Kasım Süleymani Suikastı ve Orta Doğu'da Büyüyen İltihap

Yazan  03 Ocak 2020

İran Devrim Muhafızları’nın Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve Haşd al-Şaabi liderlerinden Mühendis Abu Mehdi'nin arabasını hedefleyen suikast haber dünya çapında büyük bir etki yarattı.

Zira, bu olayların yaygın sonuçları ve İran ile ABD arasında askeri bir çatışmanın oluşması bağlamında Ortadoğu'nun istikrarsızlaşması konusundaki endişeler hat safhada...

İran İslam Cumhuriyeti'nin üst düzey askeri komutanlarından Kasım Süleymani, bölgedeki üst düzey bir komutan, Pentagon'un ABD’nin "Mavi Yıldırım Harekatı” adını verdiği bir operasyonla çok da karmaşık olmayan bir suikast sonucunda öldürüldü. Bu gelişme dünyayı sersemletti. Özellikle bazı ülkelerde Süleymani’nin tutkulu destekçilerinin olması, olayın etkisini büyüttü. Amerikan siyasi arenasında ABD’nin bu suikastına yönelik muhaliflerin sayısı da az değil.

Bu olayın şok edici olmasının sebebi, sadece Kasım Süleymani'yi ve arkadaşlarını öldürmekle ilgili değil. Aksine, Hükümet ile Irak'taki güçler arasındaki derin istihbarat boşluğunu ortaya koyuyor. Çünkü ABD Özel Kuvvetleri tarafından kolayca suikasta maruz kaldılar.

Trump’ın, Twitter'da İran İslam Cumhuriyeti'ni açıkça tehdit etmesinden sonra, ABD Savunma Bakanı Mike Sperper ABD hükümetinin Irak'ta yeni bir politika başlattığını ve bu sefer “gemi enkazının” farklı olduğunu açıkladı. ABD hükümetinin İran meselesine ilişkin duruşunun sert olacağı öngörülebilirdi.

Şimdi İran ve ABD arasındaki gerginlikler eşi görülmemiş bir seviyede artmaktadır. Son gelişme, vekalet savaşı yerine doğrudan askeri çatışma riskini gündeme getirdi ve bundan sonra olayın nereye varacağını tahmin etmeyi zorlaştırdı.

İslam Cumhuriyeti'nin tarihsel davranış biçimi, çoğunlukla asimetrik ve acelesiz tepkilerden oluşur. Ancak ABD'nin bu suikastının şiddeti, Haşd el-Şabi ve Kataeb Hizbullah'ın geçtiğimiz günlerde ABD Büyükelçilik kuvvetlerine saldırısı ve Kerkük'teki ABD askeri üssüne düzenlenen saldırı iddiasıyla orantısızdır. Operasyonun şiddeti o kadar yüksektir ki, hızlı tepki vermemeyi İran için güç hâle getirmiştir. Bu yüzden verilecek cevabın büyüklüğünün bilinmezliğiyle birlikte, bu sefer İran’ın öyle ya da böyle kısa vadede cevap vermesi beklenebilir.

Tabii ki, İran hükümeti son zamanlarda ülkesi içinde çok farklı ve özel koşulları tecrübe ediyor. Şimdiye kadar, İslam Cumhuriyeti'nin hem Ruhullah Humeyni hem de Ali Haminei yönetiminde ABD ile mücadele stratejisi, ABD ile doğrudan askeri çatışmaya girmekten kaçınmak olmuştur. Ancak mevcut durumda, bu politikanın sürekliliği büyük engellerle karşı karşıyadır. Öte yandan, Donald Trump'ın Beyaz Saray'daki bohem kişiliği göz önüne alındığında ABD hükümetinin saldırgan davranışının devamı da beklenmedik ve sınırsız olabilir. Bu yüzden durum çok karmaşıktır.

Tabii ki, ilk etapta İran İslam Cumhuriyeti'nden gelebilecek misillemeyi öngörebilmek, bu suikastın nasıl gerçekleştiğinin ayrıntılı bir analizini gerektirir. Özellikle Kasım Süleymani'nin Bağdat Uluslararası Havalimanı'ndaki varlığının zamanlamasnı ele almak gerekir. Bu faktörler gelecek hakkındaki spekülasyonları azaltacaktır.

İran İslam Cumhuriyeti'nin asimetrik reaksiyona tarihsel yaklaşımının kısa vadede değiştiğine inanmak zor olsa da, İran'nın bu konuda sessiz kalacağını hayal etmek de aynı derecede zordur.

İran devriminin lideri Ali Haminei'nin şiddetli misilleme tehdidi ve üç günlük kamu yasının duyurulması, sistemin misilleme tepkisine sahip olma olasılığını güçlendirir, ancak kapsamı belirsizdir. Özellikle, Haminei'nin mesajı, Direniş Cephesi kuvvetlerinin gelecekteki ilerlemesinin yönünü daha fazla yansıtıyor.

Denklemin bir başka değişkeni Irak hükümeti ve toplumudur. Kasım Süleymani ve Abu Mehdi'nin ölümlerine verilen tepkiler sadece Irak'ta değil, Ortadoğu'da iki kutuplu bir atmosferin tezahürüdür. Bazıları durumdan mutlu ve operasyonu destekleyici bir tavır takınırken, bazıları ise son derece öfkeli ve üzgündü.

Ulusal egemenliği ABD hükümeti tarafından ihlal edilen Irak hükümeti de yaşanan ve yaşanacak gelişmeler kapsamında etkili bir unsurdur. Ancak hükümetin ABD büyükelçiliğini saldırıdan koruyamaması, ABD hükümetini Irak'ta önleyici operasyonlar başlatmaya itti.

Irak'ın ABD`ye güvenlik, ekonomik ve askeri bağımlılıkları, çatışmada İran İslam Cumhuriyeti'nin yanına geçmesini engelleyebilecek faktörler olarak karşımızda duruyor. Bununla birlikte, Irak hükümeti Irak'ta doğrudan ABD-İran savaşına maruz kaldığında daha da zayıflamasına rağmen son gelişmelerin önüne geçemedi.

Bir diğer önemli değişken İran toplumunun tepkisidir. Hükümetteki üst düzey siyasi ve askeri yetkililer, herhangi bir tepkinin bir karşı operasyon zincirine yol açacağını biliyorlar. İran'ın ciddi şekilde krize girmiş ekonomisi daha fazla baskıya dayanamıyor. Mevcut durumda, insanların ekonomik sıkıntıların artmasına karşı dayanıklılığı belirsizdir ve protestolar bile yayılabilir. Hükümet duygusal ve tepkisel bir karar verirse, sonuçlar tehlikeli olacaktır.

ABD, İran Devrim Muhafızlarının tamamını terörist listesine koydu. ABD siyasi sistemi açısından, bu organın herhangi bir üyesini hedeflemek meşru kabul edilebilir. Öte yandan bu durum, suikastın yasal boyutunun uluslararası meşruiyet bağlamında tartışılmasını zorlaştırmaktadır.

ABD hükümetinin İran İslam Cumhuriyeti ve Kasım Süleymani'nin Kerkük'teki ABD askeri üssüne saldırıdaki olası rolü ve ABD'nin Irak Büyükelçiliğinin bir kısmının imhası hakkındaki iddiaları doğru değilse, ABD hükümetinin eylemi düşmanca olup, tam anlamıyla savaş ilan etmek anlamına geliyor.

ABD hükümetinin bu operasyonlarının Irak'taki kendi güvenliği artırıp artırmayacağı belli değil ve ABD ordusuna yönelik tehditler bölgede bile yayılabilir. Fakat aynı zamanda İran'ın savunma pozisyonuna geçişi de mümkün olabilir.

Şu anda durum son derece belirsiz olduğu için bekleyip iltihaplı Orta Doğu'nun yeni bir askeri gerginliğe geçtiğini görmeliyiz. Bir diğer ihtimale göre de İran-ABD gerginliği arttıkça, bölgedeki güç savaşları geri tepecek ve durum kaçınılmaz yumuşamaya yol açacaktır.

Köksal Taşkent

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
İran Araştırmaları Uzmanı

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları
BREXIT İNGİLTERE’NİN YENİDEN DOĞUŞU MU?

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 14-02-2020

Ankara'da Değişen İklim

Mevsimlerden kış ve bugünlerde sanki mevsim şatlarıyla uyumlu olacak şekilde Ankara'da sert bir siyasi iklim hakim. Aralık-Ocak ayında Libya'dan esen fırtınamsı rüzgar kasırgaya dönüşmeden sönümlendi.