Irak yeni krizlere sürükleniyor!

Yazan  20 Şubat 2017

Enstitümüzün Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi Başkanı da olan Doç.Dr. Serhat Erkmen'in Dünya Bülteni'nde yer alan "İktidar mücadelesi Irak'ı yeni krizlere sürüklüyor" başlıklı analizinin önemli bölümleri aşağıda sunulmuştur. Analizin tamamına en alttaki linkten ulaşabilirsiniz........... Irak denilince bügünlerde akla sadece Musul Operasyonu geliyor. Şehrin bir kısmının DEAŞ'tan temizlenmesi çok önemli bir gelişme. Operasyonların bu hızıyla devamı halinde belki birkaç ay içinde Irak hükümeti Musul'da kontrolü yeniden sağladığını ilan edilebilecek. Ancak ülkenin geri kalanı sorunsuz değil. Tersine, Irak'ta tüm gözler Musul'a çevrildiğinden ülkenin içinde bulunduğu derin sorunlar pek dikkat çekmiyor. Fakat Irak her geçen gün daha fazla siyasal ayrışmaya sürükleniyor.............. Küçük bir hatırlatmayla başlayalım: Irak, 14 yıl önce bir yabancı güç tarafından doğrudan ve açık bir biçimde işgal edildi. 2003'ten sonra yıkılan sistemin yerine sorunlu bir anayasa ile işlevsiz bir siyasal yapı oturtulmaya çalışıldı. Bu siyasal yapı etnik ve mezhepsel kimlikler üzerine kurgulandı. Sadece siyasal alan değil kamu görevleri de bu kimliklere göre dağıtıldı. Bu süreçte bölge güçlerinin çoğunun dahil olduğu bir mezhepsel iç savaş yaşadı. İşgal ve sonrasındaki şiddet olayları nedeniyle yüzbinlerce insan hayatını kaybetti ve milyonlarca insan ya ülke içinde zorunlu olarak yer değiştirdi ya da başka ülkelere göç etti. Çöken kamu otoritesi yerine güvenilir, işlevsel, kapsayıcı bir otorite kurulamadı...................... GÜVENLİK MİLİS GÜÇLERİNE TESLİM EDİLDİ... Sonuçta 2014 yılında, otoriterleşen bir merkezi hükümete ve ayrılmayı hedefleyen federe bölgeye, ülkeyi parçalayıcı başka bir radikal hareket eklendi. DEAŞ'ın Musul'u ele geçirmesinden bu yana Irak'ın karşılaştığı genel sorunları saymak bile ülkenin içinde bulunduğu sorunları anlamaya yetebilir. Bu sorunlar şöyle sıralanabilir: Ordu dahil olmak üzere resmi güvenlik güçlerine güven neredeyse sıfır noktasına indi. Ülkenin karşılaştığı güvenlik sorunlarına çözüm olarak ülke genelinde ancak farklı güç odaklarına bağlı olarak kurulan bir milis teşkilatı oluşturulması önerildi. Bu milis teşkilatı, 3 yıl içinde genişledi, yasallaştı, silahlandı ve güçlendi.................... YABANCI ASKERİ GÜÇLER MEŞRU HALE GELDİ... Şii siyasi partiler 2005-2008 arasındaki iç savaş döneminden çok daha yoğun bir biçimde militarize oldular. Milisleşme olgusu, siyaset yapmanın çok ötesine geçti. Siyasi partilere bağlı silahlı unsurlar yerini, giderek milislerin öne çıktığı ve siyasilerin milislerin gündemini takip etmek zorunda kaldığı yeni bir yapıya bıraktı. Dahası, Şii milis gruplar Irak'ın dışındaki mezhep temelli çatışmaların bir parçası oldular. Suriye ve Yemen'de Iraklı Şii grupların üyelerini bulmak artık hiç de zor değil. Yani Irak'taki savaş Ortadoğu'ya mezhepsel bir çatışma ihraç edemedi ama Iraklı gruplar değişik ülkelerdeki mezhep nitelikle çatışmaların bir parçası haline geldiler.................. DEAŞ'TAN KURTARILAN BÖLGELERE İSTİKRAR GELMEDİ... DEAŞ'ın ele geçirdiği bölgelerin geri alınması, başlangıçta kolay olmadı. Fakat yeniden oluşturulan bir güvenlik yapısı, silah altına 'gönüllü' olarak giren binlerce Iraklı, yüzlerce askeri danışman, tonlarca silah ve mühimmat DEAŞ'ın gerilemesine imkan verdi. DEAŞ, bir ön devlet davranışı gösterirken aynı zamanda dünya tarihinde çok sayıda rakibe aynı anda meydan okuyan benzer hareketlerin karşılaştığı akıbete uğradı. Kendisinden sayı ve nitelik olarak çok üstün bir rakipler koalisyonu karşısında kaçınılmaz yenilgiyle yüzleşti. Ancak bu yenilgi, DEAŞ'ı hızla kaçınılmaz sona yaklaştırırken ülkenin DEAŞ'tan kurtarılan bölgelerine güvenlik ve istikrar gelmedi. Eski direnişçi gruplar, El Kaide'nin yeraltına inen unsurları, hem DEAŞ'tan hem de hükümetten rahatsız olan aşiretlerle eski çatışma bölgeleri yavaş yavaş yeniden hareketlenmeye başladı.......................... BAĞDAT'TAKİ KANLI GÖSTERİLER VE GERİLEN SİYASİ ORTAM... Irak'taki mevcut sorunları daha da içinden çıkılmaz hale getirebilecek bu gelişmeler, yaklaşan seçim nedeniyle iç siyasetteki derin güç mücadelesi ve Trump sonrası hızla yükselen ABD-İran gerginliği..................... MALİKİ'NİN BAŞBAKANLIK HESABI.... Maliki, Haşdi Şabi'ye yasal statü getiren yasa tasarısının yarattığı boşluklardan yararlanarak Sünni grupları, hizmet ve güvenlik alanındaki eksiklikleri nedeniyle de Şii partileri hedef tahtasına oturttu. Maliki'nin 2014'te başbakan olmasını engellemek için büyük bir koalisyon kurulmuştu. Başta Sadr Hareketi olmak üzere güçlü Şii partilerin liderliğindeki bu koalisyon hedefine ulaştı. Ancak üç senede DEAŞ karşısındaki ilerlemenin sınırlı olması ve ağır maliyeti Maliki'ye önemli bir koz sunuyor................ ABD-İRAN GERİLİMİ IRAK'I NASIL ETKİLEYECEK?... İkinci faktör ise çok daha dikkat çekici ve büyük ölçüde birincisiyle bağlantılı. Trump Yönetimi'nin İran karşıtı açıklamaları ve ABD-İran gerginliğinin yükselmesi Irak'ı doğrudan etkiliyor. Nitekim geçtiğimiz günlerde Başbakan İbadi'nin "Irak bölgesel ya da uluslararası çatışmalara taraf olmayacaktır" çıkışı doğrudan bu gelişmelerden duyduğu endişeyle ilişkiliydi.............. Şu an için Musul'da ABD ile İran arasında DEAŞ'a karşı dolaylı bir koordinasyon olabilir. Fakat bunun ne kadar kalıcı ve samimi olduğu tartışılır. ABD-İran gerilimi yükseldikçe Irak'taki siyasiler arasında da çekişmenin artacağı öngörülebilir. Yukarıda da belirtildiği gibi, son 14 yılda Irak, dış güçlerin etkisine her zamankinden açık hale gelmişken, ABD-İran çekişmesinin ilk etkisinin Irak'ta görülmesi de şaşırtıcı olmayacak. Kaynak: http://www.dunyabulteni.net/haber-analiz/394337/iktidar-mucadelesi-iraki-yeni-krizlere-surukluyor

Son Düzenlenme Salı, 16 Temmuz 2019 07:47

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Mehmet Zeki Bodur   - 14-11-2019

GÖÇ TANIMLARININ KULLANILMASINA YÖNELİK KAVRAMSAL ÇERÇEVE ÜZERİNE DEĞERLENDİRME

Göç ve göçmen konusu üzerinde halen, uluslararası ve ulusal anlamda sözleşmelerde yapılan tanımlar dışında, herkesin üzerinde mutabık kaldığı bir kavramsal tanım bulunmamakta birlikte, bu durumun temel sebebinin, hem göçmenlerin hem de mültecilerin aynı güzergâhları kullanarak göç hareketlerini sürd...