Obama’nın Nükleer Cazibe Taarruzu: Bardağın Üçte Biri Dolu

Yazan  09 Nisan 2010
Barack Obama nükleer konuların merkezde olduğu bir ayı aşkın bir maratona başladı. Bu dönem,

ABD'nin Stratejik Nükleer Duruş belgesinin açıklanması, Rusya ile stratejik nükleer silahların azaltılması anlaşmasının imzalanması, 40 ülke devlet başkanının katılacağı Washington'daki nükleer zirve, Mayıs ayında düzenlenecek ve 5 yılda bir toplanan NPT gözden geçirme konferansı ve İran'a yönelik BM ambargosu için diplomatik çabaların arttırılması gibi önemli adımlara sahne oluyor/olacak.

Ayrıca Obama'nın 1996'da imzalanmasına rağmen 1999'da Senato'da reddedilen Kapsamlı Deneme Yasağı Anlaşmasını (Comprehensive Test-Ban Treaty) tekrar Kongre'ye götürme niyetinden bahsediliyor.

Obama bu nükleer diplomasi ve cazibe taarruzu ile aşağıdaki türden amaçlara ulaşmayı hesaplamaktadır:

Nükleer silahlarını azaltmaya ve bu silahları kullanma ihtimalini düşürmeye çalışan bir ülke görüntüsü vererek İran gibi bu silahları edinme çabasındaki ülkelerin elindeki argümanlardan birini almak ya da onları bu silahları edinmeye iten güdüleri zayıflatmak, Bakımı ve güvenliği maliyetli nükleer silahları azaltarak maliyetleri düşürmek, ABD'nin Bush döneminde uluslar arası arenada edindiği "çirkin" ve saldırgan görüntüyü yumuşatmak, Geçtiğimiz yıl Prag'da dile getirdiği nükleer silahlardan arınmış bir dünya hedefine doğru mütevazi de olsa ilerliyor görüntüsü vermek, İran'dan Afganistan'a birçok konuda beraber çalışması gerektiğini düşündüğü Rusya ile "yeniden başlayarak" arayı düzeltmek, Ayrıca İran gibi ülkelerin nükleer silah edinmesini engellemek için yardımına ihtiyaç duyduğu üçüncü ülkeleri "iyi niyeti ile etkilemek," Yeni nükleer silahlar geliştirmeyeceğini açıklayarak diğer ülkelere bir parça güven vermek, NPT üyesi ve şartlarına riayet eden nükleer güce sahip olmayan ülkelerin ABD'ye nükleer olmayan saldırılarına nükleer karşılık vermeyeceğini açıklamakla bu anlaşmaya taraf olmayı ve onun şartlarına uymayı (en azından ABD'den gelecek tehditler açısından) daha güvenli ve çekici bir seçenek haline getirmek. Ama Obama yönetimi yukarıdaki duruma nükleer güce sahip olan ülkeleri, El Kaide gibi devlet dışı aktörleri ve NPT üyesi olmayan veya şartlarına riayet etmeyen ülkeleri katmıyor. Ama burada kritik nokta olan şartlara tam uyumdan neyin kastedildiği ve buna kimin karar vereceği çok belli değil.

Soğuk Savaş döneminde Avrupa'daki dengenin tam tersi bir şekilde bugün ABD'nin Rusya'ya karşı konvensiyonel silahlarda ciddi bir üstünlüğü bulunuyor. Bazı Rus general ve stratejistler sınırlı ekonomik kaynakları "kullanma imkanı kısıtlı" nükleer silahlardansa – Gürcistan savaşında da görüldüğü daha "kullanışlı" bu geleneksel silahlara yönlendirmek istiyorlar. Dolayısı ile stratejik nükleer silahlarda indirim anlaşması aslında Moskova'nın Türkiye dahil komşuları için konvensiyonel "silahına davranmaya daha istekli " bir Rusya da yaratabilir. Ayrıca Moskova anlaşmada yer almamakla beraber eğer ABD'nin Romanya gibi ülkelerde kurmayı düşündüğü eski plana göre daha mütevazi füze savunma sisteminin güvenliğine zarar verebileceğini hissederse bu anlaşmadan çekilebileceğini "mırıldanıyor." En genel ve teorik haliyle söylemek gerekirse herhangi bir stratejik savunma kalkanının karşıdan gelen füzelerle başa çıkma şansı füzelerin sayısı azaldıkça artacaktır.

Obama'nın nükleer alandaki bu hareketliliğine ve politika ve söylem değişikliklerine yönelik değişik çevrelerden aşağıdaki türden eleştiriler de yapılıyor/yapılabilir:

- "ABD'nin kendine yönelik biyolojik ve kimyasal silahlara nükleer karşılık vermeyeceğini açıklamakla caydırıcılığımızı zedeliyor olabilirsin." Washington Post yazarı Charles Krauthammer bu durumu "eğer bir adam arabasıyla kaldırımdaki çok sayıda yayayı bilerek ezerek öldürüyorsa ona 'egzos testlerini yaptırmışsın, bu nedenle sana ağır ceza vermeyeceğiz'" demeye benzetiyor.

- "Nükleer silahlardan arınmış bir dünya sadece boş değil tehlikeli bir hayaldir. 1945'den beri büyük devletler birbirleriyle sıcak savaşa girmedilerse bunda nükleer silahların çok önemli bir payı vardır. Ne kadar şöhretleri kötü olsa da nükleer silahlar dünya barışı için bir tehdit değil teminattır."

- "Nükleer güç edinmek isteyen ülkelerin senin bu jestlerinden etkilenip söz konusu arayışlarından vazgeçeceğini düşünmek saflık olur."

- "Rusya zaten maliyetlerini karşılayamadığı için nükleer silahlarında indirime gitmek zorunda idi. Buna rağmen ona ödünler vermek niye?"

- "Önceliği var olan silahları azaltmaya değil bu silaha sahip olmayıp da onu isteyen devlet ve devlet dışı aktörlerin çabalarını somut ve güçlü adımlarla engellemeye vermelisin."

- "Füze savunmasından vazgeçmekle bize bel bağlamış Doğu Avrupalı ülkelerin Amerikan güvenlik garantilerine duyduğu güveni zedeledin."

- "Nükleer silahları azaltma anlaşmalarında her türlü önleme rağmen karşı tarafın hile yapması ihtimali hep vardır."

- "Nükleer silahlarla ilgili olarak bir yanılma payı, beklenmeyene karşı bir güvenlik payı bırakmalısın."

- "Rusya ile anlaşmayı Senato'dan geçirmek kolay olmayacak. Bu konuda yaşanabilecek bir başarısızlık hem iç siyasi prestijine hem de Rusya'nın ABD'ye bakışına olumsuz etki edebilir."

- "İsrail'in nükleer silahları hakkında söyleyecek anlamlı bir şeyin var mı?"

- "Süslü konuşmalar ve havalı zirvelerle nükleer politikalarda çok büyük değişiklikler yapıyormuş gibi bir görüntü veriyorsun ama pratikte önemli hiçbir şeyi değiştiriyor değilsin. Örneğin ABD'nin nükleer silahları kullanacak ilk taraf olmayacağını söyleyemedin."

Şanlı Bahadır Koç

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Amerika Araştırmaları Uzmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 28-01-2021

Biden’dan Yeni Korumacılık Adımları

Kargaşa içinde geçen dört yıllık Trump döneminin açtığı yaraları, derinleştirdiği uçurumları, Covid 19 belasının gölgesinde kapama telaşında olan Biden yönetimi, her gün yayınlanan onlarca yürütme emriyleilk on güne özgün damgasını vurmaya başladı bile.