< < İstanbul Sözleşmesi’nde Türkiye’nin Tutumu


İstanbul Sözleşmesi’nde Türkiye’nin Tutumu

Yazan  01 Temmuz 2020

Hukuki adı; Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesidir.

Kadına yönelik cinsiyet temelli şiddet ile ev içi şiddetin önlenmesi ve bu şiddet türleri ile etkin mücadele için 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul'da imzaya açıldı. Metin aynı zamanda bir Avrupa Konseyi sözleşmesi ve Türkiye bu sözleşmenin ilk imzacı devletlerinden biridir. 1 Ağustos 2014 tarihinde Sözleşme yürürlüğe girdi.Bu noktada öncelikle belirtilmesi gereken; sözleşmenin kadına yönelik şiddeti, cinsiyet temelli şiddet olarak baz alması ve toplumsal cinsiyet eşitliğine vurgu yapmasıdır. Aynı zamanda aile kavramına da hem başlıkta hem de içerikte yer verilmiştir.Sözleşme de cinsiyet ayrımı yoktur, Aile içi şiddetre mağruz kalan her kadın, erkek ve çocuk için geçerlidir.

Gündelik hayat pratiklerinden de bildiğimiz üzere kadına ve çocuğa yönelik şiddet  ''en güvenilir'' yerler olarak düşünülen evlerde meydana gelmektedir.Bu yüzden sözleşmede aile içi şiddete yönelik düzenlemeler yapılmıştır.

Her ne kadar şiddet kavramı günümüzde genelde sadece fiziksel şiddet kavramı için kullanılıyor olsa da sözleşmenin öne çıkardığı en önemli noktalardan biri, şiddetin sadece fiziksel olmadığıdır. Şiddet psikolojik, cinsel, ekonomik şekillerde de karşımıza çıkabilmektedir.Kadına yönelik şiddet sadece ev içinde değil kamusal hayatta da yasaktır.

Sözleşmeyi imzalayan devletlerin yapması gereken yükümlülükler;

  • Toplumsal cinsiyete duyarlı politikalar uygulamak,
  • Mali kaynaklar ayırmak,
  • Resmi bir eş güdüm birimi kurmak,
  • İstatistiksel veri toplamak, incelemek, yayınlamak,
  • Şiddetin önlenmesi için zihniyet değişikliği sağlamaktır.

Türkiye’nin bu sözleşmedeki yerine bakacak olursak, İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı ve İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Koordinatörü Av. Nazan Moroğlu, değerlendirme raporunda "İstanbul Sözleşmesinin kabulünün ardından kadınlara yönelik ve aile içi şiddetle mücadele kapsamında atılan olumlu adımlara değinildikten sonra, uygulamada kadınlara yönelik şiddetle mücadelede eksikliklere ve engellere dikkat çekildiğini" söylüyor.Türkiye tam olarak İstanbul Sözleşmesini uygulamıyor.Av. Nazan Moroğlu, Türkiye’nin genel politikalarında kadın erkek eşitliğinin esas alınmaması ve bunun kadınlara karşı şiddet üzerindeki potansiyel etkilerinin kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tutulmaması, Türkiye’de kadının anne ve bakım sağlayıcı geleneksel rollerinin ön planda tutulması; bu eğilimin, kadın ve erkeğin aile ve toplumdaki rol ve sorumluluklarına ilişkin kalıplaşmış ayrımcı ön yargılarla mücadelede engel oluşturması, şiddet faillerine yönelik soruşturmalar, kovuşturmalar ve cezalandırmalara ilişkin adli verilerin mevcut olmaması, bu nedenle yasaların kolluk kuvvetleri, savcılıklar ve mahkemelerce uygulanmasının etkili bir biçimde izlenmesi önünde ciddi bir engel oluşturması, devletin mağdurları koruyamamasının, kadınların zaman zaman, yeniden mağdur edilme ve/veya çifte mağduriyete uğramasına yol açması gibi eksiklikleri önümüze koyuyor.(Sade, 2020)

İstanbul sözleşmesi dünyadaki eşitsizliği ve şiddeti durdurmak için atılan en önemli adımlardan biridir fakat Türkiye’ye baktığımızda bazı yorumcular bu sözleşmenin iptal olmasını istiyor. Özellikle son dönemde bazı kurum, kuruluş ve yazarlar İstanbul Sözleşmesi'nin geri çekilmesi çağrıları yapıyordu. "Change.org" internet sitesinde de Türkiye'nin sözleşmeden çekilmesi için imza kampanyası başlatılmıştı.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu sözleşme için "Bizim için ölçü değildir. İstanbul Sözleşmesi nas değildir" dediği iddia edilmişti.Hüda-Par da konuyla ilgili yayımladığı bir açıklamada, "İstanbul Sözleşmesi, detaylı olarak incelendiğinde toplumun temel dinamiklerini tahrip eden bir yapıya sahip olduğu rahatlıkla görülecektir" demişti.Milli Gazete yazarı Şakir Tarım ise , "Yıkım Projesi: İstanbul Sözleşmesi" isimli yazısında, sözleşmeyi "Türkiye'nin bekasına yönelmiş en büyük tehdit" olarak yorumlamış ve sözleşmenin vakit geçirilmeden yürürlükten kaldırılmasını istemişti.(BBC, 2020)

Türkiye’nin sözleşmedeki etkin rolünü düşünecek olursak, kadınların ve şiddete uğrayan her bir bireyin sesini daha iyi duyurabilmesi için cesaret veren bu sözleşmenin kaldırılmak istemesi ne kadar üzücü bir durum... Ayrıca, kadınlar ve erkekler arasında olan eşitsizliğin giderilmesi konusunda da önemli bir etkiye sahip olan sözleşme, kadınlara yönelik ayrımcılığı da yasaklamaktadır.

 

 Yazan: İlayda DEMİRTAŞ

 

REFERANS

 

https://tr.euronews.com/2020/05/08/istanbul-sozlesmesi-nedir-turkiye-yukumluluklerini-yerine-getiriyor-mu-kadin-haklari

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-49473457

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Doç. Dr. Murat Koç   - 11-08-2020

Fransa’nın Lübnan Hamlesi

Lübnan’da Arap Ayaklanması Sloganları "Halk rejimin yıkılmasını istiyor" (07.08.2020 Beyrut Sokakları)