Koronavirüs Sürecinde Mevcut Durumu Anlamak

Yazan  06 Temmuz 2020

Özet

Dünya tarihini liderler, savaşlar, ihtilaller gibi etkileyen durumlardan biri de salgın hastalıklardır. Salgın hastalıklar etkilerini yoğun bir şekilde hissettikleri dönemler ve sonraları itibariyle, ölümlerle birlikte bir değişim/dönüşüm getirmektedirler.

2020 yılının Mayıs ayını yaşadığımız bu günden son 6 aya baktığımızda da, tüm dünyanın Covid-19 adı verilen virüs ile mücadele ettiğini görmekteyiz. Teknolojinin gelişimine paralel olarak artan etkileşim hızı virüsü tüm dünyada kısa sürede var etmiştir. Böylece virüs; genç-yaşlı, siyah-beyaz, güçlü-güçsüz, zengin-fakir ayırt etmeksizin her kesimde varlığını hissettirmiştir. Salgın dönemini yoğun biçimde yaşadığımız bu günlerde; virüsün hangi alanlarda ne gibi değişimler yarattığını, tartışmalar ve öngörüler çerçevesinde, ele almak bu çalışmanın temel amacı olmuştur. Bu kapsamda çalışma; Covid-19’un birey, toplum, devlet, uluslararası sistem açısından etkisini ve oluşabilecek durumları farklı görüşler doğrultusunda incelemeye çalışmıştır. Ayrıca çalışmada, Türkiye’nin durumu ve gelecekteki konumu ile gençliğin salgın döneminde yaşadıkları sorunlar irdelenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Covid-19, Uluslararası Sistem, Devlet, Türkiye, Gençlik

 

Giriş

Büyük bir virüs ailesi olan Koronavirüslerin bir türü ‘’Covid-19’’, diğer adıyla ‘’Yeni Koranavirüs Hastalığı’’, ilk olarak Aralık 2019’da Çin’in Wuhan Eyaleti’nde görülmüş ve 2020 Ocak itibariyle bu adla anılmaya başlayarak hızlı bir şekilde tüm dünyaya yayılmıştır. Kaynağının yarasalar ve karıncayiyenler olduğu iddia edilen Covid-19 virüsü, 14 Mayıs 2020 itibariyle dünya genelinde yaklaşık 4,5 milyon insana bulaşmış ve 300 bin kişinin ölümüne neden olmuştur.

Etkileşimin zirve yaptığı günümüzde oldukça hızlı bir biçimde dünyanın hemen her bölgesine yayılan virüs ile birlikte salgın öncesi dönemdeki gibi bir dönemin olmasını beklemek abesle iştigaldir. Her salgında ve küresel çapta etki bırakan olayda olduğu üzere, Covid-19 salgını sonrası dönemde de pek çok şeyin eskisi gibi olmayacağı açıktır. Virüsün özelden genele doğru etkisine bakıldığında; bireylerin, devletlerin ve uluslararası sistemin salgın döneminden etkilendiğini ve bu doğrultuda değişim/dönüşüm geçirdiği söylemek, gelecek için de bunları beklemek oldukça doğaldır. Her duruma ayak uydurmakta başarılı olabilen insanoğlu, salgın dönemine de adapte olabilmiş, olmak zorunda kalmış ve böylece tüketim tercihlerinden iş yapma seçeneklerine dek pek çok alanda alternatifler üreterek yaşamını sürdürmeye devam etmektedir.

Bu çalışma, Koronavirüs’ün dünyayı oldukça etkilediği dönemde insan hayatına etki eden alanların incelemesini içermektedir. Bu bağlamda önce uluslararası ilişkiler alanı incelenmiştir. Bu bölüm sistem tartışmaları çerçevesinde sırasıyla; küreselleşme sorgulamalarına, kuramcıların savlarına, uluslararası oluşumların durumlarına, ABD-Çin çekişmesine, devletin nasıl algılandığına ve rejim algılamalarına değinmiştir. İkinci bölümde, ekonominin tedarik zincirinden eksen kayması tartışmalarına dek olan belli başlı konular incelemeye tabi olmuştur. Sonrasında teknoloji ve güvenlik alanlarının salgın döneminden nasıl etkilendiğine değinilmiştir. Ayrıca çalışmada, Türkiye’nin pandemi performansına bakılmış ve Türkiye’nin yakın çevresine göz atılmıştır. Genel bir değerlendirmenin yapıldığı son bölümde, gençliğin salgın sürecinden nasıl etkilendiği belli başlı tespitler ile ele alınmıştır. Ek olarak; çalışmada,insan hayatına orta ve uzun vadede en çok etki edebilecek alanlara göre bir sıralama yapılmaya çalışılmıştır.

Uluslararası İlişkilere Sistem Tartışmaları Çerçevesinden Bakış

Covid-19 pandemisi, tüm salgınlar gibi her alanda etkisini hissettirmektedir. Uluslararası ilişkiler bu alanlardan birisidir. Kimilerinin tüm dünya insanlığına uzun vadede daha çok etki edeceğinden dolayı en önemli alan olarak gördüğü uluslararası ilişkilere bakıldığında, pek çok tartışma ile karşılaşmak mümkündür. Bu tartışmalardan ilki sistemin geleceğine dair olanlarıdır. Birçok uluslararası ilişkiler uzmanı salgın sonrası dönemde yeni bir sistemin ortaya çıkacağını öngörmekteyken, uzmanlardan bazıları da yeni bir sistem oluşumundan ziyade mevcut sistemin belli başlı kısımlarında revizyon olmasını beklemektedirler. Her iki gruba dahil olan uzmanların birleştiği noktalar ise, savlarını ele aldıkları parametrelerin neredeyse aynı olmasıdır.

Küreselleşmenin sorgulanması/yorumlanması, uluslararası ilişkiler uzmanlarının değindikleri ilk ayağı oluşturmaktadır. İnsan hareketliliğinin zirve noktasına ulaştığı günümüzde, Koronavirüs’ün bu denli hızlı yayılmasının en önemli nedeni küreselleşme olarak görülmektedir. Bu durum küreselleşmenin sorgulandığı ilk noktadır. İkinci nokta ise, tüm dünyayı etkisi altına alan salgın sürecinde küresel çapta bir liderin bulunmamasıdır. Mevcut soruna yönelik inisiyatif alıp oluşan krizlerin yönetimini üstlenebilecek bir aktörün olmaması sorunların büyümesine neden olmaktadır[1]. Küreselleşmenin sorgulandığı üçüncü noktayı devletlerin salgın sürecinde sınırlarını kapatmaları oluşturmaktadır. İnsan hareketliliğini kontrol altına alabilmek adına devletler, kendi vatandaşları dahil olmak üzere, yurtdışından gelen insanların virüsü yayma tehlikesine karşı önlemler alınca uluslararası seyahatler neredeyse durma noktasına gelmiştir. Ayrıca, devletlerin tıbbi malzemelere el koyarak krizler meydana getirmeleri de küreselleşmenin sorgulanmasına neden olmuştur[2]. ‘’Küreselleşmenin sonu mu geliyor?’’ sorusu, bu konunun can alıcı noktası olarak, yıllardır devam eden tartışmayı alevlendirmiş ve küreselleşmenin ciddi şekilde sorgulanmasına neden olmuştur. Küreselleşmenin virüsün yayılış hızında son derece etkili olduğunu kabul eden ve küreselleşmenin sonu gelmez görüşünü benimseyenlere göre, küreselleşme aynı zamanda veri setlerinin paylaşılması, farklı ülkelerdeki uzmanların bir araya gelerek aşı üretme çabaları gibi etkenler sebebiyle çözüm için de en önemli gerekliliği oluşturmaktadır[3]. Bu açıdan ele alındığında, yeni bir sistem oluşmasından ziyade küresel bir revizyon beklentisi daha çok kabul görmüştür.

Sistem tartışmalarının bir diğer ayağını kuramsal yaklaşımlar oluşturmaktadır. Güç unsurlarını ön plana çıkaran realist yaklaşımın, salgınla beraber sağlık gücünü de diğer güç unsurlarının yanına eklemesi kaçınılmazdır[4]. Realist yaklaşımcılar ulus devletleri zayıflattığı için küreselleşmeyi suçlu görmektedirler. Onlara göre salgın karşısında zayıf kalan ulus devletler başarılı bir mücadele verememişlerdir[5]. Liberal yaklaşımcılar, salgın ile mücadele edebilmek için liberal değerlerin küreselleşme ile yaygınlaşmasına dikkat çekerek uluslararası işbirliğinin virüsü yenmede zaruri olduğunu belirtmektedirler[6]. Eleştirel yaklaşımı benimseyenlerin odaklandıkları noktaları ise, realizmin ve liberal görüşün salgın tehdidinin arka planında yer alan hususların izahındaki başarısızlıkları ve bu görüşlerin toptan tasfiye gerçekleşmeden tehdidin önlenemez olmayışı oluşturmaktadır. Bu bağlamda bir öneri sunmayan eleştirel yaklaşımcılar, sorunların adı geçen iki kuramın dahli olmadığında kendi kendine son bulacağını ifade etmektedirler[7].

Salgın sonrası dönem için oluşacak ya da değişecek sistemde bir etken olarak sorgulanan diğer ayak, uluslararası organizasyonların varlığıdır. Uluslararası örgütler yapı olarak aktif müdahale gücü olmayan oluşumlardır ve fonlarla faaliyet yürütmektedirler. Bu çerçeveden bakıldığında uluslararası kurumların, fon sağlayıcısı olarak öne çıkan devletlerin çıkarlarına aykırı olarak hareket etmeleri çok da mümkün değildir. Uluslararası örgütlerin bu tutumları, salgın esnasında başarısız olmalarının en önemli nedeni olarak kabul edilmektedir[8]. Avrupa Birliği, mevcut uluslararası oluşumlar arasında başarısız olarak öne çıkanlardan birisidir. Krizle mücadele için bir yapıyı bünyesinde barındırmayan AB, krize müdahale konusunda geç kalmıştır. Ulus-üstü yapı olarak hareket eden AB’nin üyeleri, salgın sürecinde içe kapanmak zorunda kalınca varlığı sorgulanır hale gelmiştir. Bu bağlamda AB’nin geleceğini belirleyecek durumlardan birisi, belki de en önemlisi, salgın sonrası süreçte maddi desteğe ihtiyaç duyacak üyelerinin ne kadar yanında durabileceğidir[9]. Salgın sürecinde aktif ve başarılı olması beklenen uluslararası oluşumdan biri de Dünya Sağlık Örgütü’dür. ABD Başkanı Trump’ın krize müdahale etmekte yetersizlikle ve Çin’e yakınlıkla suçladığı[10] DSÖ,  süreç boyunca pasif kalarak güvenilirliğini sorgulatmıştır. Bu pasif tavırda, devletlerin içlerine kapanmasının etkisi de göz ardı edilmemelidir.

Pandemi sonrası dönemde yeni bir sistem ortaya çıksa da mevcut sistem değişerek/dönüşerek yoluna devam etse de ABD ve Çin’in bir rekabet içinde olacağı su götürmez bir gerçektir. Bu bağlamda ABD-Çin rekabeti sistem tartışmalarının bir diğer ayağıdır. Salgın dönemi bu rekabetin hızlanmasına sebep olmuştur. Bu durumun temel sebebi ise virüsün Çin’de görülmeye başlaması ve ABD’yi fazlasıyla etkilemesidir. Salgın döneminin her safhasında görüldüğü üzere, bu rekabette de galibinin kim olacağı yönünde fikir ayrılıkları mevcuttur. Uluslararası sistemin Çin eksenli belirleneceği yönünde çıkarıma sahip olanların pek çok dayanağı öne sürdüğünü söylemek mümkündür. Virüsün her ülkeden önce Çin’de görülmesi ve alınan tedbirlerle bu durumun kontrol altına alınıp avantaja dönüştürülmesi, salgın sonrası sistemde Çin’in söz sahibi olacağını düşünenlerin ilk dayanağıdır. Diğer bir dayanak; nispeten başarılı sayılabilecek kontrol altına almadan sonra, AB’nin yardımda bulunmadığı/bulunamadığı ülkelere dahi yardımda bulunarak üzerine yapışan ‘’Çin Virüsü’’ algısını kısmen de olsa değiştirmiş olmasıdır. Son dayanak noktası ise ABD’nin salgın sürecinde çok da iyi yönetim gösterememesidir[11]. Rekabetin, sayılan dayanaklara rağmen, ABD’nin lehinde sonuçlanacağını düşünenlerin sayısı da oldukça fazladır. Bu düşünceye sahip olanların en çok önemsediği unsur, ABD’nin ekonomik anlayışı ve dönüşüm becerisidir. Çin’in mevcut iktisadi yapısının salgın sonrası dönem için lider olmasına engel olduğunu düşünenler; yeterli iktisadi altyapıya sahip olmadığı, bugünkü altyapının süreklilik arz edecek kadar güçlü olmadığı, Mavi Deniz donanmasına sahip olmadığı gibi gerekçelerle ABD ile olan rekabette geride kalacağını belirtmektedirler[12]. Bu süreçte ABD’den ziyade Trump eleştirilerin hedefinde bulunmaktadır. Salgının ilk günlerinde Çin’i başarılı bulan ve virüsü küçümseyen açıklamalar yapan Trump, zamanla virüsü ‘’Çin Virüsü’’ olarak adlandırmaya başlamıştır. Yalnızca Çin’i hedef göstermemiş aynı zamanda DSÖ’yü de suçlamaktadır. Yaptığı açıklamalar sebebiyle ırkçılık yaptığı için de eleştirilmiştir[13]. Oluşacak yeni sistemde ya da değişecek/dönüşecek sistemde ABD’nin söz sahibi olarak devam edebilmesi için nasıl bir strateji izlemesi gerektiği hususunda pek çok kişi tavsiyede bulunmaktadır. Bu isimlerden birisi de, daha önce Amerika Dışişleri Bakanlığı yapmış olan Henry Kissenger’dır. ABD’ye salgın döneminde küresel direnci arttırmak, küresel iktisadı dinamik tutmak ve liberal görüşün değerlerinin muhafızlığını yapmak gibi görevler biçen Kissenger, ABD’nin süreci yönetmesini önermektedir[14].

Sistem tartışmalarına devlet eksenli bir bakış yaptığımızda pek çok öngörünün gündemde olduğunu söyleyebilmek mümkündür. Bunlardan ilki, salgın süreciyle beraber ‘’güçlü devlet’’ olgusunun tekrar yükseliş içinde olacağı öngörüsüdür[15]. Bir diğer öngörü ise, ‘’kendi kendine yardım’’ felsefesinin daha çok özümseneceğini içermektedir. ‘’İç koruyucu’’ kimliği ile salgın sürecinde öne çıkan devletin ‘’ideal devlet’’ olarak görüleceği de bir başka öngörüdür[16]. Salgın sürecinde uluslararası veya bölgesel örgütlerin başarısızlığına dikkat çeken bir başka görüş ise, ‘’güçlü devlet’’ olgusunun yükselişine ‘’ulus devlet’’ anlayışını ekleyerek, salgın sürecinde ve sonrasında ‘’güçlü ulus devletlerin’’ öneminin artacağını öngörmektedir[17]. Bu öngörülerin yanında bir de rejim tartışmaları yaşanmaktadır. Çin’in kısmi başarısını otoriter rejimlerin başarısına bağlayanların yanı sıra liberal-demokratik yönetimlerin otoriterleştiği yönünde görüşler beyan edenler de bulunmaktadır[18]. Bu görüşlere karşın, rejimin ne olduğundan ziyade benimsenen rejimin etkin ve ustaca kullanılışının başarıda kıstas olduğu görüşü de tartışmalarda yer almaktadır[19].

Ekonomiye Bakış

Ekonomi, Covid-19 virüsünün en çok etkilediği alanlardan birisidir. Salgının başlamasıyla beraber ilk etkilenen alan, tedarik zincirleri olmuştur. Ekonominin küresel boyutuna göre dizayn edilen tedarik zincirleri, Çin’de üretim azalmasına ve zamanla Batı’nın virüsle tanışmasına paralel olarak oluşan taleplere cevap veremez hale gelmesine neden olmuştur. Bu durum da ticari işletmeleri, tedarik zincirlerini gözden geçirerek alternatifler aramaya itmiştir. Salgın, beyaz yakalı çalışanların işlerini teknoloji vasıtasıyla evlerinden halledebilmelerine karşın mavi yakalıların yaptıkları iş dolasıyla sahada kalmaya devam etmelerine neden olmaktadır. Bu bakımdan mavi yakalılar büyük risklerle karşı karşıya kalmaktadırlar. Devletlerin mavi yakalı çalışanların bu şartlarını iyileştirmek ve halk üzerinde oluşabilecek risk oranını en aza indirmek için sonraki süreçte sosyal destek paketleri oluşturma, üretim ve hizmeti otomasyon yoluyla sağlama yolunda adımlar atması olasıdır. Ekonomiyi ilgilendiren bir diğer nokta, salgın sürecinde hidrokarbon enerji fiyatlarında gözlenen düşüştür. Özellikle petrol fiyatında gözlenen düşüş, bu enerji maddesine ihtiyaç duyan devletler nezdinde kullanımını arttıracaktır. Üretimdeki azalma sebebiyle ürünlerde gözlenen fiyat artışı salgının bir diğer etkisini ortaya koymaktadır. Koranavirüs salgınının etkilerini fazlasıyla hissettirdiği bugünlerde ekonomi temelli tartışmalardan biri de küresel üretim kayması olup olmayacağı noktasında yaşanmaktadır. Pek çok düşünüre göre virüsün özellikle Avrupa’yı derinden etkilemesi ve Avrupa devletlerinin tıbbi ekipman üretiminde özel şirketlere alan açmasıyla birlikte Batı’nın üretim merkezi olarak yükselmesi, üretimde Çin’in devre dışı kalmasının adımları olarak görülmektedir. Bu bağlamda özel şirketlerin Batı’daki üretim paylarında oluşacak artışla birlikte Çin, pazar payının önemli bir kısmını kaybedecektir. Böylece üretim merkezleri Uzak Doğu’dan Avrupa içlerine doğru kayacaktır[20]. Salgın sürecinde uygulanacak her iktisadi politikanın hassas dengeleri kontrol etmesi gerektiği su götürmez bir gerçektir. Devletler hangi politikaları uygularsa uygulasınlar, piyasadan çekilen bir kurumun bir zincirleme etkiyle pek çok kurumu etkileyip yok edeceğini hesaba katmak durumundadırlar[21].

Teknolojiye Bakış

Salgın dönemi boyunca önemi ve kullanımı en çok artan alanlardan birisi, birçoklarına göre birincisi, teknolojidir. Salgının yayılma hızını düşürmek için evde kalmak durumunda oldukları süre boyunca insanlar, gerek işlerini gerek eğitimlerini sürdürmek için gerekse can sıkıntılarını gidermek için teknolojik aletlere başvurmak durumunda kalmışlardır. Bu kapsamda bireyler, teknoloji ile pek çok işini aksatmadan sürdürebilmeyi başarmış ve bu da bir fırsat olarak görülmüştür[22]. Teknolojinin günden güne insan hayatına daha çok girdiği kabul edilen bir durum olsa da, virüs dönemiyle birlikte ‘’sanallaşma’’ trendi hem yükselmiş hem de çeşitlenmiştir[23]. Salgın boyunca teknoloji sadece iş, eğitim, ticaret gibi temel ihtiyaç birimleri üzerinde etkisini arttırmamıştır, aynı zamanda virüse dair propagandadan bilgilendirmeye dek pek çok işlevde kullanılır olmuştur. Teknolojik aletler vasıtasıyla artan etkileşimin salgın sürecinde aktifliğini örneklendirecek olursak; sosyal medya platformlarında Koronavirüs ile alakalı, 21 Ocak-11 Mart arasında, yaklaşık olarak 275 milyon paylaşım yapıldığını görmek mümkündür[24]. Yine salgın dönemi boyunca ‘’dijital diplomasi’’ kavramının ve bu diplomasi alanının kullanımında artış gözlenmiştir. Yumuşak güç, siber güç gibi tamamlayıcı diplomasi unsurlarından biri olarak ortaya çıkan ve yalnızca diplomatlar arasında devletler arasındaki ilişkilerin dijital ortamda yürütülmesi şeklinde tanımlanan dijital diplomasinin, salgın sonrası dönemde yükselişte olacağı yönünde görüşler bulunmaktadır[25].

Güvenliğe Bakış

Kamu güvenliğini tehdit eden salgın ile birlikte devletler güvenlik anlayışlarını ve mücadele için gerekli güvenlik aygıtlarının yeterliliğini gözden geçirmek zorunda kalmışlardır. Bu süreçte devletler için endişe doğuran noktalardan biri de mevcut durumun terör örgütleri için fırsat olarak görülmesidir. Gelişmelerin psikolojik boyutuna odaklanan ve asimetrik yöntemleri benimseyen terör örgütleri, düşman olarak gördükleri devletlerin salgın sürecinde zayıflayan dinamiklerine saldırmak gayesinde olabilmektedirler. Bu endişeyi gidermek için devletlerin salgınla mücadele için sağlık sisteminin güvenliğinin yanında askeri güvenliği de elden bırakmaması bir zaruri durum olmaktadır[26].

Güvenlik açısından salgın sürecinde dikkat edilmesi gereken bir başka durumu istihbarat oluşturmaktadır. Salgın öncesi döneme oranla önemi daha da artan istihbarat, devletler için dikkatle hareket etmek zorunda kalınan bir alan olmuştur. Sağlık alanındaki her gelişmenin takip edilmesinden küresel ve bölgesel çaptaki sağlık durumlarının analizine dek her konuda bilginin toparlanıp değerlendirilmesini içeren ‘’medikal istihbarat’’, salgın boyunca ulusal güvenliğin ciddi bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu bağlamda medikal istihbaratın, geleneksel güvenlik ve terörle mücadele eksenli ulusal istihbaratın yanında önem kazanan bir alan olarak ortaya çıktığını söylemek mümkündür. Salgının toplumsal boyutta da tehdit oluşturduğundan hareket ettiğimizde, devletlerin iç güvenliğini sağlamak için mücadele ettiği görülmektedir. Bu bağlamda pek çok istihbarat çeşidi göze çarpmaktadır. Bunlardan ilki insan istihbaratıdır. Hastadan doktora, siyasetçiden bilim adamına dek her kesimi istihbarat üreticisi olarak kabul eden istihbarat birimleri, salgın süresi boyunca sağlıklı veri elde edebilmek adına büyük bir titizlik göstermektedirler. Aynı zamanda salgın sürecinde pandeminin yaygınlığını, tehdit boyutunu halkından ve dünya kamuoyundan saklamaya çalışan siyasetçilere karşı insan istihbaratı önemli bir kalkan vazifesi de görmektedir. Açık kaynak istihbaratı, bir diğer istihbarat çeşidini oluşturmaktadır. Gerçek zamanlı ve anlık veri akışı için büyük önem arz eden bu istihbarat çeşidi, medya üzerinden hareket etmektedir. Ayrıca açık kaynak istihbaratı zaman zaman; manipülasyon, propaganda ve bilgi kirliliği gibi olumsuzlukları da içermektedir. Bir diğer istihbarat çeşidi ise, siber istihbarattır. Yüz yüze görüşmenin risk olarak kabul edildiği salgın sürecinde, siyasiler video konferans uygulamaları aracılığıyla görüşmeler gerçekleştirmektedir. Bu uygulamaların gizlilik konusunda yarattıkları zafiyetler, konuşmaların ele geçirilmesinden konuşanların bilgilerine erişime dek pek çok olumsuzluğu beraberinde getirmektedir. Kişilik haklarının ihlali ve devlet sırlarının güvenliği için tehdit arz eden bu durumlar, bir siber savaşa ortam hazırlamakta ve endüstriyel casusluğun popüler hale gelmesine neden olmaktadır. Bu kapsamda istihbarat teşkilatları ulusal güvenliğin ve ulusun güvenliğinin sağlanması adına ekstra bir gayret içinde hareket etmektedirler.

Güvenlik konusu içerisinde incelenecek bir başka konu çatışmalardır. Salgın döneminin mühim etkiler doğurduğu bu günlerde nispeten çatışmaların durağanlık gösterdiğini söylemek mümkündür. Durağanlığın pek çok sebebi bulunmaktadır. Bunların biri, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in yaptığı ‘’Küresel Ateşkes Çağrısı’’dır[27]. Bu çağrıya 12 ülke olumlu yönde cevap vermiştir ve 70 bölgesel çatışma durma noktasındadır. Sebeplerden bir diğeri, pandemi dolayısıyla çatışan grupların destekçilerinden bekledikleri yardımı alamamaları olmuştur[28]. Salgın sonrası dönem için ise, durağanlığın yerini artan çatışmalara bırakacağı yönünde bir çıkarım yapmak olasıdır. Devletlerin salgın sürecinde kaynaklarını virüsle mücadele için ayırdıklarını hesaba kattığımızda oluşan işsizlik artışı ve kötüleşen maddi durum, protestolarla ve büyük çaplı gösterilerle karşılaşabileceğimizi bizlere haber vermektedir. Aynı zamanda salgın öncesi var olan protestoların ve iç huzursuzluğun, salgın sonrası dönemde de devam edeceğini öngörmek mümkündür. Bunlara ek olarak, virüs dönemi şartlarının kırılgan devletleri daha da zayıf hale getirmesi çatışmaların şiddetleneceğine ya da artacağına yönelik bir diğer işarettir[29].

Türkiye’nin Salgın Dönemi Performansı ve Yakın Çevresine Bakış

Salgın süreci boyunca Türkiye, öne çıkan devletlerden biri olmuştur. Her ne kadar iç siyasetinde pek çok eleştiriye maruz kalsa da Türkiye’nin salgın ile mücadelede göstermiş olduğu performans dünyanın beğenisini kazanmaktadır. Pek çok devletin aksine vatandaşlarının sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanması, yine pek çok eleştiriye rağmen tedarik zincirinin etkin olması ve ekonomik destek paketleri sağlaması, dünyanın farklı yerlerinde bulunan vatandaşlarına ulaşması, birçok ülkeye yardım yapması gibi etkenler Türkiye’yi dünya kamuoyunda öne çıkarmıştır[30].

Türkiye’nin komşularına ve yakın çevresine bakıldığında, özellikle Ortadoğu’nun salgınla beraber ciddi sorunlar yaşadığını görmek mümkündür. Salgın öncesi durumu oldukça karışık olan bölge ülkelerinin, salgın ile birlikte özellikle iktisadi anlamda sorunlar yaşadığı gözlenmektedir. Pandemiden önceki süreçte Türkiye’nin yakın çevresi dahilinde olan gündeminde Suriye krizi ve Doğu Akdeniz konusu öne çıkmaktaydı. Suriye krizinde muhatap olan aktörler göz önüne alındığında, İran’ın ve Rusya’nın petrol fiyatlarının düşüşüyle yaşadıkları ekonomik krizler dolayısıyla Suriye’ye yeterli destek verilememesi durumu doğmuştur. Bu bağlamda bu iki aktörün rejim ile ilişkisi sorgulanabilir duruma gelmektedir ve Esad rejiminin güç kaybetmesi beklenen bir durumu oluşturmaktadır. Buna paralel olarak Rusya’nın ve İran’ın bölge üzerindeki etkisinin nispeten zayıflayacağını düşünmek mümkündür. Doğu Akdeniz konusunda muhatap olunan Libya’da ise salgınla birlikte kötü olan ekonomik durum daha kötü bir hale gelmiştir ve bu durum devlet otoritesinin daha da zayıflaması sonucunu doğurmaktadır. Oluşabilecek göçlerin önünü kesmek için Avrupa’nın Hafter’e destek olma veya faaliyetlerine ses çıkarmama ihtimaline karşı Türkiye dikkatli olmak zorundadır[31]. Aynı konunun bir diğer muhatabı Yunanistan’ın salgın sürecinde Türkiye aleyhinde açıklamalar yapmaya devam ettiği söylenebilir[32]. Yine bu bağlamda; KKTC’nin Türkiye ile paralel hareket ettiği doğrultuda, Türkiye’nin pandemi sonrası dönemde elinin kuvvetli olması beklenmektedir[33].

Türkiye’nin yakın çevresini oluşturan Güney Kafkasya’ya bakıldığında, iki durum göze çarpmaktadır. Salgın sürecinde Azerbaycan-Türkiye işbirliği devam etmektedir. Bu bağlamda TİKA aracılığıyla Azerbaycan’a yardım yapılmıştır[34]. Bir diğer durumu ise Ermenistan’ın yardım isteyip istemediği konusu oluşturmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın Ermenistan’ın Türkiye’den yardım talebinde bulunduğu yönündeki açıklamaya Ermenistan Dışişleri Bakanlığı bu yönde bir talep olmadığı şeklindeki açıklama ile cevap vermiştir ve bu konu her iki ülke gündemini bir süre meşgul etmiştir[35].

Sonuç Niyetine: Genel Değerlendirme ve Salgına Gençliğin Bakışı

Aralık 2019’da başlayıp kısa sürede tüm dünyaya yayılan Covid-19 virüsü, ekonomiden uluslararası sisteme, gencinden yaşlısına her alanı ve kesimi bir ayrım gözetmeksizin etkilemiştir. Kimileri için 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki en önemli olay olarak nitelendirilen kimileri için ise çok abartıldığı düşünülen Koronavirüs salgını, pek çok tartışmayı doğurarak alanında uzman olsun olmasın her kesimin öngörülerde bulunmasına sebep olmuştur. Bu bağlamda salgını ve salgın dönemini ‘’ikilikler/ayrışamalar’’ dönemi olarak tanımlamak mümkündür.

İkiliklerin her alanda görüldüğünü söylemek mümkündür. Uluslararası sistemin geleceğine dair öngörülerde de iki farklı görüş mevcuttur. Küreselleşmenin sorgulandığı noktadan baktığımızda; bazı uzmanlar salgının yayılma hızındaki küreselleşme etkisine atıf yaparak küreselleşmenin sonunun geldiğini düşünmektedirler. Bazı uzmanlar ise küreselleşmenin aynı zamanda virüsle mücadele için gerekli olduğunu ifade ederek küreselleşmenin baki kalacağına inanmaktadırlar. Kuramcıların öngörüleri ele alındığında aynı ayrışmalar göze çarpmaktadır: realistlerin liberal düşünceyi suçlayıp ‘’güçlü devlet’’ olgusuna inanmalarına karşın liberaller salgının işbirliğini tetikleyeceğini düşünmektedirler. Ayrışmanın en çok gözlendiği alanlardan biri de Çin-ABD rekabetidir. Virüsün ilk Çin’de görülmesinden virüsü saklaması iddiasına kadar pek çok noktada Çin’i suçlayanlar bulunduğu gibi Çin’in Avrupa içlerine kadar yaptığı yardımları göz önünde bulundurarak onları takdir edenler de oldukça fazladır. Çin’in ekonomisini eksik gören kimi uzmanlar ABD’nin gelecekte etkisini sürdüreceğine inanırken, Kuşak Yol Projesi’nin de etkisiyle Çin’in hem üretim hem tedarik merkezi olarak gelecekte yükseleceğini savunan uzmanlar bulunmaktadır. Salgın sürecinde uluslararası örgütlerin gösterdikleri performans ile sınıfta kaldığını düşünenler, özellikle AB’yi DSÖ’nü eleştirenler, gelecekte devlet merkezli uluslararası sistemin var olacağını düşünmektedirler. Bunlardan farklı düşünen kesim ise devletlerin tek başlarına salgının üstesinden gelemeyeceğini düşünerek işbirliği doğrultusunda uluslararası kurumların önemine değinmektedirler. İkiliğin görüldüğü bir başka konu ise rejim tartışmalarıdır. Bazı kesimler Çin’in başarısından bahsederek otoriter rejimlerin gelecekte yükselişte olacağını düşünürken, bazıları da demokratik yönetim anlayışının en iyisi olduğunda ısrarcıdırlar.

Şüphesiz salgının en çok darbe vurduğu alanların başında ekonomi de bulunmaktadır. Tedarik zincirinin alt üst olduğu, tüketim trendlerinin değiştiği, petrol fiyatlarının tahmin edilmeyen şekilde düştüğü bu dönemden meslek grupları da nasibi almıştır. Teknolojinin ekonomiye etkisi yükselirken, sahada çalışan meslek dalları büyük risklerle karşı kalmıştır. Bu iktisadi değişime, dönüşüm ile cevap vermek zorunda kalan devletlerin iktisadi politika değişimine gitmeleri kaçınılmazdır. Bu bağlamda, Çin ile ABD arasındaki rekabetin önemli bir noktasını ekonomi oluşturacaktır.

Teknolojinin gerekliliğinin fazlasıyla hissedildiği salgın döneminde, insanlar teknolojik aletlerinin faydalarından yararlanmışlardır. Sanallaşmanın zirve yaptığı bu süreçte evde kalmak zorunda olan insanlar, teknolojinin nimetlerine sarılmışlar ve sosyal medya kullanımın sürelerini arttırmışlardır. ‘’Dijital diplomasi’’ bu dönemin yükseleni olmuştur.

Devletlerin salgın süreci boyunca en çok odaklandıkları alan sağlık olsa da güvenlik konusunda titizlik gösterdiklerini, göstermek zorunda olduklarını söylemek mümkündür. Gerek iç güvenliği sağlamak gerekse dış tehditlere karşı ayakta durmak adına güvenlik önlemlerin artıran devletler, manipülasyona, propagandaya, bilgi kirliliğine mahal vermemek için istihbarat yönetimine önem vermişlerdir. Ayrıca terör örgütlerinin devletlerin salgın ile uğraşırken oluştukları zafiyetleri değerlendirmeyi hedefleyen davranışlarına karşı dikkatli davranmak zorunda kalmışlardır. Salgın süreci boyunca desteksiz kalan pek çok çatışma grubunun ateşkes döneminde olduğunu söylemek mümkündür. Salgın döneminin güvenlik alanında en çok göze çarpan konusu ise, medikal istihbarata verilen önem olmuştur.

Virüsün ülkemize gelişi diğer ülkelere gelişine göre oldukça geç olmuştur. Virüsün Türkiye’de ilk açıklandığı tarihin oldukça geç olması nispeten avantaj yaratmış ve kısmen önlemler alınmıştır. Türkiye’nin virüsle tanışması sonrasındaki süreçte ise, salgın boyunca her alanda görülen, ayrışmalar gündemde yer almıştır. Hükümetin uyguladığı her politika ve aldığı her karar bir kesim tarafından alkışlanırken diğer kesim tarafından eleştirilmiştir. Bu süreç boyunca ekonomiden eğitime dek pek çok alanda kararlar alan hükümet, dış basında oldukça fazla beğeni toplamıştır. Özellikle ‘’insani diplomasi’’ faaliyetleri, Türkiye’yi dünya çapında gündemde tutmuştur.

Türkiye’nin salgın sonrası süreçte söz sahibi olacağını iddia eden kesimler mevcuttur. Pek çok ülkeye yaptığı yardım faaliyetlerinin etkisiyle, sorunlu olduğu devletler dahil, dış siyasette genel manada ılımlı ilişkiler kuran Türkiye, süreç boyunca hem bölgesel hem de küresel çapta sivrilmiştir. Ancak bu durumun süreçten sonra da böyle olacağının garantisi yoktur. Salgının hemen öncesinde Türkiye’nin, Suriye’de Rusya ile Akdeniz’de Libya ve Yunanistan ile karşı karşıya geldiği unutulmamalıdır. Pandemi döneminde Rusya ve İran’ın en önemli gelir kaynağı hidrokarbon enerji gelirindeki düşüşe, ABD’nin salgın döneminde yaşadığı kaosa rağmen salgın sonrası dönemde emellerinden vazgeçeceğini düşünmek hayali olacaktır. Bu bağlamda; gerek bölgesel gerekse küresel çapta akıllı, şartları hesaba katan ve her aktörü göz önüne alan bir Türk dış politikası üretmek zorunluluktur. Salgının oluşturduğu etkilere karşın doğurduğu fırsatlardan yararlanmak üretilen politikalara bağlı olacaktır.

Koronavirüs’ün en çok ölüme neden olduğu kesim yaşlılar olsa da salgın sürecinden gençlik de fazlasıyla etkilenmiştir. Dönem itibariyle zaten hareketli bir yapıya sahip olan gençler, bu dönemde çok fazla sorun yaşamışlardır ancak bunlardan dördü fazlasıyla göze çarpmaktadır. Bunlarda ilki ve onları en çok etkileyeni belirsizliktir. Henüz tecrübeli sayılabilecek yaşlarda olmayan gençlerin büyük bir kısmı; bir anda kendilerini eve hapsetmek zorunda kalmışlardır. İlk başlarda tatil havasında geçen bu sürecin uzamasıyla hissettikleri boşluk onlarda katlanılamaz duruma gelmiştir. Böylece belirsizlik dönemi, gençlerde yıpranma dönemine evrilmiştir. İkinci durum eğitim problemleri olmuştur. Bir hafta önce okula giden gençler bir hafta sonra ekran karşısında ders dinler duruma gelmiştir. Uzaktan eğitim sürecinde yaşanan problemler ile eğitimleri daha da aksamış ve bu da yıpranmaya katkı sağlamıştır. Ayrıca, sınav tarihlerinde yaşanan değişmeler hem sosyal medyada hem de politikacılar arasında tepki çekmiş ve tartışma yaratmıştır. Her halükarda etkilenen gençlik olmuştur. Üçüncüsü, tedbirlerin artmasından ve katılaşmasından gençlik de nasibini almasıdır. Bu bağlamda 20 yaş altı kişilerin sokağa çıkma yasağına takılmaları yıpranmanın zirve yapmasına neden olmuştur. Sonuncusu ise, hayatın acımasız yüzünün gençlere yansımasıdır. Büyük risk döneminde çalışmak zorunda kalan gençlerin yanı sıra eğitim gibi temel haklardan gerekli imkan yoksunluğu sebebiyle mahrum kalanlar da genellikle gözden kaçmıştır ve toplum vicdanında büyük açığı gün yüzüne çıkarmıştır.

Netice itibariyle; Çin’de açıklandığı ilk günden günümüze dek geçen sürede Covid-19, insanlığı ve insanlığa dair her şeyi etkilemiş; ayrışmalar, ölümler, belirsizlikler, tahminler, eleştiriler dönemini doğurmuştur. Salgın, sağlığın önemi başta olmak üzere pek çok şeyin değerini arttırırken petrol fiyatları gibi çok fazla şeyin değerini de düşürmüştür. Yemek tercihlerinden sosyal mesafeye dek pek çok sorgunun yapıldığı bu dönemde her kademede alınacak karar, durulacak yer, yapılacak faaliyet geleceğe, normal zamanın geleceğe yapacağı etkiye oranla,daha fazla etki edecektir.

 

 

Kaynakça

Akgün, Birol. ‘’Covid-19 ve Uluslararası Kurumların Rolü’’. Covid-19 Sonrası Küresel

    Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler. der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı

    Stratejik Araştırmalar Merkezi. Ankara: SAM Yayınları, 2020: 77-80.

 

Aydın, Mustafa. ‘’Covid-19 ve Uluslararası Düzen’’. Covid-19 Sonrası Küresel Sistem:

    Eski Sorunlar, Yeni Trendler. der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik

    Araştırmalar Merkezi. Ankara: SAM Yayınları, 2020: 43.

 

Aydınlı, Ersel. ‘’Salgınlar ve Uluslararası Sistemin Dayanağı’’. Covid-19 Sonrası Küresel

    Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler. der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı

    Stratejik Araştırmalar Merkezi. Ankara: SAM Yayınları, 2020: 37.

 

Aybar, Sedat. ‘’Küresel İktisadi Dönüşüm Dinamiklerinin Jeopolitik Yansımaları’’. Covid-

    19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler. der. Türkiye Cumhuriyeti

    Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi. Ankara: SAM Yayınları, 2020: 103-

    104.

 

Balta, Evren. ‘’Kara Vebadan Koronavirüse Küreselleşme’’.

    https://www.uikpanorama.com/blog/2020/02/10/kara-vebadan-koronaviruse-kuresellesme/?

    [ 12.05.2020].

 

Duran, Burhanettin. ‘’Koranavirüs Sonrası Yeni Bir Dünya Düzeni Mi, Düzensizliği Mi?’’.

Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler. der. Türkiye

    Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi. Ankara: SAM Yayınları,

    2020: 31-32.

 

Erşen, Emre. ‘’Koronavirüs, Küreselleşme ve Uluslararası Sistem’’.Covid-19 Sonrası

    Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler. der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri

Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi.Ankara: SAM Yayınları, 2020: 59-60.

 

İncekaya, Gülsüm. ‘’Kissinger, salgın sonrası kurulacak yeni dünya için ABD'ye rol biçti’’.

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/kissinger-salgin-sonrasi-kurulacak-yeni-dunya-icin-abdye-

rol-bicti/1805477[11.05.2020].

 

Kardaş, Tuncay. ‘’Covid-19 Pandemisini Yeniden Düşünmek’’. Covid-19 Sonrası Küresel

    Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler. der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı

Stratejik Araştırmalar Merkezi.Ankara: SAM Yayınları, 2020: 49.

 

Köse, Talha. ‘’Koronavirüs ve Küresel Çatışma Dinamikleri’’.Covid-19 Sonrası Küresel

    Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler. der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı

Stratejik Araştırmalar Merkezi. Ankara: SAM Yayınları, 2020: 112-116.

 

Laborda, Juan. ‘’TheCoranavirusandtheEnd of Neo-Liberalism’’.

    https://braveneweurope.com/juan-laborda-the-coronavirus-and-the-end-of-neo-liberalism

    [12.05.2020].

 

Müftüler-Baç, Meltem. ‘’Küresel Salgın Tehdidi Altında Küresel Sistem’’. Covid-19

    Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler. der. Türkiye Cumhuriyeti

    Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi.  Ankara: SAM Yayınları, 2020: 22.

 

Nye, Joseph S. ‘’AmericanPowerWillNeed a New Strategy’’.

    https://foreignpolicy.com/2020/03/20/world-order-after-coroanvirus-pandemic/

    [12.05.2020].

 

Özatay, Fatih. Güven Sak. ‘’COVID-19’un Ekonomik Sonuçlarını Yönetebilmek İçin Ne Yapılabilir?’’. https://www.tepav.org.tr/tr/haberler/s/10098 [13.05.2020].

 

Özay, Mehmet. ‘’Covid-19 ve Risk Toplumu’’. Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski

    Sorunlar, Yeni Trendler. der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik

    Araştırmalar Merkezi. Ankara: SAM Yayınları, 2020: 65.

 

Özcan, Mesut. ‘’Koranavirüs’ün Ortadoğu Bölgesine Muhtemel Etkileri’’.Covid-19 Sonrası

    Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler. der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri

Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi. Ankara: SAM Yayınları, 2020: 124-128.

 

Özcan, Nihat Ali. ‘’Milli Güvenlik Sorunu Olarak Koranavirüs Salgını’’. Covid-19 Sonrası

    Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler. der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri

    Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi. Ankara: SAM Yayınları, 2020: 92-96.

 

Pirinççi, Ferhat. ‘’Uluslararası Sistemde Koronalizasyon’’. Covid-19 Sonrası Küresel

    Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler. der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı

    Stratejik Araştırmalar Merkezi. Ankara: SAM Yayınları, 2020: 68.

 

Ulutaş, Ufuk. ‘’Koronavirüs Sonrası Küresel Trendler’’. Covid-19 Sonrası Küresel Sistem:

    Eski Sorunlar, Yeni Trendler. der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik

    Araştırmalar Merkezi. Ankara: SAM Yayınları, 2020: 12.

 

Walt, Stephan M. ‘’A World Less Open, Prosperous, andFree, Foreign ’’.

    https://foreignpolicy.com/2020/03/20/world-order-after-coroanvirus-pandemic/  

    [12.05.2020].

 

Yücel, Gökhan. ‘’Covid-19, Yeni Normal ve Dijital Diplomasi’’. Covid-19 Sonrası Küresel

    Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler. der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı

    Stratejik Araştırmalar Merkezi. Ankara: SAM Yayınları, 2020: 140-142.

 

Zarifoğlu, Emrah. ‘’Covid-19 Sonrası Küresel Ekonomi Trendleri’’. Covid-19 Sonrası

    Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler. der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri

    Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi. Ankara: SAM Yayınları, 2020: 107-110.

 

 ‘’Yunanistan Genelkurmay Başkanı: Türkiye provakatif eylemlerini sürdürürse bir kaza

olacak’’. https://tr.euronews.com/2020/05/09/yunanistan-genelkurmay-baskan-turkiye-

provakatif-eylemlerini-surdururse-bir-kaza-olacak [13.05.2020].

 

‘’BM'den küresel ateşkes çağrısı’’.

https://www.ntv.com.tr/dunya/bmden-kuresel-ateskes-cagrisi,0ywCz4oFgEeieNPt4VwISw

    [13.05.2020].

 

‘’Ermenistan: Türkiye'den yardım talebimiz yok’’.

    http://www.agos.com.tr/tr/yazi/23910/ermenistan-turkiye-den-yardim-talebimiz-yok

    [13.05.2020].

 

‘’Koronavirüs Sosyal Medyaya Nasıl Yansıdı?’’.

https://www.thebrandage.com/koronavirus-sosyal-medyaya-nasil-yansidi-10410

    [13.05.2020].

 

‘’TİKA'DAN AZERBAYCAN'A KORONAVİRÜS YARDIMI’’.

https://qha.com.tr/haberler/tika-dan-azerbaycan-a-koronavirus-yardimi/184282/

    [13.05.2020].

 

‘’Trump'ın DSÖ'ye açtığı 'koronavirüs savaşı' alevleniyor’’.

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/trumpin-dsoye-actigi-koronavirus-savasi-alevleniyor-

    /1808259 [11.02.2020].

 

  1. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü. ‘’Prof. Dr. Hasan Köni: Asya Pasifik’te güç açısından Amerika,

    ekonomik açıdan Çin başat durumda olacak’’. https://21yyte.org/tr/koronavirus-

    salgini/prof-dr-hasan-koni-asya-pasifik-te-guc-acisindan-amerika-ekonomik-acidan-cin- 

basat-durumda-olacak [13.05.2020].

[1] Ferhat Pirinççi, ‘’Uluslararası Sistemde Koronalizasyon’’, Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler, der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (Ankara: SAM Yayınları, 2020): 68.

[2] Emre Erşen, ‘’Koronavirüs, Küreselleşme ve Uluslararası Sistem’’, Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler, der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi  (Ankara: SAM Yayınları, 2020): 59-60.

[3]Evren Balta, ‘’Kara Vebadan Koronavirüse Küreselleşme’’, https://www.uikpanorama.com/blog/2020/02/10/kara-vebadan-koronaviruse-kuresellesme/? [ 12.05.2020].

[4] Ufuk Ulutaş, ‘’Koronavirüs Sonrası Küresel Trendler’’, Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler, der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (Ankara: SAM Yayınları, 2020): 12.

[5] Stephan M. Walt, ‘’A World Less Open, Prosperous, andFree, Foreign ’’, https://foreignpolicy.com/2020/03/20/world-order-after-coroanvirus-pandemic/ [12.05.2020].

[6] Joseph S. Nye, ‘’AmericanPowerWillNeed a New Strategy’’, https://foreignpolicy.com/2020/03/20/world-order-after-coroanvirus-pandemic/ [12.05.2020].

[7]JuanLaborda, ‘’TheCoranavirusandtheEnd of Neo-Liberalism’’, https://braveneweurope.com/juan-laborda-the-coronavirus-and-the-end-of-neo-liberalism [12.05.2020].

[8] Birol Akgün, ‘’Covid-19 ve Uluslararası Kurumların Rolü’’, Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler, der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (Ankara: SAM Yayınları, 2020): 77-80.

[9] Mustafa Aydın, ‘’Covid-19 ve Uluslararası Düzen’’, Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler, der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (Ankara: SAM Yayınları, 2020): 43.

[10] ‘’Trump'ın DSÖ'ye açtığı 'koronavirüs savaşı' alevleniyor’’, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/trumpin-dsoye-actigi-koronavirus-savasi-alevleniyor-/1808259 [11.02.2020].

[11] Ulutaş, age, 13-14.

[12] Sedat Aybar, ‘’Küresel İktisadi Dönüşüm Dinamiklerinin Jeopolitik Yansımaları’’, Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler, der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (Ankara: SAM Yayınları, 2020): 103-104.

[13] Burhanettin Duran, ‘’ Koranavirüs Sonrası Yeni Bir Dünya Düzeni Mi, Düzensizliği Mi?’’, Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler, der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (Ankara: SAM Yayınları, 2020): 31-32.

[14]Gülsüm İncekaya, ‘’Kissinger, salgın sonrası kurulacak yeni dünya için ABD'ye rol biçti’’, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/kissinger-salgin-sonrasi-kurulacak-yeni-dunya-icin-abdye-rol-bicti/1805477 [11.05.2020].

[15] Ulutaş, age, 11.

[16] Ersel Aydınlı, ‘’Salgınlar ve Uluslararası Sistemin Dayanağı’’, Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler, der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (Ankara: SAM Yayınları, 2020): 37.

[17] Mehmet Özay, ‘’Covid-19 ve Risk Toplumu’’, Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler, der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (Ankara: SAM Yayınları, 2020): 65.

[18] Tuncay Kardaş, ‘’Covid-19 Pandemisini Yeniden Düşünmek’’, Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler, der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (Ankara: SAM Yayınları, 2020): 49.

[19] Aydın, age, 40.

[20] Emrah Zarifoğlu, ‘’Covid-19 Sonrası Küresel Ekonomi Trendleri’’, Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler, der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (Ankara: SAM Yayınları, 2020): 107-110.

[21]Fatih Özatay, Güven Sak, ‘’COVID-19’un Ekonomik Sonuçlarını Yönetebilmek İçin Ne Yapılabilir?’’, https://www.tepav.org.tr/tr/haberler/s/10098 [13.05.2020].

[22]Meltem Müftüler-Baç, ‘’ Küresel Salgın Tehdidi Altında Küresel Sistem’’, Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler, der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (Ankara: SAM Yayınları, 2020): 22.

[23] Aydın, age, 44.

[24] ‘’Koronavirüs Sosyal Medyaya Nasıl Yansıdı?’’, https://www.thebrandage.com/koronavirus-sosyal-medyaya-nasil-yansidi-10410 [13.05.2020].

[25] Gökhan Yücel, ‘’Covid-19, Yeni Normal ve Dijital Diplomasi’’, Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler, der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (Ankara: SAM Yayınları, 2020): 140-142.

[26] Nihat Ali Özcan, ‘’Milli Güvenlik Sorunu Olarak Koranavirüs Salgını’’, Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler, der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (Ankara: SAM Yayınları, 2020): 92-96.

[27] ‘’BM'den küresel ateşkes çağrısı’’, https://www.ntv.com.tr/dunya/bmden-kuresel-ateskes-cagrisi,0ywCz4oFgEeieNPt4VwISw [13.05.2020].

[28]Kardaş, age, 47.

[29] Talha Köse, ‘’Koronavirüs ve Küresel Çatışma Dinamikleri’’, Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler, der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (Ankara: SAM Yayınları, 2020): 112-116.

 

[30] Ulutaş, age, 15.

[31] Mesut Özcan, ‘’Koranavirüs’ün Ortadoğu Bölgesine Muhtemel Etkileri’’, Covid-19 Sonrası Küresel Sistem: Eski Sorunlar, Yeni Trendler, der. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (Ankara: SAM Yayınları, 2020): 124-128.

[32] ‘’Yunanistan Genelkurmay Başkanı: Türkiye provakatif eylemlerini sürdürürse bir kaza olacak’’ https://tr.euronews.com/2020/05/09/yunanistan-genelkurmay-baskan-turkiye-provakatif-eylemlerini-surdururse-bir-kaza-olacak [13.05.2020].

[33] 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, ‘’Prof. Dr. Hasan Köni: Asya Pasifik’te güç açısından Amerika, ekonomik açıdan Çin başat durumda olacak’’, https://21yyte.org/tr/koronavirus-salgini/prof-dr-hasan-koni-asya-pasifik-te-guc-acisindan-amerika-ekonomik-acidan-cin-basat-durumda-olacak [13.05.2020].

[34] ‘’TİKA'DAN AZERBAYCAN'A KORONAVİRÜS YARDIMI’’, https://qha.com.tr/haberler/tika-dan-azerbaycan-a-koronavirus-yardimi/184282/ [13.05.2020].

[35] ‘’Ermenistan: Türkiye'den yardım talebimiz yok’’, http://www.agos.com.tr/tr/yazi/23910/ermenistan-turkiye-den-yardim-talebimiz-yok [13.05.2020].

Osman Gündüz

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Misafir Yazar

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 20-10-2020

Abraham Anlaşmalarının Orta Doğu’ya Vaadi

Abraham Anlaşmaları (Abraham Accords) başlangıçta İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) tarafından yapılan bir açıklama olarak Ağustos ayında dünya gündemine düştüğünde çok taraflı bir anlaşmanın müjdecisi olmasına pek ihtimal vermek mümkün değildi.