Model Ortak Türkiye’ye Ziyaretlerin Arkası Kesilmiyor

Yazan  26 Temmuz 2011
Son günlerde ABD’den Türkiye’ye ardı arkasına önemli ziyaretler gerçekleşmektedir. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın ziyaretinin ardından Merkezi Haberalma Teşkilatı’nın (CIA) yeni başkanı David Petraeus da Türkiye’ye sürpriz bir ziyarette bulu

Aslında bu ziyaretlerin sıklaşması yeni bir gelişme değildir. Öyle ki, Mart ayında CIA Başkanı Leon Panetta Türk kamuoyundan gizlenen bir ziyaret gerçekleştirmişti. Panetta'nın gizli ziyaretinden yaklaşık bir ay sonra Mayıs ortalarında ABD Genelkurmay Başkan Yardımcısı Orgeneral James Cartwright de Türkiye'ye gelerek temaslarda bulunmuştur. Temmuz ayı başında ise ABD'nin etkin senatörleri arasında bulunan John McCain, Joe Lieberman ve Lindsey Graham da Türkiye'ye gelmiş ve Başbakan Tayyip Erdoğan ile görüşmüşlerdir. ABD'nin önemli düşünce kuruluşlarından German Marshall Fund'da yer alan bir analizde Clinton'ın ziyaretinin arkasının geleceği belirtilmektedir. Bunun nedeni de G-20 kurucu üyesi, NATO müttefiki, AB adayı ve İslam Konferansı Örgütü lideri olarak Türkiye'nin önemli bir küresel güç haline gelmesi olarak gösterilmiştir.[1]

Arka arkaya gerçekleşen bu ziyaretler Arap Baharı olarak adlandırılan Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da gerçekleşen halk ayaklanmalarının gelişimi ile paralel gerçekleşmektedir. Bu ziyaretleri anlamlandırmak için ziyaretlerin içeriklerini incelemek ve mevcut konjonktür bağlamında değerlendirmek faydalı olabilir.

Leon Panetta'nın Gizli Türkiye ziyareti

Dönemin ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) Başkanı Leon Panetta 2011 yılı Mart ayı sonunda Türkiye'ye sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi. Panetta'nın beş gün gibi oldukça uzun bir süre alan Ankara ziyareti kamuoyundan gizli gerçekleştirilmiştir. Bu ziyaretin gerçekleştiği dönemde Ortadoğu'da halk ayaklanmalarının hız kazanması ile birlikte sıcak gelişmeler yaşanmaktaydı. Görüşmede Libya ve Suriye'deki gelişmeler ele alınmış, Libya'da yaşananlara "kriz" Suriye'dekilere ise "kritik eşik" nitelendirmesi yapılmıştır. [2]

Bu dönemde Libya hava harekâtı gerçekleştirilmiş ve daha sonra bu operasyonların komutası NATO'ya devredilmiştir. Türkiye'nin Libya'ya bir NATO operasyonu konusundaki "NATO'nun Libya'da ne işi var" şeklindeki yaklaşımının[3] değişmesinde Panetta'nın ziyaretinin etkili olduğunu bilmesek de bu tavır değişikliğinin bu ziyaretten sonra gerçekleştiği ortadadır.

Ayrıca Leon Panetta'nın Türkiye ziyareti öncesi ise Suudi Arabistan İçişleri Bakanı ile de bir görüşme yaptığı ortaya çıkmıştır. Bu görüşmenin zamanlaması ise Yemen'deki halk isyanlarının tırmandığı bir döneme rastlaması açısından ilgi çekicidir.

Orgeneral James Cartwright'ın Planlı Türkiye Ziyareti

Leon Panetta'nın gizli ziyaretinden yaklaşık bir ay kadar sonra Mayıs ayı ortalarında ABD Genelkurmay Başkan Yardımcısı Orgeneral James Cartwright Türkiye'yi ziyaret etmiştir.

Amerikalı Komutan Cartwright, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ile görüşmüştür. Bu ziyarette de gündemde olan konular Arap halk hareketleri ve Türkiye'nin bu hareketlerde üstlenmesi istenen rol ve aynı zamanda "PKK ile mücadelede işbirliğidir. [4]

Üç ABD'li Senatörden Türkiye'ye Övgü Dolu Ziyaret

Temmuz ayı başında ise ABD'li senatörler John McCain, Joe Lieberman ve Lindsey Graham, Başbakan Tayyip Erdoğan'ı ziyaret etmişlerdir. Bu görüşmelerde Libya, Suriye'de yaşanan gelişmeler önemli bir yer tutmuştur. Senatör McCain, "Başbakan'ın bölgedeki liderliğini çok takdir ediyoruz. Türkiye, Arap Baharı'nda da model olarak öne çıktı ve Türkiye bölgede bir model olarak görülüyor" demiştir.

Hillary Clinton'ın Geniş Kapsamlı Türkiye Ziyareti

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Libya krizinin çözümü için oluşturulan Libya Temas Grubunun dördüncü Toplantısı için 15-16 Temmuz 2011 tarihlerinde Türkiye'ye yaptığı 2 günlük ziyarette Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve meclisteki siyasi parti liderleri ile görüşmeler yapmış[5] ve ayrıca Partners for A New Beginning projesi kapsamında Türk iş dünyası temsilcileriyle görüşmüş, Fener Rum Patriği Bartholomeos'u ziyaret etmiştir.

Clinton'ın ziyaretinde değinilen konular arasında Kıbrıs, Türkiye-İsrail ilişkileri, füze savunma sistemine Türkiye'nin ev sahipliği yapması, Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden açılması gibi konular yer alsa da en önemli gündem maddeleri yine Suriye ve PKK terörü olmuştur. Clinton PKK'ya karşı mücadelede daha fazlasını yapmaya hazır olduklarını belirterek "Türkiye'ye desteğimiz kaya gibi sarsılmazdır" ifadelerini kullanmıştır. [6]

David Petraeus'un Sürpriz Türkiye Ziyareti

Bir diğer önemli ziyaret de Merkezi Haberalma Teşkilatı'nın (CIA) yeni Başkanı Amerikalı Orgeneral David Petraeus'un sürpriz Türkiye ziyareti olmuştur. Petraeus CIA Başkanlığı görevinden önce Afganistan'daki NATO ve ABD güçlerinin komutanıydı. Bundan önce de Irak'taki Amerikan güçlerine komutanlık yapmıştır. Petraeus Türk kamuoyunda Kuzey Irak'ın Süleymaniye kentinde görev yapan 11 Türk askerinin başına çuval geçiren komutan olarak tanınmaktadır.

Petraeus ABD Kongresi'nin onayı ile getirildiği CIA Başkanlığı'nı devralmadan önce ilk ziyaretini Türkiye'ye yapmıştır. Resmi olarak CIA Başkanı olmadığı için MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile görüşmeyen PetraeusDışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile görüşmüştür. PKK konusu bu ziyarette de öne çıkmış ve Petraeus PKK ile etkin mücadele sözü vermiştir.[7]

Türkiye-ABD İlişkileri Ne Durumda?

Türkiye ve ABD arasında Soğuk Savaş yıllarından sonra stratejik ortaklık olarak gelişen yakın ilişkiler Mart 2003'te Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, Irak'ta ABD'ye destek olmak için askerlerine Türk topraklarını açmayı öneren hükümet tezkeresinin reddi ile bozulmaya başladığı çokça kabul gören bir düşüncedir. Bunun ardından Süleymaniye'de yaşanan Türk askerinin başına çuval geçirme krizinin yanında ABD'nin Kuzey Irak'ta Kürtleri desteklemesi gibi konular ilişkileri germiştir.

İsrail'le devam eden kriz, Mavi Marmara krizi, Türkiye'nin İran'a ekonomik yaptırımlar konusunda BM Güvenlik Konseyi'nde olumsuz oy vermesi gibi gelişmeler Türkiye'nin ABD ile ilişkilerini daha da kötüleştirdiği ve bunun yanında Türkiye'nin geleneksel batı yanlısı dış politikasını terk etmekte olduğuna dair söylentileri beraberinde getirmiştir.

Ancak son zamanlarda yaşanan gelişmeler ve özellikle Arap coğrafyasındaki ayaklanmaların bu gidişatı tersine çevirdiği ve Türkiye-ABD arasındaki ilişkileri olumlu etkilediği ileri sürülmektedir.[8]

Ortadoğu'daki hareketlilik ile birlikte Türkiye-ABD arasında yeni bir iş birliği durumu ortaya çıkmaktadır. Türkiye'ye Ortadoğu'daki bölgesel sorunlarda kendisine biçilen model ortak rolünü yerine getirmektedir. Bu bağlamda Türkiye, ABD ve İsrail'in çıkarları doğrultusunda Ortadoğu'ya yönelik oluşturulan füze kalkanı projesine ev sahipliği yapmayı kabul etmiş, Libya'ya yapılan NATO operasyonuna karşı çıkmamış, Suriye yönetimi ile bir süredir sorunsuz işleyen ilişkilerini bozarak ABD ile paralel politikalar izlemeyi seçmiştir.

Suriye'deki Gelişmeler Işığında İki Ülke Arasındaki İlişkiler

ABDArap coğrafyasında yaşanan krizlerde Türkiye'nin desteğine önem vermiştir. Ancak Suriye'deki krizde Türkiye'nin desteğine daha büyük bir önem verilirken aynı zamanda bu ülkede yaşananlar Türkiye için önemli bir risk unsuru taşımaktadır. Zira bu ülkedeki çatışmaların başlamasından bu yana, 10 binden fazla Arap mülteci Suriye'den Türkiye'ye sığınmıştır ve istikrarın daha da bozulması durumunda daha fazla sayıda mültecinin Türkiye'ye geçmesi beklenebilir. Bu durumun Türkiye ekonomisine büyük bir zarar vereceği ortadadır. Ayrıca Suriye'de çatışmaların tırmanması halinde, PKK'nın bölgede yaşanan kaostan yararlanarak Suriye üzerinden Türkiye'ye sızması tehlikesi bulunmaktadır. 1991 yılında Saddam Hüseyin'in saldırılarından kaçan Kürt mülteci akınları sonucu Türkiye ile sınırın Irak tarafında bir güvenli bölge oluşturulmuş ve bu kaos ortamından yararlanan PKK Kuzey Irak'ta güçlenerek Türkiye'ye sınır ötesi saldırılar düzenleme fırsatı bulmuştur. Benzer gelişmelerin Suriye'de de yaşanması yönünde endişeler bulunmaktadır.

Suriye ABD için de riskli ve önemli bir bölgedir. Zira Suriye, ABD'nin tehdit algılamasında ilk sıralarda yer alan İran ile sağlam ilişkilere sahiptir, HAMAS ve Hizbullah gibi örgütleri desteklemektedir. Dolayısıyla Suriye'de İran yerine ABD ile yakın ilişkilere sahip bir rejimin oluşturulması İran'ın Ortadoğu'daki etkisini sınırlamak açısından önem taşımaktadır. Ancak ABD'nin Libya'nın sahip olduğu enerji kaynaklarından yoksun olan Suriye'ye güç kullanmayı içeren bir çözümü hayata geçirmesi pek mantıklı olmayacaktır. Çünkü ABD'de yaşanan borç krizi hem ülkeyi hem de 2012'de gerçekleşecek olan seçimlerden önce Obama yönetimini sallandırmaktadır. Bu krizin kökenlerinde de Afganistan ve Irak'ta yapılan aşırı harcamalar yer almaktadır. Bu nedenlerle de ABD Suriye konusunda Türkiye'nin desteğine ihtiyaç duymaktadır. Zira Suriye halkında özellikle muhaliflerde Türkiye ve Recep Tayyip Erdoğan oldukça popülerdir. Örneğin Suriye'nin sokaklarında Erdoğan posterlerine rastlamak olağandır. Suriye'nin sahil kenti Banyas gerçekleşen gösterilerde göstericilerin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın posterlerini taşıdıkları gözlemlenmiştir. [9] Dolayısıyla bu krizin çözümünde Türkiye kilit öneme sahiptir.

Suriye'de çatışmalar şiddetlenirken Türkiye'de 12 Haziran 2011 tarihinde gerçekleşen genel seçimlerin ardından PKK terörü tekrar tırmanışa geçmiştir. 9 Temmuz 2011 tarihinde Diyarbakır-Lice karayolu üzerinde 1 astsubay, 1 uzman çavuş ile 1 sağlık görevlisinin PKK tarafından kaçırılmış ve 14 Temmuz 2011 tarihinde Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde güvenlik güçleri ile PKK'lı teröristler arasında çıkan çatışmada 13 askerimiz şehit olmuştur. Bu önemli gelişmeler ve terörün hız kazanması Türkiye için Suriye konusunda bir ikilem yaratmaktadır. Öyle ki, Türkiye'de yaşanan terör olayları bir yandan Suriye krizini Türkiye için daha riskli hale getirirken bir yandan da Türkiye'nin bu krizin çözümünde ABD'ye destek sağlamasını güçleştirmektedir.

 

Bütün bunların ışığında ABD'den Türkiye'ye yapılan ziyaretler de anlam kazanmaktadır. Öyle ki, bu ziyaretlerin ana gündem maddelerinden bir tanesi de PKK terörü olmuş, PKK ile birlikte mücadele etme, Türkiye'nin PKK ile mücadelesine destek sözleri verilmiştir. ABD'nin Türkiye'nin PKK ile mücadelesinde desteklemediği hatta el altından PKK'yı desteklediği kuşkuları Türk kamuoyunda ve bazen resmi çevrelerde olagelmiştir. Usame bin Ladinin yakalanmasının ardından aynı konular tekrar dile getirilmeye başlanmıştır.[10]

Yapılan bir ankete göre Türk halkının yüzde 42'sinin ABD'yi en büyük uluslararası tehdit olarak görmektedir. [11] Türkiye'de birçok kişi bunu ABD'nin PKK konusunda takındığı güvenilmez tavra bağlamaktadır.[12] Dolayısıyla ABD, Arap coğrafyasında ve özellikle Suriye'de Türkiye'nin desteğini istiyorsa Türk kamuoyundaki imajını tamir etmeli, PKK konusunda Türkiye'ye destek sağlamalıdır. Bu ziyaretlerden de ABD'nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde ve özellikle Suriye'de Türkiye'nin desteği karşılığında PKK ile mücadelesinde Türkiye'ye destek sözleri verdiği sonucunu çıkarabiliriz.

Ancak Clinton'ın Türkiye ziyaretinin ardından bir ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü kendisine yöneltilen Türklerin PKK ile mücadelede istihbarat konusunda işbirliği gibi belli talepleri olup olmadığı şeklindeki sorusuna karşılık, 'böyle bir istek olmadığını, bölgedeki durumun değişmekte olduğunu ABD'nin de bölgedeki stratejik varlığının da bir değişim sürecinde olduğunu ve Clinton'ın da sadece PKK konusunda Türkiye'yi desteklediklerini belirtmek istediğini söylemiştir.[13]Dolayısı ile bu konuda ABD'ye güvenip güvenemeyeceğimizi de zaman gösterecektir.

 


 

[1] Joshua Walker, Clinton's Turkey Visit Should Be One of Many, The German Marshall Fund of the United States, 20 Temmuz 2011, http://blog.gmfus.org/2011/07/clintons-turkey-visit-should-be-one-of-many/, (Erişim Tarihi: 21 Temmuz 2011)

[2] Yahya Bostan, CIA'den Gizli Türkiye Ziyareti, Sabah, 26 Nisan 2011, http://www.usasabah.com/Guncel/2011/04/26/panettanin-gizli-turkiye-ziyareti, (Erişim Tarihi: 19 Temmuz 2011)

[3] Başbakan Erdoğan Libya müdahalesi öncesinde basın mensupları tarafından kendisine yöneltilen NATO 'Libya'ya müdahale etmeli midir' sorusuna "Böyle bir saçmalık olabilir mi? NATO'nun ne işi var Libya'da?" şeklinde cevap vererek bir NATO müdahalesine karşı olduğunu dile getirmiştir. Bknz. Ümit Çetin, NATO'nun Libya'da Ne İşi Var, Hürriyet, 1 Mart 2011, http://www.hurriyet.com.tr/gundem/17150261.asp, Erişim Tarihi: 19 Temmuz 2011)

[4] Ankara'da Sürpriz Görüşme, TRT Haber,17 Mayıs 2011http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=a73d05d7-101e-4f92-8318-281967048d04, (Erişim Tarihi: 19 Temmuz 2011)

[5] Clinton yemin etmediği için milletvekili sayılmayan BDP lideri Selahattin Demirtaş ile de görüşmüştür. MHP lideri Devlet Bahçeli Clinton ile görüşmeyi reddettiği için, MHP adına görüşmeyi TBMM Başkanvekili Meral Akşener yapmıştır.

[6] Duygu Güvenç, Clinton: Türkiye'ye Desteğimiz Kaya Gibi, Hürriyet, 17 Temmuz 2011, http://www.sabah.com.tr/Gundem/2011/07/17/clinton-turkiyeye-destegimiz-kaya-gibi-7319378439, Erişim Tarihi: 19 Temmuz 2011)

[7] Can İzbul, David Petraeus'un Sürpriz Türkiye Ziyareti, VOA: Amerika'nın Sesi, 19 Temmuz 2011, http://www.voanews.com/turkish/news/-Amerikadan-Turkiyeye-Terorle-Mucadele-Destei-125799548.html, (Erişim Tarihi: 19 Temmuz 2011)

[8] Bknz. Ali Akel, Bir Yıl Önce Bir Yıl Sonra Türkiye Amerika İlişkileri,Yeni Şafak, 26 Nisan 2011, http://yenisafak.com.tr/Yorum/?t=26.04.2011&i=316051, (Erişim Tarihi: 19 Temmuz 2011)

Sami Kohen, Türk-Amerikan İlişkilerinde Yeni Boyutlar, Milliyet, 19 Temmuz 2011

http://dunya.milliyet.com.tr/turk-amerikan-iliskilerinde-yeni-boyutlar/dunya/dunyayazardetay/19.07.2011/1416016/default.htm, (Erişim Tarihi: 19 Temmuz 2011)

 

 

[9] Suriye'nin Banyas Kentinde Erdoğan Posterleri, Zaman, 11 Mayıs 2011,

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1133015&title=suriyenin-banyas-kentinde-erdogan-posterleri, (Erişim Tarihi: 19 Temmuz 2011)

 

 

[10] Bknz. Şanlı Bahadır Koç, Bin Ladin'in Öldürülmesi Üzerine Notlar, 21. Yüzyıl, (21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü) Sayı.30, (Haziran 2011), s.1-3

[11]Türklerin Çoğu En Büyük Tehdit Olarak ABD'yi Görüyor, Setimes, 10 Ocak 2011, http://www.setimes.com/cocoon/setimes/xhtml/tr/features/setimes/features/2011/01/10/feature-02, (Erişim Tarihi: 19 Temmuz 2011)

[12] Eski Türk Büyükelçi Şükrü Elekdağ , TABD'nin Türkiye'ye PKK'nın dağıtılması için gereken büyüklükte bir desteği asla vermediğini iddia etmiştir. Bknz. Alakbar Raufoğlu, Türkiye Ve ABD İlişkileri İlerletmeye Gayret Edecek, Setimes, 24 Ocak 2011, http://www.setimes.com/cocoon/setimes/xhtml/tr/features/setimes/features/2011/01/24/feature-02, Erişim Tarihi: 19 Temmuz 2011)

[13] Background Briefing With Senior State Department Officials,US Department of State, 17 Temmuz 2011, http://www.state.gov/r/pa/prs/ps/2011/07/168674.htm, Erişim Tarihi: 21 Temmuz 2011)

 

 

Sibel Kalemdaroğlu

sibelkalemdaroglu@gmail.com

Uzmanlık Alanları

Ortadoğu, Ortadoğu siyasi tarihi, Körfez ülkeleri

Biyografi

Sibel Kalemdaroğlu 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nde Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi’nde Araştırmacı olarak görev yapmaktadır.

İlköğretimin Arı Koleji, orta ve lise eğitimini TED Ankara Koleji’nde tamamladıktan sonra 1998 senesinde Bilkent Üniversitesi’ndeki lisans eğitimine başlamıştır. Uluslararası İlişkiler alanında lisans diplomasını 2003 senesinde aldıktan sonra Marka ve Patent vekili olarak çalışan Kalemdaroğlu 2010 yılından bu yana düşünce kuruluşlarında çalışmaktadır. 2012 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden yüksek lisans diplomasını aldıktan sonra yine aynı sene içinde Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümünde doktora çalışmalarına başlamıştır.

2011 Haziran ayından bu yana 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’ndeki görevine başlamıştır. Kalemdaroğlu’nun bazı makaleleri 21. Yüzyıl internet sitesi ve Dergisi’nde yer almaktadır.

Yabancı Diller

İngilizce KPDS : 90

Almanca (Başlangıc seviyesi)

İtalyanca (Başlangıç seviyesi)

Arapça (Başlangıç Seviyesi)

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 12-12-2019

Libya'da savaşa girmek ve ABD'den YPG'ye açık çek

Libya ile imzalanan deniz sınırını belirleyen bir mutabakata ilişkin medyada yer alan  yorumların abartılı olduğunu düşünenlerdenim.