Kıbrıs'ta yeni bir yol gerekiyor

Yazan  10 Nisan 2019

Uzmanlar, Kıbrıs'ta federasyon hedefli müzakere sürecinin sona erdiğini belirterek, yeni bir yol bulunması gerektiğini ve Kıbrıs Türkü'nün kaybedecek bir 51 yılı daha bulunmadığını vurguladı.

Yakın Doğu Üniversitesi tarafından 1-3 Nisan'da KKTC'nin başkenti Lefkoşa'da düzenlenen "İkinci Uluslararası Kıbrıs Konferansı - Kıbrıs Konusu: Kıbrıs'ın Dünü, Bugünü ve Geleceğe İlişkin Vizyonu" konferansı kapsamında uzmanlar, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Balkan ve Kıbrıs Araştırmaları Merkezi Başkanı Gözde Kılıç Yaşın, 2017'de Kıbrıs müzakerelerinin yapıldığı Crans-Montana'da "yönetim ve güç paylaşımı" başlığında yeterli ilerleme sağlanamadığı halde "güvenlik ve garantiler"i konuşmak için Türkiye'nin masaya davet edildiğini ve ortada olmayan plana son noktayı koymasının istendiğine dikkati çekti.

Müzakere sürecinde bir yanda Türkiye'nin Garanti ve İttifak Anlaşmasında taviz vermeye zorlanırken diğer yanda dönüşümlü başkanlık konusundaki tartışmanın sürdüğünü kaydeden Yaşın, "Halbuki tüm konularda uzlaşı sağlandıktan sonra garantörlük sisteminin tartışılması gerekiyordu. Rum tarafı Türkiye üzerinde uluslararası baskı kurmaya o kadar odaklandı ki müzakerelerin özünün ne olduğunu unuttu." şeklinde konuştu.

"Türkler şu an Rumların ismini kullandığı devletin kurucu ortağı"

Yaşın, Kıbrıs müzakerelerinde garantörlük müessesini tartışabilmek için önce Türklerin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hakkı olan yönetime eşit katılımını sağlayan, adil, sürdürülebilir bir anlaşmayı görmek gerektiğinin altını çizerek, buna karşın müzakerelerde bir anlaşma zemini bile olmadığına işaret etti.

Rum tarafının, Türk askerinin Ada'dan çıkması ve garantörlüğün iptalini sağlamak ve ancak bundan sonra, koşullarını kendi belirleyeceği şekilde Türklerle bir arada yaşamayı düşünmek istediğini kaydeden Yaşın, "Gerçi Rum tarafı bir yandan da Rusya ve Fransa'ya askeri üs veriyor. Birleşmeyi, Türkleri mevcut Rum devleti çatısı altına geri kabul ederek yapmak istiyor ve Türkleri azınlık görüyor. Ne var ki Türkler şu an Rumların ismini kullandığı devletin kurucu ortağı. Devletin yeniden iki ortaklı yapıda tesis edilmesi gerekir." diye konuştu.

"Türklerin de gerçekte ne istediğini söylemesinin tam sırası"

Yaşın, Rum yönetiminin, Avrupa Birliği (AB) üyesi olduktan sonra Kıbrıs'ta federasyon temelli bir çözüm bulunmasının imkansızlaştığı görüşünü savunarak, "BM, biri tanınmış diğeri tanınmamış iki devletin adil bir şekilde, eşit taraflar olarak masaya oturmasını sağlayamadı. Rum tarafı tanınmış devlet olmanın avantajını masada kullandı." dedi.

Her halükarda federasyon modelinin artık bir seçenek olmadığını kaydeden Yaşın, "Türklerin de gerçekte ne istediğini söylemesinin tam sırası. Bu konuda basına açıklanan son kamuoyu yoklamaları halkın yüzde 84'ünün KKTC'nin tanınmasını istediğini söylüyordu. Kısa net soruları olan benzer kamuoyu yoklamaları yeniden yapılabilir." önerisinde bulundu.

Yaşın, Rum tarafının Kıbrıs'ta egemenliği ve refahı Türklerle paylaşmak istemediğinin açık olduğunu belirterek, "Kıbrıs'ta federasyon hedefli müzakere sürecinin sona erdiğini düşünüyorum. Yeni bir yol gerekiyor. Bu da ya konfederasyon olur ya iki ayrı resmen tanınmış devlet olur. Konfederasyon seçeneğinde de ilk etapta olacak olan iki devletin birbirini karşılıklı tanımasıdır." ifadelerini kullandı.

(Kaynak: AA)

 

Son Düzenlenme Çarşamba, 10 Nisan 2019 07:56

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Ümit Özdağ   - 21-11-2019

Süleyman Soylu’ya Sorular

Türk milletinin Anadolu’daki milli kimlik, kültür ve egemenliğine yönelik en büyük dördüncü tehdit, modern bir kavimler göçü şeklinde 2011-2019 arasında ülkemize gelen kayıtlı-kayıtsız 5.3 milyon Suriyeli sığınmacıdan kaynaklanmaktadır.