ABD’nin Yeni Güvenlik Yaklaşımında NATO ve Türkiye

Yazan  01 Haziran 2012
ABD, NATO üzerinden yeni dünyanın yeni güvenlik anlayışını oluşturmaktadır.

 

 

Chicago'da düzenlenen NATO zirvesi bu zamana kadar ki en geniş katılımlı zirve olmasının yanı sıra ABD'nin Orta Doğu, Avrupa ve Asya-Pasifik ilişkilerinin yeniden düzenlendiği bir toplantı özelliğini de taşımaktadır. Zirvede ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi, Avrupa Füze Savunma Sisteminin durumu, Orta Doğu ve ABD'nin yeniden ilgi alanı olan Asya-Pasifik bölgesi ele alınmıştır. Bununla birlikte zirve Türkiye-ABD ilişkileri açısından da önem taşımaktadır. Bu yazıda gerek ABD'nin dünya çapındaki çıkarları, gerek de Türkiye-ABD ilişkileri açısından zirvenin ele alınmasına çalışılacaktır.

 

ABD'nin Yeni Güvenlik Yaklaşımı

NATO zirvesinin ana konusunu Afganistan oluştursa da, 2010 yılında Lizbon'da düzenlenen zirvede ele alınan yeni güvenlik yapılanmasının geliştirilmesi öne çıkmaktadır. ABD Irak ve Afganistan savaşlarından dolayı girmiş olduğu ekonomik buhran sonucunda yeni bir askeri çerçevede hareket etme zorunda kalmıştır. Washington bu zorunluluğu 5 Ocak 2012'de açıkladığı yeni strateji belgesi ile resmen ilan etmiştir. Anılan belgede Orta Doğu önemini korumakla birlikte, Çin'in uzun dönemde ABD'nin ekonomik ve askeri çıkarlarını tehdit edeceği öngörüsü yer almaktadır. Bunun dışında kitle imha silahlarının sayısının azaltılması ve ABD için tehdit oluşturan İran ve Kuzey Kore gibi ülkelerin elinde bu silahların var olduğu iddiası bir başka güvenlik sorunudur.[1]

 

ABD, ilân ettiği bu sorun alanlarını çözüme kavuşturmak için Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), Avrupa ve Asya-Pasifik ülkeleri ile birlikte çalışacağını belirtmiştir. Bununla birlikte akıllı savunma olarak adlandırılan yaklaşımın NATO üyesi ülkelerle birlikte ABD'nin liderliğinde sürdürüleceği de aynı tarihli belgede belirtilmektedir.[2] ABD, bu ittifakların da yardımıyla kendi tanımlamaları ile anılacak olursa;

1) Terörizme karşı gayrı nizami harp tekniklerini,

2) Her türlü saldırının engellenmesi ve mağlup edilmesini,

3) Müdahil olunamayan alanlara elektronik harp vasıtaları, hayalet uçaklar ya da gayrı nizami harp usulleriyle angaje olunmasını[3],

4) Kitle imha silahlarına karşı önlem alınmasını,

5) Uzayda ve siber uzayda etkin olunmasını,

6) ABD'nin kendi topraklarında savunması için sivil idareye destek verilmesini,

7) İstikrarın ABD'nin çıkar alanlarında sağlanmasını,

8) Kontrgerilla harekatlarının uygulanmasını,

9) İnsani operasyonlarının sürdürülmesini ön görmektedir.[4]

Dolayısıyla aşağıda ele alınacak olan konuların ABD'nin yeni güvenlik anlayışının çerçevesinde ve Washington'ın çıkarlarıyla birebir örtüşmesi üzerine kurulu olduğunu söylemek yanlış olmaz.

NATO Zirvesinde Afganistan Sorunu

Bilindiği üzere 11 Eylül saldırısından sonra, Bush yönetimi teröre karşı savaş söylemi çerçevesinde ilk harekâtı Ekim 2001'de Afganistan'a karşı başlatmıştır. Özgürlüğün Sürdürülmesi Harekâtı (Operation Enduring Freedom) adlı harekâta NATO üyesi olan ve olmayan 136 ülke destek vermiştir. Bu harekâtın ardından Anakonda Harekâtı adı verilen ve kara birlikleri tarafından icra edilen bir operasyon daha başlatılmıştır. Anakonda harekâtının ABD'nin başarısızlığının temellerinin atıldığı harekât olduğu iddia edilebilir. Zira 2012 Mayıs ayı itibarıyla 1979 Amerikan askeri Afganistan'da öldürülmüştür. Bu sayı tüm koalisyon güçleri kayıpları dâhil edildiğinde 3007 olmaktadır.[5] Elbette ki çeşitli vesilelerle hayatını kaybeden Afgan vatandaşlarının kayıpları da bu tabloyu acı hale getirmektedir. ABD'nin Afganistan'daki kayıpları ve ekonomik harcamaları Obama ile birlikte bir çekilme planı haline dönüşmüştür. Bu planın liderliğini ABD yapmaktadır çünkü Afganistan'daki 132.000 askerin üçte ikisi ABD ordusu mensubudur.[6]

Son NATO zirvesinde de, ABD'nin ekonomik ve siyasi açıdan büyük sorunu haline gelen Afganistan'dan çekilme takvimi kabul edilmiştir. Muharip birliklerin 2014 sonuna kadar ülkeden çekilmesi öngörülmektedir. Ancak NATO'nun önemli ülkelerinden biri olan Fransa'nın bu takvimine uymadan çekileceğini açıklaması küçük çaplı bir kriz yaratmıştır.[7] Buna mukabil diğer üye ülkelerin takvime uyacağını beyan etmesi, üstelik Türkiye'nin sonuna kadar ISAF bünyesinde faaliyet göstereceğini açıklaması bu krizin etkilerini oldukça hafifletmiştir. ABD, Afganistan'dan çekilme sürecini planladığı gibi tamamlarsa hem bütçesindeki ekonomik ağırlıklardan birini bertaraf etmiş hem de askeri planlamasını daha etkili hale getirmiş olacaktır. Ancak birliklerin çekilme hattını teşkil ve tatbik etmesi de ABD ve dolayısıyla NATO için bir sorun olacaktır.

ABD'nin çekilme sürecinde Pakistan ile sorunlar yaşaması muhtemeldir. Zira şu anda da ABD-Pakistan ilişkilerinin parlak olduğu söylenemez. Tabii bu durumun gerçekleşmesinde Kasım 2011'de ABD hava saldırısında 24 Pakistan askerinin öldürülmesi sonucu her hangi bir özür girişiminde bulunulmaması da etken olmuştur.[8] Bu gelişmelerin etkisinde Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari NATO toplantısında Obama ile gündem dışı bir görüşme gerçekleştirebilmiştir. Pakistan ABD konvoylarının topraklarını kullanması karşılığında her araç için 5000 dolar almaktadır ki bu ABD için yüksek meblağlara tekabül etmektedir.[9] Diplomatik teamüllere uygun olmayan Obama-Zerdari görüşmesini, iki ülke arasındaki gerginliğin bir işareti olarak yorumlamak mümkündür. Ancak bu soğukluk giderilmediği takdirde, ABD'nin çekilme sürecinde lojistik hattı konusunda önemli sorunlar doğuracaktır. Türk kamuoyunda Zerdari'nin Türk heyetinin müdahalesi ile görüşmelere katıldığı yönünde haberler yapılmıştır.[10] Ancak Amerikan basınında yer alan haber ve makalelerde Türkiye'nin bu girişiminden hiç bahsedilmemektedir.[11] Üstelik Türkiye'nin isteği doğrultusunda zirveye katılan Pakistan'ın ABD başkanı tarafından dikkate alınmaması bir yerde Türkiye'nin referansının da dikkate alınmaması olarak yorumlanabilir.

Akıllı Savunma Sistemi ve NATO

Zirvenin bir diğer konusu iç basında yeni olarak tanımlanan ve NATO'ya mal edilen Akıllı Savunma (Smart Defense) kavramıdır. Anılan kavram ABD'nin 5 Ocak tarihli yeni strateji belgesinde Amerikan ordusunu yeniden yapılandırmak için ele alınmıştır. Bu kavrama göre ABD rezerv kuvvet (bir çeşit yedek asker) sayısında indirime gidecek, buna mukabil özel kuvvetleri daha ektin kullanmaya başlayarak ekonomik olarak tasarruf edecektir. Bu yapılanma çoğunluğunu ABD'nin üstlendiği NATO harcamalarının azaltılması için farklı ölçeklerde diğer üye ülkelerde de gerçekleştirilecektir.[12] ABD Müşterek Kuvvet 2020 adını verdiği proje ile anılan yılda tam anlamıyla bu yapılanmaya geçecektir.

ABD 2011 verilerine göre yıllık 711 milyar dolar askeri harcama yapmıştır.[13] Bu harcamanın 430,381 milyon doları NATO çerçevesinde harcanmıştır. ABD'nin ardından NATO bütçesine en çok katkıda bulunan ülkeler, Almanya, Fransa ve İngiltere'dir.[14] Akıllı Savunma anlayışıyla ABD harcamalardaki yükünü de hafifletmeye çalışmaktadır.

Füze Savunma Sistemi ve Kürecik

NATO zirvesinde Avrupa füze savunma sistemi gündeme gelmiştir. Müttefik ülkeler, Lizbon zirvesinde kararlaştırılan füze savunma sisteminin kapasitesinin geliştirilmesi ve kolektif savunmanın parçası olmasını karara bağlamıştır.[15] Bu karar uyarınca ABD muhtemel - özellikle İran'dan gelmesi muhtemel- saldırılara karşı bir önleme kalkanı oluşturmaktadır. Bu kalkanın bir parçası da Türkiye'de Malatya Kürecik'te kurulu olan radar istasyonudur.

Füze savunma sistemi Avrupa'nın savunulması için kurulmuş ve yalnızca Kürecik Radar istasyonundan oluşmayan bir sistemdir. NATO'nun en önemli ülkesi ABD'de konuya Avrupa'nın savunması açısından bakmaktadır. Obama'nın kolektif hale getirilmesi talimatını verdiği sistem de tüm Avrupa'da kurulu bulunan sistemdir. Bu sistem 2018 yılında tüm Avrupa'yı korur hale gelecek, 2022'de de Avrupa'dan ABD'ye koruma sağlar durumda olacaktır. Sistemin alt yapısının desteklenmesi için NATO ülkeleri toplam 1 milyar dolar destek vermeyi kabul etmiştir.[16] Avrupa füze savunma sisteminin de bir parçası olan Kürecik radar istasyonu ABD isteği ile kurulmuş ve işletilmiş yine sistemin normal işleyişine dayanarak NATO'ya diğer istasyonlarla bağlantılı olarak devredilmiştir.

Suriye ve NATO

NATO'nun tartışılan Libya müdahalesinden sonra Suriye'de de bir müdahale söz konusu olup olmayacağı tartışılmıştır. Hatta Başbakan Erdoğan Suriye sınırından ateş açılmasına istinaden NATO'nun meşhur 5. Maddesinin devreye sokulmasını talep etmiştir.[17] NATO sözcüsü Carmen Romero yaptığı açıklamada, NATO üyelerinin korunmasının ciddiye alındığını belirtmekle yetinmiştir.[18] Suriye sorununun Türkiye'nin isteğiyle NATO zirvesinde de gündeme getirildiği söylenmiştir. Gül-Obama görüşmesinde, ABD ile Türkiye'nin Suriye ile ilgili konularda aynı görüşleri paylaştığı Türk basınına yansımıştır.[19] Obama görüşmede yakın çalışma ifadesini kullansa da Türkiye'nin NATO müdahalesi talebi gündeme gelmemiştir. Bunun dışında NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen NATO'nun Suriye'ye müdahale etmeyeceğini açıklamıştır.[20] Bu durum da açıkça göstermektedir ki NATO karar alma mekanizmasında çok etkili olduğu iddia edilen hükümeti dikkate almamaktadır.

Predatör Meselesi

NATO zirvesi sırasında Türk ve Amerikan tarafı terörle mücadele konusunda insansız hava araçları (İHA) temini için de görüşmeler yapmıştır. Harekâtlardaki personel kaybını azaltmak için oldukça etkili bir yol olan İHA kullanımı, terörle mücadele konusunda önem arz etmektedir. Türkiye uzun süredir faydalı yük kapasitesine sahip; yani silah taşıyabilen İHA kullanımı için ABD ile görüşmeler yapmaktadır. Ancak, son görüşmede Obama, Cumhurbaşkanına kendisinin bu konuda bir itirazı olmamasına rağmen ABD Senatosu'nun izin vermeye ikna edilmesinin güç olduğunu belirtmiştir.

Bunun sebebi olarak Türkiye'nin ABD'nin yakın müttefiki olan İsrail ile ilişkilerinin kötü olması ve Uludere saldırısında kaçakçılık yapan sivillerin vurulmasının Senato üyelerini olumsuz etkilemesi gösterilmektedir.[21] Obama'nın Cumhurbaşkanı Gül ile yaptığı görüşmede ABD'nin bölgedeki iki önemli müttefiki olan Türkiye-İsrail ilişkilerinin düzelmesini istemesi de dikkat çekicidir. Türkiye'nin savunma sanayi ve politikaları açısından ABD ile olan bağımlılık ilişkisi dikkate alındığında, The American Israel Public Affairs Committee (AIPAC) gibi siyasi ve iktisadi hayata yön veren bir lobinin ABD'de bulunması Türkiye'yi zorlayan bir faktör olmaya devam edecektir.

Sonuç

NATO'nun ABD'nin çıkarları doğrultusunda adeta bir Dünya Güvenlik Örgütü haline dönüştürülmeye çalışıldığı iddia edilebilir. Özellikle "akıllı savunma" olarak Türk kamuoyuna tanıtılan ve ABD'nin askeri harcamalarını kısmasıyla birlikte daha etkin bir taktik-operatif-stratejik seviyeyi hedeflediği kavram diğer üye ülkelerin de belirli ölçülerde uygulaması istenmektedir. Allied Quality Assurance Pablications (Müttefik Kalite Güvence Yayınları)'dan askeri harekâtlardaki müşterek kodlara kadar birliktelik oluşturulan NATO çatısı daha etkin hale dönüştürülmek için son zirve kararları önemlidir.

NATO zirvesi Türk-Amerikan ilişkileri açısından da önemlidir. Her ne kadar Türk basınında adeta zirvenin yönlendirici gücü olarak Türk heyeti sunulmaya çalışılsa da, ortaya çıkan durum maalesef aksini göstermektedir. Türkiye'nin aracılığı ile zirveye katılımı sağlandığı iddia edilen Pakistan'a gösterilen diplomatik kabalık Pakistan haricinde Türkiye'ye karşı bir saygısızlık olarak değerlendirilebilir. Zira Türkiye'ni davetlisi bir ülkeye yapılan nezaket harici davranış Türkiye'ye gösterilmiş sayılmalıdır. Bunun dışında Predatör konusunda Türkiye'nin eli boş dönmesi ve İsrail ile ilişkilerin düzeltilmesi olumlu olur görüşüne muhatap olması da bir başka sorun alanıdır. Çünkü ABD, Türkiye'nin İsrail konusundaki tavrının farkındadır. Buna rağmen bu görüşü dile getirmesi ve bazı Amerikalı senatörlerin Türkiye-İsrail ilişkilerinden dolayı Predatör satışını engellediğinin basına sızdırılması dikkatle okunması gereken bir durumdur. Kürecik Radarının Avrupa Füze Savunma sistemini bir parçası olduğu unutulmamalıdır. Bu noktadan bakılınca tek tip hale getirilmesi daha Lizbon Zirvesinde planlanan sistemin NATO devredilmesi beklenen ve planlanan bir karardır. Burada sorulması gereken soru istasyonun kime devredildiği değil, kimin bundan ne çıkar sağlayacağı sorusudur.

Suriye'ye NATO müdahalesinin resmen reddedilmesi de 5. Madde vurgusunun ardından gelmesi önemli bir kayıptır. NATO Genel Sekreteri ile Başbakan Erdoğan'ın aynı konu hakkında ayrı şeyler söylemesi ve ABD'nin Rasmussen'in doğrultusunda açıklama yapması Türkiye'nin NATO kararlarında ne derce yönlendirici ülke olduğunu göstermektedir. Türkiye maalesef izlediği politika ile dört tarafı sorunlarla çevrili bir ada haline gelmiştir. Özellikle Orta Doğu'da Clinton'ın tabiriyle ABD'nin çıkarları doğrultusunda söylemde bulunan bir koronun parçası olmuştur.

 

 

 

 


 

[1] U.S. Department of Defense, Sustaining U.S. Global Leadership: Priorities for 21st Century Defense, s:1-2, Washington, 2012.

[2] A.g.m, s: 3.

[3]Ekmektsioglou Eleni, "U.S. Military's A2/AD Challange", The Diplomat, 18 January 2012, http://the-diplomat.com/new-leaders-forum/2012/01/18/u-s-militarys-a2ad-challenge/ (erişim: 24.05.2012)

[4] Sustaining U.S... s:6.

[5] http://citizenjournalistreview.wordpress.com/us-war-casualties-afghanistan-by-date/ (erişim:25.05.2012)

[6] Wilson Scott, Karen De Young, "NATO Leaders Agree on Framework to Wind Down Afghan Mission" Washington Post, 21 May 2012. http://www.washingtonpost.com/world/national-security/obama-other-nato-leaders-begin-crucial-summit-on-afghanistan/2012/05/21/gIQArWJYfU_story.html (erişim:24.04.2012)

[7] Cooper Helene, John H. Cushman Jr., "Hollande Tells Obama Pullout Will Proceed", The New York Times, 18 May 2012. http://www.nytimes.com/2012/05/19/world/afghan-security-iran-syria-on-agenda-between-g8-leaders-ahead-of-nato-summit.html (erişim:25.05.2012)

[8] Brulliard Karin, Joshua Partlow; "NATO Airstrikes Strains U.S.-Pakistan Relations", Washington Post, 28 November 2011. http://www.washingtonpost.com/world/asia_pacific/nato-airstrike-strains-us-pakistan-relations/2011/11/27/gIQA69z32N_story.html (erişim:25.05.2011)

[9][9] Cloud S. David, Kathleen Hennessey; "At NATO Summit Warm Wellcome for Most Leaders, But Not Pakistan's", Chicago Tribune, 20 May 2012. http://www.chicagotribune.com/news/local/natosummit/chi-nato-summit-20120521,0,4377243.story?page=1 (erişim: 25.05.2012

[10] Gayrıresmi Gündem Suriye, USA Sabah 19 Mayıs 2012. http://www.usasabah.com/Siyaset/2012/05/19/gayriresmi-gundem-suriye (erişim 25.05.2012)

[11] Cloud S. David, "At NATO…", Chicago Tribune.

[12] Sustainin U.S.... S:3.

[13] http://milexdata.sipri.org/result.php4 (erişim: 25.05.2012)

[14] Morgan, David, "Gates Criticizes: NATO; How Much Does U.S. Pay?", CBS News, http://www.cbsnews.com/2100-202_162-20070541.html (erişim: 25.05.2012)

[15] NATO declares interim missile defence capability, http://www.nato.int/cps/en/natolive/news_87599.htm (erişim: 25.05.2012)

[16] NATO declares European missile shield up and running, Washington Post. http://www.washingtonpost.com/national/nato-declares-european-missile-shield-up-and-running/2012/05/20/gIQAQEv2dU_story.html (erişim: 25.05.2012)

[17] Sınırdaki Hatalar 5. Maddeyi Devreye Sokar, NTVMSNBC, 07.05.2012. http://www.ntvmsnbc.com/id/25346739/ (erişim:25.05.2012)

[18] NATO'dan 5. Madde Açıklaması, NTVMSNBC, 12.04.2012. http://www.ntvmsnbc.com/id/25339721/ (erişim:25.05.2012)

[19] Gül Obama ile Suriye'yi Görüştü, Sabah, 22.05.2012. http://www.sabah.com.tr/Dunya/2012/05/22/gul-obama-ile-suriyeyi-gorustu (erişim:26.05.2012)

[20] Rasmussen: NATO has no intention to intervene in Syria, Middle East Online, 21.05.2012. http://www.middle-east-online.com/english/?id=52360 (erişim:25.05.2012.)

[21] Turkey says US administration favorable to sale of armed drones, but must convince Congress, Washington Post, 22.05.2012. http://www.washingtonpost.com/politics/congress/turkey-says-us-administration-favorable-to-sale-of-armed-drones-but-must-convince-congress/2012/05/22/gIQAffFfhU_story.html (erişim: 26.05.2012)

 

 

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Ümit Özdağ   - 21-11-2019

Süleyman Soylu’ya Sorular

Türk milletinin Anadolu’daki milli kimlik, kültür ve egemenliğine yönelik en büyük dördüncü tehdit, modern bir kavimler göçü şeklinde 2011-2019 arasında ülkemize gelen kayıtlı-kayıtsız 5.3 milyon Suriyeli sığınmacıdan kaynaklanmaktadır.