin’in direk karşı karşıya gelmesi riskini de doğuracaktır. Ancak Tayvan’da Çin’in hedef ülkelerinden birisidir.  

Çin – ABD arası  rekabette yapay zeka, çip, kuantum bilgisayar teknolojileri ön plana çıkmış durumdadır. Bu teknolojilerde erişilecek seviye derecesi süper güçlerin gözüyle özellikle silah, savunma, siber sistemler, robot, istihbarat alanlarında büyük önem arz etmektedir.  Yapay zekanın kuantum bilgisayarlarda uygulanma alanı bulması bilim ve teknoloji alanında devrimdir. Kim bu devrime erken girerse rakiplerine karşı büyük avantajlar sağlayacaktır.    

İklim krizini süper güçler pek de ciddiye almamıştır. Bırakalım ciddiye almak  eriyen buzullar nedeniyle Arktik’te açılacak su koridorlarını fırsata çevirmeye çalışmaktadırlar.  Haliyle ABD nezdinde kuzeyde oluşacak okyanusa komşu konumda olan Grönland ve Kanada stratejik olarak daha da önem kazanmış durumdadır. 

Sonuç

İnsanoğlunun temel zihniyetinin Ortaçağ’dan bu yana önemli bir değişikliğe uğramayıp günümüzde “Ortaçağ’ın modern versiyonunu" yaşadığımızı söylemek mümkün görünmektedir. Başta Trump’lı ABD olmak üzere çıkmaza girmiş ekonomilerin karşısında kendilerini çaresiz hisseden bu tip politikacılar suçu kendileri dışında yani hep dış mihraklarda arama yoluna girmiş otokrat-popülizm ağırlıklı toplumsal yönetim sisteminin önünü açmış bulunmaktadır. Dolayısıyla dünyada hak, adalet, etik ve ahlaki değerlerin kalitesi düşmeye ve sıradanlaşmaya başladığı gözlemlenmektedir. 

ABD’nin savurduğu tehditler ve kullandığı kaba diplomatik tarz  , demokrasi beşiği olarak adlandırılan Avrupa’da yükselen ABD destekli sağ popülist - ırkçı hareketler ve otokratik yönetimler dünyada yeni bir “vahşi Batı- kovboy” çağının başlangıcını işaret etektedir. Monroe ve Trump doktrini doğrultusunda arka bahçe olarak diğer hedef ülkeler Küba, Meksika, Panama, Kolombiya ve Danimarka’dır. ABD donanması bu ülkeler açığında bekleme konumundadır. Çin’in etki alanına giren Afrika ülkelerinde de dolaylı operasyonlar olasıdır.  ABD  gücünü Çin üzerine odaklamış Avrupa’yı geri planda bırakmış durumdadır. Arktik bölgesinden pasifik bölgesine kadar Çin – ABD arası kızışan dünya hakimiyet mücadelesinde  ABD’nin bu hâkimiyeti kolay kolay vermeyeceği anlaşılmaktadır. Hatta MUOS sistemi (Mobile User Objective System ), 6. nesil savaş teknolojileri, biyolojik, elektronik- siber savaş teknolojileri, lazer teknolojileri, ABD uzay kuvvetleri komutanlıkları ile şimdiden gündeme oturan ve uzayı da kapsamına alma potansiyeli taşıyan “nükleer tehlikeye rağmen gerekiyorsa 3. dünya savaşını  göze alabileceği” sonucunu çıkarmak mümkün görünmektedir.

Saygılarımla 

Bekir Kavruk   

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *