Asya’daki bir Gelişmeyi Değerlendirmek

Yazan  11 Ekim 2021

Geçen ay, Çin, 11 üyeli dev ticaret bölgesi,  Kapsamlı ve İlerici Trans Pasifik Ortaklığına ( The Comprehensive and Progressive Agreement for Trans-Pacific Partnership veya kısaca CPTPP), katılmak için resmi bir başvuruda bulundu.

CPTTP'nin üyeleri Avustralya, Bruney Sultanlığı, Kanada, Şili, Japonya, Malezya, Meksika, Yeni Zelenda, Peru, Singapur ve Vietnam. Bu ülkeler, aralarındaki ticaret ve ticarete bağlı yatırım faaliyetlerini kolaylaştırmak için küresel piyasalarda birbirlerine karşı haksız rekabet yarattığını düşündükleri uygulamaları müzakere ederek işe başladılar. Bunları ortadan kaldırmak için, öncelikle büyük kamu kuruluşlarına ve kamu destekli özel şirketlere verilen desteklerin sonlandırılması, sınır aşırı veri akışının serbestleştirilmesi ve zorunlu iş gücü kullanımının engellenmesi gibi ilkelerde uzlaştılar. Hatta bir adım daha ileriye giderek birbirleri ile mevzuat uyumlaştırma adımları attılar. Şimdi bu uzlaşmaya uyması neredeyse mümkün değilken Çin’in neden birden bire CPTTP'ye başvurduğu sorgulanıyor.

ABD Sahneden Çekildiği İçin mi?

Bilindiği gibi CPTTP’nin selefi olarak kabul edebileceğimiz Trans Pasifik Ortaklığı (TPP),  Bush ve Obama yönetimleri, bu geniş coğrafi alanda, ABD öncülüğünde serbest ticaret kurallarını yerleştirmeyi hedeflerken Çin’i adeta yok saymış ve aralarına davet etmemişlerdi. Çin’e karşı neredeyse bir ticaret savaşı başlatan Trump ise, göreve geldiği 2017 başından itibaren TPP'yi tamamen defterden silmiş, çok taraflı ticaret yerine ikili ilişkileri yerleştirme gayreti içine girmişti.Çin ile boğuşmaktansa, uzlaşmanın yolunu arayan Japonya’nın girişimi ile yeniden şekillendirilen CPTTP ise ABD ve Güney Kore’yi devre dışı bırakırken, belki Çine üstü örtülü bir mesaj vermiş veya bir kapı aralamak niyeti göstermiş olabilir.Ancak bu Çin başvurusunun hemen kabul edileceği anlamına gelmiyor. Çünkü bir kere Biden yönetimi ile bir kez daha çok taraflılığa yönelen ABD'nin CPTTP den dışlanması söz konusu olamaz. Ayrıca, Çin yapacağına söz verse ve hatta yaptım dese bile anlaşmanın ön koşullarını hızla yerine getiremeyebilir. Bunun asıl nedeni her şeyden önce, başta Kuşak-Yol projesi olmak üzere dünyanın hemen her köşesinde başlattığı büyük ulaştırma yatırımlarını, devlet desteği olmadan yürümeyecek olmasıdır.

Öte yandan CPTTP, Çin gibi yüksek teknolojiyi kullanabilen, büyük ölçekte üretim yapabilen, bunları arz zincirlerinde aksama olmadan dünya pazarlarına aktarabilen bir ülkeye en büyük serbest ticaret avantajını vadetmekte. Bu nedenle, Çin aralanan kapıya, başvurusu ile bir takoz koymuş oldu. Bundan sonra üyelik konusunda ne kadar ısrarcı olacağını göreceğiz. Ama CTTP ye kabul edilirse Çin, ulaşım ağlarını kendisinin ördüğü her bölgede, kara trenlerinin geçtiği her güzergâhta, CPTTP in diğer üyelerinin en büyük rakibi olacaktır. Çin’in üyelik süreci yıllar alabilir. Onun sabrından kuşkum yok.  Ama bu arada pek çok şeyin değişebileceğine kesin gözle bakmak gerekir.

“Eşikteki Şeytan” aEşik Atlatan DTÖ Üyeliği

Çıkışları inişlerinden çok daha fazla olan Asya Pasifik’te, Çin son 20 yılda, imalat sanayine, hizmetler sektörüne, ekonomi politikası denemelerine, teknoloji uyarlama ve yaratmaya iyiden iyiye damgasını vurdu vurdu. Toprakları üzerine demir ağlar ördüğü her ülke için umut oldu. Çölleri aşıp, Almanya’da Kara Ormanlara, Akdeniz’in lacivert sularına ulaştı.Uzak dünya köşelerinde limanlar satın aldı, üsler kurdu.  Görünürlüğünü arttırdı, sanatın, sporun birçok alanında ses getirmeye başladı. Nereye el attıysa yüz akı ile çıktı. 2007 yılı Cannes filim festivalini dün gibi hatırlıyorum. O yıl Çin ve kanlı düşmanı Tayvan ilk ödülleri paylaştılar. Çin'in başarılı bulunduğu filmin adı, "Eşikteki Şeytanlar"(Devils at the Doorstep) dı. Ne ilginçtir ki,  2001 yılında ABD, DTÖ ye koşullu kabul ettirirken Çin’idaha o zaman "Eşikteki Şeytan" olarak görmekteydi. Şimdi şeytan eşikten atladı, ABD ise kendini CPTTP den dışlattı.

Çin’in DTÖ üyeliği en çok kendisine yaradı. O günden bu güne Çin ekonomisi 11 kat büyüdü. ABD ise Çin’e karşı büyük ticaret açıkları verdi. Çin seddini aşan şirketleri her yere yayılırken ne AB menşeili, ne de ABD'li şirketler, Çin pazarına hızla girebildi. Çin DTO sayesinde ortalama tarife oranlarını tek haneli rakamlara indirip, yüzde yüz hisseli yabancı şirketlerin sınırlarından içeriye girmesine izin verdi. Ama Çin şirketleri de bundan yararlanarak her yerde boy gösterdi. Bu gelişmeler en çok işsizlik ve sefaletin arttığı mali kriz yıllarında dikkat çekti. Ama 2019 yılı itibarı ile toplam nüfusunun yüzde 10.5 u fakirlik sınırının altında olan ABD nin, artık Çin’in DTÖ üyeliğine karşı yapacağı bir şey olmamakla birlikte, kendisi halen içinde olmasa bile Çin’in CPTTP üyeliğinin olmaması için elinden geleni ardına koymayacağına kesin gözle bakmak gerek.

 Güven Eksikliği veBölgesel Güvenlik Endişesi

Çin’e karşı duyulan güvensizlik nedeniyle her adımı, her girişimi dikkatle izlenecek ve muhtemelen CPTTP başvurusunun değerlendirmesi zaman alacaktır. Ya kabulü gecikecek veya geciktirilecek. Tabii Çin’in CPTTP üyeliğinin gerçekleşmesine sadece engellemeler değil, sürecin gereklerini kısa zamanda yerine getirememesi de neden olabilir. Ama DTÖ üyelik sürecini tamamlayıp eşik atlayan Çin, istiyorsa bunu da kolaylıkla yapabilir.

Ancak Güney Pasifik’te şeytana bile pabucunu ters giydirecek olan güvenlik konusu,süreci hem uzatır, hem de CPTTP'nin başka ve çhe kazanmasına neden olabilir. Hatta anlaşmanın tamamen ilga edilebilir veya bir güvenlik işbirliği haline dönüşebilir.  Çin’in artan gücü ve piyasa girişleri başta Tayvan, Singapur, Hong Kong olmak üzere, Çin Hindinde, hatta Hindistan’da yüreklere korku salmaya devam ediyor.

Son olarak "eşikteki şeytan", artık beşikteki bebek değil. DTÖ üyeliği sayesinde kazandığı küresel güce ilaveten, bölgesel bir gücün parçası olarak elde edeceği kazanımları nereye harcayacağı, Tayvan’ ve Singapur’u yutup yutmak istemediği, nükleer denemeleri nasıl yaptığı, yapacağı, CPTTP üyeliğinin Japonya’dan ada, kaya parçası veya toprak talep etmesinin önüne geçip geçmeyeceği daha uzun süre tartışılacak.

 

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Misafir Yazar

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Deniz Berktay   - 13-10-2021

Fener Patrikhanesi ve Asimilasyon

Dünyanın pek çok yerinde, dinle siyaset, iç içe geçmiş durumda. Hıristiyanlığın Ortodoksluk mezhebi de, siyasetin yoğun müdahalesine maruz kalmakta.